DAVACI:
K1- N1 – A1
DAVALI:
K2- N2 – A2
DAVANIN KONUSU :
Geçit Hakkı
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalılar K3 ve K4 vekillerince ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nun 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;
A2 Mahallesi A3 mevkiinde bulunan P31B31G paftada kayıtlı 229 parsel üzerindeki 8.625,00 m² kendi adına kayıtlı arazisine geçebilmek için davalı adına kayıtlı olan aynı yer 492 parsel 2816 m² arazisinden tahminen 1000 m²’lik kısmından kendi arazisine geçmek üzere mahkeme masraflarının kendi üzerinde kalmak ve günün şartlarına göre geçit bedelini ödemek kaydı ile 3 m genişliğinde tahminen 300 m uzunluğunda mahalli bilirkişilerin takdiri üzerinden en uygun bir yerden yol almak istediğini belirterek, bu belirtilen nedenlerle davalının taşınmazından geçit hakkı kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı
K2 vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine açılan davayı kabul etmediklerini, müvekkilinin taşınmazının davacının arazisine ulaşabileceği en kısa, en uyun ve en ucuz olan taşınmaz olmadığını, mahalline yapılacak keşif sonucunda en uygun yer olmadığının görüleceğini, yine geçit için gösterilen bedelin çok düşük olduğunu, dava konusu taşınmazın serbest piyasadaki m² birim fiyatının 35.00 TL olup 1.000,00 m²’lik taşınmazın rayiç piyasadaki değirinin 35.000,00 TL olduğunu bu anlamda dava değerinin düşük olduğunu ve kabul etmediklerini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;
Somut olayda A2 Mahallesi, 229 parsel sayılı taşınmazda davacının paydaş olduğu, keşifler esnasında ve dosya arasındaki bilirkişi raporunda görüldüğü üzere taşınmazınıngenel yola bağlantısının bulunmadığı, davacının taşınmazı için mutlak geçit hakkı ihtiyacı içinde olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan ilk keşif sonrasında eski 374 ve 231 parseller tevhit edilerek 665 parsel olarak tek parsel haline geldiğinden değerlendirmeye alınamadığı, yeniden keşif yapılarak geçit hakkı tesis edilebilecek başka güzergahlar araştırıldığı, raporlar ve itirazlar üzerine alınan ek raporlar üzerine fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi gereğince geçit hakkı tesisi için en uygun güzergahın 4 nolu güzergah olduğunu rapor ettikleri, rapor doğrultusunda davacı tarafça 228 parsel malikleri davaya dahil edilmiş olduğu, 228 parsel malikleri ve 665 parsel maliklerinin itirazları ve talepleri doğrultusunda mahkemece de uygun görüldüğünden mahallinde keşif yapılmış ve 10/12/2018 tarihli fen bilirkişisi raporu ve 20/12/2018 tarihli rapor dosya arasında alınmış, iş bu raporda 4 nolu güzergahın en uygun güzergah olduğunun rapor edildiği, 4 nolu güzergah 229 parsel lehine 665, 373, 236 ve 228 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı tesisini öngörmektedir. 228 parsel maliki vekilince bu rapora fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi gerekçe gösterilerek itiraz edilmiş ise de diğer taşınmaz maliklerinin taşınmazlarından geçit hakkı tesis edilen alan miktarı gözetildiğinde davalı vekilinin bu itirazına itibar edilmemiştir.
Açıklanan bu nedenlerle dosya arasına alınan 20/12/2018 tarihli raporda geçit hakkı tesisi için uygun olarak belirtilen 4. Alternatif yolun geçit hakkı bedelinin davacı tarafından mahkememizce verilen ara karar doğrultusunda süresinde mahkeme veznesine depo edildiği görüldüğünden davanın kabulüne ve Yargıtay 14. HD’nin 2016/6429 Esas, 2019/1272 Karar sayılı ve 13/02/2019 tarihli kararındaki
”…Mahkemece, davanın kabulü ile 486 parsel sayılı taşınmaz lehine davalılar adına kayıtlı 386 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir…. Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda, davanın niteliği gereği, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır. Somut olayda; aleyhine dava açılan davalı, kendisini vekille temsil ettirdiğine göre davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru değil ise de…”(Yargıtay 14. HD’nin 2015/10925 Esas, 2018/2622 Karar sayılı ve 03/04/2018 tarihli kararı, ) şeklindeki kararıgözetilerek aleyhine davanın kabulüne karar verilen davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesine, davanın davalı K5, K4, K3, K6, K7, K8 bakımından
Kabulüne, yine aleyhine geçit hakkı tesis edilmeyen diğer taşınmaz malikleri bakımından davanın reddine, yönelik karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
A) Davalı K3 vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının hukuka ve yasalara aykırılık teşkil ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkiline ait 228 parsel sayılı taşınmazın üzerinden davacı lehine geçit hakkı tesisinin sağlanması halinde belirlenecek geçit hakkı bedelinin mahkemece hatalı olarak hesaplandığını, her ne kadar gerekçeli kararda da belirtildiği üzere 228 parsel sayılı taşınmazın 120,71 m²’lik kısmı üzerinde geçit hakkı tesisine karar verilmişse de; 20/12/2018 tarihli bilirkişi raporunun 4. alternatif olarak gösterilen kısmında keşif tarihi olan 16/11/2018 tarihi itibariyle zemin m² bedeli 66,00 TL olarak belirlenmiş ancak neticesinde hesaplama hatası yapıldığını, yani müvekkiline ait taşınmazın 120,71 m²’lik kısmında davacı lehine geçit hakkı tesisi sağlanacaksa zemin m² bedeli olan 66,00 TL’den hesap edilerek 7.966,86 TL geçit hakkı bedelinin belirlenmesi gerektiğini, ancak gerekçeli kararda 228 sayılı parsel için belirlenen geçit hakkı bedeli olan 4.005,54 TL son derece hatalı olup, talepleri ve itirazları doğrultusunda yeniden değerlendirme yapılarak karar verilmesini talep ettiğini,bilirkişi raporuna itirazlarında da açıkça belirtmiş oldukları üzere geçit hakkı tesisi talep edilen sınırda müvekkiline ait çilek tarlası ile limon fidanları bulunmakta olup, buradan geçit hakkı tesisi sağlanması halinde hasar görecek olan çilek tarlası ve tarla içerisindeki limon fidanlarının bedelinin hesap edilmediğini, kaldı ki bilirkişi raporunda 4. alternatif başlıklı bölümde; 373, 236 ve 665 nolu taşınmazlardan 1.5 metre, 228 nolu taşınmazdan ise 3 metre yol geçit hakkı tesisi sağlanması yönünde değerlendirme yapıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkiline ait 228 sayılı parselden de geçit hakkı tesisi sağlanacaksa fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereği ve taşınmazda bulunan ürünlerin hasar görmemesi amacıyla en azından 1.5 metre yol geçit hakkı tesisi sağlanmasının hakkaniyete uygun olacağını, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda öncelikle müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini, daire aksi kanaatte ise hesaplama hatası yapılarak eksik belirlenen geçit hakkı bedelinin talepleri ve itirazları doğrultusunda düzeltilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı
K4 vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının kısmen usul ve yasalara aykırı olduğunu, davacı tarafından A2 Mahallesi, A3 Mevkiinde bulunan 229 parsel üzerindeki kendi arazisine geçebilmek için davalı K2 adına kayıtlı arazi için geçit bedelini ödeme kaydı ile geçit hakkı talep etmiş, yargılama sürecinde yapılan keşif ile geçit hakkı konusunda değerlendirilmeye alınabilecek parsellerin sahipleri dahili davalı olarak davaya dahil edilmiş olduğunu, böylece müvekkilinin de 665 sayılı parselin maliki olarak davaya dahil edildiğini, yargılama sonucunda davanın müvekkili ve davalılardan bir kısmı açısından kabulüne karar verilmiş, 229 parselden taşınmazın ana yola çıkması için 4. güzergah olan ve davalılara ait 665, 373, 236, 228 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı verilmesine karar verildiğini, müvekkiline ait 665 parsel sayılı taşınmaz üzerinde I harfi ve kırmızı renk ile taralı alandan 224,70 m² geçit hakkı tesis edildiğini, tesis edilen alan için 19.766,46 TL geçit hakkı bedeli verilmesine karar verildiğini, dosya kapsamında birden fazla bilirkişi raporu ve ek rapor alınmış, taraflarınca hükme esas alınan fen bilirkişisinin 10/12/2018 tarihli raporunda belirtilen 2 no’lu güzergahın nitelikleri gereği zemin değeri ve ağaçların değerlendirilmesi yönünden daha makul olduğu itirazlarının dikkate alınmadığını, dosya kapsamındaki itirazlarını yenilediklerini, kaldı ki zemin ve ağaçlar yönünden karar tarihine kadar geçecek zamandaki paranın alım gücündeki değişiklikler de dikkate alınarak taşınmazın değerlendirilmesi gerektiğini, taşınmazın m² birim fiyatı piyasa şartları ve emsal satış, beyan değerleri, ekspertiz raporları dikkate alınarak geçit hakkı bedelinde güncelleme yapılması gerekirken eksik değerlendirmeyle karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Tüm bu hususlar dikkate alınarak ve re’sen göz önüne alınacak nedenler sonucu, istinaf istemlerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın müvekkili yönünden tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Taraflar arasındaki dava, Türk Medeni Kanunun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Bilindiği gibi, bu tür davalar arazi düzenlemesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır.
Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyacı veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nispi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir. Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenilen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Dosyada tarafların malik oldukları tapu kayıtlarından anlaşılmaktadır.
TMK.nun 747/2. maddesi gereğince geçit isteği önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir.
Geçit gerekçesinin nedeni taşınmazın niteliği ile bu gerekçesinin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davanın sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Yargıtayın yerleşik içtihatları bu yöndedir. (örneğin: Yrg. 14.H.D.nin 2014/14702 Es. 2015/10559 Karar, 2017/2188 Es. 2017/4844 Karar) Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise
, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse, bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir. Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir. Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Somut olayda; davacının, A2 Mahallesi, 229 parsel sayılı taşınmazda davacının paydaş olduğu, taşınmazının genel yola bağlantısının bulunmadığı, bu nedenle geçit hakkı kurulmasını talep ettiği, yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın davalı K5, K4, K3, K6, K7, K8 bakımından kabulü ile davacı parseli lehine 665, 373, 236 ve 228 parsel sayılı taşınmazlar aleyhine geçit hakkı kurulmasına, diğer davalılara karşı açılan davanın reddine yönelik karar verildiği, verilen kararın davalılar K3 ve K4 tarafından ayrı ayrı istinafa başvurulduğu görülmüştür.
Dosyanın incelenmesi neticesinde; davacının geçit ihtiyacı olup olmadığının tespiti, geçit hakkı kurulması için uygun güzergahların tespit edilmesi amacıyla keşifler yapıldığı, en son yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarına göre belirlenen güzergahlardan 4 nolu alternatifin en uygun yer olarak belirlendiği anlaşılmıştır. Bilirkişi raporları ve mahkemenin değerlendirilmesi göz önüne alındığında 10/12/2018 tarihli fen bilirkişi raporunda 4.nolu güzergahın geçit hakkı kurulması için tercih edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Fen Bilirkişi raporunda belirlenen ve kararda açıkça yazılı olduğu üzere; 373 parselden A harfi ile gösterilen yerden 174,54 m², 236 parselden C harfi ile gösterilen yerden 48,13 m², 665 parselden I harfi ile gösterilen yerden 224,70 m², 228 parselden G harfi ile gösterilen yerden 120,71 m² yerden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir. Ancak Ziraat Mühendisi bilirkişi geçit hakkı bedelini hesaplama yaparken fen bilirkişi raporunda 1 nolu güzergah için belirlenen alan ölçümlerini baz alarak bedel hesaplaması yaptığı anlaşılmıştır. 373 parsel için 600 TL, 665 parsel için de 1200 TL ağaç bedeli hesaplanmıştır. Dava konusu taşınmazların keşif tarihi itibariyle 1 m²’sinin değeri 66 TL olarak belirlenmiştir. Bu değer üzerinden hesaplama yapıldığında; 373 parselden geçecek yol için 174,54 m²’nin değeri 11.519,64 TL, 665 parselden geçecek yol için 224,70 m²’nin değeri 14.830,20 TL, 236 parselden geçecek yol için 48,13 m²’nin değeri 3.176,58 TL, 228 parselden geçecek yol için 120,71 m²’nin değeri 7.966,86 TL geçit hakkı bedeli hesaplanmaktadır. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda 665 parsel için 224,70 m² yerine 281,31 m² üzerinden, 228 parsel için 120,71 m² yerine 281,31 m² üzerinden hesaplama yapılması hatalı olmuştur.
Bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesinde; yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzeltilerek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilebileceği düzenlenmiştir.
Bu nedenlerle istinaf başvurularının, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 bendi uyarınca, kabul edilerek kararın kaldırılması ve yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1
-İstinaf başvurularının, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 19/03/2019 tarih ve 2015/189 Esas, 2019/89 Karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA, yerine aşağıdaki hükmün tesisine:
A) Davanın, davalı K5, K4, K3, K6, K7, K8 bakımından KABULÜNE;
*a) Buna göre;
Davacının maliki olduğu A2 Mahallesi, 229 parsel sayılı taşınmazının ana yola çıkabilmesi için davalılara ait A2 Mahallesi 665, 373, 236 ve 228 parsel sayılı taşınmazlardan fen bilirkişisi K10’in 10/12/2018 tarihli raporuna ekli 4 nolu krokisinde 4. güzergah olarak gösterilen kısımdan 3 metre genişliğinde, 373 parsel sayılı taşınmazın üzerinde A harfi ve yeşil renk ile taralı alandan 174,54 m²’sinden, 236 parsel sayılı taşınmazın üzerinde C harfi ve kahverengi renk ile taralı alandan 48,13 m²’sinden, 665 parsel sayılı taşınmazın üzerinde I harfi ve kırmızı renk ile taralı alandan 224,70 m²’sinden, 228 parsel sayılı taşınmazın üzerinde G harfi ve mavi renk ile taralı alandan 120,71 m²’lik kısmı üzerinde davacı taşınmazı lehine, davalılar taşınmazları (aleyhine) üzerinden
GEÇİT HAKKI TESİS EDİLMESİNE,
b)
A2 Mahallesi, 373 parsel sayılı taşınmaz için 12.119,64 TL, aynı yer 665 parsel sayılı taşınmaz için 16.030,20 TL, aynı yer 236 parsel sayılı taşınmaz için 3.176,58 TL, aynı yer 228 parsel sayılı taşınmaz için 7.966,86 TL olmak üzere toplam 39.293,28 TL’nin irtifak (geçit) hakkı bedeli olarak tespitine, geçit hakkı bedeli olarak depo edilen 39.293,28 TL bedelin davalılara tapu kaydındaki payları oranında ödenmesine,
c)
Kurulan geçit hakkının TMK.’nun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Sicil Müdürlüğü’ne bildirilerek beyanlar hanesine şerh düşülmesine, yazı ekine fen bilirkişisinin 10/12/2018 tarihli rapor ve 4 nolu krokisinin eklenmesine,
d)
Fen bilirkişisi K10’in 10/12/2018 tarihli raporuna ekli 4 nolu krokisinin kararın eki sayılmasına,
e)
Davacı tarafça fazladan depo edilen 4.871,22 TL’nin davacıya iadesine,
B)
Diğer davalılara karşı açılan davanın REDDİNE,
C)
Dava değeri üzerinden alınması gereken 2.682,00 TL karar ve ilam harcından başta peşin alınan 273,24 TL harçtan mahsubu ile bakiye eksik kalan 2.408,76 TL harcın davanın niteliği gereği davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
D)
Davanın niteliği gereği yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
E)
Davanın niteliği gereği davacı taraf lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
F)
Davalılar K4, K5, K3, K2, K9 davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar K4, K5, K3, K2, K9’ye verilmesine,
G)
Karar kesinleşinceye kadar yapılacak giderlerden sonra bakiye gider avansının davacıya iadesine,
2
–
Davalı K3’ın istinaf talebi kabul olunduğundan yatırılan 667.25 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde talebi halinde davalı K3’a iadesine,
–
Davalı K4’ün istinaf talebi kabul olunduğundan yatırılan 667.18 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde talebi halinde davalı K4’e iadesine,
4-
Davalı K3 tarafından yapılan 121,30 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalı K3’a verilmesine,
–
Davalı K4 tarafından yapılan 121,30 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalı K4’e verilmesine,
5-
Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde HMK’nın 333. maddesi gereğince ilgilisine iadesine,
6-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
7-
Kararın, yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.10/03/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe