T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
KARAİSALI ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ :
16/01/2020
NUMARASI :
2019/50 Esas, 2020/6Karar
DAVACI:
K1- N1
VEKİLLERİ:
Av. K2 – A1
Av. K3 – [N2] UETS
DAVALI:
K4
–
N3 – A2
FERİMÜDAHİL:
K5 – N4 – A3
DAVANIN KONUSU :
Men-i Müdahale – Geçit Hakkı
DAVA TARİHİ :
14/01/2019
DAİRE KARAR TARİHİ :
07/12/2020
KARAR YAZIM TARİHİ :
08/12/2020
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacının Adana ili Karaisalı ilçesi A4 Köyü 249 Parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davacının davalıların satın aldığı yerin bitişiğindeki eskiden beri köy yolu olarak kullanılan yolu kullandığını, bu yolun köylüler tarafından da kullanıldığını, ancak davalının bu yolu tescil harici olmasını gerekçe göstererek telle çevirip davacının ve köylülerin kullanımını engellediğini, yola geçebilmek için davalı tarafından telle çevrilen yolun kullanılmak zorunda olduğunu beyanla davalının kullandığı yola yönelik müdahalenin menine, aksi takdirde geçit hakkı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Feri müdahil A4 Köyü Muhtarı K5 07/11/2019 tarihli dilekçesi ile müdahale talebinde bulunmuş, müdahale talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Feri müdahil
A4
Köyü Muhtarı
K5
16/01/2020 tarihli celsede alınan beyanında özetle;
K1 ile K4nin komşu parsellerin maliki olduğunu, iki taşınmaz arasındaki köy yolunun yol olarak kullanıldığını, 2006 yılında K4nin yol olarak kullanılan bu kısmı kapattığını, K1’in taşınmazını bundan 3-4 yıl öncesinde satın aldığını, taşınmazın önceki malikinin K4’nin kapattığı yeri yol olarak kullandığını beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; davacının Adana ili Karaisalı İlçesi A4 Köyü 249 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğu, bu taşınmazın bitişiğindeki tescil harici alana davalı tarafından yapıldığı iddia edilen elatmanın önlenmesinin ve bu olmadığı takdirde davacının maliki olduğu taşınmaz lehine geçit hakkı tesis edilmesinin talep edildiği, müdahale iddiasının bulunduğu yerin tescil harici olması sebebiyle dava açma yetkisinin Hazineye ve köy tüzel kişiliğine ait olduğu, davacının aktif husumetinin bulunmadığı, diğer yandan davacının taşınmazının tescil harici taşınmazlarla çevrili olması sebebiyle tapu siciline kayıtlı bir taşınmaz üzerinden kadastral yola çıkışının mümkün olmadığı, tescil harici alanlar aleyhine de geçit hakkı tesis edilemeyeceği anlaşılmakla elatmanın önlenmesi talebinin aktif husumet yokluğu sebebiyle usulden ve geçit hakkı tesisi talebinin de esastan reddine, yönelik karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararında hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verdiğini, bu kararın kaldırılması gerektiğini, müvekkilinin tapuda Adana İli, Karaisalı İlçesi, A4 Köyü, 249 Parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalılar da bundan yaklaşık l yıl önce müvekkilinin bitişiğindeki parseli satın aldıklarını, müvekkilinin davalıların satın aldığı yerin bitişiğindeki eskiden beri köy yolu olarak kullanılan yoldan gelip gitmekte ve taşınmazını kullandığını, bu yol uzun zamandan beri köylü tarafından kullanılmakta ve tarlalara gitmek için kullanıldığını, dolayısıyla müvekkilinin taşınmazda haklı zilliyet olduğunu, öncelikle mahkemenin meni müdahale talebi yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine dair kararının hatalı olduğunu,
Mahkeme müvekkilinin ve müdahil köy tüzel kişiliğinin zilyetlik hakkını dikkate almadan karar verdiğini, bu sebeple kararın hatalı ve kaldırılması gerektiğini, aynı şekilde davaya müdahil olan A4 Köyü Tüzel kişiliği yönünden olay değerlendirildiğinde, köy tüzel kişiliğini temsilen muhtar K5’ın davaya müdahil olduğunun dosya kapsamı ile sabit olduğunu, bu durumda mahkemece yapılması gereken bu hususta gerekli davayı açması için köy tüzel kişiliğine süre verilmesi gerektiğini, yerel mahkemenin husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, yerel mahkemenin geçit hakkı bakımından yaptığı değerlendirmenin de hatalı olduğunu, hatalı mahkeme kararını kaldırılmasını talep ettiklerini, ayrıca mahkeme bilirkişi raporunda belirtilen değerler üzerinden tamamlanması gereken harçları tamamlamadan karar verdiğini, bu sebeple de eksik harç bakımından da karar hatalı olup, kaldırılması gerektiğini, açıklanan nedenlerle; usul ve esas yönünden yasaya aykırı yerel mahkeme kararının istinaf yoluyla incelenerek kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Taraflar arasındaki dava, TMK’nın 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Bu tür davalar bilindiği gibi arazi düzenlemesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyacı veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nispi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir. Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenilen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Dosyada tarafların malik oldukları tapu kayıtlarından anlaşılmaktadır.
TMK.nun 747/2. maddesi gereğince geçit isteği önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir.
Geçit gerekçesinin nedeni taşınmazın niteliği ile bu gerekçesinin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davanın sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Yargıtayın yerleşik içtihatları bu yöndedir. (örneğin: Yrg. 14.H.D.nin 2014/14702 Es. 2015/10559 Karar, 2017/2188 Es. 2017/4844 Karar) Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse, bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir. Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir. Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Somut olayda; davacının Adana ili, Karaisalı İlçesi, A4 Köyü, 249 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğu, bu taşınmazın bitişiğindeki tescil harici alana davalı tarafından yapıldığı iddia edilen elatmanın önlenmesinin ve bu olmadığı takdirde davacının maliki olduğu taşınmaz lehine geçit hakkı tesis edilmesinin talep edildiği, yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda elatmanın önlenmesi talebinin aktif husumet yokluğu sebebiyle usulden ve geçit hakkı tesisi talebinin de esastan reddine, yönelik karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinafa taşındığı görülmüştür.
Dere yatakları kural olarak Türk Medeni Kanunu’nun 715. maddesi kapsamına giren devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerdendir. Bu özelliği itibariyle de kamu malıdır. Kamu malı niteliğinde olan bir yerin, kişinin özel istifadesine terki olanaklı değildir. Kısaca belirtmek gerekirse, dere yatağı üzerinden geçit kurulamaz. Kaldı ki geçit davalarındaki amaç, yol ihtiyacı içinde bulunan bir taşınmazın, kesintisiz olarak genel yola ulaşımını sağlamaktır. Dere yatağı tapuya tescil edilmiş bir yer olmadığından bu şekilde kurulan geçitle kesintisizlik ilkesi de ihlal edilmiş olur. (14. Hukuk Dairesi ESAS NO: 2018/4420 KARAR NO: 2019/2656)
“6831 sayılı Orman Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca, orman sayılmayan sazlık, funda veya makilerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşımayan yerler; devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdir. Sazlık niteliğindeki bir yer kamuya ait yer olup geçit hakkı kurulamaz. Dolayısıyla, bu nitelikteki bir yer, kişinin özgülenmesine tahsis edilemez. Kısaca mutlak geçit ihtiyacı içinde olan davacı parselinin geçit ihtiyacı başka alternatifler üzerinden karşılanmalıdır.
Yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olaya gelince; davacıya ait 517 parsel sayılı taşınmaz lehine üzerinden geçit hakkı kurulan 43 ada 1 parsel sayılı taşınmazın “Sazlık” niteliğiyle Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olan sazlık niteliğindeki bir taşınmazdan geçit hakkı tesis etmek mümkün değildir.”(14. Hukuk Dairesi esas no:
2016/13709 karar no:
2019/4979)
Tapu dışı yani tescil harici bırakılan yerler kamu malı niteliğindedir. Kamu malı niteliğinde olan bir yerin, kişinin özel istifadesine terki olanaklı değildir.
Davacının maliki/hissedarı olduğu 249 parselin paftasında ve hükme esas alınan bilirkişi rapor ve krokisinde görüldüğü üzere yola cephesi bulunmamaktadır. Yola ihtiyacı var ise de tescil harici yerden geçit hakkı kurulması olanağı bulunmamaktadır. Tescil harici yere yapılan müdahale ile ilgili de ilgili köy muhtarlığı maliye hazinesinin dava açma hakkı bulunmaktadır. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekilinin istinaf taleplerinde ileri sürdüğü hususlar yerinde değildir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi gereği istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesine ait kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından, istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
Karaisalı Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 16/01/2020 tarih ve 2019/50 Esas, 2020/6 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun,
6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca,
ESASTAN REDDİNE,
2-
Davacı vekilinin istinafı reddolunduğundan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken
54,40 TL istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-
İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,HMK’nın 333.maddesi uyarınca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
4-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
5-
Kararın yerel mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.07/12/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe