Adana BAM, 1. HD., E. 2022/2611 K. 2024/1842 T. 26.11.2024

İlgili madde: TMK Madde 693

T.C.

ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

ERDEMLİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ :

15/06/2022

NUMARASI :

2021/105 Esas, 2022/69Karar

DAVACILAR:

1-K1 – N1

2-K2 – N2

3-F1 İNŞAAT TURİZM TİCARET VE SANAYİ LİMİTED ŞİRKETİ

4-K3 – N3

VEKİLLERİ:

Av. K4 – [N4] UETS
Av. K5 – [N5] UETS

DAVALILAR:

1-K6 – N6

2-K7 – N7

3-K8 – N8

4-K9 – N9

5-K10 – N10

6-K11 – N11

7-K12 – N12

VEKİLLERİ:

Av. K13 – [N13] UETS
Av. K14 – [N14] UETS
Av. K15 – [N15] UETS

DAVANIN KONUSU :

Paydaşlar Arasında Ecrimisil

DAVA TARİHİ :

05/04/2021

DAİRE KARAR TARİHİ :

26/11/2024

KARAR YAZIM TARİHİ :

26/11/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacılar vekili ilk derece mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile davalıların Mersin İli, Erdemli İlçesi, A1 Mahallesi, 12 ada, 174 parselde kayıtlı bulunan paylı mülkiyete konu taşınmazda hissedar olduklarını, dava konusu taşınmazla ilgili olarak Erdemli Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/84 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davasının derdest olup yargılamanın halen devam ettiğini, belirtilen taşınmaz üzerinde limon bahçesi ve iki katlı ev bulunduğunu, davalıların taşınmaz üzerinde bulunan limon bahçesini fiilen kullanmakta olup gelir elde ettiklerini ve yine taşınmaz üzerinde bulunan evin de davalılar tarafından fiilen kullanılmakta olduğunu, davalıların, müvekkilerinin mülkiyet hakkını hiçe sayarak taşınmaza fiilen el koyduklarını, müvekkillerinin kullanımını engellediklerini ve buna karşılık müvekkillerine herhangi bir ödemede de (ecrimisil) bulunmadıklarını, devam etmekte olan izale-i şuyu davasının bunun en açık delili olduğunu, davalıların bu haksız kullanımından dolayı dava tarihinden itibaren geriye dönük olarak 5 yıl için eldeki iş bu ecrimisil/tazminat davasının açılması gerektiğini beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava konusu Mersin İli, Erdemli İlçesi, A1 Mah., 12 ada, 174 parsel sayılı taşınmazın davalılar tarafından haksız olarak kullanımı nedeni ile şimdilik 1.000 TL (belirsiz alacak) ecrimisilin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hisseleri oranında davacı müvekkillerine ödenmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili ilk derece mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde müvekkillerinin yasal payları mevcut olmakla bu paylara istinaden taşınmazın kendi hisseleri oranındaki kısmının kullanma halinin söz konusu olduğunu, söz konusu yasal paylarını müvekkillerinin K9’e fiili olarak kullandırdıklarını, yasa gereği davacıların ecrimisil talebinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, ecrimisil talebinde taşınmaz kullanımının kötüniyetli olduğunun ispatlanması gerektiğini, müvekkilleri ile davacıların mülkiyetinde bulunan taşınmazda müvekkillerin hisse oranlarının toplamının yaklaşık %50, davacıların hisse oranının da %50 olduğunu, hal böyle olunca müvekkillerince, bilirkişi incelemesi neticesinde anlaşılacağı üzere de hisselerine ait kısmın fiili olarak K9 tarafından kullanıldığını, davacıların hisselerine ait kısmın müvekkillerince kullanılmamakta bu sebeple de kendi paylarını kullanmalarına engel teşkil edecek bir durum söz konusu olmadığını, fiili taksim yapılmadığını, o yüzden hissedarların kendi hisselerine denk gelecek yerleri kullanmasında engel olmadığını, öncelikle K9 dışındaki tüm müvekkilleri için husumet itirazında bulunduklarını, Erdemli Sulh Hukuk Mahkemesinde 2012/84 Esas ile davaya konu taşınmaz yerin ortaklığının giderilmesi davasının devam ettiğini, davacıların fiili olarak kendi hisselerine ait kısmı kullanmalarına engel bir durum olmadığı halde işbu davayı açmış olmalarının hakkın açıkça kötüye kullanılması durumuna örnek teşkil ettiğini, ecrimisil davasının açılması için gerekli olan bir diğer koşulun ise davacı tarafından müvekkili davalılara karşı intifadan men koşulunu, ihtarını ve arabuluculuk hususunu gerçekleştirmesi olduğunu, ancak davacının böyle bir olguyu gerçekleştirmemesi, dava şartının yokluğu nedeniyle davanın reddini gerektirdiğini, davacının dava dilekçesinde belirttiği ecrimisil bedelinin mahkeme tarafından tayin edilen ve konusunda uzman olan bilirkişi tarafından hesaplanması gerektiğinden bu bedele ilişkin itirazlarının bulunduğunu beyanla müvekkillerine karşı açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; dava konusu edilen Mersin İli, Erdemli İlçesi, A1 Mahallesi 12 ada 174 parsel sayılı taşınmazlarda davacı ile davalıların paylı olarak malik bulundukları, mahallinde yapılan keşif sırasında dava konusu taşınmazın davalıların kullanımında olduğunun tanık beyanları ve keşifte hazır bulunan davalı K9’nın beyanına göre davalılar tarafından kullanıldığının sabit olduğu, davalı tarafça davacıların dava konusu taşınmazı kullanmalarının engellendiği, dava konusu taşınmazın davacılar tarafından kullanılamamasından ötürü davacıların zarara uğradığı, keşif sonrası dosyaya ibraz edilen bilirkişi kurulu ek raporlarında her bir davacı için edinim ve dava tarihi dikkate alınarak ecrimisil miktarlarının ayrı ayrı hesaplanmış olduğu, her ne kadar keşiften sonra alınan bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah edilen talepler ile davacının talep edebileceği ecri misil miktarları arasında fark olduğu görülmüş ise de; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, davacının talep edebileceği ecri misil miktarının ek rapor ile belirli hale geldiği, davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı yasal süre geçtikten sonra bilirkişi raporunda hata olduğunu beyan ettiği ve mahkemece resen yapılan incelemede ecri misil miktarlarının edinim tarihleri dikkate alınarak hesaplanması gerektiği anlaşılmakla davanın kabulüne yönelik karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran davalılar vekili dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda yapılan hesaplamayı kabul etmediklerini, müvekkilleri taşınmazı kendi hisseleri oranındaki kısmını kullandıklarını, müvekkilleri yasal paylara istinaden taşınmazın kendi hisseleri oranındaki kısmı müvekkili K9’e fiili olarak kullandırdıklarını, davacıların kendi yasal paylarına düşen hisselerin, müvekkilleri tarafından hiçbir şekilde kullanılmadığını, mahkemeyi yanılttıklarını, bilirkişi raporunun eksik ve inceleme ve araştırma ile düzenlendiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Taraflar arasındaki dava, Paydaşlar Arasında Ecrimisil istemine ilişkindir.

Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir.

Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur
. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.

Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler
. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir
. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.

Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.

Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı ilamı)

Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 693. maddesi uyarınca paydaşlardan her biri diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir. Ayrıca bölünmeyen ortak menfaatlerin korunmasına diğer paydaşları temsilen sağlayabilir.
(Bknz.

Yargıtay
7
.

Hukuk
Daire si
‘nin
2023/3873
Esas,
2023/4567
Karar sayılı ilamı
)

Somut olayda
; davacı vekili, müvekkilleri ile davalıların Mersin İli, Erdemli İlçesi, A1 Mahallesi, 12 ada 174 parselde kayıtlı bulunan paylı mülkiyete konu taşınmazda hissedar olduklarını, davalıların, taşınmaz üzerinde bulunan limon bahçesini fiilen kullanmak suretiyle gelir elde ettiklerini, yine taşınmaz üzerinde bulunan evin de davalılar tarafından fiilen kullanıldığını belirterek davalıların bu haksız kullanımından dolayı dava tarihinden geriye dönük olarak 5 yıl ecrimisil talep ettikleri, davalıların kendi hissesini kullandıklarını, adlarına davalı K9 tarafından kullanıldığını belirterek davanın reddini talep ettikleri, mahkemece toplanan delillere göre davacıların kullandıkları yer olmadığından ecrimisile karar verildiği, davalılar vekilinin istinaf yoluna başvurduğu anlaşılmaktadır.

Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; dava konusu edilen Mersin İli, Erdemli İlçesi, A1 Mahallesi 12 ada 174 parsel sayılı taşınmazlarda davacı ile davalılar ve dava dışı kişilerin paylı olarak malik bulundukları, taşınmazın çok hisseli olduğu, mahallinde yapılan keşif sırasında mahkeme gözlemine ve rapora göre taşınmazın kapama limon bahçesi olup içerisinde Z+2 katlı ev bulunduğu, taşınmazın etrafının tel ile çevrili olup kapısının bulunduğu, dava konusu taşınmazın davalıların kullanımında olduğunun tanık beyanları ve keşifte hazır bulunan davalı K9’nın beyanına göre sabit olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle davalıların istinafı yerinde değildir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun,
6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca, esastan REDDİNE,

2-
Davalılar vekilinin istinafı reddolunduğundan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken
19.130,80
TL istinaf karar harcından peşin alınan
4.863,40 TL harcın mahsubu ile bakiye
14.267,40 TL harcın istinafa gelen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine’ye irat kaydına,

3-
İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, HMK’nın 333. maddesi uyarınca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,

4-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

5-
Kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.26/11/2024

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaş — Avukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!