Adana BAM, 5. HD., E. 2022/1434 K. 2022/1470 T. 26.5.2022

İlgili maddeler: TMK Madde 406, TMK Madde 408

T.C.

ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

ADANA 2. SULH HUKUK MAHKEMESİ

VASİADAYI:

K1
– N1

VEKİLİ:

Av. K2- A2

KISITLIADAYI:

K3
– N2

VEKİLİ:

Av. K4
[N3] UETS

DAVANIN KONUSU :

Vesayet
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN
VASİ
ADAYI
:

K1 – N1
VEKİLİ
:

Av. K2- A2

TALEP KONUSU :

Mahkeme Kararının Kaldırılması

İSTİNAF KARAR TARİHİ :

26/05/2022
Adana 2.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 29/12/2021 tarih ve 2020/477 Esas 2021/1945 sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekilinin
17/04/2020 havale tarihli dava dilekçesinde özetle;

Kısıtlanması istenilen K3’in %96 engelli olduğunu,harcamalarının savurganlık derecesinde olduğunu, taşınmazlarını yarar-zarar dengesi gözetmeden sattığını bu şekilde ekonomik geleceğinin tehlikeye girdiğini belirtilerek K3’in fiili ehliyetinin kısıtlanarak müvekkili olan K1’in vasi olarak atanmasını talep ve dava etmiştir.

Kısıtlı adayının 07/10/2020 tarihli duruşmadaki beyanında;

Akli dengesinin yerinde olduğunu, savurganlık iddiasını kabul etmediğini, şimdiye kadar sadece 3 daire sattığını ancak karşılığında bir daire ve bir bahçe aldığını, kalan bakiye ilede geçindiğini, taşınmazlardaki tedbirin kalkmasını istediğini ancak 4 dönümlük bahçeyi ödemelerinden dolayı satmak istediğini beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :

Davanın REDDİNE,
” şeklinde karar verildiği görülmüştür.

DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Kısıtlı adayı K3’in maliki olduğu taşınmaz mallarından elde ettiği gelirlerini,bilinçsiz ve amaçsız olarak harcayıp tüketmekte olduğunu, kısıtlının maliki olduğu taşınmaz mallarına ait listedeki tarlalardan,dairelerden,işyerlerinden ne kadar kira geliri elde edilebileceğinin bilirkişi marifeti ile rahatça tespit edilebileceğini, ancak bugüne kadar bu hususların taraflarınca talep edilmiş olmasına rağmen herhangi bir rapor alınmamış,3.kişi konumunda olan müvekkilinin,kısıtlı adayı ile kiracısı arasındaki kira akdine ve kira gelirlerini gösterir bir belge sunabilmesinin mümkün olmadığını, kısıtlanılması istenilen K3’in maliki olduğu taşınmaz mallarının satışından elde ettiği gelirlerini, bilinçsiz ve amaçsız olarak harcayıp tüketmekte olduğunu, kısıtlı adayının,kendi ekonomik geleceğini tehlikeye atmakta olduğunu, kısıtlı adayı,her yıl elde ettiği oldukça yüklü miktarlardaki icar ve kira paralarını har vurup harman savurmakta olduğunu ve kendi ekonomik geleceğini tehlikeye atmakta olduğunu,vesayet altına alınması talep edilen K3’in maliki olduğu taşınmaz malları yarar-zarar dengesini gözetmeksizin yok pahasına satmakta olduğunu, bu nedenlerle yerel mahkeme tarafından verilen kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER :

Yazılı beyanlar ve tüm dosya kapsamı.

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:

Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 405 ve 406. maddeleri kapsamında kalan, akıl sağlığı, malvarlığını kötü yönetme, savurganlık sebeplerine dayalı kısıtlanma kararı verilmesi istemine ilişkindir.

İstinaf incelemesi
HMK 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
İlk derece mahkemesince,kısıtlı adayı için aldırılan her iki doktor raporunda da kısıtlı adayının TMK. 405 maddesi gereğince kısıtlanmasını gerektirir bir durumunun olmadığı ve kısıtlı adayının TMK. 406. maddesi gereği darlık ve yoksulluk içinde yaşadığının tespit edilemediği anlaşıldığından ve nüfus kayıtları incelendiğinde bekar ve çocuksuz olduğu anlaşılan kısıtlı adayının bakmakla yükümlü olduğu ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesinden de söz edilemeyeceğinden TMK 406. maddesi gereğince de kısıtlanmasına gerek olmadığı; TMK. 408. Maddesi gereği bir kişinin kısıtlanması için ise kendisinin müracaatı ile maddede sayılan kısıtlama sebeplerinin varlığının bizzat belirtilip ispatlanması gerektiği, böyle bir durumun da olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş bu karara karşı davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

Kısıtlanmayı gerektiren haller kanunda tahdidi olarak sayılmış olup ergin bir kişi hakkında kısıtlama kararı verilerek, kendisine vasi atanabilmesi için, Türk Medenî Kanunu’nun 405-408. maddelerinde öngörülen kısıtlama sebeplerinden birinin varlığı gerekir.

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle, ergin bir kişi, işlerini göremediği veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gerektiği ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye soktuğu takdirde, kısıtlanır (TMK mad.405/I).

Türk Medenî Kanunu’nun 406. maddesinde savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her erginin kısıtlanacağı hükme bağlanmıştır.

Ergin bir kişi, yaşlılığı, sakatlığı, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat ederek, kısıtlanmasını isteyebilir (TMK mad.408).

Kısıtlama kararı verilmesi usulü, Türk Medenî Kanunu’nun 409. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasına göre, savurganlık, alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı ve kötü yönetimi veya isteğe bağlı kısıtlama hâllerinde, kısıtlanması istenilenin dinlenmesi zorunludur. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca, bir kişinin akıl hastalığı ve akıl zayıflığı sebepleriyle kısıtlanması için, resmî sağlık kurulu raporu alınmış olmalıdır. Hâkim, bu sebeplerle kısıtlama kararı vermeden önce, kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir.

Vesayete ilişkin davalar kamu düzenini ilgilendirmesi sebebiyle re’sen araştırmayı gerektirdiğinden; mahkemece, dava dilekçesinde davacının bildirdiği hususlar araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. (Yargıtay 8. H.D. 2019/6641 E. 2020/489 K.)

Somut olayda mahkemece, sağlık kurulu raporu alınarak ilgilinin akli durumu değerlendirilmiş ve kötü yönetim ve savurganlık hususunda da rapor doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş ise de;

Kısıtlı adayının kötü yönetiminden bahisle açılan davada kısıtlı adayının kısıtlanmasını gerektirecek surette kötü yönetimi, savurganlığının bulunup bulunmadığının; bu surette kendisi veya ailesini darlık ve yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açıp açmadığının denetime imkan verecek şekilde belirlenip tespit edilmesi ile TMK’nın 406. maddesi uyarınca kısıtlı adayının kötü yönetimi ve savurganlığı hususuna ilişkin araştırma ve değerlendirmenin usule uygun şekilde yapılmadığı anlaşılmış olup öncelikle kısıtlı adayının pasif taşınmazlarına ve aktif taşınmazlarına ilişkin satış akit tabloları getirtilerek ve taşınmazların satış tarihi itibariyle değerinin GMD uzmanı bilirkişi marifetiyle tespit edilerek ve kısıtlı adayı hakkındaki icra dosyalarının dosya arasına alınarak ve mevduat durumu da gözetilerek mali müşavir bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle kötü yönetim ve savurganlık hususunun değerlendirilmesi gerekmekte iken yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmiş olduğu kabul edilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

1-
İ stinaf Başvurusunun Kabulüne
HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının
KALDIRILMASINA,

2-Dosyanın, gerekçede bahsedilen eksiklikler giderilerek, tüm deliller toplanarak yeni bir karar verilmesi için mahkemesine
İADESİNE,
3

Davanın niteliği gereği harç ve masraf alınmasına yer olmadığına,

4-Kararın tebliği, harç vb. işlemlerin
6100 Sayılı HMK’nın 359/3 md. uyarınca
İlk Derece Mahkemesi tarafından resen yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.’nın 362/1-b maddesi gereğince
KESİN olarak
26/05/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!