Adana BAM, 6. HD., E. 2020/660 K. 2023/323 T. 10.4.2023

İlgili madde: TMK Madde 684

T.C.

ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: SİLİFKE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
NUMARASI
: 2018/179 Esas – 2020/40Karar
MÜTEVEFFADAVACI
: K1 -N1-A1
MİRASÇILARI-
DAVACILAR
: 1-K2 – N2

2-K3-N3

3-K4
VEKİLLERİ
: Av. K5- [N4] UETS
Av. K6- [N5] UETS
DAVANIN KONUSU
: Muhdesat Aidiyetinin Tespiti
İSTİNAF TALEP TARİHİ
: Davacılar-03/03/2020, Davalı- 24/02/2020
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: 10/04/2023
KARARIN YAZIM TARİHİ
: 10/04/2023
Silifke 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 23/01/2020 tarih ve 2018/179 E. -2020/40 K. sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede;

DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Müvekkili ile davalının babası K2’nın Mersin ili, Silifke ilçesi, A3 mah., 393 ada, 14 parsel sayılı taşınmaz üzerine bir tane bina inşaa ettiklerini, 1990 yılı tapulama esnasında bu binanın K2’ya ait olduğunun 01/06/1989 tarihiyle şerh düşüldüğünü, söz konusu taşınmazın ilk olarak K9 adına tescil gördüğünü, daha sonra müvekili ve davalı tarafından tapuda 1/2′ şer hisseli olarak adı geçenden devralındığını, söz konusu devir işleminin sadece çıplak mülkiyete ait olduğunu, nitekim taşınmak üzerindeki kargir evin K2’ya ait olduğunun beyanlar hanesinde görüleceğini, 1990 yılında gerçekleşen devir işlemi sonrasında müvekkili K1’nın babası K2’ya ait kargir evin üzerine 2.katı inşa ettiğini, dilekçeleri ekinde sunulan 11/10/1999 tarihli inşaat projesi ve yapı ruhsatı ile bu hususun ispatlı olduğunu, ancak bu yapının tapu kayıtlarına tescil ettirilmediğini, müvekkili ile davalı K7’nın 1/2 ‘şer hissedar oldukları taşınmazda bulunan binayı fiilen ikiye ayırarak kullandıklarını, taşınmazın halen de aynı şekilde fiili ayrım yapılmış şekilde kullanılmaya devam edildiğini, mahkemece yapılacak keşifle bu hususun ispat edileceğini, istinad duvarı ve ayrı kullanılan bina giriş ve odalar ile kullanım alanlarının tespit edileceğini, müvekkilinin kendisine ait hisseyi 04/04/2016 tarihide K10’e sattığını, ancak davalının Silifke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/224 E.sayılı dosyası ile şufa davası açtığını, yapılan yargılamada kesinleşen karar gereğince K10’e satılan 1/2 hissenin iptal edilerek K7 adına tescil edildiğini, zemin mülkiyetinin davalıya geçmesi ile müvekkilinin kendisi tarafından inşaa edilen yapıyı kullanamadığını, bu nedenle müvekkili tarafından inşaa edilen 2.kattaki muhtesat değerinin tespit edilerek davalıdan tahsili için iş bu davayı açtıklarını, taşınmaz üzerine tedbir konulmasını, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL muhtesan değerinin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Açılan davayı kabul etmediklerini, davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, hukuki yarar yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafın tapuya kayıtlı taşınmazında bulunan evi ve arsaya 04/04/2016 tarihinde 3.kişi K10’e tapu memuru önünde sattığını ve zilyetliğini devrettiğini, bu taşınmazın müşterek mülkiyet olan taşınmazda iki katlı bir taşınmaz olduğunu, bu taşınmazda herhangi bir hakkı kalmadığını, evin birinci katında kiracı oturduğunu, kirasını aldığını, 2.katında K10’in kardeşi K11’in oturduğunu, müvekkilinin mahkeme kararıyla malik olduğu tanışmazdan çıkması konusunda noter kanalıyla ihtarname çektiğini, hatta Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2017/766 esas sayılı dosyası tahliye davası açtığını, bu davada da müvekkili K7’ya kendisine taşınmazın maliki olmadığı ya da husumet itirazında da bulunulmadığını, davacının taşınmazın zemin mülkiyetinin ayrı üzerindeki bina mülkiyetinin ayrı ayrı satılacağı iddiasının yersiz olup, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu konuda TMK 718. maddesinin açık olduğunu, davacının davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: ”

Somut olayda, tanık anlatımlarından ve toplanan delillerden davacının dava konusu taşınmazda mukim evin ikinci katını kendi malvarlığı ile yaptırdığı, davalı veya üçüncü kişilerden destek almadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle dava konusu muhtesata ilişkin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacak talebinde bulunma hakkı olduğu sabittir. Davalının zenginleştiği, davacının fakirleştiği tarih taşınmazın devir tarihidir. Bilirkişi ek raporunda devir tarihi itibariyle muhtesatın değerinin 38.258,83 TL olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle bilirkişi raporları esasa uygun olmakla hükme esas alınmış, davanın kabulüne karar vermek gerekerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

Davanın KISMEN KABULÜ İLE;

1-38.258,83 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,” şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili 24/02/2020 tarihli istinaf dilekçesinde özetle;

1-Davacıların açtığı bu davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerekirken mahkemece sebepsiz zenginleşme nedeniyle davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkili ile davacıların murisi arasında dava konusu taşınmazla ilgili hiçbir geçerli-geçersiz sözleşme ilişkisi doğmadığını,

2-Mahkemenin gerekçeli kararında sebepsiz zenginleşme saydığı işlemin; tapu devri işlemi olduğunu, davacıların murisi K1’nın dava konusu taşınmazı üçüncü kişi K10’e devrettiği bir işlem olduğunu ve resmi memurlar önünde yapıldığını, bu işlemle davacıların murisi taşınmadaki tüm hisselerini K10’e devrettiğini, dinlenen tanık beyanlarının da ( Tanık K12 : ben taşınmazın üst katının satıldığını duydum, Tanık K13 : K1 üst kattaki Mut’lu birisine taşınmazını 2015-2016 yıllarında satmış, taşınmazı alan kişi bir yıl oturmuş daha sonra K7 bedelini ödeyerek taşınmazı aldı. Tanık K14 : üst kat K10’e satıldı.) bu yönde olduğunu, müvekkili K7’nın üçüncü kişiye karşı önalım davası açıp, tapudaki satışı iptal ettirdikten sonra davacılar tarafın murisinin işbu davayı açtığını,

3-Davacıların dava konusu taşınmazda malik sıfatı kalmadığını, dolayısıyla aktif dava ehliyetlerinin de bulunmadığını, tapu kaydında taşınmazın tam hisse olarak müvekkili K7 adına olduğunu, iş bu davanın bu nedenle reddi gerektiğini,
Davalı vekili 27/02/2020 tarihli ek istinaf dilekçesinde de özetle; mahkemece Hukuk Muhakemeleri Kanunu 26. maddesine aykırı davranıldığını, taleple bağlılık ilkesi ihlal edildiğini, davacı tarafın, dava dilekçesinde açıkça “ muhtesat değerinin tespiti ve tahsili talebinde bulunmasına rağmen mahkemece davanın” sebepsiz zenginleşme nedeniyle davacının talebiyle alakası olmayan bir konuda karar verdiğini belirterek,
Sonuç itibariyle:

Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davacılar vekili 03/03/2020 tarihli istinaf dilekçesinde ve istinafa cevap dilekçesinde özetle;

1-Sebepsiz zenginleşme için taraflar arasında sözlü veya yazılı bir sözleşmenin varlığının şart olmadığını, 6098 sayılı TBK 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmede sözleşme şartı bulunmadığını,

2-Müvekkilinin, tapuda adına kayıtlı olan 1/2 hissesini devrettiğini ancak babası adına tapuda şerhli olan muhtesatın üzerine yaptırdığı 2. katın devri için resmi bir devir olmadığını, alıcı K10’e zilyetliğini devrettiğini ancak şufa davasından sonra davalı tarafından açılan tahliye davası ile müvekkilinin ve K10’in zilyetliğinin de sona erdiğini, müvekkilinin zilyetliğin devri için almış olduğu ödemeyi K10’e iade ederek malvarlığında eksilme meydana geldiğini,

3-Davalının, şufa davası ile zemin bedelini ödediğini ancak şufa davasının konusu, zemin üzerinde bulunan muhtesatları kapsamadığını, tapu kayıtlarında da müvekkilinin inşa ettirdiği muhtesatın (2. Kat) kayıtlı olmadığını, davalı K7’nın müvekkiline ait muhtesat değeri kadar sebepsiz zenginleştiğini, bu sebeple Mahkemenin dava konusu hakkında verdiği kararın yerinde olduğunu,

4-Mahkeme gerekçesinde “Davalının zenginleştiği, davacının fakirleştirdiği tarih taşınmazın devir tarihidir.” belirtmesiyle devir tarihi esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ancak taşınmazdaki kiracının tahliyesi, muhtesatta bulunan eşyalarının çıkartılmasıyla zilyetliği sona erip, davalı tarafın muhtesat üzerinde zilyetlik kurduğunu, zilyetliğin devredilmesiyle davalının sebepsiz zenginleştiğini, müvekkilinin ise fakirleştiğini, bu nedenle de bilirkişi raporuyla muhtesatın 2018 yılı değeri olan 44.102,40 TL (davanın açıldığı yıl değeri) üzerinden davanın kabulü gerekirken kısmen reddinin haksızlık olduğunu belirterek,
Sonuç itibariyle;

Silifke 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/179 Esas ve 2020/40 Karar sayılı dosyasınında red edilen kısmın kaldırılmasına, davanın tüm yönleri ile KABULÜNE, davalının istinaf kanun yolu başvurusunun usul ve esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davacının istinaf dilekçesine karşı beyanda bulunmamıştır.

DELİLLER :

İstinaf incelemesine esas;

Yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:

Tapu kaydına göre:

Mersin ili, Silifke ilçesi, A3 mah., A4 mevki, 393 ada, 14 parsel, 246 m2 mesahalı ve kargir ev ve arsa vasfında, tam mülkiyeti K15 oğlu K9 adına kayıtlı taşınmazın, 23/05/1990 tarih 1875 yevmiye nolu işlemle 1/2 ‘şer hisseli olacak şekilde K16 oğlu K7 ve K16 oğlu K1’ya satış yoluyla devredildiği, devir anında taşınmaz üzerinde 01/06/1989 tarihli “bu parsel üzerindeki ev K2’ya aittir.” şerhi bulunduğu, K16 oğlu K1’nın da kendisine ait 1/2 hisseyi 04/04/2016 tarih 4888 yevmiye nolu işlemle K17 oğlu K10’e sattığı, diğer hissedar K16 oğlu K7 tarafından önalım talebiyle açılan ve kabul ile sonuçlanan Silifke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 13/01/2017 tarih 2016/224 E.-2016/622 K. sayılı kararın kesinleşmesi sonucu 20/03/2017 tarih 3994 yevmiye nolu işlemle hükmen K17 oğlu K10 adına kayıtlı 1/2 hissesinin tapu kaydının iptali ile davacı K7 adına tescil edildiği, bu haliyle tam mülkiyetinK16 oğlu K7’ya ait olduğu görülmüştür.

Silifke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/224 esas, 2016/622 karar sayılı dosyasının incelenmesinde:

Davacının K7 davalının K10 olduğu, davanın Mersin ili, Silifke ilçesi, A3 mah., A4 mevki, 393 ada, 14 parsel sayılı taşınmaza ilişkin önalım hakkından kaynaklanan tapu iptal ve tescil talebine ilişkin olduğu, yapılan yargılama sonucu davanın kabulü ile dava konusu Mersin ili, Silifke ilçesi, A3 mah., A4 mevki, 393 ada, 14 parsel sayılı taşınmazın davalı K10 adına kayıtlı 1/2 hissesinin tapu kaydının iptali ile davacı K7 adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği, işbu kararın da istinaf edilmeksizin 14/03/2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Mahallinde 20/03/2019 tarihinde keşif yapıldığı,
Mahkeme keşifteki gözleminde:
“Dava konusu 393 ada 14 parsel sayılı taşınmaza gelindi. Zemin artı bir katlı yapı olduğu görüldü. Dava konusu muhtesatın yapının üst katı olduğu tespit edildi. Bilirkişilerden gerekli notların alınması ve üst yapının yapıldığı tarih , yapının K10’e satışı olan 4/4/2016 tarihi itibariyle değerlerinin hesaplanması istendi. ”

Davacı tanığı
K18 keşifte:
” Ben tarafların kız kardeşinin eşi olurum. Bana göstermiş olduğnuz taşınmaz K2’ya aittir. Zemin kat kendisi yaptırmıştır. Evin üst katını K1 tamamen kendi mal varlığı ile yaptırdı. 90 yılından itibaren benim yanımda çalışıyordu, bu nedenle hadiseye vakıfım. İnşaatın tamamlanması 97-2000 yılları arasında idi. Ne kadara mal olduğunu bilmiyorum. Binayı yaptırırken babasının yada kardeşlerinin bir desteği olmadı. K10’i tanımıyorum. Davalı vekilinin talebi üzerine sorulan soruya cevaben : K1 usca evi birine sattı diye duydum ancak kime sattı bilmiyorum. ” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Davacı tanığı K12 keşifte:
” Taraflar benim komşum olur. Babaları ölünce 1/2 payları oldu. Taşınmazın üst yapısı K1 tarafından tahminen 2000 yıllarında yaptırıldı. Üst kat yapıldığında babaları yaşıyordu. Babalarının yada diğer kardeşlerin desteği olmamıştır. Ben taşınmazın üst katının satıldığını duydum ancak kime satıldığını bilmiyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Davacı tanığı
K13 keşifte:
” Taraflar beni dayımın oğlu olur. Taşınmazın giriş katı tarafların babaları K2 tarafından yaptırıldı, üst kattaki yapı 97-2000 yılları arasında K1 tarafından yaptırıldı, o tarihlerde babaları yaşıyordu. Yapı yapılırken babasının ya da kardeşlerinin bir desteği olmadı. Ben taşınmazın bitişiğinde oturuyorum bu nedenle hadiseye vakıfım. K1 üst kattaki Mut’lu birisine taşınmazı 2015-2016 yıllarında satmış. Taşınmazı alan kişi bir yıl oturmuş daha sonra K15 usca bedelini ödyeerek taşınmazı” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Davalı tanığı K14 keşifte:
“Annem taşınmazın bulunduğu civarda 3/4 yıldır oturuyordu, ben 3-4 yıldır burayı biliyorum. Ben geldiğimde üst kat yapılı durumda idi. Annem dava konusu yapının altındaki binada oturuyordu. Biz burda yaşıyorken üst kat yapılı idi. Kim tarafından yapıldığını bilmiyorum. Annem yaşıyorken üst kat K10’e satıldı. Ne kadara satıldığını bilmiyorum. Daha sonra K7 taşınmazı geri almış, kirayı K7’ya vermeye başladık. Daha öncesinde K1’ya veriyordu, satılınca K10’e vermeye başladık, K15 usca alında kirayı ona verdik” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Fen Bilirkişisi 25/03/2019 tarihli raporunda özetle:
, Dava konusu A3 Mahallesi 393 ada 14 numaralı parselin, tapu kütüğü kaydı itibariyle niteliğinin “Kargir ev ve arsa” olup, yüzölçümünün 246.00 m2 olduğu, parselin üzerinde hali hazırda biri tek katlı, diğeri iki katlı olmak üzere iki adet bina bulunduğunu, davaya konu binanın yüzölçümünn 68.91 m2 olduğu, parselin A7 Camiine yaklaşık kuş uçuşu 50 metre, Mersin-Konya karayoluna yaklaşık kuş uçuşu 180 metre, A3 Mahallesi Aile Sağlık Ocağına yaklaşık kuş uçuşu 600 metre, Silifke Şehirler Arası Otobüs terminaline yaklaşık kuş uçuşu 1100 metre, Hükümet Konağına yaklaşık kuş uçuşu 1000 metre mesafede olduğu tespit edilmiştir.

İnşaat Bilirkişisi 22/04/2019 tarihli raporunda özetle:

Dava konusu taşınmazın Silifke Belediyesine 1200 m mesafede olduğu, taşınmazın Fen bilirkişisinin Kat 2 harfi ile gösterdiği iki katlı evin üst katında yer aldığını, taşınmazın yerleri ahşap ve seramik kaplı,duvarları sıva üzeri boya, kapıları ahşap,pencereleri ahşap,mutfak dolabı kaplama ve tezgahı fayans kaplı olduğu, değerlendirilmesi talep edilen iki katlı ev yapısının 1.katının 35-40 yaşlarında olması nedeniyle, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yapılarda Aşınma Paylarına İlişkin Oranları Gösteren Cetvele göre % 35 yıpranma payı düşülmesi gerektiği, yüzölçümü, bulunduğu mevkii, konumu, nitelikleri, bölgede benzer yapıların alımı – satımı işlerini yapan emlakçılardan alının bilgiler ile günün rayiç değerleri göz önüne alındığında ve yapıların yıpranma payı düşüldüğünde tam hissesi K7’ya K16 oğluna ait tapuda kayıtlı olan Mersin İli, Silifke İlçesi, A3 Mahallesi, A5 Mevkii,393 Ada1l4 Parsel 246,00 m2 tapuda Kargir Ev ve Arsa vasfıyla değerlendirilmesi talep edilen taşınmaz olduğu, taşınmazın 1. Kat değerinin
(23.03.2017)Devir Tarihi itibarı ile:
(68,91m2) x 694,00TL/m2 x%35(1-0.35)=31.085,30 TL
(05.06.2018)Dava Tarihi itibarı ile :
(68,91m2) x 800,00TL/m2x%35(1-0.35)=35.833,20 TL
(23.03.2019)Keşif Tarihi itibarı ile:
(68,91m2) x 980,00TL/m2x %35(1-0.35)=43.895,67 TL olduğunun tespit edildiği görülmüştür.

Taraf vekillerince bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçeleri sunulması üzerine mahkemece dosyanın önceki bilirkişiye söz konusu itirazları karşılar ek rapor tanzimi için tevdi edildiği görülmüştür.

İnşaat Bilirkişisi 12/07/2019 tarihli ek raporunda özetle:

Değerlendirilmesi talep edilen iki katlı ev yapısının 1.katının 20-25 yaşlarında olması nedeniyle, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yapılarda Aşınma Paylarına İlişkin Oranları Gösteren Cetvele göre % 20 yıpranma payı düşülmesi gerektiği, yüzölçümü, bulunduğu mevkii, konumu, nitelikleri, bölgede benzer yapıların alımı – satımı işlerini yapan emlakçılardan alının bilgiler ile günün rayiç değerleri göz önüne alındığında ve yapıların yıpranma payı düşüldüğünde tam hissesi K7’ya K16 oğluna ait tapuda kayıtlı olan Mersin İli, Silifke İlçesi, A3 Mahallesi, A5 Mevkii,393 Ada1l4 Parsel 246,00 m2 tapuda Kargir Ev ve Arsa vasfıyla değerlendirilmesi talep edilen taşınmaz olduğu, taşınmazın 1. Kat değerinin
(23.03.2017)Devir Tarihi itibarı ile:
(68,91m2) x 694,00TL/m2 x%20(1-0.20)=38.258,83TL
(05.06.2018)Dava Tarihi itibarı ile :
(68,91m2) x 800,00TL/m2x%20(1-0.20)=44.102,40TL
(23.03.2019)Keşif Tarihi itibarı ile:
(68,91m2) x 980,00TL/m2x %20(1-0.20)=54.025,44 TL olduğunun tespit edildiği görülmüştür.

Davacı K1’nın yargılama sırasında 10/04/2019 tarihinde vefat ettiği, davacı vekilince dosyaya sunulan
Silifke 3. Noterliği’nin 15/04/2019 tarih 3258 yevmiye noluveraset ilamına göre muris K1’nın 10/04/2019 tarihinde vefat ettiği ve mirasının 8 pay kabul edildiği, 3’er payın çocukları K4 ve K2’ya, 2 pay da eşi K3’ya aidiyetinin tespit edildiği, adı geçen mirasçılara ait vekaletin dosya arasına sunulduğu görülmüştür.

Davacı vekili 02/12/2019 havale tarihli ıslah dilekçesinde özetle:

Dava değerini 44.102,40 TL’ye yükseltmiştir.
“.
…Somut uyuşmazlıkta; İzmir İli, Karabağlar İlçesi,
A6
Mahallesi 42061 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1/2 oranında paydaşı olan davacı
K19 dava dışı diğer hissedar
K20
‘nin 1/2 hissesini 06.06.2005 tarihli ve 8504 yevmiye numaralı satış işlemi ile davalı
K21
‘e sattığını belirterek davalı K21’e karşı şuf’a davası açmış, İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/267 Esas -2006/460 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı ile talebi kabul edilmiştir. Davacının şuf’a davası kabul edilmesine rağmen tapu kaydı üzerindeki “evin K21’e ait olduğu” yönündeki şerh varlığını devam ettirmektedir. Davacı, taşınmazın cinsinin avlulu kargir ev olduğunu, şuf’a davasının kabul edilmesiyle birlikte otomatik olarak muhdesatın mülkiyetinin de kendisine geçtiğini iddia etmektedir.

Gerçekten de taşınmaz üzerindeki muhdesat arza tabi olup muhdesatın arzdan ayrı olarak satışa konu edilmesi mümkün değildir. Dosya arasındaki tedavüllü tapu kayıtları ve akit tablosuna göre dava konusu taşınmaz üzerindeki muhdesatın (dava konusu avlulu kargir evin) önce paylı maliklerden
K20
‘ye ait olduğu sabittir. Önalım davasına konu 1/2
K20 payının davalı
K21
‘e 06.06.2005 tarihinde muhdesatla birlikte satıldığının ve davacının
K21
‘e karşı açmış olduğu şuf’a davasının kabulüyle de muhdesatın artık davacı
K19
‘e döndüğünün kabulü gerekir. Bu nedenle davacının davalılardan şerh lehtarı
K21 aleyhine açmış olduğu şerhin terkini davasının kabulü gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddedilmiş olması doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir….
“(
Yargıtay 14. H.D.’nin 02/07/2014 tarih 2014/4628 Esas, 2014/8878 Karar sayılı ilamı)
“…

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu 352 parsel sayılı taşınmazın ortaklığının giderilmesi için Buldan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/263 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, taşınmaz üzerinde bulunan bağ olarak belirtilen kısıma vekil edeni tarafaından bir kısım masraflar yapıldığını, yüksek bağ sistemi dikildiğini, 500 metre ileriden sulama tesisatı döşendiğini, yüksek sistem masrafları (beton direk, tel, T demiri, işçilik ve giderler) vekil edeni tarafından karşılandığını açıklayarak söz konusu muhdesatların ve güncel değerlerinin bilirkişi tarafından tespit edilmesini istemiştir.

Davalı-birleşen dava davacısı
K22 vekili dava dilekçesinde; dava konusu 352 parsel sayılı taşınmazın ortaklığının giderilmesi için Buldan Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/263 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, vekil edeninin kendi miras hissesi üzerinde yüksek sistem bağ diktiğini, yargılama esnasında davalı
K23
‘ın fiilen kullandığı kısımdaki şeftali ağaçlarını temellük ettiğini açıklayarak, taşınmaz üzerindeki şeftali ağaçları ve yüksek sistem bağın ve faydalı masrafların vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Asıl dava yönünden yargılama oturumundaki beyanında davanın reddine karar verilmesini savunmuştur…

Dava dilekçesi içeriği ve toplanan delillerden, tespiti istenen davaya konu şeftali ağaçlarının daha önce taşınmazda pay sahibi olan
K23 tarafından dikildiği, davacı
K24
‘ın muhdesatı önceki paydaş
K23
‘tan satın aldığını öne sürerek görülen davayı açtığı anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun mülkiyet hakkının kapsamına ilişkin 684. maddesi hükmüne göre, bir şeye malik olan o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olduğu gibi, 718. maddesi hükmüne göre de taşınmaz mülkiyeti araziyle birlikte arazinin üzerinde bulunan bütünleyici parça niteliğindeki muhtesatları da kapsar. Yine aynı Kanun’un 688. maddesinde açıklandığı üzere paylı mülkiyette birden çok kimse maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla maliktir. Açıklanan hukuki olgular gözetildiğinde taşınmaz arzından pay satın alan, payı oranında üzerindeki muhdesatın da sahibi olur. Muhdesatın taşınmazın zemininden (arzdan) ayrı olarak satılması mümkün değildir. Hal böyle olunca, muhdesat niteliğindeki şeftali ağaçları bakımından, davacı K24’ın bu kısmı satın aldığı ve kullanımında olduğu, satıcısının hakkını devraldığına göre, bu hususta kabul kararı verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir..
..”(
Yargıtay 8. H.D.’nin 23/10/2014 tarih 2014/506 Esas, 2014/18999 Karar sayılı ilamı, benzer mahiyetteki Yargıtay 8. H.D.’nin 08/10/2013 tarih 2013/10558 Esas, 2013/14460 Karar sayılı ilamı,)

Dava, muhdesat tespiti isteğine ilişkindir.

Az yukarıda değinilen bozma ilamında; muhdesatın her bir katı ayrı ayrı değerlendirilmek suretiyle hangi tarihte meydana getirildiğinin, özellikle muhdesatın zemin katının davacının tapuda paydaş olduğu tarihten önce mevcut olan yapının tadilatı ile oluşup oluşmadığının, bu şekilde oluşmuş ise, mevcut muhdesatın oturulabilir hale getirilebilmesi için yapılan harcamaların yeni bir muhdesat meydana getirme niteliğinde olup olmadığının, muhdesatın davacı tarafın tapuda paydaş olmasından önce mevcut olması halinde, muhdesatın mukadderatının arza tabi olması nedeniyle muhdesatın arzdan ayrı satışa konu edilmesi mümkün olamayacağı ve satın alma ile ancak taşınmaz üzerindeki muhdesatın aynı oranda payını satın almış olduğu gözönüne alınarak davanın reddine karar verilmesi, muhdesatın davacının taşınmazda paydaş olduğu tarihten sonra meydana getirildiğini n belirlenmesi halinde davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği hususları üzerinde durulmuştur…

(
Yargıtay 8. H.D.’nin 13/02/2017 tarih 2014/27280 Esas, 2017/1647 Karar sayılı ilamı)

Dava
, muhdesat rayiç bedelinin tahsili isteğidir.

Somut olayda
,Mersin ili, Silifke ilçesi, A3 mah., A4 mevki, 393 ada, 14 parsele ait tapu kaydında 01/06/1989 tarihli “bu parsel üzerindeki ev K2’ya aittir.” şerhi bulunduğu,tam mülkiyeti K15 oğlu K9 adına kayıtlı taşınmazın, 23/05/1990 tarih 1875 yevmiye nolu işlemle 1/2 ‘şer hisseli olacak şekilde K16 oğlu K7 ve K16 oğlu K1’ya satış yoluyla devredildiği, K1’nın da kendisine ait 1/2 hisseyi 04/04/2016 tarih 4888 yevmiye nolu işlemle K10’e sattığı, diğer hissedar K7 tarafından önalım talebiyle açılan ve kabul ile sonuçlanan Silifke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 13/01/2017 tarih 2016/224 E.-2016/622 K. sayılı kararın kesinleşmesi sonucu da 20/03/2017 tarih 3994 yevmiye nolu işlemle hükmen K10 adına kayıtlı 1/2 hissesinin tapu kaydının iptali ile davacı K7 adına tescil edildiği görülmüştür.

Davacı vekili, dava konusu taşınmazda müvekkilinin maliki olduğu 1/2 hisseyi tapuda dava dışı K10’e satış yoluyla devrettiğini, davalı olan diğer hissedarın da bu satışa karşı açtığı ve kabul ile sonuçlanan ön alım davası sonucu K10’e ait işbu 1/2 hissenin tapu kaydının iptali ile davalı adına tesciline karar verildiğini, söz konusu taşınmaz üzerinde bulunan 2 katlı yapının 2. Katının müvekkili tarafından meydana getirildiğini ancak ön alım davası sonucu verilen kararda zemin mülkiyeti davalıya geçmiş ise de müvekkiline ait bu yapı için karar verilmediğini belirterek 2. Kat muhdesat değeri tespit edilerek davalıdan tahsilini talep etmiş;

Davalı vekili ise, davacı K1 tarafından 1/2 hissenin tapu devri sırasında sadece zemin mülkiyetinin devredildiği, 2. kat mülkiyetinin devredilmediği, bedelinin de ödenmediği yönündeki iddianın TMK’nun 718. Maddesi karşısında yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunmuştur.

İnşaat bilirkişisi rapor ve ek raporunda,Mersin ili, Silifke ilçesi, A3 mah., A4 mevki, 393 ada, 14 parseleüzerindeki yapının 1. katın 20-25 yaşlarında olduğunu belirlemiştir.

Buna göre, dava konusu taşınmaz üzerindeki 20-25 yaşlarındaki yapının 1. katının kadastro tutanağının kesinleşmesinden sonra yapıldığı sabittir. Davacı vekili de bahse konu 1.katın 1999-2000’li yıllarda yapıldığı ve 1.katın rayiç bedelini istemektedir.Dinlenen tanıklar da 1.katın davacı tarafından yapıldığını söylemektedir.

Ancak bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 sayılı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez.

Dosyada mevcut bilgi ve belgelerden anlaşılacağı üzere, davacı K1’nın davaya konu gayrimenkuldeki hissesini satarken kendisi tarafından meydana getirilen 1. katı satış dışı bıraktığını ayrıca ispatlayamadığından – davacı vekilinin 27/06/2018 tarihli dilekçesinde açıkça müvekkilinin kendisine ait hisseyi 04.04.2016 tarihinde tapu hissesi ve muhtesat değeri ile birlikte 95.000,00 TL’ye sattığı yönündeki beyanı da dikkate alındığında- yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde değildir.

Sonuç İtibariyle;

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine ,
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile yerel mahkeme kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden kararın düzeltilerek yeniden hüküm kurulmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM :

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

A-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi uyarınca
REDDİNE,
B-
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,
HMK’nun 352/1-b-2 maddesi uyarınca Silifke 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 23/01/2020 tarih ve 2018/179 E. -2020/40 K. sayılı kararının
KALDIRILIRAK yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç bulunmadığından
DÜZELTİLEREK YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,

1-Davanın
REDDİNE,

2-Alınması gereken 179,90 TL harçtan peşin alınan 35,90 TL harç ile 754,00TL tamamlama harcından mahsubu ile bakiye 610,00 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine ,

3-Davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,

4-A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5-Gider avansından artan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa iadesine
İstinaf incelenmesi yönünden;

Davacı açısından:
1
-Davacı tarafından yatırılan 54.40-TL nispi istinaf karar harcının harcının hazineye
İRAD KAYDINA,
2
-Davacı tarafından yatırılan 148.60-TL istinaf kanunu yoluna başvurma harcının hazineye
İRAD KAYDINA,
3
-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,

4-
İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, istinaf yoluna başvuran davalı lehine vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,

5-
Kararın 6100 sayılı HMK’nun 359/4.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince,
TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Davalı açısından:

1-
Davalıdan alınan 653,36-TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya
İADESİNE,

2-
Davalıdan alınan 14860-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazine irad
KAYDEDİLMESİNE

3-
İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf harcı ile 34,50-TL posta gideri toplamının davacıdan alınarakdavalıya
VERİLMESİNE,
4

İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, davalı vekili yararına vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,

5-
Kararın 6100 sayılı HMK’nun 359/4.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince,
TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/04/2023

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!