Adana BAM, 2. HD., E. 2018/2325 K. 2020/794 T. 16.6.2020

İlgili madde: TMK Madde 181

İ S T İ N A F K A R A R I
DAVA KONUSU
: Boşanma(Kusur Tespiti)

Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, mirasçı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TALEP
:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili K1 ile davalı K2’nın 2014 tarihinde evlendiklerini, müvekkilinin, davalı ile evliliğe adım atarken yaşı itibarı ile geri kalan hayatında huzurlu, mutlu bir evlilik hayal ettiğini, ancak gelişen zaman zarfında davalının kötü niyetli davranışları ve tutumları sayesinde hayal ettiği huzurlu ve mutlu evliliğin maalesef sağlanamadığını, müvekkilinin, davalının kötü niyetlerini kısa zaman içerisinde anladığını, davalının, müvekkilini çeşitli bahanelerle yalanlar söyleyerek kandırdığını, evliliğin tabiri caizse kör topal, gerek müvekkilinin, gerekse toplunun huzurunu kaçırır bir şekilde devam ettiğini, davalının, evliliği kötü niyetli bir şekilde devam ettirdiğini, evlilik birliğinin müvekkili için artık çekilmez ve can sıkıcı bir hal aldığını, müvekkilinin çok ciddi bir kalp rahatsızlığının bulunduğunu, davalının kötü niyetli hareketleri ve manevi anlamda müvekkilini fazlasıyla yıprattığını, sözde evliliğin devam etmesinin müvekkilinin toplum içindeki itibarını da çok büyük ölçüde zedelediğini, davalının tamamıyla kötü niyetli bir şekilde salt maddi menfaatlerini düşünerek bu evliliği gerçekleştirdiğini, defalarca tarafların boşanmak niyeti ile bir araya geldiklerinde davalının maddi bir yardım olmaksızın asla boşanmayacağını beyan ettiğini, evlilik birliği içerisinde davalının ortak konuta bile çok nadir geldiğini, evliliklerinin ilk gününden beri birlikte aralarında bir karı koca hayatı yaşanmadığını, davalının ortak konuta gelmediği zamanlarda davacıya herhangibir bilgi vermediğini, davalının nerede kaldığının nerede yaşadığının davacı müvekkili tarafından bilinmediğini, tarafların ortak konutta toplam yaşadığı sürenin bir ayı bile bulmadığını, kaldı ki, davalının eve gelip gittiği dönemlerde solandaki perde dahil olmak üzere mutfak eşyaları, havlular, tencere tava takımları gibi evdeki kendisine ait olmayan eşyaların bir çoğunu alıp götürdüğünü, davalının, müvekkilinden habersiz, müvekkilinin banka kartını alarak, oğluyla birlikte davacının hesabında bulunan parayı çekip kullandığını, bu hususa ilişkin şikayet dosyasının numarasını daha sonra mahkemeye bildireceklerini, davalının sürekli müvekkili hakkında mesnetsiz şikayette bulunduğuna dair Kozan Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/2622 soruşturma ve 2014/1935 karar sayılı ilamının mevcut olduğunu, ilamda da görüleceği üzere davalı davacı müvekkili hakkında kendisini darp ettiğine ve kendi malına zarar verdiğine ilişkin şikayette bulunduğunu, savcılık kararında ise “kovuşturma yapılmasına yer olmadığına” karar verildiğini, tüm bunlara ek olarak çeşitli defalar yine kendi hayal ürünü olan sebeplerle müvekkilini şikayet ettiğini fakat lehinde bir sonuç elde edemediğini, kalp rahatsızlığı bulunan müvekkilinin yaşı itibari ile kendisinden 30 yaş küçük bir kadını darp edemeyeceğinin aşikar olduğunu, fakat davalının ısrarla bahsi geçen kanun kapsamından kötü niyetli yararlanmak isteği ile müvekkilini bu yaşında adliye koridorlarında gerek ruhsal açıdan gerek maddi açıdan üzüntüye soktuğunu, davalının aklı başında bir insandan beklenen davranışları göstermediğini, hayali olaylar ve insanlar üzerinden sürekli bir senaryo ve kurgu içerisinde hayatını devam ettirdiğini, davanın ilerleyen safhalarında davalının akıl ve ruh sağlığının yerinde olup olmadığı ile ilgili rapor isteyeceklerini, davalının sürekli her konuda yalan söyleyerek müvekkili ile arasındaki güven ilişkisini de yıprattığını, davalının ağıza alınmayacak hakaretler ve küfürler ile müvekkiliyle diyalog kurmaya çalıştığını, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle tarafların boşanmalarına, kötü niyetli davacının evden izinsiz olarak aldığı eşyaların davacıdan alınarak davalıya aynen iadesine, davacının, davaya konu evlilik sebebiyle toplum içerisindeki itibarının zedelenmesi ve hakir düşmesi sebebiyle 10.000TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı asil K1’nın İlk Derece Mahkemesi yargılaması sırasında
11/09/2016 tarihinde öldüğü anlaşılmıştır.

Davacı K1 mirasçıları vekili, 28/09/2016 havale tarihli dilekçesi ile;TMK 181/2 ve devamı maddeleri gereğince davaya devam edeceklerini bildirdikleri, davalının, davacı müteveffa ile ortak konutta bulunmadığını, son zamanlarında hasta iken ve cenazesinde dahi müteveffanın yanında olmadığını, eve geldiği nadir zamanlarda ise, evdeki eşyaları çalarak müteveffanın evinde bir tabak dahi bırakmadığını, müteveffanın banka maaş kartını bile çalarak parasını çekip maddi zarara uğrattığını, davalının evlilik akti gerçekleştiğinden itibaren ikametgah kaydının bile halihazırda Yüreğir adresinde olduğunun görüldüğünü, davacı müvekkillerinin babası müteveffa K1’nın davalıya karşı boşanmak istediğini her beyan ettiğinde ve 3 yıllık zaman zarfında, davalının hayali senaryolarıyla ve şikayetleriyle uğraşmaktan psikolojik olarak iyice yıprandığını, zaten hasta ve yaşlı bedeninin daha fazla dayanamayarak 11/09/2016 tarihinde vefat ettiğini, davalının kusurunun tespit edilmesine, tarafların boşanmalarına, davalının evden izinsiz olarak götürdüğü eşyaların değeri nispetin 5.000,00.TL’nin davalıdan alınarak davacı müvekkillerine ödenmesine, Emekli Sandığı ve ilgili kurumlara yazı yazılarak, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin maddi olarak ileriye yönelik zarara uğramaması için dava sonuçlanıncaya ve davalının kusuru ispat edilinceye kadar, davalının, müteveffadan alacağı emekli maaşına en azından şimdilik tedbir konulmasına, yargılama giderlerinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

SAVUNMA :

Davalı kadın cevap dilekçesinde özet ile; davacının, “çocuklarım bana bakmıyor, sen bana bak ben de sana acılarını unutturayım” diyerek, kapısının önünde yalvarıp sabahlayarak kendisini evlenmeye ikna ettiğini, çocuklarına telefon ederek kendisini konuşturduğunu, hepsinin de mutlu olacaklarını söyleyerek kendisini kandırdıklarını, evlenmeyi kabul ettiğini, resmi nikah yaptıklarını, yayla evine gidince davacının “sana bir çöp de almayacağım, bir kuruş da para vermeyeceğim, ben seni kandırdım, kimse duymadan resmi nikahı iptal edeceğiz, çünkü seninle evlenince ölen karımın aylığı iptal edildi, nikahı iptal edersek karımın aylığı kesilmeyecektir, ben seni elde etmek için nikah yaptım” diyerek kendisine karşı kötü davranmaya başladığını, jandarmaya karakola kaçtığını, yakaladığını, kapıyı arkasına kilitlediğini, üç ay işkence, eziyet yaptığını, telefonunu sakladığını, kimseden yardım isteyemediğini, çok dövdüğünü, boyun rahatsızlığı nedeni ile karşı koyamadığını, her türlü kötülüğü yaptığını sora telefonunu bulduğunu 155’i aradığını, kendisini kurtardıklarını, sığınma evine yerleştirdiklerini, evden uzaklaştırma kararı verdiklerini, 2013 yılından beri hayatı kendisine zehir ettiğini, kötülüklerine halen devam ettiğini, gözlerini dünya malı bürümüş insanların hakaretlerini, suçlamalarının hiçbirisini kabul etmediğini, nikah masasında eşim K1’yı asla bırakmayacağıma söz verdiğini, yemin içtiğini, eşi K1’dan asla boşanmayacağını, kendisini ancak K1’dan ölümün ayıracağını, eşinin torunu Avukat K3 hakkında şikayetçi olduğunu, kendisine bir çok mesajlar atarak tehdit ettiğini, eşi ile evlendikten hemen sonra eşinin Kozan’daki evini boşalttıklarını, dava dilekçesindeki suçlamaların hiç birini kabul etmediğini, davanın reddine, boşanma kararı verilmesi halinde yoksulluk nafakasına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Kozan 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi’nin 2016/1241 Esas ve 2018/364 Karar sayılı ilamında özet ile; davacı K1 tarafından TMK’nun 166/1 maddesi uyarınca açılan boşanma davasının, davacı erkeğin 11/09/2016 tarihinde yargılama sırasında ölmesi nedeni ile taraflar arasındaki evlilik birliğinin ölüm ile son bulduğundan, açılan boşanma davasının konusuz kalması nedeniyle boşanma konusunda karar verilmesine yer olmadığına, TMK.’nun 181/2 gereğince davalı kadının kusurlu olduğununtespitine, mirasçı davacılarının eşya iade/tazminat taleplerininreddine, davacılar lehine, davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verildiği anlaşılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı kadın istinaf dilekçesinde özet ile; İlk Derece Mahkemesince belirlenen kusur durumu, davacı erkeğin ölümü nedeni ile davanın konusuz kalması nedeni ile aleyhine yargılama ve gideri ve vekalet ücreti yönü ile verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın yargılama gideri ve vekalet ücreti yönü ile kaldırılmasını istinaf kanun yolu ile talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE

GEREKÇE :

HMK 355 maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Dava, erkek tarafından, davalı kadının kusurlu davaranışları ile evlilik birliğinin çekilmez hal alması nedenine dayalı TMK.’nun 166/1 maddesi uyarınca açılan boşanma davasına ilişkindir.

Tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; tarafların, 09/07/2013 tarihinde resmi olarak evlendikleri, bu evliliklerinden müşterek çocuklarının olmadığı, davacı erkek tarafından, davalı kadının kusurlu davaranışları ile evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılması nedenine dayalı TMK.’nun 166/1 maddesi uyarınca; kötü niyetli olma, yalanlar söyleme, kalp rahatsızlığı olan erkeğe kötü niyeti ile zarar verme, maddi kazanç elde etmeden boşanmayacağını söyleme, evlilik birliğinin zenginleşme aracı olarak görme, müşterek konuta nadiren gelme, konuta gelmediği dönemde bilgi vermeme, taraflar arasındaki karı-koca ilişkisinin yaşanmaması, özel günlerde eş yanında olmama, evdeki kendisine ait olmayan bir takım eşyaları götürme, bağırıp çağırma, mesnetsiz şikayetlerde bulunma, oğlu ile birlikte erkeğin banka kartını alma, habersiz para çekme, nedensiz şikayetler ile mağdur etme, yalan söyleyerek kendisine olan güvenin sarsılmasına neden olma, vakıalarına dayanılarak boşanma ve fer’ilerine ilişkin talepte bulunduğu, davalı kadının süresinde sunduğu cevap dilekçesi ile iddiaları kabul etmeyerek; para vermeyeceği ve eşya almayacağı yönü ile tehdit, kandırdığını söyleme, kötü davranma, hayatı zehir etme, erkeğin ailesinin tehdit ve baskı kurmaları karşı vakıalarını ileri sürerek açılan davanın reddini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, İlk Derece Mahkemesi kararının özeti bölümünde açıklandığı üzere, davacı erkeğin, 11/09/2016 tarihinde ölümü sonucu evlilik birliği ölüm ile sona erdiğinden boşanma davasının konusuz kalması nedeniyle boşanma konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, verilen kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğ edildiği, davacılar vekilinin istinaf kanun yoluna başvurmadığı, davalı kadının, yasal istinaf başvuru süresi içersinde istinaf dilekçesi özeti bölümünde açıklandığı üzere; İlk Derece Mahkemesince, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönü ile verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.

TMK.’nun 166/1-2 maddesi gereğince “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.”

Taraflarca sunulan, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm delillere ve davalı kadın tarafından gösterilen istinaf nedenlerine göre yapılan incelemede; taraflarca gösterilen, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm deliller ve İlk Derece Mahkemesince verilen karar, taraflarca ileri sürülen vakıalar, dosyaya toplanan tüm bilgi ve belgeler ve davalı kadının istinaf nedenleri birlikte değerlendirildiğinde; yargılama sırasında, 11/09/2016 tarihinde ölen davacı asil tarafından, davalı kadının, kusurlu davranışları ile evlilik birliğinin, temelinden sarsılması, çekilmez hal alması nedenine dayalı, boşanma ve fer’ilerine ilişkin talepte bulunulduğu, davalı kadının iddiaları kabul etmeyerek, karşı iddia ile açılan davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, yargılama sırasında, 11/09/2016 tarihinde davacı asil’in öldüğü, yasal mirasçıları olan K4, K5, K6 ve K7’nın usulüne uygun olarak davaya TMK.’nun 181/2 maddesi uyarınca kusur belirlenmesi yönünden devam ettikleri, yargılamanın İlk Derece Mahkemesince bu şekilde yürütüldüğü, toplanan tüm delilere göre; evlilik birliğinin, davacı erkeğin ölümü ile son bulduğu, davanın konusuz kaldığı, davalı kadının, evlilik birliğinin üzerine yüklediği görev ve sorumlulukları gereği gibi yerine getirmediği, müşterek konutta sürekli durmadığı, nadiren geldiği, ev ve hasta olan eşi ile ilgilenmediği, davalı kadının, boşanmaya neden olan olaylarda kusurlu olduğu, İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılamanın, verilen kararın, belirlenen kusur durumunun toplanan delillere, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, davalı kadının İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine oy birliği ile karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM
:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Davalı kadının, Kozan 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi’nin 2016/1241 Esas ve 2018/364 Karar sayılı ilamına yönelik isti naf başvurusunun
6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,

2-
Davalının,istinaf başvurusu nedeni ile istinaf karar tarihi itibari ile alınması gerekli 54,40.TL İstinaf karar ilam harcından peşin alınan 35,90.TL harcın mahsubu ile kalan 18,50.TL harcın, davacıdan alınarak, Hazineye irad kaydına,

3-
Davalı tarafından, istinaf başvurusu nedeni ile yapılan yargılama giderinin, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verildiğinden kendi üzerinde bırakılmasına,

4-
Davalı tarafındanistinaf nedeniyle yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde kendisine iadesine,

5-
İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından takdiren davacılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6-
Kararın, HMK 359-(3) maddesi gereği taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK.’nun m. 353/1-b-1 bendiyle, aynı kanunun 361-(1) maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 16/06/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!