Adana BAM, 1. HD., E. 2022/540 K. 2022/225 T. 14.2.2022

İlgili madde: TMK Madde 457

T.C.

ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

ADANA 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TALEP EDEN
:

VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE İZAFETEN ADANA BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ

VEKİLLERİ:

Av. K1 – A1
Av. K2 – [N1] UETS
Av. K3 – A2

KARŞI TARAF:

1 -K4 – -N2

2 -K5 – -N3

3 -K6 – -N4

4 -K7 – -N5

5 -K8 – -N6

KAYYIMLAR:

1 -K9 – -N7 – A8

2 -K10 – N8 – A9

3 -K11 – N9 – A10

4 -K12 – N10 – A11

5 -K13 – N11 – [N12] UETS

DAVANIN KONUSU :

Kayyımlık Ücreti Talebi

DAVA TARİHİ :

01/02/2018

DAİRE KARAR TARİHİ :

14/02/2022

KARAR YAZIM TARİHİ :

14/02/2022
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi ara kararına karşı, talep eden vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Kayyım
K10 ilk derece mahkemesine verdiği talep dilekçesinde özetle;

İstinaf mahkemesinin 2011/721 Esas, 2021/1270 Karar sayılı kararının 5 nolu hüküm maddesine göre istinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine hükmedildiğini, ancak mahkemece verilen 08/11/2021 tarihli ara kararında yargılama giderlerinin kim tarafından karşılanacağının belirtilmediğini belirterek, istinaf yargılama giderlerinin davacı Vakıflar Genel Müdürlüğünden karşılanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucunda 08/11/2021 tarihli ara kararında özetle; kayyım atanması talebinin 01/02/2018 tarihli dilekçe ile Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından istenilmesi nedeni ile kayyımlık ücretinin Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesinden ödenmesi gerektiği gerekçesi ile kayyımlık ücretlerinin Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesinden karşılanmak suretiyle kayyımlara ödenmesine yönelik karar verilmiştir.

Vakıflar Genel Müdürlüğü vekilinin 08/11/2021 tarihli ara kararına yönelik vermiş olduğu istinaf başvurusuna ilişkin dilekçenin mahkemenin 24/11/2021 tarihli istinaf başvurusunun reddi kararı ile 08/11/2021 tarihli ara kararına istinaf yolu açık olmadığı ve istinafa tabi bir karar olmadığı gerekçeleri ile istinaf başvuru taleplerinin reddine yönelik istinaf yolu açık olmak üzere karar verildiği görülmektedir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran Vakıflar Genel Müdürlüğüne İzafeten Adana Vakıflar Bölge Müdürlüğü vekiliistinaf dilekçesinde özetle; taraflarınca 01.02.2018 tarihinde Vakıflar Kanunu 10. maddesi gereğince vakıf yönetim kurulu üyeleri hakkında görevden uzaklaştırılma ve kayyım atanmasını ihtiyati tedbiren yerel mahkemeden talepte bulunduklarını, 01.02.2018 tarihli kararla taleplerinin kabul edildiğini, vakfa kayyumlar atandığını ve görevlerine başladıklarını, mahkemece verilen 18.01.2021 tarihli ara kararda “…1500 TL kayyumluk ücretinin aylık olarak kayyım olarak tayin edilen Av. K13’a hazine ödeneğinden karşılanmak sureti ile ödenmesine…” denilerek kayyum ücretinin hazine tarafından karşılanmasına hükmedildiğini, yine 05.03.2021 tarihli ek karar ile “…1500 TL kayyumluk ücretinin aylık olarak kayyım olarak tayin kayyım K10’na hazine ödeneğinden karşılanmak sureti ile ödenmesine…” denilerek kayyum ücretinin hazine tarafından karşılanmasına hükmedildiğini, aynı kararda “…1500 TL kayyumluk ücretinin aylık olarak kayyım olarak tayin kayyım K9’e hazine ödeneğinden karşılanmak sureti ile ödenmesine…” denilerek kayyum ücretinin hazine tarafından karşılanmasına hükmedildiğini, 29.07.2021 tarihli ara kararda “…1500 TL kayyumluk ücretinin aylık olarak kayyım olarak tayin kayyım Av. K11 hazine ödeneğinden karşılanmak sureti ile ödenmesine…” denilerek kayyum ücretinin hazine tarafından karşılanmasına hükmedildiğini, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı Bütçe Genel Müdürlüğü 21.09.2021 tarihinde kayyumluk ücretinin talep edenden karşılanmasına ilişkin bir görüş yazısı oluşturmasına müteakip kanuni sebepleri bir kenara bırakılarak sadece bir görüş yazısıyla karardan dönmenin hukuka uygun olmadığını, sadece bir görüş yazısına dayanarak ve kanuni nedenler göz ardı edilerek böyle bir karar verilmesi hakka ve hukuka tamamıyla aykırı olduğunu, ancak 08.11.2021 tarihli ara kararla bu kararların aksine; “Kayyımların hak ettiği ve Hazinece ödenmesine karar verilip de kayyımlara ödenmeyen ücretlerin, bu ücretlere ait yasal faizlerin ve bundan sonra muaccel hale gelecek kayyımlık ücretlerinin Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesinden karşılanmak suretiyle dosyamız kayyımlarına ödenmesine..” şeklinde hükmedildiğini, fakat bu kararın kabulünün mümkün olmadığını, nitekim tamamen özel bütçeli olan Vakıflar Genel Müdürlüğü idaresinin kamu görevini yerine getirmesinden kaynaklı olarak bir borç yüklenmesinin hukuka ve adalete aykırı olduğunu, hem kanun hükümlerine, hem de Yargıtay kararlarına ters olan bu kararın kabul edilebilir olmadığını, hem Yargıtay kararlarında hem de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda da görüleceği üzere kayyum ücreti talep edenden bağımsız olarak öncelikle vakfından; vakfından karşılanamadığı takdirde hazineden karşılandığını, mahkemece verilmiş olan ara kararda ise vakıftan karşılanması söz konusu bile edilmeden kurumlarına bu ücretin yükletildiğini, ancak öncelikle F1 Eğitim ve Hizmet vakfının bütçesinden karşılanması gerektiğini, bu kayyumluk ücretlerinin ödenmesi hususunda ise kayyımların atandığı tarihten itibaren 2019 yılı mart ayına kadar (mart ayı da dahil olmak üzere) kayyımlık ücretleri F1 Vakfı bütçesinden karşılandığını, nitekim vakfın bütçesinde yeterince mal varlığının mevcut olduğunu, ekte sunulmuş olan bilirkişi heyeti raporlarında da görüldüğü üzere vakfın mal varlığının mevcut olduğunu, F1 Vakfı’nın genel merkezinde yapılan arama sonucunda güvenlik güçleri tarafından tutanağa bağlanan yaklaşık 364.000,10 TL vakfın kasasında tespit edildiğini, bu para emniyet tarafından el konulmuşsa/tedbir konulmuşsa da bu tedbirin kaldırılarak bu meblağdan karşılanması gerektiğini, şayet mümkün olmaması durumunda vakfa ait olan nakdi değeri olan menkul veya gayrimenkullerin nakde çevrilmek suretiyle karşılanması gerektiğini, kayyum ücretinin öncelikle belirtilen bu paralardan karşılanması gerektiğini, karşılanamadığı takdirde kayyumluk ücretleri hazineden karşılanması gerektiğini, aksi halde kurum zararına sebebiyet verileceğini, Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesi özel bütçeli bir kurum olduğundan hazine bütçesi ile bir tutulmasının da uygun olmadığını, bu durumun göz ardı edilerek kurulan Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı Bütçe Genel Müdürlüğü’nün görüş yazısına uyularak karar alınmasının hukuka aykırı olduğunu, Vakıflar Genel Müdürlüğünün Türk Medeni Kanunu’nun 111. maddesi hükmü gereği Denetim Makamı olması ve kanundan kaynaklanan bu görevi nedeniyle; 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 10. maddesi hükümlerine göre mahkemeden vakfa kayyım atanması müvekkili idarece talep edilmiş olmasının kayyım ücretinin de müvekkili idarece ödenmesi yükümlülüğünü getirmeyeceğinden kayyım ücretlerinin müvekkili idare tarafından ödenmesinin uygun olmadığını, müvekkili idare bütçesinde ayrı bir özel hukuk tüzel kişisi olan vakıf adına yapılacak böyle bir ödemeye ilişkin gider kalemi de bulunmadığını, ayrıca 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Vasi ve Kayyım başlıklı 403. maddesinde “Vasi, vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukukî işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür. Kayyım, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanır. Bu Kanunun vasi hakkındaki hükümleri, aksi belirtilmiş olmadıkça kayyım hakkında da uygulanır.” Vasinin ücreti başlıklı 457. Maddesinde de “Vasi, vesayet altındaki kişinin malvarlığından, olanak bulunmadığı takdirde Hazineden karşılanmak üzere kendisine bir ücret verilmesini isteyebilir.” hükümleri bulunduğunu, bu hükümler uyarınca kayyum ücretinin taraflarına yükletilmesinin mümkün olmadığını, 08.11.2021 tarihli ara kararın usul açısından da hatalı olduğunu, ara karar kurulurken, ara karara karşı istinaf/ itiraz yolunun açık olup olmadığı, istinaf/itirazın yapılacağı mercii ve süresi de belirtilmesi gerekirken belirtilmediğini, bu yönüyle kararın hatalı olup bu kararın kabulünün mümkün olmadığını, yerel mahkemenin 08.11.2021 tarihli kayyumluk ücretinin Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne yükletildiği ara karara karşı süresi içerisinde yapmış oldukları istinaf başvurusunun yerel mahkemece 24.11.2021 tarihli istinaf başvurusunun reddi kararı ile reddedildiğini belirterek, 24.11.2021’de taraflarına e-tebliğ olan istinaf başvurusunun reddi kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Taraflar arasındaki dava, Kayyımlık Ücretine İlişkin Karara İtirazistemine ilişkindir.

Somut olayda
; Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün talebi üzerine F1 Eğitim ve Hizmet Vakfı’na kayyım Vakıflar Kanunu’nun 10. Maddesine istinaden kayyım atandığı, kayyım olarak atanan K10 ile K12’ın kayyımlık ücreti talebinde bulundukları, bu kayyımların geçmişe yönelik ücret taleplerinin reddedildiği, K12’ın kayyımlık görevinin sona erdiği, diğer kayyımın da görevden alınmasına yönelik talepte bulunduğu, kayyımlar tarafından kayyımlık ücreti talebinin reddine yönelik kararla ilgili olarak istinaf yoluna başvurulduğu, bu talebin dairemizin 2021/1721 Esas, 2021/1270 Karar sayılı kararı ile değerlendirilerek 05/03/2021 tarihli ek kararının kaldırılmasına yönelik kararın verildiği, bu karar sonrası 08/11/2021 tarihli ara karar ile kayyımlık ücretine yönelik yerel mahkemece değerlendirmenin yapıldığı, bu ara kararına yönelik Vakıflar Genel Müdürlüğünün istinaf yoluna başvurduğu, bu başvurunun ara kararının istinafa tabi olmadığı gerekçesi ile reddedildiği, istinaf başvuru talebinin reddi yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğünün istinaf yoluna başvurduğu görülmektedir.

Daha önceki kararımızda da belirtildiği şekilde; TMK.nın 403. maddesinde; “Vasi, vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür.

Kayyım, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanır.

Bu Kanunun vasi hakkındaki hükümleri, aksi belirtilmiş olmadıkça kayyım hakkında da uygulanır.” hükmü, 457. maddesinde; “Vasi, vesayet altındaki kişinin malvarlığından, olanak bulunmadığı takdirde Hazineden karşılanmak üzere kendisine bir ücret verilmesini isteyebilir. Ödenecek ücret, yönetimin gerektirdiği emek ve yönetilen malvarlığının geliri göz önünde tutulmak suretiyle her hesap dönemi için vesayet makamı tarafından belirlenir.” hükmü, 458. maddesinde ise; “Bir kimseye kayyım atanması onun fiil ehliyetini etkilemez. Yasal danışmanlığa ilişkin hükümler saklıdır.

Kayyımın görev süresi ve ücreti vesayet makamı tarafından belirlenir.” hükmü düzenlenmiştir.

TMK’daki yukarıdaki düzenleme içerikleri dikkate alınarak mahkemece kayyımların kayyımlık görevlerini yerine getirdikleri dönemdeki yaptıkları iş, harcadıkları emek ve zaman dikkate alınarak var ise F1 Eğitim ve Hizmet Vakfı’na ait malvarlığından
, olanak bulunmadığı takdirde Hazineden karşılanmak üzere kendilerine geçmiş dönemle ilgili olarak da bir ücret verilmesi gerekir. TMK’nun 457. Maddesi kapsamında kayyıma takdir edilecek ücretin, öncelikle kendisine kayyım atanan kişinin malvarlığından olanak bulunmadığı takdirde ise hazineden karşılanması gerekir.

Vakıflar Genel Müdürlüğü Türk Medeni Kanununun 111. Maddesi gereği, denetim makamı olması ve kanundan kaynaklanan bu görevi nedeni ile 5737 Sayılı Vakıflar Kanununun 10. Maddesi gereğince vakfa kayyım atanması talebinde bulunan, yani ihbar eden konumundaki bir kurumdur. Vakıflar Genel Müdürlüğü özel bütçeli bir kurum olduğundan bütçesinin hazine bütçesiyle bir tutulması mümkün değildir.

O halde mahkemece yapılması gereken iş, kayyımların ücret talep ettikleri dönemde yapmış oldukları kayyımlık faaliyetleri ile ilgili yaptıkları iş, harcadıkları emek ve zaman tespit edilerek öncelikli olarak
F1 Eğitim ve Hizmet Vakfı’na ait malvarlığından ödemelerin yapılması
, olanak bulunmadığı takdirde ise Hazineden karşılanmasına yönelik karar verilmesinden ibarettir.

Bu nedenlerle Vakıflar Genel Müdürlüğü vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK. nun 353/1-a-6 bendi uyarınca, kabul edilerek istinaf başvuru talebinin reddine ilişkin ara kararının kaldırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 24/11/2021 tarih ve 2018/6 D. İş Esas, 2018/6 Karar sayılı ara kararına karşı
Vakıflar Genel Müdürlüğü vekilinin istinaf başvurusunun
, 6100 Sayılı HMK’nın
353/1-a-6 bendi uyarınca KABULÜNE,

2-
İlk derece mahkemesinin 08/11/2021 tarihli ara kararı ile yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ara kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,

3-
Davanın yeniden görülmesi için
DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

4-
İstinaf yoluna başvuran tarafça yatırılanistinaf peşin karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,

5-
İstinaf yoluna başvuran tarafça yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,

6-
Kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nun 353/1-a maddesi uyarınca
KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.14/02/2022

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!