Adana BAM, 2. HD., E. 2020/683 K. 2020/970 T. 27.7.2020

İlgili madde: TMK Madde 176

İ S T İ N A F K A R A R I
DAVA KONUSU
: Yoksulluk Nafakasının Azaltılması
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TALEP:

Davacı dava dilekçesinde özetle; 2017 yılı Şubat ayında davalı tarafından açılan nafaka artırım davasının 2017 yılı Ekim ayında sonuçlandığını ve her yıl TEFE- TÜFE oranında artırıma karar verildiğini, terör bölgesinde çalıştığından maaşının üzerinden de toplam 750,00 TL olan nafakanın 1.200,00 TL çıkartıldığını, terör bölgesinde görev yaptığından dolayı çıktığı operasyon görevlerinden almış olduğu tazminatlarla, batı ilinde görev yapan devlerinden fazla maaş aldığını, davalı ile evliliğinin devam ettiği sürede F1bank’tan çekmiş olduğu banka kredisini boşandıktan sonra mahkemenin vermiş olduğu maddi ve manevi tazminat bedelini, davalının avukat bedelini ve mahkeme masraflarını peşinen ödeyemeyeceğinden dolayı davalıya bağlanan nafaka ile birlikte maaşından 2013 Kasım ayı ile 2017 yılı Ekim ayları arasında haciz yolu faizi ile birlikte tahsil edildiğini, bu süreçte F1bank’a olan kredi borcunu ödeyemediğinden F1bank tarafından maaşına haciz şerhi konulduğunu 2017 yılı Ekim ayından sonra F1bank’a olan borcunun devreye girdiğini, 2017 yılı Aralık ayında nafaka arttırım dava sonucunun kendisine tebliğ edildiğini ve mahkeme sonucunda şahsına 7.500,00 TL civarında bir ödeme geldiğini, bu miktarıda yasal sürede ödeyemediğinden maaşından alacaklı olarak sıraya girdiğini ve bu miktarın faizi ile 13.000,00 TL’ye yükseldiğini, yine bu kalan borçları terör bölgesinden almış olduğu fazla maaşla ödeyebilmek için uzatma dilekçesi verdiğini ancak talebinin kabul görmediğini tayininin Karabük iline çıktığını burada alacağı maaşın ise 5.300,00 TL olduğunu, halen maaşından 1.200,00 TL nafaka ve 1.200,00 TL F1bank’ın haczinin tahsil edildiğini, F1bank’ın borcu bittiğinde ise nafaka arttırım davasının borcunun maaşından kesileceğini, yeniden evlediğini, eşinin çalışmadığını ve müşterek bir çocuklarının bulunduğunu, eşinin eski eşinden olan ve velayeti eşinde olan iki çocuğunun bulunduğunu ve onlarında kendileri ile yaşadığını, velayeti kendisinde olan ve şu anda üniversite okuyan kızına da para gönderdiğini belirterek içinde bulunduğu durum nedeniyle halen ödemekte olduğu aylık 1.200,00 TL nafakanın, batıda alacağı maaş ve bu maaşındaki haciz kesintilerini göz önünde bulundurularak makul bir miktarda indirilmesine ve yargılama giderlerinin tarafların kendi masraflarını karşılamasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA :

Davalı vekili süresinde verdiği cevap dilekçesinde özetle ;müvekkili ile davacının İskenderun 2. Aile Mahkemesinin 09/05/2013 tarih ve 2012/540 esas 2013/333 karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, yapılan yargılama sonucunda müvekkiline 450,00 TL yoksulluk nafakası, müşterek çocuk K1 için ise 250,00 TL iştirak nafakası bağlandığını diğer müşterek çocuk K2’nın velayetinin davacıya verildiğini, davacının müşterek çocuk K2’nin velayetini almasına rağmen müvekkiline bıraktığını dolayısıyla müşterek çocukların tüm masraflarının müvekkili tarafından karşılandığını, İskenderun 1. Aile Mahkemesinde nafaka arttırım davası açıldığını mahkemece müşterek çocuk K1 için aylık 250,00 TL olan iştirak nafakasının 450,00 TL’ye, müvekkili için ise aylık 450,00 TL olan yoksulluk nafakasının 700,00 TL’ye yükseltildiğini, arttırım karar tarihinin 01/08/2017 olduğunu, davacının henüz mahkeme kararından itibaren bir yılı tamamlamadan 12/06/2018 tarihinde nafakanın indirilmesi hususunda iş bu davayı açtığını, davacının batı iline tayin olmasından dolayı maaşının azalma olasılığının ekonomik durumunu kayda değer bir ölçüde etkilemediğini, davacının lojmanda kaldığını, çok cüzi miktarda kira ödediğini, müvekkilinin ise aldığı nafaka ile hem ev kirasını hemde müşterek çocuklarının bakım ve masraflarını karşıladığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İskenderun 2. Aile Mahkemesi’nin 05/12/2019 tarih ve 2018/495 E 2019/821 K Sayılı ilamında özetle; yoksulluk ve iştirak nafakalarının arttırım tarihinden sonra nafaka indiririm talebine ilişkin bu davanın 12/06/2018 tarihinde açıldığı, dilekçenin kısa süre içerisinde hükmedilen nafakaların indirilmesini gerektirir şekilde tarafların sosyal ve mali durumlarında bir değişiklik söz konusu olmadığı, nafakaların uyarlanmasına ilişkin şartların oluşmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin boşanma öncesi ve sonrası gerek yoksulluk sınırının rakamsal olarak ne olduğu gerekse de bu sınırın davanın her iki tarafı için de göz önüne alınması gerektiği hususlarının dikkate alınmadığını , aradan yeterli süre geçmediği için red kararı verildiğini, bunun tanımlamasının yapmadığını belirterek İskenderun 2.Aile Mahkemesi’nin 2018/495 Esas 2019/821 Karar sayılı ilamı ile verilen red kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE

GEREKÇE :

HMK 355 maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Dava; yoksulluk nafakasının azaltılması istemine ilişkindir.(TMK m.176/4 )

Dosyanın bir bütün halinde tetkikinden
; tarafların 19/09/2014 tarihinde evlendikleri, müşterek evlilik birliğinden 1997 d.lu K2 ile 2006 d.lu K1 ‘ın dünyaya geldiği, tarafların İskenderun 2. Aile Mahkemesinin 09/05/2013 tarih ve 2012/540 esas 2013/333 karar sayılı ilamı ile boşandıkları, müşterek çocuk 2006 d.lu K1’ ın velayetinin anneye verildiği, kadın yararına aylık 400 TL yoksulluk nafakası ile müşterek çocuk K1 yararına aylık 250 TL iştirak nafakası bağlandığı, müşterek çocuk K2’nın velayetinin ise babaya verildiği, kadın tarafından İskenderun 1.Aile Mahkemesi’nin 2016/832 Esas 2017/490 Karar sayılı dosyasında bahsi geçen yoksulluk ve iştirak nafakalarının arttırılması için dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda; kadın yararına hükmedilen aylık 450 TL yoksulluk nafakasının aylık 700 TL’ye yükseltilmesine, müşterek çocuk K1 yararına hükmedilen aylık 250 TL iştirak nafakasının aylık 450 TL’ye arttırımına ve bu her iki nafakaya her yıl başından geçerli olmak üzere TÜİK tarafından belirlenen yıllık TÜFE oranında artış uygulanmasına karar verildiği, dosyanın davacının yukarıda belirtilen istinaf sebeplerinden dolayı davacı tarafından istinaf edilerek dairemize gönderildiği görülmüştür.

TMK’nun 176/4 maddesine göre, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.

Bundan ayrı olarak hükmolunan nafakaların gelecek yıllardaki arttırımına ilişkin kurulan ve bu konuda kesinleşen önceki hükümler ( somut olayda olduğu gibi yıllık TÜFE artışı) sonraki davalarda kesin hüküm teşkil etmezler . Zira sonraki zamanlarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarında , ihtiyaçlarında ve ülkenin ekonomik yapısında vs. hallerde önemli değişiklik olması durumunda önceki ilamlardaki hükmolunan gelecek yıllardaki artışa ilişkin değerler veya oranlar sonradan yetersiz kalabilir yahut fahiş oranda artabilir. (Y. 3.HD. 2008/9857-13986 E-K.)

Somut olayda ise, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları nafakaların niteliği, ülkemizdeki son yıllardaki ekonomik göstergelerdeki değişim( TÜİK’in yayınladığı enflasyon oranları) nazara alındığında önceki ilandaki gelecek yıllardaki artış(TÜFE) hükmüne göre otomatik olarak artan nafaka miktarları şimdilik uygundur. Kaldı ki nafaka arttırımı 01/08/2017 tarihinde olmuş bu dava aradan yaklaşık 10 ay geçtikten sonra 12/06/2018 tarihinde ikame edilmiştir. Aradan geçen süreç Yargıtayın yerleşik uygulamalarına göre makul bir süre değildir. Bu yüzden eldeki dosyada nafakanın azaltılmasının ve önceki ilamdaki artış hükmünün günün koşullarına uyarlanmasını gerektirir olağanüstü değişiklik yoktur. Davanın reddedilmesinde usul ve esas bakımından bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu gerekçelerden hareketle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM
:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Davacı vekilinin, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,

2-
Alınması gerekli, 54,40 TL istinaf karar ilam harcı peşin alındığından ayrıca alınmasına yer olmadığına,

3-
İstinaf başvurusu nedeniyle davacının yaptığı giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına,

4-
Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yatırdığı gider avansından varsa kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde kendisine iadesine,

5-
İstinaf yargılaması duruşmalı yapılmadığından davalı yararına vekalet ücreti takdiri konusunda karar verilmesine yer olmadığına,
6
-Kararın HMK 359/(3) maddesi gereği taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK.’nun 362/1-a maddesi uyarınca
OY BİRLİĞİ ile KESİN olarak karar verildi. 27/07/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!