T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACI : K1- N1
VEKİLİ :
Av.K2
DAVALI : K3- N2
VEKİLİ :
Av.K4
DAVANIN KONUSU : Tapu İptali Ve Tescil (Önalım Hakkından Kaynaklanan)
Adana 5.Asliye HukukMahkemesinin 2017/634 Esas 2019/518 karar sayılı dosyasında verilen 26.12.2019 tarihli karara karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Adana ili Seyhan ilçesi A4 Bucağı 122 ve 123 nolu parsede kayıtlı taşınmazların paydaşı olduğunu, 122 ve 123 nolu parseldeki taşınmazın paydaşlarca ortak kullanıldığını, ilgili taşınmaz üzerinde paydaşların herhangi bir resmi ya da gayriresmi paylaşım söz konusu olmadan tüm imkanların ortaklaşa kullanımına uygun bir şekilde konumlanmış ve bugüne kadar da aralarında bir uyuşmazlık çıkmadan taşınmaz üzerindeki bütün imkanlardan birlikte faydalandıklarını, davacının yakın zamanda çevresinden davalının paydaşlardan birinin 122 ve 123 nolu parseldeki hissesini satın almış olduğunu öğrendiğini, satışın içeriğine dair herhangi bir bilgisi bulunmamakla birlikte tapuya teyit için gidildiğinde gerçekten 17/02/2016 tarihinde hisse devrinin gerçekleştiğini öğrendiklerini, bu devrin haberleri olmadan gerçekleştiğini davacının bu satışı bilseydi bu hisseyi bedelini ödeyerek kendisinin almak isteyeceğini, paylı mülkiyetin söz konusu olduğu taşınmazlarda paydaşlardan biri hissesini satmak isterse öncelikle diğer paydaşlara şufa haklarının kullandırıp paydaşların şufa haklarını kullanmazlar ise ancak bu durumda hissesini üçüncü şahsa satabileceklerini tüm bu nedenlerle davaya konu davalıya ait hissenin tapu kaydının iptali ile davacı adına tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalıya dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmiş, davalı vekili cevap dilekçesinde özetle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Yapılan yargılama neticesinde,
Dava konusu Adana ili Seyhan ilçesi A4 Mahallesi 122 parsel sayılı taşınmazın 21881/228096 hissesinin mirasın taksimi sureti ile 06/10/2010 tarih ve 14551 yevmiye numaralı işlem ile dava dışı K5 adına kayıtlı iken 2.000,00.-TL. Bedel ile 123 parsel sayılı taşınmazın 425501/4790016 hissesinin aynı tarih ve yevmiye numaralı işlem ile dava dışı K5 adına kaydedilerek bilahare 6.000,00.TL. Bedel ile davalıya satış sureti ile intikal ettiği, davacının her iki taşınmazda da paydaş olduğu, davalı tarafın fiili taksim iddiasında bulunduğu, mahkememizce yapılan keşif, ibraz edilen raporlar ve dinlenen tanık beyanlarından dava konusu taşınmazlardaki hissenin öncesinin muris K6’ye ait iken mirasçıların kendi aralarında yaptıkları taksim işlemi ile dava dışı K5 adına kayıt edildiği ve zeminde eylemli olarak kullanılmaya başlandığı, dava dışı paydaşın kendi hissene düşen kısımdaki narenciye ağaçlarını sökerek yerine şeftali ağaçları diktiği, üzerinde 7-8 yaşlarında şeftali ağaçlarının bulunduğu, paydaşların zeminde eylemli olarak belirlenen sınırlar içerisinde tasarrufta bulunduklarının mahkememizce yapılan keşifteki gözlem ve 08/05/2018 tarihli fenni bilirkişi raporunda da belirlendiği, davalının aynı zamanda 01/03/2018 tarihinde vefat eden paydaşlardan K7’in de mirasçısı olduğu tespit edilmiş olup, davacı tarafın ön alım hakkını kullanmasının öncelikle fiili taksim nedeni ile TMK. 2. Maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanımı niteliğinde bulunduğu kanaatine varılmakla koşulları oluşmayan ön alım davasının reddine dair karar verildiği görülmüştür.
Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
İ
LERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taşınmazlarda fiili taksim olmadığını, taşınmazın duvar, çit ve herhangi bir şeyle bölünmemiş olduğunu, mahkemece yanlış değerlendirildiğini, taşınmazın tamamının bir bütün halinde kullanıldığını, taraflar arasında yazılı bir taksim sözleşmesinin de olmadığını, davanın kabulü gerekirken reddine ilişkin verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde; davaya konu parseller üzerinde fiili taksim olmakla birlikte her paydaş kendine ait yeri kullandığını, daha önce cevap dilekçesinde belirtildiği üzere, şufalı payın ilişkin olduğu taşınmazlar özel olarak taksim edilmiş olup, her bir paydaş belirli bir kısmı kullandığını, tanık beyanlarında da anlaşılacağı üzere taşınmazın aralarında taksim ettiklerini ve herkesin kendine ait yeri kullandığının belirtildiğini, davaya konu parseller üzerinde fiili taksim olduğunu gösterir iki ayrı dosyaya ilişkin mahkeme kararlarının mevcut olduğunu, fiili taksime değer verilebilmesi için yazılı olarak yapılması gerekmediğini, bu hususta yargıtay içtihatlarının olduğunu, satış zamanından önce herhangi bir hak iddia etmeyen ve kendine ait yeri kullanan davacının, satıştan sonra hak iddia etmesi kötü niyetli ve haksız olduğunu gösterdiğini, aynı zamanda davacı taraf fiili taksim olmadığına yönelik iddiaları kanıtlar nitelikte herhangi bir delil de sunamadığını, belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; önalım hakkının kullanılması nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali istemine ilişkindir.
Dairemizce HMK’nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere yapılan inceleme neticesinde;
Önalım hakkı; paylı mülkiyete tabi taşınmazlarda payın 3. kişiye satılması halinde diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak, paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın 3. kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.
Türk Medeni Kanunun 734. maddesi uyarınca önalım hakkı sahibi adına payın tesciline karar verilmeden önce satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderlerini hakim tarafından belirlenen süre içinde hakimin belirleyeceği yere nakden yatırmakla yükümlüdür.
Davalının payın devrine ilişkin resmi senetle yapılan satış akdinin tarafı olduğundan kendi muvazaasına dayanamayacağından gerçek satış bedelinin tapuda gösterilen bedelden daha fazla olduğu yönündeki bedelde muvazaa savunması dinlenemez. Bu nedenle davalının resmi senette ödemiş olduğu gösterilen satış bedeli ile tapu harç ve masraflarından oluşan önalım bedelini ödemek suretiyle davacıya önalım hakkı kullandırılabilir.
Gerçek bir satışın söz konusu olmadığı, satım niteliğinde olmayan temliklerde ise 20/03/1957 tarih 1956/12 Esas 1957/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca miras hukukundan kaynaklanan amaçlarla yapılan bedelsiz satışların gerçekte bağış işlemi olmasına rağmen satış işlemi olarak gösterildiği, “Müşterek mülkün hissedarı hissesini karı, kocaya, evlada veyahut akrabaya temlik etmesi halinde şeklen satış akdi bulunsa bile hakikatte satıştan gayrı miras hukukuna müteferri maksatların veya hibe gibi mülahazaların hakim olduğu ahvalde Medeni Kanunun hakiki satışlarda kabul eylediği şufa hakkının cereyan etmeyeceğine” ilişkin içtihat metni de göz önünde bulundurulduğunda bedel karşılığı olmayan satışların akrabalık münasebeti sebebiyle bağış kabul edilmesi gerektiği, bağış amacıyla yapılan bu satışlarda ise önalım hakkının kullanılamayacağı anlaşılmaktadır.
Önalım davasına konu olan payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilerek her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yerin ve bu yere tekabül eden payın bir üçüncü şahsa satarsa satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.Kötü niyet iddiası 14.02.1951 tarih ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemecede kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Önalım davalarında fiili taksime değer verilmesi için, taksimin yazılı olarak yapılması ya da taşınmazın çok sayıda paydaşının bulunması halinde tüm paydaşlar tarafından fiilen kullanılan bölümleri olması gerekmez. Davacının kullandığı ve davalıya pay satan kişilerin kullandığı ayrı ayrı bölümler var ise satıcı zamanında kullanıma karşı çıkmayan, o yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda pay satışı nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2.maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı kabul edilmektedir.
Somut olaya gelindiğinde, dava konusu Seyhan İlçesi, A4 mahallesi 122 ve 123 parsel sayılı taşınmazların bir bütün halinde kullanıldığı, davacı K1’in hem 121 hem de 122 parselde ayrı ayrı kullandığı yerin olduğu, davalı K3’ın her iki parselde ayrı ayrı kullanmakta olduğu yerler olduğu, davalının bu yerleri K5’den satın aldığı, daha önce K5’ın murisleri ve ölümlerinden sonrada K5 tarafından kullanıldığı, yapılan keşif dinlenen bilirkişi ve tanık beyanlarından anlaşılmış olup, dava konusu taşınmazın taksim edildiğini, daha önce yapılan yargılama kararlarında da değerlendirildiği görülmüş olup, taksimin varlığı kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle sonuç olarak ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda vicdani kanaatin oluştuğu, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, kararın dayandığı deliller ile kanuni sebepler ve gerekçe içeriğine göre, davanın esası ile ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacı tarafın yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafın, Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 26/12/2019 tarih, 2017/634 Esas, 2019/518 Karar sayılı kararına karşı yapmış olduğu istinaf kanun yolu başvuru isteğinin HMK’nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca
ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
3-İstinaf kanun yoluna ilişkin yapılan yargılama giderlerinin istinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davalı üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-HMK’nın 359/3. maddesi gereğince tebliğ işlemlerinin yapılması için dosyanın mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu tarafların yokluğunda oy birliğiyle
KESİN olmak üzere karar verildi. 21/09/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe