Adana BAM, 2. HD., E. 2018/1876 K. 2020/233 T. 5.2.2020

İlgili madde: TMK Madde 166

İ S T İ N A F K A R A R I
DAVA KONUSU
: Boşanma
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.Gereği düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların evli olup, bu evlilikten 2 çocuklarının bulunduğunu, berdel usulü evlendiklerini, aynı zamanda akraba olduklarını, evliliğin başından beri aralarında anlaşmazlık olduğunu, bu durumun günden güne arttığını, davalının ailesinin tarafların evliliğine fazlaca karıştığını, davalının da ailesinin etkisinde kalarak hareket ettiğini, 18 Şubat tarihinden beri ayrı yaşadıklarını, 28 Mayıstan sonra oğlunun 18 Şubat tarihinden beri ise kızının davalı anne ile birlikte yaşadığını, davalının kardeşi K3’un apartman görevlisi olup, diğer kardeşlerinin işsiz olduğunu, K1 ve K2 isimli kardeşlerinin sabıkalı olduğunu, müvekkilinin ise servis şoförü olup, hayat standardının daha yüksek olduğunu, ayrılık döneminde davalının kardeşleri tarafından 28 Mayıs günü müvekkilinin silahlı saldırıya uğradığını, berdel usulü evlendiklerinden müvekkilinin kardeşinin de şiddete uğradığını, anlaşmalı boşanmalarının da mümkün olmadığını beyanla, tarafların boşanmalarına, müşterek çocukların velayetinin müvekkiline verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin eşi ve çocuklarına düşkün bir ev hanımı olduğunu, eşi ve çocuklarıyla mutlu bir hayat sürdüğünü, bu yüzden boşanmak istemediğini, eşinin kardeşleri tarafından darp edildiğini, hor görüldüğünü, ancak eşini sevdiğinden bu duruma katlandığını, boşanmak istemediğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;davanın kabulü ile, tarafların TMK.’nun 166/1 maddesi gereğince boşanlarına, müşterek çocuklar 2005 doğumlu K5 ve 2008 doğumlu K4’ın velayetinin davalı anneye verilmesine, çocukların her biri için dava tarihinden itibaren aylık 180 TL tedbir nafakasının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, nafakaların karar kesinleşmesinden itibaren iştirak nafakası olarak devamına karar verildiği görülmüştür.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili özetle; boşanma yönünden istinaf taleplerinin olmadığını, velayet ve nafaka yönünden kararı kabul etmediklerini, bilirkişi raporunun velayet hakkındaki iddialarını destekler nitelikte olduğunu, davalının yaşadığı aile çevresinin çocuk gelişimi açısından uygun olmadığını, annenin çocukların bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müşterek çocuk K5’in anne ve dayılarının baskısı altında beyan bulunduğunu, dosyaya sunulan dilekçe ile ifade ettiğini, pedagogunda bu günde tespiti olduğunu, müşterek çocuk K5’in dört aydır babasının yanında kaldığını belirterek velayet ve iştirak nafakası yönünden kararın kaldırılması talebi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE

GEREKÇE :

HMK 355 maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Dava; TMK.’nun 166/1 maddesine dayalı evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma talebine ilişkindir.

Tüm dosya kapsamına göre; tarafların 1999 yılında evlendikleri, bu evlilikten 2005 doğumlu K5 ve 2008 doğumlu K4 isimli müşterek iki çocuklarının olduğu, davacının davalı aleyhine boşanma, velayet talep eder dava açtığı, davalının iddiaları kabul etmediği, davanın reddini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulü ile, tarafların TMK.’nun 166/1 maddesi gereğince boşanlarına, müşterek çocuklar 2005 doğumlu K5 ve 2008 doğumlu K4’ın velayetinin davalı anneye verilmesine, çocukların her biri için dava tarihinden itibaren aylık 180 TL tedbir nafakasının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, nafakaların karar kesinleşmesinden itibaren iştirak nafakası olarak devamına karar verildiği, karara karşı davacının velayet ve nafaka yönünden kararın kaldırılması talebiyle istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmaktadır.

Velayet düzenlenmesinde; çocukla,ana ve baba yararının çatışması halinde çocuğun yararına üstünlük tanınması gerekir. Çocuğun yararı ise; çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişebilmesi ve böyle bir gelişmenin gerçekleştirilmesi için, çocuğa sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmış olmasıdır. Çocuğun bu konulardaki üstün yararını belirlerken; çocuk yetişkin biri olmuş olsaydı, kendisini ilgilendiren bir olayda, kendi yararı için ne gibi bir karar verebilecekti ise, çocuk için karar verme makamındaki kişinin de aynı yönde karar vermesi gerekir.Yani çocuğun farazi düşüncesi esas alınacaktır.

Velayet kamu düzenine ilişkin olup re’sen araştırma ilkesi geçerlidir .Bu nedenle yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin bile göz önünde tutulması gerekir.

Somut olayda, mahkemece pedagog bilirkişiden uzman raporu alınmış olup, çocukların anne yanında yaşamalarını istemelerine rağmen bilirkişinin çocukların davalı anne ve /veya ailesi tarafından baskı altında kaldığı izleniminin oluştuğu, çocuk K4’ın kurduğu cümlenin içinde bulunduğu gelişim dönemine uygun olmadığı, bu cümlenin ve genel olarak söylediklerinin davalı anne ve/veya ailesi tarafından çocuğa söylemesi için ezberletildiği düşüncesi oluştuğu, davalı annenin yaşadığı konutun bakımsız ve dağınık olduğu, eşyaların düzensiz olduğu, çocukların gelişimleri için yeterince uygun bir yaşam alanı olmadığının da düşünüldüğü, sonuç olarak davalı annenin yaşadığı konutun çocukların sağlıklı gelişimleri için uygun olmaması sebebiyle olası bir boşanma durumunda çocukların velayetlerinin davacı babaya verilmesinin çocukların psikolojik , pedagojik ve sosyal gelişimleri açısından yararlı olacağı yönündeki görüşün aksine çocukların velayetinin anneye verilmesine karar verildiği, davalı babanın uzman raporunun aksine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurduğu ayrıca dosya istinaf incelemesi aşamasında iken göndermiş olduğu 04/10/2018 havale tarihli dilekçesiyle yerel mahkeme kararından sonra müşterek çocuk K5’in öğrenim gördüğü okulda öğretmenine davalının annesi K6 , teyze ve dayılarının kendisine cinsel istismar uyguladığını beyan etmesi üzerine ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/65963 Soruşturma sayılı dosyasında soruşturmanın başlatıldığını bildirdiği anlaşıldığından mahkemece karar verildikten sonra gerçekleşen olayların da dikkate alınarak çocuklarla yeniden görüşülmesi ve psikolog , pedagog , sosyal çalışmacı niteliğindeki uzman veya uzmanlardan oluşan bilirkişi kurulundan tüm koşulları değerlendirir içerikte sosyal inceleme raporu alınarak tüm delillerin birlikte değerlendirilip ebeveynlerin hangisinin yanında kalmasının çocukların menfaatine olacağı tespit edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davacının velayet yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, diğer istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer oladığına karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM
:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Davacı tarafın velayet yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun kabulü ile; Adana 5. Aile Mahkemesinin 22/05/2018 tarih ve 2017/488 Esas 2018/447 Karar sayılı kararının esası incelenmeksizin, 6100 sayılı HMK nun 353/1-a-6 maddesi gereğince
KALDIRILMASINA ve davanın yeniden görülmesi için
DAVA DOSYASININ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

2-
Kararın kaldırılma sebebine göre davacı tarafın diğer istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

3-
Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL istinaf karar harcının talep halinde davacı tarafa iadesine,

4-
Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

5-
Kararın HMK 359-(3) maddesi gereği ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca
KESİN olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 05/02/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!