Adana BAM, 1. HD., E. 2019/1067 K. 2019/1175 T. 4.11.2019

İlgili madde: TMK Madde 1012

İ S T İ N A F K A R A R I
DAVA
NIN KONUSU
:

Geçit Hakkı
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;

Silifke ilçesi, A1 Mahallesi, 1212 parsel sayılı taşınmazın davacı adına kayıtlı olduğunu ve taşınmaz içerisinde davacıya ait muz serası ve bahçe evi bulunduğunu, davacının taşınmazının genel yol ile kesintisiz bir bağlantısı bulunmadığını, davacının yaptığı araştırımalar neticesinde maliki olduğu taşınmazın genel yola en yakın bağlantısının davalı K2’e ait 1214 parsel sayılı taşınmaz ile davalı K1’a ait 131 parsel olduğunu, davacının davalılara bedelini ödemek kaydı ile rızaen geçit hakkı kurulmasını teklif ettiğini ancak davalıların bunu kabul etmediğini beyan ederek davacının taşınmazına mahkemece uygun görülecek ve belirlenecek tazminat bedeli karşılığında davalıların taşınmazlarından geçit hakkı verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, davacının genel yola ulaşabileceği ve şuanda kullanmakta olduğu yolu mevcut olduğunu, bu durumun mahallinde yapılacak keşif sonrası belli olacağını, davacının geçit hakkı istediği davalılar taşınmazı içerisinde 14-15 yaşlarında yetişmiş limon ağacı mevcut olduğunu, davacının istediği yolun uzunluğunun yaklaşık 600 metre olduğunu ve bu 1800 m²’ye tekabül ettiğini, geçit hakkının en az masraflı ve en kısa olan yerden verilmesi gerektiğinden davanın reddine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Dahili davalılar
K3
,
K4
,
K5
,
K6
,
K7 ve K8 vekili ilk derece mahkemesine sunmuş olduğu 23/10/2018 havale tarihli beyan dilekçesinde özetle; davacının müvekkillerine karşı yeni bir dava açması gerektiğini, müvekkillerinin davaya dahil edilmeden önceki yapılan tüm işlemlerin dahili davalılar tarafından hukuksal bir geçerliliğinin olmadığını, müvekkillerinin taşınmazı üzerinde çilek ekimi yapıldığını ve keşif sırasında ise boş tarla olarak göründüğünü, taşınmazın değerinin bu yönden hesaplanması gerektiğini beyan ederek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;

Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre;

Dava, 4721 s. Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesine dayalı
“geçit hakkı tesisi” davasıdır.
4721 s. Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesine göre, Taşınmazından genel yola çıkmak için yeterli geçidi bulunmayan malik, tam bir bedel karşılığında bir geçit hakkı tanınmasını komşularından isteyebilir. Bu hak, ilk önce kendisinden bu geçidin istenmesi önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun düşen komşuya karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana karşı kullanılır. Zorunlu geçit tarafların menfaati gözetilerek belirlenir.

Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar bilirkişi heyeti tarafından geçit hakkı tesisi için en uygun alternatifin Fen bilirkişisi Sıtkı Kızıloluk’un 07/09/2017 tarihli raporunda 1 numaralı alternatifin olduğu belirtilmiş ise de 1 nolu alternatifte aleyhine geçik hakkı tesis edilecek taşınmazlardan 687 ve 1213 parsel sayılı taşınmazların kanal vasfı ile maliye hazinesi adına kayıtlı olması yanında Maliye Hazinesinin muvafakatı olmaması birlikte değerlendirilerek bilirkişi raporu bu yönde dikkate alınmaksızın, Fen bilirkişisi Sıtkı Kızıloluk’un 07/09/2017 tarihli raporunda 6 nolu alternatif olarak belirlenen alternatifin iki taşınmazın ortasında bulunması ve yerde yetişkin ağaç bulunmaması sebepleriyle en uygun alternatif olduğu kabulü ile depo edilen bedel karşılığında Mersin ili Silifke ilçesi A1 Mahallesi 1212 parsel sayılı taşınmaz lehine davalı taşınmazları aleyhine geçit hakkı kurulmasına, yönelik karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran davalılar
K3, K4, K5, K6, K7, K8 v ekili dilekçesinde özetle;

Silifke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/ 367 Esas ve 2019/ 195 karar sayılı dosyasında verilen karar usul yasa ve hakkaniyete aykırı olduğundan, müvekkilere ait Silifke ilçesi A1 Mahallesi Yakupöreni mevkii 124 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakıı tesis edilmesi hem alan olarak daha fazla miktarda yüzölçümü gerektirdiği, bu yüzölçümünün maddi değeri, davacının ödeyeceği geçit hakkı bedeli daha fazla olduğu, davacının yola ulaşılabilmesi için daha uzun bir mesafeyi gitmek zorunda kalması, davacının serasını yeniden yaptırmak zorunda kalacağı dikkate alındığında, 124 parselin geçit hakkı tesisine uygun olmadığındandavanın reddine karar verilmek üzere kararın bozulmasına ve kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İstinaf yoluna başvuran davalılar K1, K2 vekili dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararda müvekkiller aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen müvekkiller lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yasaya ve uygulamaya açıkça aykırı şekilde müvekkiller lehine vekalet ücretine hükmedilmediği, kararın bu yönüyle yanlış olduğu, bu nedenle verilen kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve müvekkiller K1 ve K2 lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesine ve hükmün bu şekilde düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Dava, “geçit hakkı tesisi”istemine ilişkindir.

Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “ geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “ geçit yetersizliği” denilmektedir.

Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.

Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nun 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.

Türk Medeni Kanunu’nun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.

Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.

Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.

Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün “İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili” başlıklı 30. maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir. (Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2015/16198 Esas, 2018/5039 Karar sayılı dosyası)

Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.

Somut olayda; Mahkemece bilirkişi heyeti tarafından geçit hakkı tesisi için en uygun alternatifin 1 numaralı alternatifin olduğu belirtilmiş ise de 1 nolu alternatifte aleyhine geçik hakkı tesis edilecek taşınmazlardan 687 ve 1213 parsel sayılı taşınmazların kanal vasfı ile maliye hazinesi adına kayıtlı olması yanında Maliye Hazinesinin muvafakatı olmaması birlikte değerlendirilerek bilirkişi raporunda 6 nolu alternatif olarak belirlenen alternatifin iki taşınmazın ortasında bulunması ve yerde yetişkin ağaç bulunmaması sebepleriyle en uygun alternatif olduğu kabulü ile depo edilen bedel karşılığında Mersin ili Silifke ilçesi A1 Mahallesi 1212 parsel sayılı taşınmaz lehine davalı taşınmazları aleyhine geçit hakkı kurulmasına, yönelik karar verilmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama toplanan delillere göre, alınan bilirkişi raporunda; 1 nolu alternatif, 2 nolu alternatifin ve 5 nolu alternatifin DSİ’ye ait olup Hazine’ye geçen kanal ve servis yolu olarak kullanılan kısımlara denk geldiği, 3 ve 4 nolu alternatiflerin tek parselden geçtiği mahkemenin kabul etmiş olduğu 6 nolu alternatifin 124 ve 125 parsellerden eşit miktarda alınarak tespit edildiği, bu alternatifin davacı parselinin mutlak geçit ihtiyacını karşılayacağı, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacına en uygun komşu parsellerin davalılara ait taşınmazlar olduğu anlaşılmıştır.

DSİ’ye ve Hazine’ye ait kanal üzerinden bu şekilde geçit hakkı tesisi doğru olmayacağı bu hususun Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin Esas No:2016/13661 Karar No:2019/5082 sayılı içtihadında belirtildiği, dosya içeriğine göre Hazine’ye ait 671,687,1213 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydına göre kanal vasfında olup kamunun kullanımında olduğu, fiilen kanal ve servis yolu olarak kullanıldığı, servis yollarının işletme ve bakım amaçlı kullanılmak üzere inşa edildiği, ihtiyaca bağlı olarak kapatılabilecek şekilde kullanıldığı ve nihayet mahkemece kanal ve servis yolu olarak bu şekilde kabul edilip bu amaçla kullanılmasında sakınca bulunduğu bildirilmiştir. Söz konusu kanal ve servis yoluna bağlanmak suretiyle geçit hakkı tesis edilemez. (14. Hukuk Dairesi Esas:2016/6448-Karar: 2019/1030sayılı kararı)

Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler ile belirtilen açıklama ve içtihatlara yine usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalıların yerinde olmayan istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK.nun 353/1-b-1 bendi uyarınca reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Silifke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 11/04/2019 tarih ve 2017/367 Esas, 2019/195 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalılar vekilinin istinaf başvurularının,
6100 Sayılı HMK’nın
353/1-b-1 bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalılar
K3
,
K4
,
K5
,
K6
,
K7
,
K8istinaf talebinin reddolunması nedeniyle Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken 1.309,43 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 324,40 TL harcın mahsubu ile bakiye
985,03 TL istinaf karar harcının davalılar
K3
,
K4
,
K5
,
K6
,
K7
,
K8
‘den alınarak hazineye gelir kaydına,

3-Davalılar K1, K2 istinaf talebinin reddolunması nedeniyle Harçlar Kanun hükümleri uyarınca alınması gereken 1.309,43 TL istinaf karar harcından, 328,70 TL harcın mahsubu ile bakiye
980,73 TL istinaf karar harcının davalılar K1, K2’t en alınarak hazineye gelir kaydına,
4

İstinaf talep eden taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

6-
Kararın yerel mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.04/11/2019

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!