Adana BAM, 1. HD., E. 2020/515 K. 2020/773 T. 9.7.2020

İlgili madde: TMK Madde 24

DAVACI:

K1 – N1

DAVALI:

F1 HABERLEŞME VE YAYINCILIK A.Ş – A1

DAVANIN KONUSU :

Kişilik Hakları (Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi)

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kişilik haklarını ihlal eden ve Adana 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 17/01/2017 tarih, 2017/262 d.iş sayılı kararı ile hukuka aykırı olduğu tespit edilen yayınlar ile aynı içerikte olan;

X2
X1 (ANA LİNK)

X3(MOBİL VERİ )

X4
(ANA LİNK) X5
(MOBİLVERİ)

X6
(ANA LİNK) X7 (MOBİLVERİ
X8(ANALİNK)X9″ şeklinde bilgileri verilen URL adreslerindeki içeriklerin yayından çıkarılmasına ve bu suretle hukuka aykırı nitelikteki saldırıya son verilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın taleplerinin görevsizlik ve diğer usuli nedenler ile reddedilmesini, mahkeme aksi kanatte ise davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığını, davacı yanın iddia ettiği gibi kişilik haklarına saldırının kesinlikle bulunmadığını, davacının isminin kodlandığını ve haberlerde fotoğraf bulunmaması nedeniyle matufiyet unsurunun oluşmadığını, dava konusu haberin kamu yararı içerdiğini, haberin görünür gerçekliğe uygun olduğunu, haberde öz ve biçim dengesinin korunduğunu ve bu nedenlerle davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;

Mahkemenin 30/05/2019 tarih, 2018/438 Esas- 2018/251 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiği, Mahkemenin kararının, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin 31/10/2019 tarih, 2019/1456 Esas- 2019/1106 Karar sayılı ilamıyla; görevli mahkemenin Sulh Ceza Mahkemesi olduğu, taleple ilgili yargılama yapıp yazılı şekilde verilen kararın usule aykırı olduğu, mahkemece HMK 114/c ve 115/2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret kararı verilmesi gerekir iken kabul kararı verilmesi nedeni ile kararın 6100 Sayılı HMK.nun 353/1-a-3 bendi uyarınca kesin olarak kaldırılmasına karar verildiği,
Mahkemece yapılan yargılama sonucu toplanan deliller ile birlikte dosyanın bütün olarak değerlendirilmesi sonucu; huzurdaki dava, kişilik haklarına saldırının internet yoluyla yapılan yayının ve bu yayınla ilgili yapılan yorumların durdurulması, kaldırılması, yayına erişimin engellenmesi, aynı içerikte yayın yapan tüm siteler için de bu taleplerin uygulanması çıkarılması istemine ilişkindir. 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi HakkındakiKanun’un 9/1-2 maddesinde; içerik nedeniyle hakları ihlal edildiğini iddia eden kişinin, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına başvurarak kendisine ilişkin içeriğin yayından çıkarılmasını ve yayındaki kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabı bir hafta süreyle internet ortamında yayımlanmasını isteyebileceği, içerik veya yer sağlayıcı kendisine ulaştığı tarihten itibaren iki gün içinde, talebi yerine getireceği, bu süre zarfında talep yerine getirilmediği takdirde reddedilmiş sayılacağı, talebin reddedilmiş sayılması halinde, kişinin onbeş gün içinde yerleşim yeri sulh ceza mahkemesine başvurarak içeriğin yayından çıkarılmasına ve yayındaki kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabın bir hafta süreyle internet ortamında yayımlanmasına karar verilmesini isteyebileceği, sulh ceza hâkimi bu talebi üç gün içinde duruşma yapmaksızın karara bağlayacağı, sulh ceza hâkiminin kararına karşı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebileceğinin belirtilmesi karşısında internet üzerinden yapılan yayınların durdurulmasına yönelik istemlere yönelik olarak açıkça Sulh Ceza Mahkemeleri görevli kılınmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde ise; “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir” ve aynı kanunun 25.maddesinde; “Davacı, hakimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespiti istiyebilir. Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir.” şeklinde düzenlemeler yer almakta ise de 5651 sayılı Kanun ile özel düzenleme getirildiği gözetildiğinde; dava konusu talep hususunda görevli mahkemenin Sulh Ceza Hakimliği olduğu
(Yargıtay 4. H.D. 14/03/2019 tarih, 2016/15622 Esas-2019/1452 Karar sayılı ilamı) anlaşıldığından; mahkememizin görevsiz olması sebebiyle davanın usulden reddine, dosyanın Sulh ceza Mahkemesine gönderilmesine yönelik karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran davalı
F1
Haberleşme ve Yayıncılık A.Ş.vekili dilekçesinde özetle;

İstinaf mahkemesinin kararına uygun şekilde HMK 115/2 maddesi gereği davayı usulden reddedip yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmetmesi gerekirken; istinaf kararına aykırı şekilde HMK 20 gereğince talep halinde dosyanın sulh ceza hakimliğine gönderilmesine karar veren yerel mahkemenin kararının kaldırılmasını ve HMK 353/3 maddesi gereğince yeniden esastan karar verilmesini talep etmiştir.

İstinaf yoluna başvuran davacı
K1 dilekçesinde özetle;

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin 2019/1456 E. 2019/1106 K. Sayılı kararı açık bir maddi hataya dayalı olduğu, söz konusu maddi hata kamu düzenini zedelediğinden yerel mahkemenin görevsizlik kararı vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, 5651 sayılı kanun md. 9 gereğince sulh ceza hakimliklerinin görevli kılındığı konu “erişimin engellenmesi taleplerine” ilişkin olup, Kanun hükmünde açıkça “yayından çıkarma yönündeki talebinin” yer sağlayıcısına yöneltebileceği yazılı olduğunu, huzurdaki davada talebimiz “erişimin engellenmesi” değil “içeriklerin yayından çıkarılmasıdır”içeriklerin yayından çıkarılması ile erişim engeli uygulaması birbirinden farklı olduğunu, erişim engeli kararı alınan ve http protokolünü kullanan sitelerde, ilgili url adresine girildiğinde, kullanıcının karşısına, erişim engeli kararına dair bilgiler çıkmakta ve url adresi aktif olarak varlığını sürdürmektedir. bu durumda bilgisayarın “dns” ayarları değiştirildiğinde veya yurt dışında, erişim engeline konu yayının içerisine girilebilmekte olup, içeriğin yayından çıkarılmasında ise, ilgili yayın sistem altyapısından tamamen silinmekte ve ilgili url adresi pasif hale gelmekte olduğunu, yayından çıkarılan içerik artık internet aleminde olmadığından, bahse konu yayının içerisine girmek hiçbir suretle mümkün olamayacağını, yukarıda açıklanan nedenlerle; içeriklerin yayından çıkarılması konusunda asliye hukuk mahkemeleri görevli olduğu dikkate alınarak istinaf başvurularının kabulü ile Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2019/214 E. 2019/399 K. sayılı kararının kaldırılmasına, ayrıca usul ekonomisi ilkesi gözetilerek ve adana bölge adliye mahkemesi 1. hukuk dairesi’nin 2019/1456 e. 2019/1106 k. sayılı kararı açık bir maddi hataya dayalı olduğundan ilgili istinaf kararından dönülmesine ve davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Dava, kişilik haklarına saldırınıninternet yoluyla yapılan yayının ve bu yayınla ilgili yapılan yorumların durdurulması, kaldırılması, yayına erişimin engellenmesi, aynı içerikte yayın yapan tüm siteler için de bu taleplerin uygulanması çıkarılması istemine ilişkindir.
5651 sayılı Yasanın 9/1-2 maddesinde; içerik nedeniyle hakları ihlal edildiğini iddia eden kişinin, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına başvurarak kendisine ilişkin içeriğin yayından çıkarılmasını ve yayındaki kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabı bir hafta süreyle internet ortamında yayımlanmasını isteyebileceği, içerik veya yer sağlayıcı kendisine ulaştığı tarihten itibaren iki gün içinde, talebi yerine getireceği, bu süre zarfında talep yerine getirilmediği takdirde reddedilmiş sayılacağı, talebin reddedilmiş sayılması halinde, kişinin onbeş gün içinde yerleşim yeri sulh ceza mahkemesine başvurarak içeriğin yayından çıkarılmasına ve yayındaki kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabın bir hafta süreyle internet ortamında yayımlanmasına karar verilmesini isteyebileceği, sulh ceza hâkimi bu talebi üç gün içinde duruşma yapmaksızın karara bağlayacağı, sulh ceza hâkiminin kararına karşı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebileceğinin belirtilmesi karşısında internet üzerinden yapılan yayınların durdurulmasına yönelik istemlere yönelik olarak açıkça Sulh Ceza Mahkemeleri görevli kılınmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde ise; “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını istiyebilir” 25.maddesinde; “Davacı, hakimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespiti istiyebilir. Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir.” şeklinde düzenlemeler yer almaktadır.
5651 sayılı Yasa, internet ortamındaki yayınlar nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğraması durumunda hangi usul ve esaslara göre mücadele edileceğini düzenlemekte olup bu yönüyle 4721 Sayılı Medeni Kanuna göre özel yasa durumundadır. Özel yasada bir düzenlemenin varlığı halinde öncelikle özel yasanın uygulanacağı hukukun genel kuralıdır. Kaldı ki özel yasa somut olaya ilişkin görev yönünden mahsus bir düzenleme de içermektedir.

Şu halde, 5651 sayılı Yasa’daki özel düzenleme gözetildiğinde bu konuda görevli mahkemenin Sulh Ceza Mahkemesi olduğu, Sulh Ceza Hâkimi’nin kararına karşı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebileceğinin belirtilmesi karşısında, internet üzerinden yapılan yayınların durdurulmasına yönelik istemlerde açıkça sulh ceza mahkemeleri görevli kılınmıştır. Şu halde, yayının nihai olarak durdurulması istemi yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerekir.

Dava dosyasında mahkemece HMK 114/c ve 115/2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret kararı verilmesi gerekir iken kabul kararı verilmesi nedeni ile kararın HMK 353)1-a-3 maddesi uyarınca kesin olarak kararın kaldırılmasına karar verilmiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda; Mahkemenin 30/05/2019 tarih, 2018/438 Esas- 2018/251 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiği, Mahkemenin kararının, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin 31/10/2019 tarih, 2019/1456 Esas- 2019/1106 Karar sayılı ilamıyla; görevli mahkemenin Sulh Ceza Mahkemesi olduğu, taleple ilgili yargılama yapıp yazılı şekilde verilen kararın usule aykırı olduğu, mahkemece HMK 114/c ve 115/2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret kararı verilmesi gerekir iken kabul kararı verilmesi nedeni ile kararın 6100 Sayılı HMK.nun 353/1-a-3 bendi uyarınca kesin olarak kaldırılmasına karar verilmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucu toplanan deliller ile birlikte dosyanın bütün olarak değerlendirilmesi sonucu; huzurdaki dava, kişilik haklarına saldırının internet yoluyla yapılan yayının ve bu yayınla ilgili yapılan yorumların durdurulması, kaldırılması, yayına erişimin engellenmesi, aynı içerikte yayın yapan tüm siteler için de bu taleplerin uygulanması çıkarılması istemine ilişkindir. 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi HakkındakiKanun’un 9/1-2 maddesinde; içerik nedeniyle hakları ihlal edildiğini iddia eden kişinin, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına başvurarak kendisine ilişkin içeriğin yayından çıkarılmasını ve yayındaki kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabı bir hafta süreyle internet ortamında yayımlanmasını isteyebileceği, içerik veya yer sağlayıcı kendisine ulaştığı tarihten itibaren iki gün içinde, talebi yerine getireceği, bu süre zarfında talep yerine getirilmediği takdirde reddedilmiş sayılacağı, talebin reddedilmiş sayılması halinde, kişinin onbeş gün içinde yerleşim yeri sulh ceza mahkemesine başvurarak içeriğin yayından çıkarılmasına ve yayındaki kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabın bir hafta süreyle internet ortamında yayımlanmasına karar verilmesini isteyebileceği, sulh ceza hâkimi bu talebi üç gün içinde duruşma yapmaksızın karara bağlayacağı, sulh ceza hâkiminin kararına karşı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebileceğinin belirtilmesi karşısında internet üzerinden yapılan yayınların durdurulmasına yönelik istemlere yönelik olarak açıkça Sulh Ceza Mahkemeleri görevli kılınmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde ise; “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir” ve aynı kanunun 25.maddesinde; “Davacı, hakimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespiti istiyebilir. Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir.” şeklinde düzenlemeler yer almakta ise de 5651 sayılı Kanun ile özel düzenleme getirildiği gözetildiğinde; dava konusu talep hususunda görevli mahkemenin Sulh Ceza Hakimliği olduğu
(Yargıtay 4. H.D. 14/03/2019 tarih, 2016/15622 Esas-2019/1452 Karar sayılı ilamı) anlaşıldığından; mahkememizin görevsiz olması sebebiyle ;Mahkememizin görevsiz olması nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE, H.M.K’nın 20/1.maddesine göre; Kanun yoluna başvurulmadan kararın kesinleşmesi halinde karararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde, kanun yoluna başvurulup ta başvurunun reddine karar verilmesi halinde başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren2 hafta içinde mahkememize müracaat halinde dosyanın yetkili ve görevli Adana Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine GÖNDERİLMESİNE, Aksi takdirde HMK 20/1.maddesi son cümlesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olmakla 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri dışında derhal uygulanan 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 20 ve 331. Maddesinde görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme halinde yapılacak işlemleri açıklamıştır. Bu hükümlere göre “Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde, bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder”. Yargı yolu uyuşmazlığı dava şartı olması nedeniyle yargılama giderleri ve hukuk ile ceza yargısı açısından görevsizlikle ilgili hükümlere tabi değildir.

Dava konusu yayın ile ilgili müdahalenin men-i ve tekrar yapılmasının önlenmesi talebi ile ilgili olarak 5651 Sayılı Yasanın 9. Maddesine göre Sulh Ceza Mahkemesi görevli olduğundan bu yöndeki talebin mahkemece HMK 114/c ve 115/2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret kararı verilmesi gerekir iken farklı yargı yoluna gönderme kararı verilmesi hatalı olup ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın belirtilen şekilde 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca düzeltilerek karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
Taraf vekillerinin istinaf başvurularının, HMK’nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca
KABULÜ ile Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 24/12/2019 tarih,
201
9/214 Esas ve 201
9/399 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, yerine aşağıda hükmün tesisine;

a)

Açılan davanın, dava konusu yayın ile ilgili müdahalenin men-i ve tekrar yapılmasının önlenmesi talebi ile ilgili olarak 5651 Sayılı Yasanın 9. Maddesine göre Sulh Ceza Mahkemesi görevli olduğundan bu yöndeki talebin HMK’nın 114/c ve 115/2 maddesi maddeleri uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN REDDİNE, b
)

Alınması gereken 54,40 TL harcın peşin alınan 35,90 TL harçtan mahsubu ile bakiye 18,50 TL harcın davacıdan alınarak Hazine’ye irat kaydına,

c)

Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, d
)

Davalınınyapmış olduğu 49,90 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, e
)

Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre hesaplanan 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

2-
Davalı vekilinin istinaf talebinin kabul edilmesi nedeniyle davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,

3-
Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
4

İstinaf incelemesi duruşma açılmadan sonuçlandırıldığından, istinaf incelemesine ilişkin taraflar leh ve aleyhine ücreti vekalet takdirine yer olmadığına,

5-
Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.09/07/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!