T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACI : K1 – N1
VEKİLİ : Av. K2
A1
DAVALI : F1 BANKASI ANONİM ŞİRKETİ –
VEKİLİ : Av. K3
F1 Bankası Yasal Takip Adana Bölge Müdürlüğü A2
DAVANIN KONUSU : İcra Takibine İtiraz (Borca İtiraz)
Adana 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 20/09/2018 tarih, 2018/76 Esas 2018/781 sayılı mahkeme kararının süresi içinde istinaf yolu ile tetkiki davacı K1 Vekili tarafından istenmesi üzerine dosya dairemize gönderilmekle dava dosyası için düzenlenen inceleme raporu dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
DAVA:Davacı- taşınmaz maliki
K1
Vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı takip borçlusunun davalı bankadan 2009 yılında kullandığı kredinin teminatı olarak müvekkilinin maliki bulunduğu taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirdiğini, müvekkilinin ipotekli taşınmazı 28/02/2012 tarihinde ipotekli şekilde satın aldığını, ipoteğin dayanağı kredi taksitlerinin 2014 yılında sona erdiğini, borç bitmesine rağmen müvekkilinin ipoteğin fekkine ilişkin bir yazı almadığını, davalı bankanın müvekkilinin bilgisi ve iradesi dışında usul ve yasaya aykırı şekilde ipotek üzerinden borçlu şirkete kredi kullandırdığını, kullandırılan kredilerde müvekkilinin imzası , kefaleti ve buna bağlı olarak sorumluluğunun bulunmadığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine alacaklı tarafından Adana 8. İcra Müdürlüğünün 2018/412 esas sayılı takip dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılarak müvekkiline icra emri gönderildiğini, müvekkilinin iyi niyetli ve mağdur olduğunu, takipten önce hesap kat ihtarının müvekkiline tebliğ edilmesi ve kesinleşmesinin takip şartı olduğunu, müvekkiline gönderilen ihtarın hesap kat ihtarı niteliğini taşımadığını, ihtarname tebliğ edilmeden borcun muaccel olmayacağını, muaccel olmayan borcun takip konusu yapılamayacağını, müvekkiline tebliğ edilmiş bir ihtar olmadığını, tebliğ edilen ihtarlara da itiraz edildiğini beyan ederek, icra emri ve takibin iptaline kötü niyetli davalının asıl alacağın %20’si oranında tazminata mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı-alacaklı F1 Bankası A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle;
10/12/2009 tarih ve 31681 yevmiye numaralı ipotek akit tablosu ile tesis edilen ipoteğin Cander Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. Ve Cafer Boyraz firmasının açılmış ve açılacak her türlü kredileri ile her türlü sözleşme, kefalet, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme ve kanundan doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminatı olarak 274.000,00 TL üzerinden süresiz olarak tesis edildiğini, davacı ve dava dışı borçlunun bugüne kadar fek talebinde bulunmadığını, davacının taşınmazı ipotek akit tablosundaki şartlarda ve üzerindeki ipotekle yükümlü olarak aldığını, borçtan bu nedenle sorumlu olduğunu, icra emrinin taşınmaz maliki sıfatıyla gönderildiğini, hesap kat ihtarının davacıya 26/12/2017 tarihinde tebliğ edildiğini, 8 günlük yasal sürede itiraz edilmeyen ihtar kapsamında borcun kesinleştiğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI;
Mahkemece, davacı banka tarafından dava dışı kredi borçlusu firmaya ipotek ve kefalet karşılığı kredi kullandırıldığı konusunda bir ihtilaf bulunmadığı, mahkemece talep edilebilecek alacak miktarının tespiti amacıyla dosyanın bankacı bilirkişiye tevdii edildiği, bilirkişi Tevfik Baltacı tarafından ibraz edilen 14/05/2018 tarihli rapora göre davalı alacaklı bankanın, ipotek teminatına istinaden 09/01/2017 tarihinde aylık 4.950,76 TL sabit taksit ve toplamda 237.636,56 TL geri ödemeli 48 ay vadeli 177.500,00 TL taksitli ticari krediye istinaden 22/11/2017 temerrüt tarihi itibariyle vadesi gelmemiş taksitler için 10/01/2018 takip tarihi itibariyle takip konusu yapabileceği asıl alacak miktarının 157.228,93 TL olduğu, davalı alacaklı banka 1.578,78 TL masraf talep etmiş ise de, davalı-alacaklının masraf belgesi ibraz edemediği, bu durumda belgelendirilmeyen masrafın talep edilemeyeceği belirtilerek, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile Adana 8. İcra Müdürlüğünün 2018/412 esas sayılı takip dosyasında icra emrinde asıl alacağın 157.228,93 TL olarak düzeltilmesine, icra emrindeki 1.578,30 TL’lik masrafın iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı K1 Vekili dilekçesinde özetle;
Adana 8. İcra Müdürlüğü’nün 2018/412 takip sayılı dosyası ile borçlu Cander Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd.şti aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını ve bu takipte ipotekli taşınmaz maliki sıfatı ile müvekkiline icra emri tebliğ edildiğini, borçlu Cander Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti nin 2009 yılında alacaklı F1 Bankası A.Ş’den kredi kullandığını ve bunun karşılığında Cafer BOYRAZ isimli şahsın 10.12.2009 tarih ve 31681 yevmiye numarası ile maliki olduğu Adana İli Çukurova İlçesi Karslılar Mah. 6159 Ada, 22-L-4 Pafta 4 parsel 3 Kat 5. Nolu bağımsız bölümü banka adına ipotek ettirdiğini, bunu takiben müvekkili K1’ın borçlu ile anlaşarak 2009 yılında kullandırılan ve ilk taksit ödemesi 10.01.2010 tarihinde başlayarak 10.12.2014 tarihine kadar devam edecek olan kredi doğrultusunda ipotek edilmiş olan taşınmazı Cafer BOYRAZ’dan anlaşma karşılığı ipotekli bir şekilde satın alarak 28.02.2012 tarihinde de taşınmazın tapusunu aldığını, ipotekli taşınmaz’a ait kredi ödemelerinin 10.12.2014 yılına kadar devam ettiğini, taksit ödemesinin sonu olan 2014 yılında müvekkilinin kredi ödemesinin bittiğini ve ipoteğin kalktığını düşünerek iyiniyetli bir şekilde bankadan ipoteğin fekkine ilişkin bir yazı istemediğini, ancak alacaklı banka tarafından taksitli kredinin tüm taksitlerinin ödendiğini ve ipotek tesis edilen kredinin borcunun bitmiş olmasına rağmen ipotek fek edilmeden, taşınmazın müvekkili adına geçmiş olduğu tapudan araştırılmaksızın ve taşınmaz malikinin müvekkili olmasına rağmen müvekkilinin bilgisi ve iradesi dışında usul ve yasaya aykırı bir şekilde aynı ipotek üzerinden borçlu şirkete yeniden kredi kullandırıldığını, kullandırılan kredilerin hiçbirinde müvekkilinin imzası, kefaleti müşterek ve müteselsil borçlu olma durumunun sözkonusu olmadığını, mahkemece yaptırılacak bilirkişi incelemesinde de kullandırılan kredilerle ilgili olarak müvekkilinin sorumluğunun olmadığının ortaya çıkacağını, borçlu tarafından kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine de alacaklı banka tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğini ve ipotekli taşınmaz maliki olarak gözüken müvekkiline de icra emrinin tebliğ edildiğini, müvekkilinin tamamen iyiniyetli bir şekilde anlaşma karşılığı bedelini ödeyerek taşınmazı satın aldığını ve borçlu şirket tarafından kredi borcunun ödenerek maliki olduğu taşınmaz üzerindeki ipoteğin kalktığını ve taşınmazın tamamen kendisine geçtiğini düşündüğünü, ancak kendisinin bilgisi dışında usul ve yasaya aykırı bir şekilde aynı şirkete aynı ipotek üzerinden kredi kullandırıldığından haberi olmadığını, müvekkilinin tamamen iyiniyetli olduğunu, bu takip ile iyice mağdur olduğunu, çekilen ve ödenmeyen kredilerle hiç bir ilgisi olmadığını, kendisinin olmayan bir borç yüzünden evinin elinden gitme durumunun söz konusu olduğunu, davalı banka tarafından müvekkiline gönderilen ihtarnamenin hesap kat ihtarı olmadığını, hesap kat ihtarında kat edilen hesabın hangi ay itibariyle kat edildiği ve uygulanacak temerrüt faiz oranının yazılması gerektiğini, gönderilen ihtarname de bu unsurların olmadığını, gönderilen ihtarnamenin hesap kat ihtarnamesi olmadığını, müvekkilinin ipotek veren 3. Kişi olduğunu, ipotek veren 3. Kişiye usulüne uygun bir şekilde hesap kat ihtarı gönderilmeksizin icra takibi başlatılamayacağını, ihtarname tebliğ edilmeden borcun muaccel hale gelemeyeceğini, muaccel hale gelmeyen bir alacak ile ilgili olarak ta icra takibi başlatılamayacağını, bu konu ile ilgili bir çok Yargıtay kararının mevcut olduğunu, borçlu şirkete müvekkilinin bilgisi dışında kredi kullandırılmış olması ve bu borcun ödenmemesi nedeniyle de icra takibi başlatılmış olmasının kötüniyetin varlığını açıkça göstermekte olduğunu, yerel mahkeme tarafından bu hususların hiç birinin nazara alınmadığını, dava dosyasından alınan ve hükme esas olabilecek nitelikten yoksun bilirkişi raporuna itirazlarının dahi nazara alınmadığını ve ek rapor alınmasına yönelik haklı taleplerinin reddedilerek davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
İİK.nun 150/ı maddesi uyarınca başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takipte, şikayetçi- 3. kişi (yeni malik) vekili tarafından takibin iptali talep edilmiş olup ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü- kısmen reddi ile icra emrinde asıl alacağın 157.228,93 TL olarak düzeltilmesine, icra emrindeki 1.578,30 TL’lik masrafın iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Anılan karara karşı şikayetçi- 3. kişi (yeni malik) vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Dosyada mevcut, belgelerden 10.12.2009 tarih ve 31681 yevmiye nolu resmi senet ile takibe konu taşınmaz üzerine Cander….Ltd. Şti Ve Cander Poyraz’ın alacaklı bankaya karşı doğmuş doğacak tüm borçlarını karşılamak üzere
274.000,00TL bedelle limit ipoteği tesis edildiği, şikayetçi- 3. kişi (yeni malik)’in 28.02.2012 tarihinde taşınmazı ipotekle yükümlü olarak satın aldığı, takibin 10.01.2018 tarihinde başlatıldığı, takip tarihi itibariyle şikayetçi- 3. kişi (yeni malik)’nin malik olduğu ve tapu kaydında söz konusu ipotek şerhinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Şikayetçi- 3. kişi (yeni malik), taşınmazı ipotekle yükümlü olarak , üzerinde ipotek şerhi olduğunu bilerek takipten önce satın almıştır. Satın alma ile ipotek verenin borçlarına da halef olmuştur. Bu durumda ipotekten ipotek veren sıfatı ile sorumludur. Dolayısıyla bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde değildir. Anılan ipotek doğmuş doğacak tüm borçları kapsadığından kredinin satın alma işleminden sonra verilmesi de takip hukuku bakımından sonuca etkili değildir.
Y.12.HD.nin 2018/959 E.2019/8684 K. sayılı emsal içtihadında belirtildiği üzere; “ipotek veren taşınmaz maliki üçüncü kişiye, İİK’nun 150/ı maddesi gereğince hesap özeti gönderilmesi zorunluluğu bulunmamakta ise de; ipotek veren üçüncü kişi hakkında takip yapılabilmesi için
Türk Medeni Kanunu’nun 887. maddesi uyarınca, alacağın kendisinden istenilmesi, yani muacceliyet ihtarının gönderilmesi gerekmektedir.”
Somut olayda; takip dosyasında mevcut Adana 3. Noterliğinin 25.12.2017 tarih ve 26523 yevmiye nolu muacceliyet ihtarı niteliğindeki ihtarnamenin 188.004,92 TL alacağa ilişkin olduğu, borcun muaccel hale geldiği, derhal ödenmesi gerektiği, aksi takdirde yasal yollara başvurulacağı hususlarını içerdiği , muhatap kısmında şikayetçinin-ipotek veren 3. kişi olarak belirtildiği, anılan ihtarname ekinde aynı noterliğin tebliğ şerhinde ihtarnamenin muhatabına 26.12.2017 tarihinde bizzat tebliğ edildiğinin belirtildiği, şikayetçinin
8 gün içerisinde
03.01.2018 tarih ve 0154 yevmiye nolu işlemle cevabi ihtarname keşide ettiği, söz konusu ihtarnamede, “ muhatap tarafından tarafıma gönderilen
Adana 3. Noterliğinin 22.12.2017 tarihli ve 26523 yevmiye numaralı ihtarname ve içeriğini kabul etmiyor, itirazlarımı cevaben ihtar, ihbar ve tebliğ ediyorum.” diyerek beyanda bulunduğu , dolayısıyla macceliyet ihtarının takipten önce şikayetçi- ipotek veren 3. kişiye gönderildiği anlaşıldığından söz konusu hususlara ilişkin istinaf sebepleri de yerinde değildir.
Takibe dayanak ipotek akit tablosunun incelenmesinde; ipoteğin, doğmuş ve doğacak tüm borçları karşılamak üzere kurulmuş limit ipoteği niteliğinde olduğu görülmektedir. Bu durumda, alacaklı banka, İİK’nun 150/ı maddesindeki şartları yerine getirmek suretiyle takibe başladığından borçlulara icra emri gönderilmesinde yasaya uymayan bir yön yoktur. Hesap kat ihtarnamesine süresinde itiraz edilmiş olması da, icra emri gönderilmesine engel teşkil etmez.(benzer mahiyette Y.12.HD. nin 2017/5353 E. 2017/10665 K. sayılı ilamı mevcuttur.)
Diğer taraftan ,hesap kat ihtarına asıl borçlu tarafından itiraz edilmesi mümkün olup, ipotekli taşınmaz maliki 3. kişinin hesap kat ihtarına itiraz hakkı bulunmadığından yapılan itiraz sonuç doğurmaz.(Y.12.HD. 2015/11385E. 2015/13472 K.)
Somut olayda; yeterli bilirkişi raporu esas alınarak verilen ilk derece mahkemesinin kararında istinaf edenin sıfatına göre bir isabetsizlik yoktur.
Dairemizce yapılan değerlendirmeler neticesinde; HMK.nın 355.maddesine göre istinaf incelemesinin dilekçede belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılabileceği, ancak kamu düzenine aykırılık görülmesi halinde bu hususun resen nazara alınabileceği, somut olayda dosya kapsamı, mevcut delil durumu dikkate alındığında, mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, hükümde kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediği anlaşıldığından, davacı(borçlu) vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı-(borçlu) vekilinin Adana 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2018/76 E. 2018/781 K. sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 44,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 35,90 TL’nin mahsubu ile bakiye 8,50 TL’nin davacıdan alınarak hazineye GELİR KAYDINA,
3-İstinaf kanun yolu yargılama giderlerinin, istinaf eden üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kararın taraflara TEBLİĞİNE,
5-HMK.nun 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının talep halinde yatırana İADESİNE,
6-Yasal şartları oluşmadığından tehiri icra talebinin REDDİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK ‘nun 361 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 01/10/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe