Adana BAM, 2. HD., E. 2019/2039 K. 2020/1446 T. 9.10.2020

İlgili madde: TMK Madde 174

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DAVA KONUSU
: Boşanma -Boşanma
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, davalı-davacı erkek vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TALEP
:

Davacı-davalı kadın dava dilekçesind özet ile; davalı ile 20/09/2003 tarihinde evlendiklerini, bu evliklerinden müşterek iki çocuklarının olduğunu, davalının evliliklerinin ilk yıllarından itibaren alkol bağımlısı olduğunu, bundan kaynaklı olarak evde sürekli huzursuzluk ve tartışma ortamı olduğunu, davalı ile tartışmaları nedeniyle defalarca ayrı kaldıklarını, daha sonra aile büyükleri araya girerek davalı ile kendilerini barıştırdıklarını, davalının defalarca söz vermesine rağmen sözünde durmayarak daha önce yaptıklarından vazgeçmediğini, davalı ile bir araya gelmelerine ve bu evliliği sürdürmelerinin imkanı kalmadığını ileri sürerek boşanmalarına, müşterek çocuklarının velayetlerinin kendisine bırakılmasına, çocukların her biri için aylık 500,00’er TL iştirak nafakasına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA :

Davalı-davacı erkek vekili birleşen davada dava dilekçesinde özet ile; tarafların 15 yıldır evli olduklarını, bu evlilikten 14 yaşında K1 ve 10 yaşında K2 isimli iki çocuklarının bulunduğunu, davacının evliliği boyunca bir eş olarak üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirmesine rağmen evlilik sonrası davalının davacıya karşı olumsuz kişiliğinin ortaya çıktığını, davalının asabi ve geçimsiz bir kişiliğinin olduğunu, davalının davacıyı aldattığını, bu hususun Tarsus 1. Aile Mahkemesi’nin 2016/131 Esas sayılı dosyasındaki tanık beyanlarıyla da doğrulandığını, bu dosya içerisinde yer alan K3’nin kocası ile davacı kadının gönül ilişkileri olduğunu, 2017 yılı başlarında davalının sevgi ve ilgisinin tamamen bittiğini, yatağını dahi ayırdığını, karı-koca ilişkinin tamamen bittiğini, evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması nedeniyle tarafların boşanmalarına karar verilmesini, 100.000,00.TL manevi tazminata hükmedilesini, çocukların velayetinin davacıya bırakılmasını, yargılama harç ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Tarsus 1. Aile Mahkemesi’nin
18/07/2019 tarih,
20
17/727
Esas ve 20
19/481
Karar sayılı ilamında özet ile; kadın tarafından asıl dava ile erkek tarafından birleşen dava ile açışan karşı eşin kusurlu davranışları ile evlilik birliğinin çekilmez hal alması nedenine dayalı, TMK’nun 166/1-2 maddesi uyarınca açılan boşanma davaların kabulü ile tarafların eşit kusurlu kabul edilerek TMK.’nun 166/1 maddesi uyarınca boşanmalarına, tarafların 03/07/2004 d.lu K1 ve 06/10/2007 d.lu K2’nin velayet haklarının anneye verilmesine, müşterek çocuklar ile baba arasında görüş günü kurulmasına, müşterek çocuklar için dava tarihinden kararın kesinleşmesine kadar aylık 250,00.’şerTL tedbir, kararın kesinleşmesinden sonra aylık 350,00.’şerTL iştirak nafakasının babadan alınarak, anneye ödenmesine, kadının boşanma nedeni ile talep ettiği maddi ve manevi tazminat ile erkeğin manevi tazminat talebinin reddine, taraflar lehlerine ve aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verildiği anlaşılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı-davacı erkek vekili istinaf dilekçesinde özet ile; İlk Derece Mahkemesince; belirlenen kusur durumunun, kadın tarafından açılan boşanma davasının kabulünün, müşterek çocukların velayet hakkının anneye verilmesinin, müşterek çocukları için takdir edilen nafaka yönünden verilen kararların usul ve yasaya aykırı olduğunu, boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusurlu tarafın sadakat yükümlülüğünü ihlal eden kadın olduğunu, müşterek çocuk K1’nin baba yanında yaşadığını, sosyal inceleme raporunda müşterek çocuk K1’nin baba yanında kalmak istemesini belirtmesine rağmen velayet hakkının anneye verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda; belirlenen kusur durumunun, kadın tarafından açılan boşanma davasının kabulünün, müşterek çocukların velayet haklarının anneye verilmesi, müşterek çocuklar için takdir edilen nafaka yönünden kaldırılarak, kadın tarafından açılan dava ve taleplerinin reddi, kendi davaları ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf kanun yolu ile talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE

GEREKÇE :

HMK 355 maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Dava ve birleşen dava, taraflarca, karşı eşin kusurlu davranışları ile evlilik birliğinin çekilmez hal alması nedenine dayalı, TMK’nun 166/1-2 maddesi uyarınca açılan boşanma davalarına ilişikindir.

Tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; tarafların, 20/09/2003 tarihinde resmi olarak evlendikleri, bu evliliklerinden, 03/07/2004 d.lu K1 ve 06/10/2007 d.lu K2 isimli iki müşterek çocuklarının olduğu, TMK.’nun 166/1-2 maddesi uyarınca,davacı-davalı kadın tarafından; dava ile “erkeğin sürekli alkol alması ve alkol bağımlısı olması, alkol nedeni ile sürekli huzursuzluk çıkartma, küçüklerin bu nedenle ruhsal yapısını bozma, düzeleceğine söz vermesine rağmen aynı şekilde yaşamaya devam etme, aynı çatı altında yaşama imkanı kalmaması”, birleşen davaya cevap ile de, “iddiaların doğru olmadığı, cinsel içerikli videolar açıp izletmeye çalışma, aynısı yapmasını isteme, erkeğin olumsuz bu tutumları nedeni ile kadının erkekten soğumasına ve utanmasına neden olma, alkol alıp aynı talepleri devam ettirme, bağımsız ev açmama, ailesi ile 15 yıl aynı çatı altında yaşamak zorunda bırakma”, davalı-davacı erkek tarafından birleşen dava ile;” asabi ve geçimsiz kişilik sahibi olma, en küçük olayları büyütme kavga ve tartışmaya çalışma, her konuda erkekten (cinsel) uzak durma, başka erkek ile aldatma, komşuları olan K6 isimli kocasına yardım ettiğini kadının söyleyerek yanlış anladıklarını söylemesi, komşuları K4’e babasının durumu sorulduğunda K4 isimli kadının “babamı bıraktık, bacım ile uğraşıyoruz, bacımın kocası iki çocuklu kadın ile birlikte” demesi, erkeğin annesinin durumu sorulduğun da gelinin K5 şeklinde cevap verilmesi, K4 ile Çetin isimli şahsın karısı K6’nin davalı-davacı erkeğin yanına gelerek “karının parasını yiyorsun diye mi seslenmiyorsun? D…k, P…k” demeleri, kadının K6’nin kocası ile sadece telefonda konuştuk demesi, kadının 12/11/2017 tarihinde evi terk ederek gitmesi, gitmeden önce erkeğin kredi kartından 700,00-800,00.TL harcama yapması, ayrıca 1.000,00.TL para çekmesi, aracılara rağmen kadını eve dönmemesi, “ben seni istemiyorum, ne yüzünü görmek nede sesini duymak istemiyorum” demesi”, vakıalarına dayanarak, tarafların karşılıklı olarak boşanma ve fer’ilerine ilişkin talepte bulundukları, her iki tarafında karşı iddia ve davaların reddine, kendi iddia ve davaları doğrultusunda boşanmaya karar verilmesini talep ettikleri, İlk Derece Mahkemesince yaptırılan ekonomik-sosyal araştırmaya göre, davacı-davalı kadının; Devlet Hastanesinde memur olarak çalıştığı, aylık 3.000,00.TL maaş aldığı, baba evinde kaldığı, mal varlığının olmadığı, davalı-davacı erkeğin de; F1 Tarım isimli iş yerinde çalıştığı, aylık 2.500,00.TL aldığı, evinin olduğu ve kira ödemediğinin belirlendiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, İlk Derece Mahkemesi kararının özeti bölümünde açıklandığı üzere, kadın tarafından asıl dava ile erkek tarafından birleşen dava ile açılan karşı eşin kusurlu davranışları ile evlilik birliğinin çekilmez hal alması nedenine dayalı, TMK’nun 166/1-2 maddesi uyarınca açılan boşanma davaların kabulü ile tarafların eşit kusurlu kabul edilerek TMK.’nun 166/1 maddesi uyarınca boşanmalarına karar verildiği, verilen kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğ edildiği, davacı-davalı kadının istinaf kanun yoluna başvurmadığı, davalı-davacı erkeğin, yasal istinaf başvuru süresi içersinde istinaf dilekçesi özeti bölümünde açıklandığı üzere; İlk Derece Mahkemesince verilen kararda;belirlenen kusur durumunun, kadın tarafından açılan boşanma davasının kabulünün, müşterek çocukların velayet haklarının anneye verilmesi, müşterek çocuklar için takdir edilen nafaka yönünden kaldırılarak, kadın tarafından açılan dava ve taleplerinin reddi, kendi davaları ve talepleri doğrultusunda karar verilmesi gerekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.

TMK.’nun 166/1-2 maddesi gereğince “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.”

Taraflarca sunulan, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm delillere ve davalı-davacı erkek tarafından gösterilen istinaf nedenlerine göre yapılan incelemede; taraflarca gösterilen, İlk Derece Mahkemesince toplanan tüm deliller ve İlk Derece Mahkemesince verilen karar, taraflarca ileri sürülen vakıalar, dosyaya toplanan tüm bilgi ve belgeler ve davalı-davacı erkeğin istinaf nedenleri birlikte değerlendirildiğinde; davacı-davalı kadın tarafından, TMK.’nun 166/1-2 maddesi uyarınca erkeğin kusurlu davranışları ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma ve fer’ilerine ilişkin talepte bulunduğu, dava dilekçesinin usulüne uygun olarak erkeğe 11/12/2017 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, usulüne uygun tebligata rağmen karşı tarafça yasal iki haftalık cevap süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı, davalı-davacı erkek tarafından Tarsus 2. Aile Mahkemesi’nin 09/05/2018 tarih ve 2018/326-425 E.K sayılı dava dosyasındaki dava ile kadının kusurlu davranışları ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı TMK.’nun 166/1-2 maddesi uyarınca boşanma ve fer’ilerine ilişkin birleşen dava ile talepte bulunulduğu, birleşen dava dilekçesinin kadına 16/05/2018 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, kadın tarafından, yasal iki haftalık cevap süresi içerisinde 30/05/2018 tarihinde erkek tarafından açılan davaya karşı cevap dilekçesi sunulduğu, cevap dilekçesi ile iddiaları ve vakıaların kabul edilmediği, yeni vakıalar ileri sürülerek erkek tarafından açılan boşanma davasının ve taleplerinin reddine karar verilmesinin talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince verilen karar ve belirlenen kusur yönü ile davacı-davalı kadının istinaf kanun yoluna başvurmadığı bu hali ile kadın yönünden verilen karar ve belirlenen kusur durumunun kesinleştiği, toplanan tüm delillere göre; davalı-davacı erkeğin; normalin dışında ayrıca çocuklarının huzurunda da süreklilik arz eder şekilde alkol aldığı bu durumdan çocukların olumsuz etkilendiği, bu yönde evlilik birliğinin üzerine yüklediği yükümlülüğü ihlal ettiği, tartışmalara neden olduğu,davacı-davalı kadının da; toplanan deliller, alınan tanık beyanları ve Tarsus 1. Aile Mahkemesi’nin 2016/131 Esas ve 2017/492 Karar sayılı dava dosyasında da belirlendiği gibi davacı-davalı kadının, K7 isimli erkek ile duygusal anlamda görüştüğü, telefon ve mesaj kayıtlarının olduğu, çevrede yaşayan insanların davalı-davacı kadın ile Çetin isimli erkek arasındaki ilişkiyi konuştukları, kadının sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, belirlenen bu duruma göre boşanmaya neden olan olaylarda davacı-davalı kadının sadakat yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeni ile ağır kusurlu, davalı-davacı erkeğin de evlilik birliğinin olumsuz yönde etkileyecek durumda normalin dışında alkol kullanması nedeni ile hafif kusurlu olduğu, İlk Derece Mahkemesince; tarafların boşanmaya neden olan olaylarda eşit kusurlu olduğuna ilişkin belirlenen kusur durumunun bu hali ile hatalı olduğu, davalı-davacı erkeğin, evlilik birliği içerisinde evlilik birliğini olumsuz yönde etkileyecek derece normalin dışında alkol kullanması nedeni ile davacı-davalı kadının TMK.’nun 166/1-2 maddesi uyarınca açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin kararın toplanan delillere TMK.’nun 166/1-2 maddesine uygun olduğu, tarafların 03/07/2004 d.lu K1 ve 06/10/2007 d.lu K2 isimli iki müşterek çocuklarının olduğu, boşanma davasından hemen sonra 03/07/2004 d.lu K1 müşterek çocuğun babası ile yaşadığı, baba yanında mutlu olduğu, baba ile birlikte yaşamak istediği, 06/10/2007 d.lu müşterek çocuk K2’nin anne yanında yaşadığı, anne yanında yaşamak istediği, idrak çağında ve kendi kararlarını verebilecek yaşta olan müşterek çocuk K1’nin kendi yaşam alanını seçebilecek yaşta olması dikkate alındığında; velayet hakkının mahkemece baba yerine anneye verilmesinin hatalı olduğu, müşterek çocuk K2’nin velayet hakkının; çocuğun anne yanında yaşaması, anne yanında yaşamak istemesi, annenin çocuğua karşı olumsuz bir yanının olmaması nedeni ile usul ve yasaya, müşterek çocuğun üstün yararına olduğu, müşterek çocuk K1’nin baba yanında yaşamasına rağmen mahkemece dava tarihinden itibaren bu çocuk yönünden takdir edilen tedbir nafakasının hatalı olduğu, belirlendiği üzere müşterek çocuk K1’nin velayet hakkının babaya verilmesi gerektiğinden, bu çocuk yönünden kararın kesinleşmesinden itibaren takdir edilen iştirak nafakası hakkındaki düzenlenmenin hatalı olduğu, boşanmaya neden olan olaylarda kadının ağır kusurlu olduğuna ilişkin belirlenen kusur durumuna göre kadının eyleminin erkeğin kişilik haklarına saldırı teşkil edecek bir eylem olduğu, bu nedenle tarafların ekonomik ve sosyal durumları, gelir seviyeleri ve yaşantıları dikkate alındığında; erkeğe lehine boşanma nedeni ile TMK.’nun 174/2 maddesi uyarınca uygun miktarda manevi tazminata karar verilmesinin gerektiği, mahkemece erkeğin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin toplanan delillere, usul ve yasaya, belirlenen kusur durumuna aykırı olduğu anlaşıldığından, davalı-davacı erkeğin, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda; “kadının TMK.’nun 166/1-2 maddesi uyarınca açılan boşanma davasının kabulüne, 06/10/2007 d.lu müşterek çocuk K2’nin velayet hakkının kendisine verilmesine, bu müşterek çocuk için takdir edilen tedbir ve iştirak nafakasının hatalı olduğuna” ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesinin gerekmiş, davalı-davacı erkeğin, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda; “belirlenen kusur durumuna, 03/07/2004 d.lu müşterek çocuk K1’nin velayet hakkının anneye verilmesine , bu müşterek çocuk için takdir edilen tedbir ve iştirak nafakası ile boşanma nedeni ile talep ettiği manevi tazminat talebinin reddine” yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile infazda tereddüt oluşmaması nedeni ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararda; asıl dava yönünden 2,3,4 ve 5, birleşen dava yönü ile 2 ve 3 no’lu hüküm fıkralarının tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılarak, 100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-2 maddesi de dikkate alınarak, boşanmaya neden olan olaylarda, davacı-davalı kadının ağır kusurlu, erkeğin hafif kusurlu olduğunun tespitine, müşterek çocuk 03/07/2004 d.lu K1’nin velayet hakkının davalı-davacı babaya, 06/10/2007 d.lu müşterek çocuk K2’nin velayet hakkının davacı-davalı anneye verilmesine, çocuklar ile anne ve baba arasında uygun zaman diliminde kişisel görüş günü kurulmasına, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, gelir seviyeleri ve yaşantıları ve İlk Derece Mahkemesince verilen karar dikkate alınarak, 06/10/2007 d.lu müşterek çocuk K2 için ilk dava tarihi olan 29/11/2017 tarihinden geçerli olmak üzere aylık takdiren 250,00.TL nafakanın kararın kesinleşmesine kadar tedbir, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra aylık 350,00.TL iştirak nafakası olarak babadan alınarak, anneye ödenmesine, müşterek çocuk 03/07/2004 d.lu K1 yönünden İlk Derece Mahkemesince yargılama sırasında babadan alınarak anneye ödenmek üzere takdir edilen aylık 250,00.TL tedbir nafakasının tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılmasına, davalı-davacı erkeğin, TMK.’nun 174/2 maddesi uyarıncaboşanma nedeni ile talep ettiği manevi tazminat talebinin kısmen kabul, kısmen reddi ile; tarafların ekonomik ve sosyal durumları, gelir seviyeleri ve yaşantıları, belirlenen kusur durumu dikkate alınarak, davalı-davacı erkek lehine takdiren 6.000,00.TL manevi tazminatın davacı-davalı kadından alınarak, davalı-davacı erkeğe ödenmesine, bu yöndeki fazlaya ilişkin istemin reddine oy birliği ile karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM
:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Davalı-davacı erkek vekilinin, Tarsus 1. Aile Mahkemesi’nin 18/07/2019 tarih, 2017/727 Esas ve 2019/481 Karar sayılı ilamında,
” davacı davalı kadının TMK.’nun 166/1-2 maddesi uyarınca açılan boşanma davasının kabulüne, 06/10/2007 d.lu müşterek çocuk K2’nin velayet hakkının da kendisi yerine anneye verilmesine, bu müşterek çocuk için takdir edilen tedbir ve iştirak nafakasının hatalı olduğuna”
, yönelik istinaf başvurusunun
6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,
2

Davalı-davacı erkek vekilinin, Tarsus 1. Aile Mahkemesi’nin 18/07/2019 tarih, 2017/727 Esas ve 2019/481 Karar sayılı ilamında,
” belirlenen kusur durumu, 03/07/2004 d.lu müşterek çocuk K1’nin velayet hakkının anneye verilmesine, bu müşterek çocuk için takdir edilen tedbir ve iştirak nafakası ile boşanma nedeni ile talep ettiği manevi tazminat talebinin reddi

, yönlerinden istinaf başvurusunun
KABULÜ ile, Tarsus 1. Aile Mahkemesi’nin 18/07/2019 tarih, 2017/727 Esas ve 2019/481 Karar sayılı ilamında; infazda tereddütün ortadan kaldırılması da dikkate alınarak asıl dava yönünden
2,3,4 ve 5, birleşen dava yönü ile 2 ve 3 no’lu hüküm fıkralarının tüm sonuçları ile birlikte ortadan
KALDIRILMASINA,
6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca bu konuda yeniden düzenleme yapılması gerektiğinden;

a)

Boşanmaya neden olan olaylarda, davacı-davalı kadının ağır kusurlu, davalı-davacı erkeğin hafif kusurlu olduğunun tespitine,

b)

Tarafların müşterek çocukları,
03/07/2004 d.luK1’nin velayet hakkının davalı-davacı babaya
,
06/10/2007 d.lu müşterek çocuk K2
‘ nin velayet hakkının davacı-davalı anneye verilmesine,

c)

Davalı-davacı baba ile müşterek çocuk K2 arasında her ayın birinci ve üçüncü Cumartesi günü sabah saat 09:00’dan pazar günü akşam saat 17:00’ye kadar, dini bayramlar da Arefe günü saat 09:00’dan, birinci günü saat 18:00’e kadar, sömestr tatillerinin ilk pazartesi günü sabah saat 09.00’dan takip eden pazar günü akşam saat 17.00’ye kadar ve her yılın 1 Temmuz günü sabah saat 09:00’dan, 20 Temmuz akşamı saat 17:00’ye kadar anneden alınarak, babaya teslimi ile görüşmeleri ve yanında kalmalarının sağlanması suretiyle kişisel ilişki kurulmasına,

d)

Davacı-davalı anne ile müşterek çocuk K1 arasında her ayın ikinci ve dördüncü Cumartesi günü sabah saat 09:00’dan pazar günü akşam saat 17:00’ye kadar, dini bayramların ikinci günü saat 09:00’dan üçüncü günü akşam saat 17:00’ye kadar, sömestr tatillerinin ikinci pazartesi günü sabah saat 09.00’dan takip eden pazar günü akşam saat 17.00’ye kadar ve her yılın 20 Temmuz günü sabah saat 09:00’dan, 10 Ağustos akşamı saat 17:00’ye kadar babadan alınarak, anneye teslimi ile görüşmeleri ve yanında kalmalarının sağlanması suretiyle kişisel ilişki kurulmasına,

e)

Velayet hakkı tevdii edilen tarafın velayeti altındaki çocuklara ait mal varlığı dökümünü gösteren dilekçe, defter sunması; çocuklara ait mal varlığında ve yapılan yatırımlarda gerçekleşecek değişiklikleri bildirmesi; TMK nın 362. Maddesi uyarınca velayet ve yönetim hakkı sona erdiğinde çocukların mallarının hesabı ile birlikte çocuklara, vasilerine veya kayyuma devretmesi; TMK nun 360. ve 361. Maddelerine uygun davranması hususun kararın tebliği ile ihtarına,

f)

Müşterek çocuk
03/07/2004 d.lu K1yönünden İlk Derece Mahkemesince yargılama sırasında davalı-davacı babadan alınarak, davacı-davalı anneye ödenmek üzere takdir edilen aylık
250,00.TL tedbir nafakasının tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılmasına,

g)

Tarafların ekonomik ve sosyal durumları, gelir seviyeleri ve yaşantıları dikkate alınarak,
06/10/2007 d.lu müşterek çocukK2için ilk dava tarihi olan
29/11/2017 tarihinden geçerli olmak üzere aylık takdiren
250,00.TL nafakanın kararın kesinleşmesine kadar tedbir
, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra aylık
350,00.TL iştirak nafakası olarak davalı-davacı babadan alınarak
, davacı-davalı anneye ödenmesine
, fazlaya ilişkin istemin tarafların ekonomik ve sosyal durumları gereği takdiren reddine,

ı)

Davalı-davacı erkeğin
, TMK.’nun 174/2 maddesi uyarınca boşanma nedeni ile talep ettiği manevi tazminat talebinin
KISMEN KABUL
, kısmen reddi ile; tarafların ekonomik ve sosyal durumları, gelir seviyeleri ve yaşantıları, belirlenen kusur durumu dikkate alınarak, davalı-davacı erkek lehine takdiren
6.000,00.TL manevi tazminatın davacı-davalı kadından alınarak, davalı-davacı erkeğe ödenmesine, bu yöndeki fazlaya ilişkin istemin reddine,

3-
Davalı-davacı erkeğin, istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verildiğinden, davalı-davacı erkekten peşin alınan 44,40.TL karar ilam harcının, karar kesinleştiğinde davalı-davacı tarafa iadesine,

4-
Davalı-davacı erkek, istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verildiğinden, davalı-erkek tarafından tarafından istinaf başvurusu nedeni ile yapıldığı anlaşılan 121,30.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 4,50.TL E-tebligat gideri ve 62,30.TL dosya gidiş-dönüş ücreti olmak üzere toplam188,10.TL istinaf yargılama giderinin davacı-davalı kadından alınarak, davalı-davacı erkeğe ödenmesine,

5-
Davalı-davacı erkek tarafından istinaf nedeniyle yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde kendisine iadesine,

6-
İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından takdiren davalı-davacı erkek lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

7-
Kararın, HMK 359-(3) maddesi gereği taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK.’nun m. 353/1-b-1 bendiyle, aynı kanunun 361-(1) maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 09/10/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!