Adana BAM, 2. HD., E. 2018/2250 K. 2020/720 T. 8.6.2020

İlgili maddeler: TMK Madde 174, TMK Madde 175

DAVACI-DAVALI
:K1-TC.NO:N1 A1
DAVALI-DAVACI
:K2-TC.NO:N2 A2
DAVA KONUSU
: Boşanma-Boşanma
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TALEP
:

Davacı-davalı erkek vekili dava dilekçesinde özet ile; Davalı K2’nın sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini, bu durumun açığa çıkması ve davalının da kabul etmesi ile kadının çocukların da velayetini talep etmediğini beyan etmesi üzerine anlaşmalı boşanma protokolü düzenlenerek davanın açıldığını, ancak anlaşmalı boşanma davası için duruşma yapılmasının beklenildiği dönemde kadın tarafından birleşen dava dosyası boşanma davası açıldığını, anlaşmalı boşanma davasının kendiliğinden çekişmeli boşanma davasına dönüştüğünü, davacının halen terör bölgesinde görev yaptığını, bu sebeple tüm görev arkadaşları gibi ailesini yanına götüremediğini, bu sebeple tarafların ortak kararı ile çocukların bakım ve gözetimi için ailenin, erkeğin ailesinin yanına yerleştirildiğini, davacı erkeğin son olarak 28/02/2017 tarihinde izinli olarak geldiği Silifke’de, davalı kadının sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışta bulunarak, erkeğin teyzesinin oğlu ile cinsel birliktelik yaşadığını öğrendiğini, kadın ile bu şahıs arasındaki cep telefonu kayıt ve mesajların sadakatsizliği net olarak ortaya koyduğunu, kadının bu ilişkisini kabul ettiğini, birleşen dava dilekçesindeki iddia ve beyanların gerçeğe aykırı olduğunu, davalı kadının iyi bir eş olmadığı gibi iyi bir anne de olmadığını, evlilik birliği içinde yaşanan ve boşanmaya neden olan olaylarda tam ve ağır kusurlu olduğunu beyan ile erkek tarafından açılan boşanma davasının kabulü ile, tarafların boşanmaları, müşterek çocukların velayet haklarının babaya verilmesine, boşanma nedeni ile erkek lehine kadın aleyhine 200.000,00.TL manevi tazminata karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı kadın üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA :

Davalı-davacı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özet ile; taraflar arasında 2010 yılında boşanma davası açılmış olsa da, tarafların barıştıklarını, ancak taraflar arasındaki geçimsizliğin artarak devam ettiğini, erkeğin, kadının evine döndükten sonra ailesi ile görüşmesini yasakladığını, erkeğin Hakkari iline 2013 yılında tayini çıktıktan sonra kök ailesi ile yaşamaya mecbur bıraktığını, davacının bu süreçte ne çocukları ile nede eşi ile ilgilenmediğini, kadının gündelik işlerde çalışarak ihtiyaçlarını gidermeye çalıştığını ve babasının yardımı ile geçinebildiğini, taraflar arasında mal ayrılığı sözleşmesi imzalandığını, erkeğin en başından beri para hesabı yaptığını, erkeğin var olduğunu iddia ettiği mesajları kabul etmediklerini, bahsi geçtiği gibi bir aldatma olayının olmadığını, erkeğin kusurunu gizlemek adına kadına iftira atma yoluna gittiğini, erkeğin tazminat taleplerinin yerinde olmadığını beyan ile kadın tarafından açılan boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarını, müşterek çocukların velayet haklarının davacı anneye verilmesini, müşterek çocuklar için aylık ayrı ayrı aylık 500,00.TL, 400,00,TL, 300,00.TL olmak üzere tedbir- iştirak nafakasına hükmedilmesine, kadın için aylık 600,00. TL tedbir- yoksulluk nafakasına hükmedilmesine, kadın lehine, erkek aleyhine boşanma nedeni ile 100.000,00.TL maddi, 50.000,00.TL manevi tazminata hükmedilmesine, kadına düğün nedeni ile takılan 5 çift burma bilezik, 22 adet çeyrek altın ve kolye küpe ve bileklikten oluşan altın setin aynen iadesi veya bedelin karşı taraftan alınarak kadına verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin erkek üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Silifke 2.Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi’nin 24/05/2018 tarih, 2017/163 Esas ve 2018/394 Karar sayılı ilamında özet ile; taraflarca karşılıklı olarak açılan boşanma davasının kabulü ile tarafların TMK.’nun 166/1 maddesi uyarınca boşamalarına, tarafların müşterek çocukları 26/06/2009 d.lu K6, 24/09/2012 d.lu K5 ve 26/02/2014 d.lu K4’nin velayet haklarının anneye verilmesine, müşterek çocuklar ile baba arasında görüş günü kurulmasına, dava tarihinden, kararın kesinleşmesine kadar kadın için aylık 250,00.TL, müşterek çocuk K6 için aylık 250,00.TL, K5 ve K4 için aylık 150,00.’şerTL tedbir, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine, kararın kesinleşmesinden sonra müşterek çocuklar kararın kesinleşmesinden sonra K6 için aylık 300,00.TL, K5 ve K4 için aylık 250,00.’şerTL iştirak nafakasının, erkekten alınarak, kadına ödenmesine, kadının boşanma nedeni ile talep ettiği maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, erkeğin boşanma nedeni ile talep ettiği manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 15.000,00.TL manevi tazminatın kadından alınarak, erkeğe ödenmesine, taraflar lehlerine ve aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verildiği anlaşılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı-davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özet ile; İlk Derece Mahkemesince verilen kararda; erkeğin de kusurlu kabul edilerek, kadının boşanma davasının kabulüne karar verilmesi yönü ile verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, boşanmaya neden olan olaylarda kadının K3 isimli erkek ile şahıs ile yaptığı telefon görüşmelerinden ve mesaj içeriklerinden kadının bu erkek ile cinsel ilişkisinin devamlılık arz ettiğinin kanıtlandığını, kadının sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini, ihlalin cinsel ilişki ve devamlılık boyutuna vardığını, bu tespite rağmen kadının boşanma davasının kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, kadına, erkeğin şiddet uyguladığı yönünde mahkeme gerekçesinin toplanan delilere ve rapor alınmaması yönü ile hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kadının başka bir erkek ile cinsel ilişki yaşadığının mesaj içeriklerinden sabit olduğunu, kadın tarafından gösterilen tanıkların akraba ve komşuları olduğunu, yanlı beyanda bulunduklarını, kadının rapor alma imkanı var iken şiddete ilişkin rapor da almadığını, yakın komşuları olan kadın tanıklarının şiddete ilişkin bilgilerinin olmadığını beyan ettiklerini, kadının davasının ve iddialarını ispat edemediğini belirterek, İlk Derece Mahkemesince verilen karada kadının boşanma davasının da kabulüne ilişkin kararının kaldırılarak, kadının boşanma davasının reddine karar verilmesini İstinaf Kanun Yolu ile talep itmiştir.

Davalı-davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özet ile; İlk Derece Mahkemesince verilen kararda; belirlenen kusur durumunun, erkeğin de boşanma davasının kabulü ile kadın aleyhine verilen karanın toplanan delillere usul ve yasa aykırı olduğunu, boşanmaya neden olan olaylarda kusurlu olanın erkek olduğunu, erkeğin evlilik birliği içinde üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, ekonomik durumu olmasına rağmen bağımsız konut temin etmediğini, mahkemece, tarafların boşanmaya neden olaylarda eşit kusurlu olduğunun kabul edildiği halde erkek lehine boşanma nedeni ile manevi tazminat takdir edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, boşanmaya neden olan olaylarda kadının kusurunun olmadığını, kusurlu olanın erkek olduğunu, mahkemece boşanma nedeni ile kadın tarafından talep edilen maddi ve manevi tazminatın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kadının nafaka talebi yönü ile eksik inceleme ile hatılı değerlendirme ile tedbir nafakasının düşük belirlendiğini, yoksuluk nafakası talebi yönünden ret kararı verildiğini, mahkemece takdir edilen tedbir nafakası miktarının yetersiz olduğunu, yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müşterek çocuklar için takdir edilen tedbir ve iştirak nafakası miktarlarının yetersiz olduğunu, kadının boşanma nedeni ile talep ettiği maddi ve manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğinin belirtilerek İlk Derece Mahkemesince verilen karada erkeğin tam kusurlu olduğunun tespit edilerek, erkeğin boşanma davasının ve taleplerinin reddine, kadının boşanma davasının talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini İstinaf Kanun yolu ile talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE

GEREKÇE :

HMK 355 maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Dava, taraflarca, karşı eşin kusurlu davaranışları ile evlilik birliğinin çekilmez hal alması nedenine dayalı TMK.’nun 166/1 maddesi uyarınca açılan boşanma davalarına ilişkindir.

Tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; tarafların, 09/07/2007 tarihinde resmi olarak evlendikleri, bu evliliklerinden, 26/06/2009 d.lu
K6
, 24/09/2012 d.lu
K5 ve 26/02/2014 d.lu
K4 isimli 3 müşterek çocuklarının olduğu, taraflarca, karşı eşin kusurlu davaranışları ile evlilik birliğinin çekilmez hal alması nedenine dayalı TMK.’nun 166/1 maddesi uyarınca;davacı-davalı erkeğin; soğuk davranma, birlikte olmaya yanaşmama,
K3 isimli başka bir erkek ile telefonda görüşerek, mesajlaşarak, cinsel birliktelik yaşayarak sadakat yükümlülüğünü ihlal etme, eşten habersiz bu şahsın işlettiği otelde yanında çalışma, evine temizle gitme, ortak karar ile erkeğin ailesi ile aynı ortamda birlikte yaşama, kadın tarafından ileri sürülen iddia ve vakaların kadın tarafından açılan ve feragat nedeni ile red ile sonuçlanan boşanma davasından ileri sürülen vakalar olması, davalı-davacı kadının da; aile görüşmeye engel olma, erkeğin ailesi ile birlikte yaşamaya zorlama, kadın ve müşterek çocukların ekonomik giderlerini karşılamama, para ve mal hesabı yapma, eş yerine, erkeğin babasına maddi imkan sağlama, para gönderme, ereğin anne- babasının kadını aşağılamaları, şiddet uygulama, çocuklar ve eş ile ilgilenmeme, vakıalarına dayanılarak tarafların karşılıklı olarak karşı eşin kusurlu davranışları ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması ve çekilmez hal almasına nedenine dayalı yatırılması gerekli harçların usulüne uygun olarak yatırmak sureti ile boşanma ve fer’ilerine ilişkin talepte bulundukları, her iki tarafında karşı iddiaları ve talepleri kabul etmeyerek, kendi talep ve davalarının kabulü, karşı dava ve taleplerin reddine karar verilmesini talep ettikleri, İlk Derece Mahkemesince yaptırılan ekonomik-sosyal araştırmaya göre, davacı-davalı erkeğin; uzman çavuş olduğu, aylık 3.700,00.TL maaş aldığı, başkaca mal varlığının olmadığı, askeri birlikte kaldığı, davalı-davacı kadının da; ev hanımı olduğu, baba evinde kaldığı, mal varlığı ve gelirinin olmadığının belirlendiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, İlk Derece Mahkemesi kararının özeti bölümünde açıklandığı üzere, taraflarca karşılıklı olarak açılan boşanma davalarının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verildiği, verilen kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğ edildiği, yasal istinaf başvuru süresi içerisinde istinaf dilekçesi özeti bölümünde açıklandığı üzere; davacı-davalı erkeğin; erkeğin de kusurlu kabul edilerek, kadının da boşanma davasının kabulüne karar verilmesi yönü ile verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, boşanmaya neden olan olaylarda kadının tam kusurlu olduğu, erkeğin kusurunun olmadığıdavalı-davacı kadının da; boşanmaya neden olan olaylarda kadının kusurunun olmadığı, erkeğin tam kusurlu olduğu, erkek tarafından açılan boşanma davasının taleplerinin reddine, kadının boşanma davasının talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesi gerektiği, gerekçesi ile İstinaf Kanun Yoluna başvurdukları anlaşılmıştır.

TMK.’nun 166/1-2 maddesi gereğince “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.”

Taraflarca sunulan, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm delillere ve taraflar tarafından gösterilen istinaf nedenlerine göre yapılan incelemede; taraflarca gösterilen, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm deliller ve İlk Derece Mahkemesince verilen karar, taraflarca ileri sürülen vakıalar, dosyaya toplanan tüm bilgi ve belgeler ve taraflarca ileri sürülen istinaf nedenleri birlikte değerlendirildiğinde; erkek tarafından asıl dava ile, kadın tarafından, Silifke 2.Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 2017/237-228 esas kara sayılı dava dosyasında birleşen dava ile karşı eşin kusurlu davranışları evlilik birliğinin temelinden sarsılması ve çekilmez hal alması nedenine dayalı boşanma ve ferilerine talepte bulundukları, her iki tarafında karşı iddia vakaları kabul etmediklerini belirterek, karşı açılan dava va taleplerin reddine, kendi iddia ve taleplerinin kabulü ile boşanma ve ferilerine ilişkin taleplerin kabulüne karar verilmesini talep ettikleri, taraflarca usulüne uygun olarak gösterilen ve İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm deliller, taraflarca ileri sürülen istinaf nedenleri birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında anlaşmazlık olduğu, davalı-davacı kadının, evlilik içerisinde
K3 isimli başka bir erkek ile süreklilik arz eder şekilde cinsel içerikli mesajlaştığı, görüştüğü, mesaj içeriğinden, kadının bu şahısla cinsel ilişkisinin düzenli ve devamlılık arz ettiği, erkekten habersiz bu şahsın konutuna temizlik yapmaya gittiği, işlettiği iş yerinde çalıştığı, bu durumun tanık anlatımları ve telefon kayıtları ve mesaj içeriği ile de doğrulandığı, kadının sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, davacı-davalı erkeğin de; kadının sadakat yükümlülüğünü ihlali neticesinde, bu durumun etkisi ile kadına şiddet uyguladığı, şiddet uygulandığına ilişkin bu durumun, kadın tarafından gösterilen, annesi olan tanığın beyanı ile doğrulandığı, taraflaca ileri sürülen kusura ilişkin bu vakaların gösterilen deliller ile doğrulandığı, ileri sürülen diğer iddia ve vakıaların taraflarca gösterilen deliller ile ispat olunmadığı, taraflar arasında yaşanan olumsuz bu olaylar nedeni ile taraflar arasındaki evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, çekilmez hal aldığı, boşanmaya neden olan olaylarda, davalı-davacı kadının; ağır kusurlu, davalı- davalı erkeğin hafif kusurlu olduğu, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın, kadının ağır kusurlu, erkeğin hafif kusurlu olduğuna ilişkin belirlenen kusur durumunun, her iki tarafın da TMK nun 166/1-2 maddesi uyarınca açılan boşanma davalarının kabulü ile, tarafların TMK nun 166/1-2 maddesi uyarınca boşanmalarına ilişkin kararın, boşanmaya neden olan olaylarda kadının ağır kusurlu olması, kadının haksız eylemi nedeni ile boşanmaya neden olan olaylar nedeni ile davacı- davalı erkeğin üzüntü duyması, kiş ilik hakların zarar görmesi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alındığında, boşanma nedeni ile davacı-davalı erkek lehine, davalı-davacı kadın aleyhine boşanma nedeni ile TMK nun 174/2 maddesi uyarınca takdir edilen manevi tazminat ve miktarının, kadın ve müşterek çocuk için yargılama sırasınca takdir edilen tedbir nafakası miktarının, müşterek çocuklar için takdir edilen iştirak nafakası miktarının, kadının boşanmaya neden olan olaylarda erkeğe göre ağır kusurlu olması dikkate alındığında kadının TMK nun 175 maddesi uyarınca talep ettiği yoksulluk nafakası talebinin reddine ilişkin kararın, kadının, boşanma nedeni ile TMK nun 174/1-2 maddesi uyarınca talep ettiği maddi ve manevi tazminat talebinin reddine ilişkin kararın toplanan tüm delillere, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına, nafaka ve manevi tazminat yönü ile hakkaniyet ilkesine usul ve yasaya, TMK.’nun 166/1,169,175,174,182/2,328/1,330/1,4 maddelerin uygun olduğu anlaşıldığından, davacı-davalı erkeğin; belirlenen kusur durumu, kadının boşanma davasının kabulüne karar verilmesi yönünden, davalı-davacı kadının da; belirlenen kusur durumu, erkeğin boşanma davasının ve taleplerinin kabulü yönünden istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine oy birliği ile karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H
ÜKÜM
:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-
Davacı-davalı erkek vekilinin, Silifke 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi’nin 24/05/2018 tarih, 2017/163 Esas ve 2018/394 Karar sayılı ilamında, “belirlenen kusur durumu, kadının boşanma davasının kabulüne karar verilmesi” yönünden isti naf başvurusunun
6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,

2-
Davalı-davacı kadın vekilinin, Silifke 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi’nin 24/05/2018 tarih, 2017/163 Esas ve 2018/394 Karar sayılı ilamında, “belirlenen kusur durumu, erkeğin boşanma davasının ve taleplerinin kabulü” yönünden isti naf başvurusunun
6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,
3

Tarafların, İstinaf başvurusu nedeni ile istinaf karar tarihi itibari ile alınması gerekli 54,40.’arTL istinaf karar ilam harcından peşin alınan 35,90.’arTL harcın mahsubu ile kalan 18,50.’arTL harcın, taraflardan alınarak Hazineye İrad kaydına,
4

Taraflar tarafından, istinaf başvuruları nedeni ile yapılan yargılama giderlerinin, tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar verildiğinden kendi üzerlerinde bırakılmasına,

5-
Taraflar tarafından, istinaf nedeniyle yatırmış oldukları gider avansından kullanılmayan kısmın, karar kesinleştiğinde kendilerine iadesine,

6-
İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından takdiren taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

7-
Kararın, HMK 359-(3) maddesi gereği taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK.’nun m. 353/1-b-1 bendiyle, aynı kanunun 361-(1) maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 08/06/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!