Adana BAM, 2. HD., E. 2020/684 K. 2020/975 T. 27.7.2020

İlgili madde: TMK Madde 176

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACI
:K1
VEKİLİ
: Av. K2
DAVALI
:K3
VEKİLİ
: Av. K4
DAVA KONUSU
: Nafakanın Kaldırılması
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TALEP:

Davacı vekili özetle; müvekkili ile davalının 06/06/2005 tarihinde evlendiklerini, bu evliliklerinden 21/06/2006 d.lu K5, 05/12/2011 d.lu K6, 12/08/2014 d.lu K7 isimli üç çocuklarının bulunduğunu, tarafların İskenderun 1.Aile Mahkemesi’nin 13/01/2017 tarih ve 2015/803 Esas 2017/20 Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, o kararın 01/02/2017 tarihinde kesinleştiğini, karar ile davalı için aylık 750 TL yoksulluk nafakası, müşterek çocukların her biri için aylık 250’şer TL iştirak nafakaları ödemesine hükmedildiğini, müvekkilinin geçen süre zarfında yeniden evlendiğini, yeni eşten bir çocuğunun daha olduğunu, müvekkilinin nafakaları ödeyememesi nedeniyle tazyik hapsi verildiğini, davalının ise çalıştığını beyanla, davalı için ödenen aylık 750 TL yoksulluk nafakasının kaldırılmasına, çocuklara verilen aylık 250’şer TL iştirak nafakalarının da aylık 150’şer TL’ye indirilmesine karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA:

Davalı özetle ; iddiaların doğru olmadığını, davacı ile anlaşmalı olarak boşandıklarını davacının bizzat bu nafakaları ödemeyi taahhüt ettiğini ancak boşanma kararından sonra maddi durumu iyi olmasına rağmen bu nafakaları ödemediğini, üzerine olan mal varlığını yeni evlendiği eşi ve çevresindekilerin üzerine yaptığını, nafakaları ödemediğinden icra yoluna başvurmak zorunda kaldığını, davacının nafaka ödenmemesinden dolayı çocukların da mağdur olduğunu, çocukların ihtiyaçlarını tek başına karşılamaya çalışığını, düzenli bir işinin bulunmadığını, iş-kur tarafından verilen geçici işte süreli olarak çalıştığını fakat sağlık problemleri yaşadığından çalışmakta zorlandığını, tedavi amaçlı birçok kez Adana iline gitmek zorunda kaldığını, çocukların öğrenci olup, masraflarının davacının taahhüt ettiği nafakalardan daha fazla olduğunu, davacının bir baba olarak görev ve sorumluluklarından kaçtığını , anlaşmalı boşanmayı sağlamak için kabul ettiği yükümlülüklerinden caymaya çalışmasının iyi niyet kurallarıyla bağdaşmadığını, zaten mevcut nafaka miktarlarının düşük olduğunu beyanla, haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili özetle; müvekkilinin beyanına iştirak ederek davanın reddine karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İskenderun 2. Aile Mahkemesi’nin 03/12/2019 tarih ve 2018/926 Esas 2019/828 Karar sayılı ilamında özetle; davacı tarafın yoksulluk nafakasının kaldırılması davasının kabulü ile dava tarihinden itibaren davalı lehine verilen aylık 750 TL yoksulluk nafakasının kaldırılmasına, davacı tarafın müşterek çocuklara bağlanan iştirak nafakalarının indirilmesi talebinin reddine ayrıca AAÜT uyarınca 2.725 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği görülmüştür.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yoksulluk nafakasının kaldırılması şartlarının oluşmadığını, davacının ödeme gücünün bulunduğunu beyanla, kararın bu yönden kaldırılmasını vekaleten talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE

GEREKÇE :

HMK 355 maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Dava ; yoksulluk nafakasının kaldırılması ve iştirak nafakasının azaltılması talebine yöneliktir.

Dosyanın incelenmesinde; tarafların 06/06/2005 tarihinde evlendikleri bu evliliklerinden 2006 d.lu K5, 2011 d.lu K6, 2014 d.lu K7 isimli üç çocuklarının bulunduğu, zabıta araştırmasına göre davacının müteahit (taşeron) olup aylık 3.000-4.000 TL arası gelirinin olduğu, kira vermeyip eşine ait evde oturduğu, davalının ise iş-kura bağlı olarak bir okulda geçici olarak çalıştığı , aylık 1.700 TL ücret aldığı, babasına ait evde oturduğunun belirtildiği, davacı vekilinin, ” müvekkilinin yeniden evlenmesi, yeni eşten bir çocuğunun olması, nafakaları ödeyememesi nedeniyle tazyik hapsine maaruz kalması ve davalının çalışması” vakıalarını ileri sürerek iş bu davayı açtığı, davalı tarafın da ” tarafların anlaşmalı boşanma kararında bu nafakaların verilmesi , davacının anlaşmalı boşanma protokolünde bu nafakaları ödeyeceğini farketmesi , boşanma kararı üzerinden geçen sürenin kısalığı, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra davacının nafaka ödememesi, davacının maddi durumunun iyi olması, davacının nafaka ödememek için mal varlığını yeni eşi ve çevresindekilerin üzerine yapmış olması , çocukların öğrenci olması , davalının düzenli ve kalıcı bir işte çalışmaması ve davalının sağlık problemleri yaşaması” vakıalarını ileri sürerek davanın reddini talep ettiği, dosya içerisinde mevcut İskenderun 1.Aile Mahkemesi’nin 13/01/2017 tarih ve 2015/803 Esas 2017/20 Karar sayılı ilam suretinin incelenmesinde; davacı- davalının K3, davalı- davacının K1, davanın boşanma, dava tarihinin 18/12/2015 olduğu, yargılama sonunda, 13/01/2017 tarihinde tarafların her iki davadan dolayı anlaşmaya vardıklarından eşlerin anlaşmalı olarak boşanmalarına, müşterek çocukların velayetlerinin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki kurulmasına, tarafların anlaşmaları uyarınca çocukların her biri için aylık 250’şer TL iştirak, kadın için aylık 750 TL yoksulluk nafakasının erkekten tahsiline, hüküm altına alınan nafakalara her yıl ÜFE oranında arttırım yapılmasına karar verildiği, o kararın 01/02/2017 tarihinde kesinleştiği, dosya içerisinde mevcut Ankara 4.İcra Ceza Mahkemesi’nin 25/10/2018 tarih ve 2018/339-583 E-K. Sayılı ilam suretinin incelenmesinde ; müştekinin K3 , borçlunun K1, suçun nafaka hükümlerine uymamak , şikayet tarihinin 17/05/2018 olduğu, yapılan yargılama sonunda; borçlunun üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verildiği yine dosya içerisinde mevcut İskenderun İcra Ceza Mahkemesi’nin 19/12/2017 tarih ve 2017/577-910 E-K. Sayılı ilam suretinin incelenmesinde; müştekinin K3, sanığın K1, suçun nafaka hükümlerine uymama, şikayet tarihinin 12/07/2017 olduğu, yargılama sonunda; sanığın şikayet tarihinden sonra borcunu ödediği anlaşıldığından davanın düşürülmesine karar verildiği, kararın 27/12/2017 tarihinde kesinleştiği görülmüş, iş bu davamızda yapılan yargılama sonucunda ise; yukarıda karar özeti bölümünde belirtilen şekilde karar verildiği, bu karara karşı davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine dava dosyasının dairemize gönderildiği görülmüştür.

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde
; TMK’nun 176/3. maddesinde; yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkeme kararı ile nafakanın kaldırılacağı, 176/4 maddesinde ise tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde irad biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın arttırılması ya da azaltılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan maddelerden yoksulluğun hukuksal kavramı tanımlanmamış ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07/10/1998 tarih ve 2-656 E. -688 K. Sayılı kararında ; yeme , giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edileceği belirtilmiştir.

Somut olayda; tarafların ekonomik sosyal durumları dikkate alındığında , tarafların İskenderun 1.Aile Mahkemesi’nin 01/02/2017 tarihinde kesinleşen 2015/803 Esas 2017/20 Karar sayılı ilamı ile anlaşmalı olarak boşandıkları, davacı erkeğin davalı kadın ile yaptıkları protokol gereği söz konusu yoksulluk nafakası miktarının hüküm altına alındığı, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra erkeğin düzenli olarak bu nafakayı ödemediği gibi 06/11/2018 tarihinde iş bu davayı açtığı, zabıta araştırmasına göre erkeğin taşeronluk yaptığı, kaynakçılık üzerine iş yerinin olduğu, aylık 3.000-4.000 TL civarı gelir elde ettiği, davalı kadının ise boşanma tarihinden daha önceki yıllarda olduğu gibi İş-Kur’a bağlı geçici olarak çalıştığı, düzenli ve sabit bir işinin bulunmadığı, çalıştığı dönemde de asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği, elde ettiği bu gelirin kendisini yoksulluktan kurtarmadığı, dosyadaki bilgi ve belgelerden erkeğin boşanma karar tarihinden sonra gelir durumunda azalma olduğuna yönelik iddiasının ispatlanamadığı dolayısıyla bu davanın da reddi gerekirken , ilk derece mahkemesince yoksulluk nafakasının kaldırılmasına yönelik davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu sebeplerle davalı kadın vekilinin, istinaf başvurusunun kabulü ile HMK m.353/1-b-2 uyarınca davacı erkeğin yoksulluk nafakasının kaldırılması talebinin de reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM
:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-a)

Davalı kadın vekilinin, istinaf başvurusunun kabulü ile İskenderun 2. Aile Mahkemesi’nin 03/12/2019 tarih ve 2018/926 Esas 2019/828 K. sayılı kararının 1. bendinde yer alan, ”
Davacının davalı lehine
İskenderun 1. Aile Mahkemesinin 2015/803 Esas, 2017/20
Karar ve 13/01/2017 tarihli kararı ile hükmedilen aylık 750,00 TL yoksulluk nafakasının kaldırılması talebinin KABULÜ ile dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere davalı lehine hükmedilen aylık 750,00 TL yoksulluk nafakasının kaldırılmasına’
‘ 3. Bendinde yer alan, ”
Alınması gerekli 102,42 TL harçtan, yatırılan 35,90 başvurma harcı ile 35,90 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 30,62 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına
” , 4. bendinde yer alan, ”
Davacı tarafça yatırılan 35,90 TL başvurma harç ile 35,90 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
” 5. bende yer alan , ” davacı tarafça yapılan 24,00 TL tebligat gideri, 6,50 TL müzekkere gideri olmak üzere toplam 30,50 TL yargılama giderini davalıdan alınarak davacıya verilmesine
” , 6. bendinde yer alan , ”
Davacı kendini duruşmalarda vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince tayin ve takdir olunan 2.725,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine
”, 7. Bendinde yer alan ”
Davacı tarafından yatırılan gider avansından sarf edilmeyen kısmın HMK 333. maddesi gereği karar kesinleştiğinde davacıya iadesine
” kısımlarının
ORTADAN KALDIRILMASINA
,
6100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince bu konularda düzelterek yeniden karar verilmesi gerektiğinden,

a)

Davacı erkek vekilinin , ispatlanamayan yoksulluk nafakasının kaldırılması talebinin REDDİNE, b
) Alınması gerekli 54,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 35,90 TL’nin mahsubu ile kalan 18,5 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, c
)Davacı tarafın yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, d
)Davalı tarafın bu dava nedeniyle yapmış olduğu yargılama gideri tespit edilemediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, e
) Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 3.400 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

f)

Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan kısmın HMK m.333 uyarınca taraflara iadesine,
2
-Davalı taraf adli yardımdan yararladığından, davalı tarafın istinaf başvurusu sırasında alınmayan 54,40 karar ilam harcı ve 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 203 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3
-Kararın HMK.’nun 359-(3) uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK.’nun 362/1-a maddesi gereğince
KESİN olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 27/07/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!