Adana BAM, 1. HD., E. 2020/718 K. 2020/1419 T. 29.12.2020

İlgili madde: TMK Madde 691

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

KIRIKHAN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ :

19/02/2020

NUMARASI :

2017/88 Esas, 2020/99Karar

DAVACI:

K1 – N1- A1

VEKİLİ:

Av. K2- A2

DAVALILAR:

1 -K3 -N2

2 -F1 GIDA MAD. TEM. İŞLERİ SAN. TİC. LTD. ŞTİ. -A3

VEKİLLERİ:

Av. K4- A4
Av. K5- A5

DAVANIN KONUSU :

Elatmanın Önlenmesi ve Ecrimisil

DAVA TARİHİ :

06/03/2017

DAİRE KARAR TARİHİ :

29/12/2020

KARAR YAZIM TARİHİ :

29/12/2020
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili ilk derece mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkili K1 ile davalı K3’in, Kırıkhan ili A6 Köyü 2841 parselde bulunan taşınmazda hissedar olduklarını, müvekkilinin söz konusu taşınmazda 1/4, davalının ise 3/4 hissesi bulunduğunu, dava konusu taşınmazın üst katının işyeri olarak kullanıldığını, söz konusu iş yerinde davalı F1 yemekçilik şirketinin faaliyet gösterdiğini, iş yerinin geçersiz bir sözleşme ile davalı tarafından kiraya verildiğini, kira paralarının davalıya ödendiğini, davalıya ödenen kira bedelinden müvekkiline hiç bir ödeme yapılmadığını, paylı taşınmazlarda kira sözleşmesinin geçerli olması için pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması gerektiğini, kira sözleşmesi geçerli olmadığından davalı şirketin kötü niyetli haksız işgalci olduğunu, müvekkili tarafından daha önce 2841 parsel için, Kırıkhan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/706 esas, 2013/77 karar numaralı ilamında 30/09/2011 tarihinden önceki 5 yıllık süre için ecrimisil talebinde bulunulduğunu, müvekkili tarafından açılan davanın müvekkili lehine sonuçlandığını, müvekkilinin 30/09/2011 tarihinden bu zamana kadar söz konusu bu taşınmazdan hiçbir şekilde yararlanamadığını, F1 Yemekçilik’in söz konusu taşınmazda 2007 yılından beri kesintisiz olarak işgalci sıfatıyla faaliyet gösterdiğini ileri sürerek müdahalenin men’ine ve ecrimisile karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı K3vekili ilk derece mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne yönelik karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf yoluna başvuran davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın hisseli olduğunu, davacının hissesinin 1/4 oranında hissesinin olduğunu, taşınmazın hisseler oranında ayrılması da mümkün olmadığından davacının hissesi ile ilgili müdahalenin meni davası açmasının söz konusu dahi olamayacağını, mahkemenin taşınmazı bölünebilir nitelikte olduğunu düşünerek karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taşınmazın 2007 yılından bu yana diğer davalı F1 Yemekçilik şirketine kiralandığını, dosya içerisinde mevcut ödeme dekontlarından da görüleceği üzere davacı K1’e davalı şirket tarafından hissesine düşen tüm kira bedelleri ödendiğini, hiçbir hak ve alacağı da bulunmadığını, davacının bu kiralama işleminden haberi ve görgüsü olduğunu, buradan alınan gelirlerin davacıya düzenli olarak ödemekteyken müvekkiline yaşadığı husumet dolasıyla yerel mahkemede dava açıldığını, davacının diğer davalı aleyhine icra takibine giriştiğini, bu icra takipleriyle ecri misil bedellerinin kendisine düşen kısımlarını Kırıkhan İcra Dairesi’ndeki dosya ile ayrıca tahsil ettiğini, mahkemenin davacı tarafın aldığı kira bedellerini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaba katmadığını ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:

Taraflar arasındaki dava, Elatmanın Önlenmesi ve Ecrimisilistemine ilişkindir.

Yargıtay kararlarında da belirtildiği şekilde; elatmanın önlenmesi davası, mülkiyet hakkına dayanan ve kaynağını TMK’nın 683. maddesinden alan bir dava türüdür. Müdahalenin men’i davasında amaç, mülkiyet hakkına olan saldırının veya müdahalenin ortadan kaldırılmasıdır. Böylelikle malına haksız olarak müdahalede bulunulan malik, içinde bulunduğu durumdan kurtulmuş olur. Bahsi geçen müdahale maddi olabileceği gibi farklı şekillerde de ortaya çıkabilmektedir.

El atmanın önlenmesi davası açabilmek için dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Bu dava bir eda davası olup taşınmaza haklı bir sebep olmadan kişi el atmış ya da tecavüz etmiş olmalıdır. Davacı olan mutlaka malın maliki ya da zilyeti konumunda olmalıdır.

Müdahalenin men’i davası hukukumuzda geniş bir yere sahiptir. Haksız el atmanın önüne geçebilmek için değişik sebeplerle el atmanın önlenmesi davası açmak mümkündür. Bunlardan bazılarını; malikin, malik olduğu taşınmaza karşı yapılan el atmanın önlenmesi için açılan dava, malikin sahip olduğu malı haksız olarak elinde bulunduran ya da ona saldıran kişiye karşı açılan el atmanın önlenmesi davası, malikin maliki olduğu şeyin doğal ürünlerine karşı yapılmış olan el atmanın önlenmesine karşı açılan dava, malikin karşılaşabileceği sınır tecavüzlerine karşı açabileceği el atmanın önlenmesi davası, malikin arazi kayması nedeniyle vaki el atmalara karşı açabileceği dava, malikin zilyetliğe saldırı olması nedeniyle açabileceği dava ve malikin geçit hakkı sebebiyle el atmalara karşı açabileceği dava, şekilde sıralayabiliriz. Davaların isimleri farklı olsa da hepsinin açılmasının ortak nedeni haksız el atmanın ve tecavüzün ortadan kaldırılmasıdır ve böylece malikin mülkiyet hakkının muhafaza edilmesidir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 691/1. maddesi ve 1955 tarihli, 12/18 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca paylı mülkiyete tabi taşınmazlarda pay ve paydaş çoğunluğu sağlanarak yapılan kira sözleşmeleri geçerlidir.

Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08/03/1950 tarih 22/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nun 25/02/2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
25/05/1938 tarih ve 29/10 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.

Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nun 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.

Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.

Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.

İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir
.
(Bknz. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2016/18332 Esas, 2017/7471 Karar sayılı ilamı)

Somut olayda
; dava konusu taşınmazda davacı ile davalı K3’in paydaş oldukları, davalı K3’in paylı mülkiyete konu bu taşınmazı diğer davalı F1 Yemekçiliğe kiraya verdiği, kira sözleşmesinin geçerli olmadığı, davalı taraf hakkında daha önceden Sulh Hukuk Mahkemesi’ne dava açılarak elatmanın önlenmesi ve ecrimisile yönelik lehlerine kararın verildiği hususlarının ileri sürülerek elatmanın önlenmesi ve ecrimisile yönelik karar verilmesinin talep edildiği, mahkemece davalıların paya yönelik müdahalesinin men’ine ve ecrimisile yönelik kararın verildiği, davalılar vekili tarafından kararın istinafa taşındığı görülmektedir.

Davalı tarafça savunma yoluyla ecrimisil talebine konu edilen miktarlarla ilgili olarak icra yoluyla ve banka yoluyla davacıya hissesine düşen miktara ilişkin ödeme yapıldığının ileri sürüldüğü, bilirkişiler tarafından ve mahkemece bu hususun dikkate alınmadığı, davalı F1 Yemekçiliğin paydaş olmaması ve taşınmazın diğer paydaş tarafından kullanılmaması nedeniyle karar öncesinde taşınmazın toplam değeri üzerinden tamamlama harcının tamamlatılması ve taşınmazın tamamına yönelik elatmanın önlenmesine kararın verilmesi gerekirken davacıya ait hisse yönünden harcın tamamlanması usul ve yasaya uygun değildir. Ayrıca daha önceden ecrimisile yönelik verilen kararın olması nedeniyle bu kararda belirtilen miktar üzerinden ÜFE artış oranında bilirkişiye ecrimisil hesabının yaptırılıp yaptırılmayacağı hususunun da değerlendirilmemesi isabetsizdir.

O halde mahkemece yapılması gereken iş, elatmanın önlenmesi yönünden taşınmazın toplam değeri üzerinden tamamlama harcının davacıya tamamlatılması, davalı tarafça savunma yoluyla ileri sürülen icra takibi ve banka ödemeleri incelenip araştırılarak tespit edilmesi halinde davacıya ödenmiş bu hisselerin ecrimisilden mahsubuna yönelik bilirkişiden ek raporun alınması, bilirkişi hesabında da daha önceden Sulh Hukuk Mahkemesi’nde belirlenen ecrimisil miktarı ile ilgili olarak ÜFE artış oranının dikkate alınıp alınmayacağı hususunun değerlendirilmesi ve bu işlemler sonucunda ecrimisil yönünden hissenin dikkate alınarak, elatmanın önlenmesi yönünden taşınmazın tamamına yönelik esasa ilişkin hüküm kurulmasından ibarettir. Eksik harç ve eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya uygun değildir.

Bu nedenlerle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK. nın 353/1-a-4, 6 bentleri uyarınca, kabul edilip kararın kaldırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :

Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1

Kırıkhan 1. Asliye Mahkemesi’nin 19/02/2020 tarih ve 2017/88 Esas, 2020/99 Karar sayılı kararına karşı davalılar vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-a-4, 6 bentleri uyarınca
KABULÜNE,

2-
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,

3-
Davanın yeniden görülmesi için
DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

4-
Davalılar vekilinin tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının talebi halinde iadesine,

5-
Davalılar vekilinin tarafındanyapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,

6-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

7-
Kararın yerel mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-a maddesi uyarınca,
KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.29/12/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!