İ S T İ N A F K A R A R I
DAVANIN KONUSU
:Velayetin Değiştirilmesi, Kişisel İlişki,
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf istemlerinin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP :
Davacı karşı davalı vekili özetle; tarafların gayri resmi birlikteliklerinden K3 ve K1 isimli iki müşterek çocuğunun olduğunu, müvekkilinin bu çocukları nüfusta tanıdığını, taraflar arasında çıkan uyumsuzluk nedeni ile ayrıldıklarını, davalının müvekkilinin çocuklarla kişisel ilişki kurmasını engellediğini, çocuklara yalan söyleterek müvekkilinden para istettiğini, velayet görevini kötüye kullandığını, müvekkilinin çocuklar için davalıya aylık ortalama 5.000 TL para gönderdiğini, bu parayı göndermediği zamanlar müvekkilini çocuklarla görüştürmediğini beyanla, öncelikle karşı tarafın davasının reddine, kendi açtıkları davanın kabulü ile müşterek çocukların velayetlerinin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, mahkeme aksi kanaatte ise çocuklarla müvekkili arasında kişisel ilişki kurulmasına ayrıca velayet talebi reddedildiği takdirde müvekkilinin maddi durumuyla orantılı olarak çocuklar lehine iştirak nafakasına hükmedilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı karşı davacı vekili özetle; karşı tarafın dilekçesindeki iddiaların doğru olmadığını, müvekkilinin çocuklarla babanın görüşmesini hiçbir zaman engellemediğini, davacı karşı davalının müvekkilini taşıyıcı anne olarak nitelendirip küçümsediğini, davacı karşı davalının çocuklarla şahsi ilişkide hiçbir sıkıntı yaşamadığını, çocuklar için aylık 1200 TL para gönderdiğini, bu paranın çocukların acil ihtiyaç durumlarında aylık 1500 TL’ye kadar çıktığını, çocuklardan K3’nın 2.sınıfa, K1’un anasınıfına gittiğini, yine K3’nın satranç ve saz kursuda aldığını, çocukların ihtiyaçlarının arttığını, müvekkilinin çocukların ihtiyaçlarını karşılamada zorlandığını, davacı karşı davalının ekonomik durumunun iyi olduğunu beyanla öncelikle karşı tarafın davasının reddine, kendi açtıkları karşı davanın kabulü ile, dava tarihinden itibaren çocukların her biri için aylık 1.000’er TL’den aylık toplam 2.000 TL iştirak nafakasının karşı taraftan tahsilini vekaleten talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Bor Asliye Hukuk(Aile) Mahkemesinin 05/12/2018 tarih ve 2018/65 Esas 2018/503 Karar sayılı ilamında özetle; asıl dava ve karşı davanın kısmen kabulü ile, tarafların müşterek çocukları olan K3 ve K1’un velayetlerinin davalı karşı davacı anneye verilmesine, müşterek çocuklar ile davacı karşı davalı baba arasında kişisel ilişki kurulmasına, müşterek çocuklar K3 ve K1 için dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 750’şer TL olmak üzere toplam 1.500 TL tedbir nafakasının davacı karşı davalı babadan alınarak davalı karşı davacı anneye çocuklara velayeten verilmesine, kararın kesinleştiği tarihten itibaren takdir olunan tedbir nafakasının iştirak nafakası olarak devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı karşı davalı taraf bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.uyarınca takdir olunan 2.180 TL vekalet ücretinin davalı karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya verilmesine, davalı karşı davacı taraf bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.uyarınca takdir olunan 2.180 TL vekalet ücretinin davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı karşı davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, velayetin değiştirilmesi talebini ispatladıklarını buna rağmen red kararının doğru olmadığını, kişisel ilişki süresinin az olduğunu, çocuklar için hüküm altına alınan nafaka miktarının da yüksek olduğunu beyanla, kararın kaldırılmasını vekaleten talep etmiştir.
Davalı karşı davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davanın reddi yerine kısmen kabulünün hatalı olduğunu, müvekkili aleyhine vekalet ücreti ve yargılama gideri verilmesinin de doğru olmadığını, nafaka kararına bir itirazlarının bulunmadığını, karşı tarafın velayetin değiştirilmesi talepleri konusunda red kararı verilmesi gerekirken çocukların velayetlerinin anneye verilmesi tabirini kullanmasının hatalı olduğunu ve bunun düzeltilmesi gerektiğini vekaleten talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE
GEREKÇE :
HMK 355 maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Davalar; davacı karşı davalı erkek açısından velayetin değiştirilmesi, kişisel ilişki ve iştirak nafakasının düzenlenmesi, davalı karşı davacı kadın açısından ise iştirak nafakası talebine yöneliktir.
Dosyanın incelenmesinde; taraf asılların gayri resmi olarak evlendikleri, bu birlikteliklerinden 21/05/2010 doğumlu K3 ve 16/09/2011 doğumlu K1’nin olduğu, davacı karşı davalı erkeğin 1996 yılından bu yana K2 isimli başka bir bayanla resmi evli olduğu, davacı karşı davalı erkeğin, davaya konu çocuklardan K3’yı 28/05/2010 tarih ve 7467 no’lu tanıma senediyle, çocuk K1’u da 19/09/2011 tarih ve 0 no’lu tanıma senediyle nüfusta tanıdığı, bu dava açılana kadar çocukların velayetleri ile ilgili herhangi bir davanın açılmadığı, zabıta araştırmasına göre davacı karşı davalı erkeğin Erzurum ili organize sanayide F1 isimli mermer atölyesi işlettiği, aylık 3.500 TL gelir elde ettiği, kendine ait evde oturduğu, 3 adet aracının bulunduğu, sosyal inceleme raporunda ise aylık gelirinin 7.000 TL olarak ifade edildiği, davalı karşı davacı kadının ise, ev hanımı olup çalışmadığı, ölen babasından dolayı aylık 1.100 TL yetim maaşı aldığı, annesi ve iki çocuğu ile birlikte yaşadığı, aylık 320 TL kira verdiğini, davacı karşı davalı erkek vekilinin,” çocukların gayri resmi dünyaya gelmesi, çocukların nüfusta tanınması, davalının kişisel ilişki kurmayı engellemesi, müvekkilinden para almak için çocuklara yalan söyletme ve velayet görevini kötüye kullanma” vakıalarını ileri sürerek çocukların velayetlerinin anneden alınarak babaya verilmesine, mahkemece kabul edilmediği takdirde çocuklar ile müvekkili arasında kişisel ilişki kurulmasına ayrıca çocuklar için verilecek iştirak nafakasının belirlenmesini talep ve dava ettiği, karşı davanın reddini istediği, davalı karşı davacı kadın vekilinin de,” çocukların anne bakım ve şefkatine muhtaç olması, müvekkilini taşıyıcı anne diyerek küçümseme, çocukların öğrenci olmaları ve ihtiyaçlarının artması” vakıalarını ileri sürerek karşı tarafın velayetin değiştirilmesi davasının reddine, kendi açtıkları karşı davanın kabulü ile, çocukların her biri için dava tarihinden itibaren aylık 1.000’er TL’den aylık toplam 2.000 TL iştirak nafakasını karşı taraftan talep ettiği, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 27/09/2017 tarih ve 2016/537 Esas 2017/341 Karar sayılı ilamında özetle; ” asıl ve karşı davanın kısmen kabulü ile, müşterek çocuklar 2010 doğumlu K3 ve 2011 doğumlu Azra’nın velayetlerinin anneye verilmesine, çocuklarla baba arasında kişisel ilişki kurulmasına, infazda tereddüt oluşturmamak kaydı ile dava tarihinden itibaren çocukların her biri için aylık 600’er TL’den aylık toplam 1.200 TL tedbir nafakasının babadan alınarak anneye verilmesine, kararın kesinleşme tarihinden itibaren tedbir nafakasının iştirak nafakası olarak devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, A.A.Ü.T.uyarınca 1.980’er TL vekalet ücretinin karşılıklı olarak taraflara verilmesine karar verildiği”, bu karara karşı kadın vekilinin 10/11/2017 tarihinde vekalet ücreti ve nafaka miktarlarının az olduğundan bahisle istinaf kanun yoluna müracaat etmesi üzerine dava dosyasının dairemize gönderildiği, dairemizce 19/01/2018 tarih ve 2017/107 Esas 2018/60 Karar sayılı kararıyla, ” erkek vekilinin iştirak nafakasının belirlenmesine yönelik talebinin nispi harca tabi olmasına rağmen harcın eksik yatırılması, bu talep ve velayetin değişikliği talebi hakkında da olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi yine tarafların farklı şehirde oturmaları nedeniyle kişisel ilişkinin ne şekilde düzenleneceği konusunda bilirkişiden rapor alınmamasından dolayı ” kararın kaldırılması ve dava dosyasının mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, kararın kaldırılması sonrası ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada, çocuklarla kişisel ilişki hususunda sosyal hizmet uzmanından rapor alındığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda , yukarıda karar özeti bölümünde belirtildiği şekilde karar verildiği, bu karara karşı taraf vekillerinin ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine dava dosyasının yeniden dairemize gönderildiği görülmüştür.
Her ne kadar davalı karşı davacı taraf, karşı dava açarken karşılık dava harcı olarak sadece 29,20 TL harç yatırmış ise de, karşı dava harcı eksik kalmıştır.Karşı davada müstakil davalar gibi başvurma ve peşin harca (ya da nisbi harca) tabidir. İlk derece mahkemesi hüküm kurarken karşı dava harcını eksik aldığından bu harcın da HMK.m.353/1-b-2 uyarınca düzeltilmesi gerekmektedir. Ayrıca davacı karşı davalı erkek vekilinin iştirak nafakasının belirlenmesine yönelik talebi konusunda gerekli dava harçları alındığı halde bu taleple ilgili olumlu ya da olumsuz karar verilmemesi hatalı olmuştur. Ancak ilk derece mahkemesince davalı karşı davacı kadının iştirak nafakası ile ilgili karşı davası kısmen kabul edildiğinden, erkek vekilinin bu konudaki talebi konusuz kaldığından bu taleple ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmektedir.
Taraf vekillerinin velayetin değiştirilmesine ilişkin istinaf başvurularının incelenmesinde;
Velayetin düzenlenmesinde, ana ve babalık duygularının tatmini gözetilmekle birlikte asıl olan çocukların üstün yararındır(TMK.339).Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 3. maddesi, Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin 11. maddesi, Türk Medeni Kanunu’nun 339/1, 343/1 ve 346/1. maddeleri, Çocuk Koruma Kanunu 4/b maddesi bu konuyla ilgilidir. Çocukların üstün yararı belirlenirken; onların bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve sosyal gelişimlerinin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir.
Velayetin değiştirilebilmesi için velayet kendisine verilen tarafın ya da çocukların durumunda esaslı değişikliklerin olması ve bu değişikliklerin geçici değil sürekli mahiyette olması, velayet hakkının kötüye kullanıldığı ya da velayeti elinde bulunduran tarafın çocukların sosyal, ruhi, bedeni gelişime uygun halde hareket edilmediğinin ispatlanması gerekmektedir.Yine çocukların aleyhine çok önemli bir sebep olmadıkça kardeşlerin bir arada bulunması gerekmektedir. Çocukların üstün yararı gerektiği takdirde çocukların görüşünün aksine de karar verilebilir.
Somut olayda; toplanan delillerden, davalı karşı davacı annenin velayeti kötüye kullandığına ilişkin herhangi bir durumun ispatlanamamıştır. Dolayısıyla davacı karşı davalı erkek vekilinin davaya konu çocukların velayetin değiştirilmesine yönelik davasının reddine karar verilmesi gerekirken, çocukların velayetlerinin TMK.m.337/f.1 uyarınca annede olmasına rağmen (ana ve baba evli değilse velayet anaya aittir) velayetlerin anneye verilmesi hatalı olmuştur. Bu nedenle, taraf vekillerinin bu konudaki istinaf başvurularının kabulü ile, HMK.’nun m.353/1-b-2 uyarınca, mahkemece erkek vekilinin, çocukların velayetlerinin değiştirilmesine yönelik davasının reddine karar vermek gerekmektedir.
Davacı karşı davalı vekilinin, kişisel ilişkinin süresine ve nafaka miktarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; çocuklar ile ana baba arasında düzenlenen kişisel ilişki kurulması ve bu ilişkinin sürdürülmesi çocuk için bir hak olduğu gibi, düzenli kişisel ilişki elde etme ve sürdürme ana veya baba için de bir haktır. Kişisel ilişki tesisinden beklenen amaç, çocukla ebeveynleri arasında aile bağlarını geliştirmek ve bu suretle çocuğun sağlıklı gelişimini sağlamaktır. Bu bakımdan kişisel ilişki tesis edilirken çocuğun bedeni , fikri ve ruhsal gelişimi esas alınarak amacı gerçekleştirici bir düzenleme yapılmalıdır.
TMK 182/f.2 maddesinde; ”velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda” olduğu, 328/f.1 maddesinde, ”Ana ve babanın bakım borcunun, çocuğun ergin olmasına kadar devam edeceği” m.330/f.1 ”Nafaka miktarının, çocuğun ihtiyaçları ile ana babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirleneceğini düzenlemiştir.
Somut olayda;mahkemece, taraf delillerinin toplandığı, delillerin değerlendirilmesinde hata yapılmadığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, küçüklerin ihtiyaçları, yaşları ve TMK. m.4 ‘ te yer alan hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında, mahkemece kurulan kişisel ilişki yine taktir edilen iştirak nafakaları ve miktarının yerinde olduğu anlaşıldığından, davacı karşı davalı erkek vekilinin bu konudaki istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddinekarar vermek gerekmektedir.
Davalı karşı davacı vekilinin vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
HMK’nun 332-(1) maddesinde yargılama giderlerine re’sen hükmedileceği, 323-(1)-ğ maddesinde de vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücretinin de yargılama giderlerine dahil olduğu belirtilmiştir. Davacı karşı davalı erkek, davasında kendisini vekille temsil ettirmiştir. Çocuklarla kişisel ilişki kurulmasına yönelik talebi mahkemece kabul edilmiştir. Dolayısıyla davasının kısmen kabulüne karar verildiğinden ilk derece mahkemesince erkek lehine yargılama gideri ve yargılama giderinden sayılan vekalet ücretine hükmedilmesi doğrudur. Bu sebeple davalı karşı davacı kadın vekilinin, bu konudaki istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddinekarar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-
Davacı karşı davalı erkek vekilinin, kişisel ilişkinin süresine ve çocuklara bağlanan nafaka miktarına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-
Davalı karşı davacı kadın vekilinin, vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,
3-
Taraf vekillerinin velayet yönelik istinaf başvurularının kabulü ile, Bor Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 05/12/2018 tarih ve 2018/65-503 E.K.sayılı kararının hükmündeki 1 no’lu bentte yer alan”
Tarafların müşterek çocukları olan 21/05/2010 Aziziye doğumlu,
N1
TC Kimlik Numaralı
K3 ve 16/09/2011 Niğde doğumlu,
N2 TC Kimlik Numaralı K1’un velayetinin davalı- karşı davacı anneye VERİLMESİNE,” kısmının
KALDIRILMASINA,
6100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca bu konuda yeniden düzenleme yapılması gerektiğinden,
-Davacı karşı davalı erkek vekilinin davayı konu küçükler 2010 doğumlu K3 ve 2011 doğumlu K1’un velayetlerinin değiştirilmesine yönelik taleplerinin ispatlanamadığından
REDDİNE,
4-
İlk derece mahkemesince, kadın vekilinin iştirak nafaka talebi konusunda karar verildiğinden, davacı karşı davalı erkek vekilinin davaya konu çocuklara verilecek iştirak nafaka miktarının belirlenmesine yönelik talebi de konusuz kaldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-
Davalı karşı davacı tarafın iştirak nafakası ile ilgili karşı davasından dolayı eksik alınan
163,87 TL karar -ilam (nispi) harcının davacı karşı davalı erkekten alınarak hazineye irad kaydına,
6-
Taraflardan istinaf başvuruları nedeniyle alınması gereken 54,40’ar TL istinaf karar-ilam harçlarından peşin alınan 44,40’ar TL harçların mahsubu ile bakiye 10’ar TL harçların taraflardan ayrı ayrı tahsili ile hazineye irad kaydına,
7-
Tarafların istinaf nedeniyle yapmış oldukları yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
8-
Tarafların istinaf nedeniyle yatırmış oldukları gider avansından varsa kullanılmayan kısımlarının kendilerine iadesine,
9-
İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından taraf vekilleri lehine vekalet ücreti takidirine yer olmadığına,
10
-Kararın 359-(3) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK.’ nun 362/1-a ve 362/1-ç maddeleri gereğince
KESİN olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 20/01/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe