T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DAVANIN KONUSU :
Mal Rejiminden Kaynaklanan Davalar (Katılma Alacağı)
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle;davacı ile davalı arasında evlilik birliğinin 13/08/1988 tarihinde kurulduğunu, İskenderun 1. Aile Mahkemesi’nin 2011/104 esas 2012/380 karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, davacının öğretmen, davalının ise Merkez Bankasında personel olduğunu, davalı adına kayıtlı, Hatay İli, İskenderun İlçesi, A1 mahallesinde kain 1384 parsel 3. Kat 10 nolu bağımsız bölümün 02/06/2006 tarihinde davalı adına tescil edildiğini, bu taşınmazın F1 Bankası İskenderun şubesinden davacı tarafından çekilen kredi ile alındığını, daha sonra davalı tarafından kredi çekilip davacının kredi borcunun kapatıldığını, davalının çektiği bu kredi borcunun taraflarca ortak ödendiğini, bu taşınmazın edinilmesine F1 bankasına yapılan kredi ödemeleri nedeniyle davacının katılma alacağının bulunduğunu, davalı adına kayıtlı Ankara İli, Etimesgut İlçesi, A3 Mah. 1745 ada 1 parsel A 3-4 Blok 13. Kat 54 nolu bağımsız bölümün 08/09/2009 tarihinde edinildiğini, tarafların bu evi almak için X1 evlerinde bulunan evlerini sattıklarını, bu evin satış bedelinin üzerine bankadan çekilen kredi meblağı da eklenmek suretiyle evin satış bedelinin ödendiğini, edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde evlilik birliği içinde edinilen bu taşınmazda da davacının katılma alacağının mevcut olduğunu, davalının kendi adına kayıtlı olan Hatay İli, İskenderun İlçesi, A2 Köyünde kain 1719 parsel zemin kat 1 nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazın 25/01/2011 tarihinde üçüncü kişiye 128.000TL bedelle satıldığını, taşınmazın satış bedelinden davacının pay almadığını, davalının satış bedelini İskenderun da buluna bir banka şubesine kendi adına yatırdığını, 01/01/2002 tarihine kadar iş bu taşınmazın alınması için davacının kooperatife yapmış olduğu ödemeler sebebiyle değer artış payı alacağı ve katılma alacağının bulunduğunu, yine 01/01/2002 tarihinde sonra edinilen N2 plakalı aracın da taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejimi olduğu kabul edilen 2006 yılında edinildiğini, bu araçta da davacının katılma alacağının bulunduğunu belirterek davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hak ve alacakları dava ve talep etme hakları saklı kalmak kaydıyla yasal mal rejiminin tasfiyesi neticesinde taraflar arasında 01/01/2002 tarihinden itibaren yasal mal rejimi gereğince edinilmiş mallar olan Hatay İli, İskenderun İlçesi, A1 mahallesinde kain 1384 parsel 3. Kat 10 nolu bağımsız bölüm, Ankara İli, Etimesgut İlçesi, A3 Mah. 1745 ada 1 parsel A 3-4 Blok 13. Kat 54 nolu bağımsız bölüm, Hatay İli, İskenderun İlçesi, A2 Köyünde kain 1719 parsel zemin kat 1 nolu bağımsız bölüm ile N2 plakalı aracın tasfiyesine, tasfiye sonucunda ortaya çıkacak 270.000TL katılma alacağının tasfiye tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, yasal mal rejiminin tasfiyesi neticesinde 01/01/2002 öncesi döneme ilişkin S.S F2 konut Yapı Kooperatifindeki taşınmaz için davacıya isabet edecek şimdilik 10.000TL değer artış payı alacağının tasfiye tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,davalının, davacı ile olan tüm evlilikleri boyunca davacıdan yaklaşık 3-4 kat üzerinde gelire sahip olduğunu, bu nedenle de 01/01/2002 tarihinden önce davalının mal ayrılığı rejimine tabi olarak taşınmazlar iktisap ettiğini, dava konusu taşınmazları da kişisel malı olan bu taşınmazları satmak suretiyle iktisap ettiğini, davalının ayrıca bu taşınmazlar için yüklü miktarda kredi çektiğini, tarafların 24/05/2012 tarihinde boşandığını ve boşanma kararının 03/07/2013 tarihinde kesinleştiğini, davacının asker olduğu dönemde uzun dönem er olarak askerlik yaptığını, bu dönemde davalının davacıya maddi olarak destek olduğunu, davalının 1984 yılında üyesi olduğu taşınmaz hissesini 1996 yılında satmak suretiyle kooperatif aşamasında olan Cihan sitesindeki daireye satın aldığını, Cihan sitesi yapı kooperatifindeki adına kayıtlı bu taşınmazı satarak üzerine 60.000TL kredi çekip eklemek sureti ile İskenderun ilçesi A1 1384 parsel 3. Kat 10 nolu bağımsız bölümü iktisap ettiğini, bu taşınmazın yasa gereği tasfiye dışında kalan ve kişisel mal yerine geçen değer olarak kabul edilen taşınmaz olduğunu, X1 evlerinde davalı adına olan ve kişisel mal niteliğinde bulunan bu taşınmazın satılarak Anakara İli, Etimesgut İlçesi, A3 Mahallesi, 71465 ada 1 nolu parsel 13. Kat 54 nolu bağımsız bölümün alındığını, davalının bu taşınmazı iktisap ederken davacının iddia ettiği gibi evi satın almak için değil, büyük kızı Tuğçe’yi özel üniversitede okutmak ve özel okul ücretini ödemek amacıyla müvekkilinin o an ancak o kadar kredinin taksitini ödeme gücü yettiği için F3bank İskenderun Şubesinden 08/09/2009 tarihinde 5 yıl vadeli 35.000TL ihtiyaç kredisi kullandığını, sonrasında ödeyebilecek duruma gelince okulun diğer 4 yıllık parasını karşılamak üzere 21/12/2009 yılında yapılandırma yaptığını, kredi miktarını 60.000TL ye çıkardığını, kredi borcunun ödemesinin 21/05/2014 tarihinde sona erdiğini, İskenderun İlçesi A4 Köyü 1719 parsel zemin kat 1 nolu bağımsız bölümün 25/01/2011 tarihinde satıldığını, bu taşınmazın davalının kişisel malı niteliğinde bulunduğunu, davalının F2 konut yapı Kooperatifine 16/03/1995 tarihinde üye olduğunu, o tarihte davacının 18 ay er olarak askerlik görevini ifa ettiğini, askerlik görevini ifa eden davacıya davalının destek olduğunu, davacının bu taşınmazın alımına destek olmasının fiilen imkansız olduğunu, N2 plakalı aracın da davalının kişisel malı olduğunu, ilk olarak 29/07/1999 tarihinde N3 plakalı X3 marka aracın davalıya aitken 21/11/2001 tarihinde satılması ile elde edilen parayla 22/04/2004 tarihinde N1 plakalı X2 HD aracın satın alındığını, 01/12/2005 tarihinde bu aracın satılıp daha iyi bir aracın satın alınması için X4’dan kalan paranın diğer kısmını birleştirerek 18/05/2006 tarihinde N2 plakalı aracın satın alındığını, paranın asıl kaynağının 01/01/2002 tarihinden öncesine ait olması nedeniyle kişisel mal niteliğinde olduğu belirtilerek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İskenderun 1. Aile Mahkemesi’nin 05/12/2017 tarih 2013/415 esas 2017/818 karar sayılı ilamında özetle;davacının mal rejimi tasfiyesinden kaynaklı alacaklara ilişkin davasının kısmen kabulü ile, Hatay İli, İskenderun İlçesi, A1 Mah 1384 parsel 3. Kat 10 nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmaz yönünden 15.435,00TL değer artış payı alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Hatay İli, İskenderun İlçesi, A1 Mah 1384 parsel 3. Kat 10 nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmaz yönünden 26.122,50TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Hatay İli İskenderun İlçesi A4 Köyü 1719 parsel 1 nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmaz yönünden 4.850,07TL katkı payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Ankara İli Etimesgut İlçesi A3 mah. 17465 ada 1 parsel 54 nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmaz yönünden 16.351,50Tl değer artış payı alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Ankara İli Etimesgut İlçesi A3 mah. 17465 ada 1 parsel 54 nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmaz yönünden 8.745,00TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine N2 plakalı araç yönünden 12.500,00TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, karar verildiği kabul ve red oranına göre davacı ve davalının lehlerine ve aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştı.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;dava konusu taşınmazların tamamının 01/01/2002 tarihinden sonra edinilmiş olması nedeniyle kişisel mal değil edinilmiş mal olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda cevaba cevap dilekçesindeki hususların raporda değerlendirilmediğini, malların edinilmesine doğrudan katkı haricinde dolaylı katkı üzerinde durulmadığını, raporda sadece 2002 yılından önce geçerli olan mal ayrılığı rejiminde uygulanacak katkı payı alacağına ilişkin açıklama ve hesaplama yapıldığını, 2002 yılından sonra geçerli olan edinilmiş mallara katılma rejiminde uygulanacak katılma alacağına ilişkin bir açıklama ve hesaplama şekli bulunmadığını, bilirkişi tarafından davacının tasarruf oranının % 30 olarak tespit edilmesinin yerinde olmadığını, bilirkişi raporunun varsayımsal olarak hazırlanmasının da hatalı olduğunu, yargılama giderleri ve harçların da yanlış ve eksik hesaplandığını, İskenderun İlçesi A4 K.M Köyü 1719 parsel zemin kat 1 nolu bağımsız bölümünü edinilmiş mallara eklenecek değer olarak eklenmesi gerektiğini davalının bu yeri malvarlığını azaltma kastı ile yaptığını, davalı tarafın cevap dilekçelerinde bahsedilmeyen ve delil listesinde bulunmayan yeni deliller ibraz ettiğini, itiraz ettikleri halde bu konuda karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükmedilen alacaklar yönünden yapılan keşif ve bilirkişi incelemelerinin karar tarihinden çok önce yapılmış olup bu alacakların hüküm tarihine yakın belirlenmediğini, bu nedenle bu alacaklara karar tarihinde itibaren faiz uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacının davalıyı aldatmak suretiyle zina eylemi yaptığının sabit olduğunu, bu konuda TMK’nun 236. Maddesinin uygulanmasının gerektiğini, yerel mahkemenin bu talebi dikkate almadığını, talep edilen alacaklar bakımından davacının davasını ispat edemediğini, bu nedenle usulden reddinin gerektiğini, dava konusu taşınmazların ve aracın tasfiyeye dahil olmayan mal niteliğinde olduğunu, davalının bu taşınmazları ve aracı mal ayrılığı rejimine tabi olarak sahip olduğu daireleri ve araçları satarak iktisap ettiğini, yeniden bir hesap bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, istinaf taleplerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE
GEREKÇE :
HMK 355 maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı, değer artış payı ve katkı alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK mad.229) ve denkleştirmeden (TMK mad.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK mad.219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK mad.231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK mad.236/1). Katılma alacağı, Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Değer artış payı alacağı; eşlerden birinin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın esaslı katkıda bulunması durumunda, tasfiye sırasında bu malda meydana gelebilecek değer artışı için katkısı oranında sahip olduğu alacak hakkıdır (4721 Sayılı TMK mad.227). Denkleştirme (TMK mad.230) hariç, tasfiyeye konu mal varlığında katkı tarihine göre değer kaybı söz konusu ise, katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK mad.227/1). Böyle bir malın daha önceden elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler (TMK mad.227/2). Değer artış payı alacağı talep edebilmek için, parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunulmalıdır.
Değer artış payı miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK mad.227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Katkı payı alacağı ise; 01.01.2002 tarihinden önce 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM mad.170). TKM’de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri mal varlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı kanunun 5.maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak “katkı payı alacağı” hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanun’un tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (EBK mad.544, TBK mad.646).
Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM mad.186/1). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM mad.189). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği mal varlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir.
Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle (maaş, gündelik, kar payı vb.) katkıda bulunulduğunun ileri sürüldüğü durumlarda; çalışarak, düzenli ve sürekli gelire sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir.
Taraflarca sunulan, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm delillere, davacı erkek ve davalı kadın vekili tarafından gösterilen istinaf nedenlerine göre yapılan incelemede; tarafların 13/02/1987 tarihinde evlendikleri, İskenderun 1. Aile mahkemesinin 2011/104 esas 2012/380 karar sayılı ilamı ile boşandıkları, boşanma dava tarihinin 28/06/2013, boşanma kesinleşme tarihinin 03/07/2013 tarihi olduğu, taraflar arasında evlenme tarihi olan 13/02/1987 tarihinden 01/01/2002 tarihine kadar mal ayrılığı, 01/01/2002 tarihinden boşanma dava tarihi olan 28/06/2013 tarihinde kadar başkaca mal rejimini seçmediklerinden edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu, dava konusu taşınmazlarla ilgili olarak keşiflerin yapıldığı, hesap bilirkişisinden raporun alındığı, tarafından davacı tarafından katkı, katılma ve değer artış payı alacaklarına hükmedildiği, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf nedenlerine münhasıran yapılan incelemede;hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya mevcut bilgi ve belgelere göre denetime ve hüküm kurmaya elverişli olarak hazırlandığı, bilirkişi tarafından hem katkı payı hem de edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince değer artış payı ve katılma alacağının da hesaplamasının yapıldığı, mahkemece bu rapor esas alınarak hüküm kurulduğu, mahkemece İskenderun İlçesi A4 K.M Köyü 1719 parsel zemin kat 1 nolu bağımsız bölümün edinilmiş mallara eklenecek değer olarak eklenmemesinin davalının bu yeri malvarlığını azaltma kastı ile devretmediğinin sabit olması nedeniyle hukuka uygun olduğu, yine İlk Derece Mahkemesince TMK 236. Madde hükmünü uygulamamasının hukuka uygun olduğu, taraflar arasında görülen İskenderun 1. Aile Mahkemesinin 2011/104 esas sayılı dosyasında tarafların TMK 166/1. Maddesi gereğince boşanmalarına karar verildiği, TMK 161. Madde uyarınca zina nedenine dayalı verilmiş bir boşanma kararın bulunmadığı, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin delil değerlendirmesi ve gerekçesinin doğru olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılığın bulunmadığı, bu nedenle inceleme konusu kararın, tarafların istinaf başvuru nedenleri dikkate alındığında usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, tarafların istinaf isteminin ayrı ayrı esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak, oy birliği ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekilinin ve davalı vekilinin İskenderun 1. Aile Mahkemesi’nin 05/12/2017 tarih, 2013/415 Esas ve 2017/818 Karar sayılı ilamına yönelik istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı
ESASTAN REDDİNE
,
2-Davacının istinaf başvurusu nedeni ile istinaf karar tarihi itibari ile alınması gerekli 54,40TL İstinaf karar ilam harcının peşin alınan 1.400,00.TL den mahsubu ile, verilen karar gereği fazla alındığı anlaşılan 1.345,00.TL nin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3- Davalının istinaf başvurusu nedeni ile istinaf karar tarihi itibari ile alınması gerekli 54,40TL İstinaf karar ilam harcının peşin alınan 1.400,00.TL harçtan mahsubu ile verilen karar gereği fazla alındığı anlaşılan 1.345,00TL nin karar kesinleştiğinde davalıya iadesine,
4- Davacı tarafından, istinaf başvurusu nedeni ile yapılan yargılama giderinin, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verildiğinden kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından, istinaf başvurusu nedeni ile yapılan yargılama giderinin, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verildiğinden kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı tarafından istinaf nedeniyle yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde kendisine iadesine,
7-Davalı tarafından istinaf nedeniyle yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde kendisine iadesine,
8-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından takdiren davacı ve davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
9-Kararın, HMK 359-(4) maddesi gereği taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK.’nun m. 353/1-b-2 bendiyle, aynı kanunun 361-(1) maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 24/09/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe