Adana BAM, 5. HD., E. 2021/801 K. 2021/1586 T. 14.9.2021

İlgili madde: TMK Madde 405

T.C.

ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

ADANA 2. SULH HUKUK MAHKEMESİ

VASİ:

K1
-N1

VEKİLİ:

Av. K2

KISITLI:

K3
-N2

VEKİLİ:

Av. K4

DAVANIN KONUSU :

VESAYET
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN KISITLI
:

K3 -N2
VEKİLİ
:

Av. K4

TALEP KONUSU :

Mahkeme Kararının Kaldırılması

İSTİNAF KARAR TARİHİ :

14/09/2021

KARAR YAZIM TARİHİ :

14/09/2021
Adana 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 20/01/2021 tarih ve 2019/1514 Esas 2021/24 sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle kısıtlı adayı K3 vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE :

Kısıtlı adayı K3’nın 75 yaşında olduğunu, yüksek oranda görme kaybı olduğunu, unutkanlığının ve hafıza zayıflığının da bulunduğunu, demans belirtileri gösterdiğini, ayırt etme gücünden ve fiil ehliyetinden tam anlamıyla söz edilemeyeceğini, kısıtlı adayının mevcut durumu nedeniyle mal varlığını idare edebilecek durumda olmadığını, savurganlığının bulunduğunu, kısıtlı adayının mal varlığının zarar görmemesi için kısıtlanmasına karar verilerek müvekkili olan K1’un vasi olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :

Davanın kabulüne, Karar başlığında açık kimliği yazılı K3’nın M.K’un 406.maddesi gereğince kısıtlanmasına, Kendisine, karar başlığında açık kimliği yazılı K1’un M.K.’un 414. maddesi gereğince vasi tayinine, M.K.’un 421. maddesi uyarınca, kararın vasiye tebliği ile kısıtlının yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan edilmesine,” şeklinde kararverildiği anlaşılmıştır.

KISITLI ADAYI K3 VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Müvekkili K3’nın hayatını tek başına idame ettirdiğini, Adana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden alınan rapora göre vesayet altına alınmasının gerekmediği, medeni haklarını kullanabileceği kayıt altına alındığını, bu karara rağmen müvekkilinin kısıtlanmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, vasi adayı, müvekkilin her ne kadar malvarlığını tehlikeye düşürecek tasarruflarda bulunduğunu iddia etse de bu beyanların gerçeğe aykırı olduğunu belirtip, eksik inceleme yapılarak usule ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İstinaf dilekçesine cevap veren davalı vekili dilekçesinde özetle;

Karşı tarafın yapmış olduğu istinaf talebinin reddi ile yerel mahkeme tarafından verilen kararın onanmasına, karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER :

Yazılı beyanlar, sağlık kurulu raporu, banka kayıtları, tapu kayıtları ve tüm dosya kapsamı.

DEĞERLENDİRME-GEREKÇE:

Dava, T.M.K 405 ve 406. Maddeleri gereğince kısıtlanma-vasi atanması talebine ilişkindir.

Kısıtlama kararı verilmesi usulü, Türk Medenî Kanunu’nun 409. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasına göre, savurganlık, alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yasama tarzı ve kötü yönetimi veya isteğe bağlı kısıtlama hâllerinde, kısıtlanması istenilenin dinlenmesi zorunludur. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca, bir kişinin akıl hastalığı ve akıl zayıflığı sebepleriyle kısıtlanması için, resmî sağlık kurulu raporu alınmış olmalıdır. Hâkim, bu sebeplerle kısıtlama kararı vermeden önce, kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir.

Vesayete ilişkin davalar, çekişmesiz yargı işi olup kamu düzenini ilgilendirmesi sebebiyle re’sen araştırmayı gerektirdiğinden; mahkemece, dava dilekçesinde davacının bildirdiği hususlar doğrultusunda öncelikle vesayet sonra yasal danışmanlık gerekip gerekmediği yönünden araştırma ve inceleme yapılıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

Kısıtlanmayı gerektiren haller kanunda tahdidi olarak sayılmış olup ergin bir kişi hakkında kısıtlama kararı verilerek, kendisine vasi atanabilmesi için, Türk Medenî Kanunu’nun 405-408. maddelerinde öngörülen kısıtlama sebeplerinden birinin varlığı gerekir.

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle, ergin bir kişi, işlerini göremediği veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gerektiği ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye soktuğu takdirde, kısıtlanır (TMK.md.405/I).

Türk Medenî Kanunu’nun 406. maddesine göre ise; “Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır.”

Ergin bir kişi, bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olursa kısıtlanır (TMK mad. 407).

Ergin bir kisi, yaşlılığı, sakatlığı, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat ederek, kısıtlanmasını isteyebilir (TMK. mad. 408).

Aynı Kanun’un 429. maddesinde kısıtlanması için yeterli sebep bulunmamakla beraber korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli görülen ergin kişiye bir yasal danışman atanacağı; 431. maddesinde ise, “Vasinin atanması usulüne ilişkin kuralların kayyım ve yasal danışman atanmasında da uygulanacağı.” hükümleri yer almaktadır. Yasal danışmanlık, kısıtlanması için gerekli şartları haiz olmayan buna karşılık, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, savurganlık, yaşlılık, deneyimsizlik, hastalık gibi hallerde belli başlı işlemler yönünden zarara uğramaması amacıyla, ilgili kişiyi koruyucu ve yol gösterici işlevleri olan bir kurumdur.

Ergin kişilerin kısıtlanması gibi yasal danışman da ergin olan kişilere atanmaktadır. Ancak bu ergin kişilerin kısıtlanmaları için yeterli bir sebep de mevcut olmamalıdır. Yani kısıtlama sebepleri mevcutsa kişi kısıtlanarak tarafına vasi atanması gerekmektedir. Vesayet makamı öncelikle önüne gelen somut uyuşmazlıkta kişinin kısıtlanması gerekip gerekmediğini değerlendirmeli, varsa kısıtlama sebebi, ergin kişi kısıtlanmalı ve tarafına vasi atanmalı, kısıtlama için yeterli sebep mevcut değilse ve korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli görülürse ergin kişiye yasal danışman ataması gerekmektedir.

Yasal danışmanlıkta fiil ehliyetine sahip olan kişinin korunması amacıyla fiil ehliyeti, yasada sınırlı olarak sayılan belirli konularda kısıtlanmaktadır. Gerek uygulama gerekse öğretide kabul edildiği üzere kendisine yasal danışman atanan kişi medeni hakları kullanma ehliyetine sahiptir. Özellikle şahıs varlığı haklarını hiçbir kısıtlama söz konusu olmaksızın kullanabilir. Ancak mal varlığı haklarını kullanmasında Kanunda sayılı durumlarda kısıtlamaya tabi tutulmakta olup tarafına yasal danışman atanan kişiler, fiil ehliyetleri bakımından sınırlı ehliyetliler grubuna girmektedirler. Kendisine yasal danışman atanmış kişiler açısından ehliyetlilik kural; ehliyetsizlik ise istisnadır.

Vasinin atanması usulüne ilişkin kurallar TMK 431.madde gereği yasal danışmanın atanmasında da uygulanır.

Yasal danışmanlık tayinini gerekli kılan özel sebeplere ayrıntılı olarak ne mehaz İsviçre Medeni Kanunu’nda, ne Mülga 741 sayılı Türk Kanunu Medenisinde ne de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda yer verilmiştir. Yasal danışmanlık kurumu sınırlı da olsa vesayetteki gibi fiil ehliyetinin kullanımında bir sınırlama meydana getirdiğinden, Türk Medeni Kanun’un fiil ehliyetini sınırlandırma halleri arasında gösterdiği 405–406–408. maddeleri kapsamında yasal danışman tayini hususunda da ayrı ayrı ele alınması gereklidir.

Bu şekilde TMK 405 deki akıl hastalığı veya akıl zayıflığı; MK 406. maddesinde ki savurganlık, alkol, uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşam tarzı, kötü yönetim; MK 408 deki ilgilinin kendi talebi durumlarından birinin varlığı halinde kısıtlanması için yeterli sebep bulunmamakla beraber korunması bakımından ilgili kişiye yasal danışman tayini yoluna gidilebilir. Yani yasal danışman atanmasını düzenleyen 429. madde gereği, tahdidi olarak sayılan kısıtlama sebepleri yönünden TMK 405, 406 ve 408.maddeleri kapsamında kısıtlama sebepleri değerlendirilmeli, kısıtlama sebeplerine bağlı kural olan 429.madde ise bu kısıtlama sebepleri yönünden ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Kısıtlama gerektiren nedenlerin başında akıl hastalığı veya akıl zayıflığı gelmekle birlikte her akıl hastası ya da akıl zayıflığı olan kişinin kısıtlama altına alınması gerekmemektedir. Kanun, kısıtlama için iş görmekte beceriksizlik, düşkünlük, sürekli yardım ve özene, bakıma gereksinim duyma ve başkalarının güvenliğini tehdit etme koşullarını getirmiştir. Ruhsal rahatsızlığı olan kişilerin olağan dışı özellikler taşıyan davranışları işlerini yerine getirme biçimlerini farklılaştırmış olabilir. Bu nedenle yalnızca akıl hastalığı tanısı ve klinik tablo adıyla karar almayıp tüm olgularda işlerini gerektiği gibi yapamama, bakım ve yardıma gereksinimi olup olmadığı şeklinde değerlendirme yapılmalı, kısıtlama için yeterli sebep yok ve kişinin korunması gerekiyorsa kişiye yasal danışman atanmalıdır.

Malvarlığını düşüncesizce ve aşırı biçimde harcayan kişilerin savurganlıkları kısıtlanmayı gerektirmeyecek ağırlıkta olduğu buna karşılık yine de bazı işlemler yönünden kişiyi korumak gerekli olursa bu durumda kişiye yasal danışman atanması gerekir.

Somut olayda TMK 405 deki akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlanma talebi yönünden kısıtlı adayı hakkında Adana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 24/12/2019 tarih 67971284/18633 sayılı üç kişilik psikiyatri uzmanlarınca düzenlenen raporda vesayet altına alınmasının gerekmediği, medeni haklarını kullanabileceği ve mahkemece dinlenmesinde fayda olduğu tespit edilmiş ; mahkemece kısıtlı adayının dinlenmediği görülmüş olmakla birlikte kısıtlı adayının gözlerinin görmemesi sebebiyle günlük rutinini yapamadığı iddiasının değerlendirilmediği anlaşılmıştır. Mahkemece kısıtlı adayının dinlenmek suretiyle davacının iddialarının gerekirse rapor aldırılmak suretiyle değerlendirilmesi gerekmektedir.

TMK 406 . Maddesi sebebiyle kısıtlanma talebi yönünden ise; mahkemece kısıtlı adayının malvarlığına ilişkin banka ve tapu hareketleri dosyaya getirtilmişse de, yapılan harcamaların ve harcamalardan sonra kalan malvarlığının üzerinde yeterince durularak, varsa tarafların sunduğu eksik delillerin de dosyaya ibrazı sağlandıktan sonra, kısıtlı adayı hakkında emniyet araştırması da yapılmak suretiyle hesaplar ve kayırlar üzerinde bilirkişi den denetime olanak veren, ayrıntılı rapor alınıp, tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde öncelikle vesayet; sonra yasal danışmanlık gerekip gerekmediği yönünden araştırma ve inceleme yapılıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken oluşacak sonuç doğrultusunda karar vermek gerekirken noksan araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

Mahkemece deliller toplanmadan ve eksik inceleme ile karar verilmiş olması nedeniyle, Yerel Mahkeme kararının HMK.’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-
İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın esası incelenmeden
KALDIRILMASINA,

2-
Dosyanın, gerekçede bahsedilen eksiklikler giderilerek, deliller toplanarak davanın yeniden görülüp, yeni bir karar verilmesi için mahkemesine
İADESİNE,

3-
İstinaf giderlerinin yargılama masrafı olarak İlk Derece Mahkemesince değerlendirilmesine,

4-Kararın tebliği, harç vb. hususların 6100 Sayılı HMK’nın 359/3 md. uyarınca İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 353/1-a maddesi gereğince
KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 14/09/2021

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!