Adana BAM, 5. HD., E. 2018/1586 K. 2020/353 T. 8.6.2020

İlgili madde: TMK Madde 722

İ S T İ N A F K A R A R I

TALEP KONUSU :

Mahkeme Kararın Kaldırılması
İskenderun 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 22/03/2018 tarih ve 2016/2701 Esas 2018/152 sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE :

Davalının Hatay İli, Belen İlçesi, A1 Mevkii, 2038 Parsel sayılı taşınmazın kayden maliki olduğunu, davaya konu taşınmazın müvekkilinin murisi K1 tarafından 1940-1950 yıllarından bu yana zilyet olarak imar ve abat edildiğini, K1’ın vefatı ile dava konusu taşınmazın müvekkili tarafından kullanılmaya devam edildiğini, dava konusu taşınmazın büyük bir kısmının müvekkili tarafından yeniden imar ve abat edilerek 13 yıl önce 292 adet zeytin ağacı dikildiğini ve müvekkilinin 13 yıl boyunca malik ve zilyet sıfatıyla bakıp yetiştirdiğini, Belen Mal Müdürlüğü tarafından davalı Hazine-i Maliye adına kayıtlı taşınmazda ekim ve dikim yapan kişiler tespit edilerek Belen Kaymakamlığına müracaat edilerek müvekkili aleyhine 3091 sayılı yasa kapsamında men kararı aldırıldığını, Belen Kaymakamlığı tarafından men kararına dair infaz tutanağı düzenlenerek davaya konu taşınmazın, üzerindeki zeytin fideleri ve diğer ağaçlar ile birlikte mevcut haliyle davalı hazineye teslim edildiğini, teslim edildikten sonra davalı Hazine-i Maliye tarafından dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların gövdelerinden kesilmek suretiyle yok edildiğini, davalı hazine tarafından kesim işlemi yapılırken ağaçlar üzerinde zeytin bulunduğunu, söz konusu hukuka aykırı işlem üzerine İskenderun 2. Asliye hukuk Mahkemesinin 2015/64 D. İş sayılı dosyası ile yapılan delil tespiti sonucunda sunulan ziraat bilirkişi raporunda 292 adet ağacın gövdelerinden kesildiğinin tespit edildiğini, ancak bilirkişi raporunda ağaçların yaşına ilişkin tespitlere iştirak etmediklerini, müvekkilinin iyiniyetli olarak dava konusu taşınmazdaki ağaçları diktiğini, dava konusu taşınmaz ile ilgili Kadastro Mahkemesinin 1991/19 E.-1993/5 K. sayılı kararı ile yapılan yargılama sonucunda dava konusu taşınmazın öncelikle müvekkilinin murisi K1’a tesciline karar verildiğini, Yargıtayca kararın bozulduğunu, Belen Mal Müdürlüğü tarafından verilen ilanda Hazineye ait tarım arazilerinin kullanan zilyetlerine satışının yapılacağının belirtilmesi üzerine müvekkilinin annesi K2’ın başvuruda bulunduğunu, ancak bir sonuç alamadığını, müvekkili kötüniyetli zilyet kabul edilse dahi davalının ağaçları müvekkiline aynen iade etmediğini, ağaçların köklerinden sökülmeyerek gövdelerinden kesilmesi nedeniyle müvekkilinin zeytin ağaçlarını tekrar dikme şansının ortadan kaldırıldığını, davalı Hazinenin ağaç bedelinden sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile davalı Hazine adına kayıtlı Hatay İli, Belen İlçesi, A1 Mevkii, 2038 Parsel sayılı taşınmaz üzerinde müvekkili tarafından dikilen 292 adet zeytin ağacının davalı tarafından kesilmesi nedeniyle dikilen ağaçların bedeli olarak İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/64 D iş sayılı dosyası üzerinden tespit edilen 37.960,00 TL’nin 11/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/64 D. İş sayılı dosyasından yapılan yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile iş bu dosyadan yapılacak olan yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Dava konusu Hatay İli, Belen İlçesi, A1 Mevkii, 2038 Parsel sayılı taşınmazın uzun yıllar davacı tarafından zeytin ağaçları dikilmek suretiyle işgal edildiğini, davacı tarafın yıllarca hazinenin izni ve bilgisi olmadan dava konusu taşınmazdan faydalanarak gelir elde ettiğini, Hazineye hiçbir şekilde ecrimisil ödemediğini, İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/64 D. İş sayılı dosyasında davacının talebi üzerine sadece değer tespitinde bulunulduğunu, söz konusu tespitin mevcut davanın esasından bağımsız olduğunu, tespit dosyasında bilirkişice yapılan inceleme sonucu ağaçların değeri ve bu ağaçlardan elde edilebilecek gelirlerin toplamının arazinin toprak, sulama ve coğrafi durumları nazara alındığında fahiş denecek kadar fazla olduğunu belirterek hukuki mesnetten ve dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :

Davanın Kısmen Kabulü ile; 584,00-TL alacağın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,” şeklinde karar verildiği görülmüştür.

DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Dava konusu taşınmaz üzerinde davacının murisi 1940-1950 yıllarından buna zilyet olarak imar ve abat ettiğini, davacının bu araziyi 5-6 yıl önceden buyana kullanmaya başlamadığını kadimden beri süregelen kullanım olduğunu, 4721 sayılı Kanunun 722/2.maddesi gereğince “sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış olan malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa, malzeme sahibi, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere bunların sökülüp kendisine verilmesini isteyebilir” aynı kanunun 723.maddesi gereğince “malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür” denildiğini, ağaçların üst hakkına konu olmayan bütünleyici parça olmayan taşınır mal statüsüne girdiğini, bu nedenle davalı hazinenin davacı tarafından dikilen ağaçları davacıya iade etmesi ya da zararını tazmin etmesi gerektiğini, davalının ağaçları davacıya aynen iade etmediğini, ağaçların köklerinden sökülmeyerek gövdelerinden kesilmek suretiyle tekrar kullanma olanağını ortadan kaldırdığını, malzemenin sökülüp alınamaması davalı idarenin tam kusuru ile gerçekleştiğinden dolayı davalı idarenin davacının gerçek zararını karşılamakla yükümlü olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın açık bir hukuk ihlali olduğunu, zeytin ağaçları kesilirken kanunun aradığı şart olan ağaçların kesiminin yapıldığı tarihte Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’ndan da izin alınmadığını, İlk Derece Mahkemesi tarafından sadece odun değerine hükmedilmesinin, Yargıtay İçtihatlarında belirtilen hesaplara aykırı riayet edilmesinin, hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesi’nin 2018/152 karar sayılı dosyasında 584,00 TL alacağın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen kısmının usul ve yasaya aykırı olması nedeni ile ortadan kaldırılarak, davanın ıslah ve dava dilekçeleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İstinaf dilekçesine cevap veren davalı vekili dilekçesinde özetle;

Davacı yararına kötüniyetli olması nedeniyle hiçbir tazminata hükmedilmemesi gerekmesi nedeniyle hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın hazine arazisi üzerindeki hak iddiasının işgalci ve kötüniyetli olması nedeniyle dinlenemez olduğunu, devletin mülkiyeti ve hüküm tasarrufu altındaki yerleri işgal eden kimselerin işgalci konumunda olduklarını, davacının, istinafa başvuru dilekçesinde, kesilen ağaçların davacı tarafından sökülüp alınamamasını davalı idarenin kusuruna bağlamışsa da, belirtilen bu hususun kendi kötüniyetini ortadan kaldırmamakta olduğundan, somut olayda davanın tamamen reddine karar verilmesini zorunlu kıldığını, bu nedenlerle İskenderun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/2701 Esas 2018/152 karar sayılı ilamından verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın kaldırılarak, yeniden yargılama yapılmak suretiyle davanın reddine karar verilmesini, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

DELİLLER :

Yazılı beyanlar, İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/64 D.İş. sayılı dosyası, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:

Dava, davalı hazineye ait taşınmaza dikilen ağaç bedellerinin TMK’nın 723. maddesi uyarınca davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

İstinaf incelemesi HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
Davacı vekili, dava konusu Hatay İli, Belen İlçesi, A1 Mevkii 2038 parsel sayılı taşınmazın davalı hazineye ait olduğunu, müvekkilinin murisi K1’ın bu taşınmazı 1940-1950 yıllarından bu yana zilyet olduğunu, murisin vefatı ile müvekkilinin taşınmazı kullanmaya devam ettiğini ve 13 yıl önce taşınmaz üzerine 292 adet zeytin ağacı diktiğini, Belen Kaymakamlığı tarafından müvekkili aleyhinde 3091 sayılı yasa kapsamında men kararı verildiğini, müvekkilinin 28/07/2015 tarihinde taşınmazı üzerindeki zeytin ağaçları ile birlikte davalı hazineye teslim ettiğini, davalı hazine tarafından ağaçların gövdelerinden kesildiğini, ayrıca kesim yapılırken ağaçlar üzerinde zeytinlerin bulunduğunu, müvekkilinin iyi niyetli zilyet olduğunu, zira İskenderun Kadastro Mahkemesi’nin 1991/19 E. 1993/5 K. sayılı dosyasında taşınmazın önce müvekkilinin murisi adına tesciline karar verildiğini, ancak temyiz üzerine Yargıtay tarafından kararın bozulduğunu, müvekkilinin kötü niyetli zilyet olduğu kabul edilse dahi, davalı hazinenin ağaçları kökleriyle birlikte sökmediği için müvekkiline büyük zarar verdiğini iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/64 D.İş dosyasında tespit edilen 37.960,00 TL tazminatın 11/11/2015 tespit tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 10/10/2017 havale tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 53.505,00 TL’ye çıkarmıştır.

Davalı hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile, dava konusu ağaçların asgari levazım bedeli olan 584,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.

Dava konusu Hatay İli, Belen İlçesi, A1 Mevkii 2038 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfında, 30.275,00 m² yözülçümünde ve davalı Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.

Belen Kaymakamlığı’nın 23/07/2015 tarihli kararı ile davacı ve dava dışı kişilerin kararda belirtilen sınırlar içerisindeki hazine arazilerine müdahalelerinin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

Türk Medeni Kanunun 722. maddesi gereğince bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici parçası olur. Ancak, sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış olan malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa, malzeme sahibi, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere bunların sökülüp kendisine verilmesini isteyebilir.

Aynı koşullar altında arazinin maliki de, rızası olmaksızın yapılan yapıda kullanılan malzemenin, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere sökülüp kaldırılmasını isteyebilir.

Aynı Kanunun 723. maddesi gereğince malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyi niyetli değilse, hâkimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir.

Dosyanın incelenmesinde
, dava konusu taşınmazın tapuda davalı hazine adına kayıtlı olduğu ve davacı tarafından kullanıldığı, ayrıca keşif raporunda kökleri tespit edilen zeytin ağaçlarının davacıya ait olduğu yanlar arasında tartışmasızdır.

Davacının kendisine ait olmayan taşınmaz üzerine, taşınmazın davalı Maliye Hazinesi adına (taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davası sonucunda) tescil edildiği 1998 yılından sonra ağaç diktiği dosya kapsamı ile sabit olduğundan, iyiniyetli olarak kabulüne olanak yoktur. Hiç kuşkusuz, dava konusu taşınmaz üzerindeki ağaçlar sökülüp götürülürse hayatiyetini kaybedecek, ekonomik değer taşımaları nedeniyle de aşırı zarar ortaya çıkacaktır. Sökülüp götürülmemesi durumunda ise de arazi sahibi olan davalı sebepsiz zenginleşecektir. O yüzden arsa sahibi davalı ağaçlar nedeniyle iyiniyetli olmayan malzeme sahibine bir miktar tazminat ödemelidir. Türk Medeni Kanunun 723/son maddesince bu gibi durumlarda ödemesi gereken tazminat ağaçların arazi maliki için taşıdığı en az değerle sınırlıdır. Bu takdirde ödenecek tazminat ağaçların arazi maliki davalı için arz ettiği subjektif değeri aşamayacağından burada olayların özelliğine bakan hakimin Türk Medeni Kanununun 4. maddesinin kendisine tanıdığı takdir yetkisini kullanması gerekir. (Aynı yönde Yargıtay 3. HD 2016/7100 E. 2017/17209 K. ve 2014/10690 E. 2015/3616 K. sayılı ilamları)

İlk derece mahkemesince, uzman bilirkişiden rapor alınarak, dava konusu zeytin ağaçlarının arazi maliki için taşıdığı en az değerin tespiti yoluyla davacıya ödenmesi gereken tazminatın hesaplanmış ve mahkemece bu tutar üzerinden davanın kısmen kabul edilmiş olmasına göre; İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki kararın verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM:

1-
Taraf vekillerinin istinaf başvurularının
HMK’nın 353/1-b-1 md.si gereğince
ESASTAN REDDİNE,

2-Davacıdan alınması gereken istinaf karar harcı olan 54,40 TL maktu harçtan, peşin alınan 35,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 18,50 TL harcın davacıdan alınmasına,

3-Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına,

5-
Kararın tebliği, harç vb. işlemlerin 6100 Sayılı HMK’nın 302/5 ve 359/3 md. uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.’nın 362/1-a maddesi gereğince
KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 08/06/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!