T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACI : K1- N1
VEKİLİ :
Av.
K2
DAVALI :
İSKENDERUN
BELEDİYE
BAŞKANLIĞI
VEKİLİ :
Av.
K3
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Kamulaştırmasız El Koymadan Kaynaklanan)
İskenderun 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/441 Esas 2018/287 Karar sayılı dosyasında verilen 28.06.2018 tarihli karara karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İskenderun İlçesi, A3 1200 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalı tarafından kamulaştırma işlemi yapılmadan taşınmaza el atıldığını ve taşınmazın bir kısmının yol ve kaldırım olarak kullanılmakta olduğunu, yaptıkları başvuruların sonuçsuz kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL kamulaştırmasız el atma bedeli ve 10.000,00 TL ecrimisil bedelinin tahsiline, taşınmazın davalı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın hiçbir maddi değerinin bulunmadığını, bilirkişilerce tespit edilen bedelin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararında;
Yapılan yargılama neticesinde;
Dava konusu taşınmazın tapu kaydı incelendiğinde taşınmazın tamamının davacıya ait olduğunu, hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda; dava konusu İskenderun İlçesi, A3 1200 parselin tapuda 197,00 m² yüzölçümünde kargir ev ve 5 dükkan vasfı ile tescilli olduğu, Savaş Mahallesi, A4 caddesine cepheli ve parsel üzerinde 2 katlı işyerinin bulunduğu, A harfi ile gisterilen 88,69 m² lik kısmının ise yol ve kaldırım olarak kullanıldığını, taşınmazın Belediye 1/1000 imar planı içinde, belediye alanı sınırları içinde, belediye hizmetlerinden yararlanan, meskun mahalde ve şehir merkezinde olan taşınmaz olduğunu, bu nedenle kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan satışlara göre değer biçilmesi gerektiğini, taşınmazın m² birim fiyatı olarak belirlenen
2.525,56 -TL’li k bedel, taşınmazın ilçe merkezinde, çok işlek bir konumda olması da dikkate alınarak mahkemece karar verildiğini, emsal kıyaslaması suretiyle yapılan ecrimisil hesabının da uygun görülüp hükme esas alındığının belirtildiği,
Davacının davasının
KABULÜ ile Davalı kurum tarafından davacının maliki bulunduğu Hatay ili İskenderun İlçesi A3 Mah. 1200 Parsel sayılı taşınmazın bir kısmına kaldırım ve yol geçirmek suretiyle kamulaştırmasız el atılması nedeniyle 10.000,00.-TL kamulaştırmasız el atma tazminatı ve 10.000,00.-TL ecrimisilin dava tarihi olan 25/12/2017 tarihinden itibaren, 213.991,92.-TL’nin ve 75.541,51.-TL’nin ise ıslah tarihi olan 04/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava konusu taşınmaz üzerindeki ipoteğin kamulaştırmasız el atma bedeline yansıtılmasına,
Dava konusu Hatay ili İskenderun İlçesi A3 Mah. 1200 Parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi K4 tarafından düzenlenen düzenlenen 09/04/2018 tarihli rapor ve ekli krokide A harfiyle ve sarı renge boyanarak gösterilen 88,69 m² miktarındaki yerin davacı adına olan
TAPU KAYDININ İFRAZEN İPTALİ ile; 4721 sayılı T.M.K’nun 999. maddesi gereğince yol olarak
TERKİN EDİLMESİNE, dair karar verildiği görülmüştür.
Kararı davalı vekili istinaf etmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve yasalara aykırı düzenlendiğini, bedelin yüksek olduğunu, dava konusu parselin asıl değerinin raporda yansıtılmadığını, asıl değerinden çok yüksek bir m² birim fiyat belirlendiğini, dava konusu parsel ile emsal alınan parselin konumlarının farklı olduğunu, dava konusu parselin 5 yıllık ecrimisil hesabının hatalı olduğunu, yine dava konusu parselin her ne kadar arsa vasfında değerlendirilse de imar planında imar yolu olarak planlandığını, piyasa araştırmasında dava konusu parselin hiçbir maddi değerinin bulunmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın civarının konut ve iş yeri olarak yoğun bir şekilde kullanıldığını, taşınmazın konum olarak İskenderun’ un en merkezi ve en işlek noktalarda bulunduğunu, işlek noktada bulunan taşınmazın birim fiyatının DOP düşüldükten sonra m² bedelinin çok düşük belirlendiğini, ecrimisil bedelinin düşük hesaplandığını belirterek davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava Tazminat (Kamulaştırmasız El Koymadan Kaynaklanan) davasıdır.
Dava konusu taşınmazın Hatay ili, İskenderun İlçesi, A3 mahallesi 1200 parsel sayılı 197 m² büyüklüğünde kargir ev ve beş dükkan niteliğinde taşınmaz olup, tamamının davacı adına kayıtlı olduğu, üzerinde ipotek bulunduğu, dava konusu taşınmazın 1/1000’lik imar planında imar uygulaması görmemiş DOP Kesintisi olmayan taşınmaz olduğu, fen bilirkişi raporuna göre, kamulaştırılan alanın krokide A harfi ile gösterilen 88,69 m²’lik alan olup bedel hususunda alınan bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşınmaza resen Şevre İmar 1847 ada 11 parsel sayılı taşınmazın 10.09.2013 tarihinde satıldığı, bedelinin 1.684,86 TL olup dava tarihinde 2463,16 TL/m² bulunduğu, emsal taşınmazın yola terkin bulunduğundan dava konusu taşınmazın emsalden %30 daha değerli bulunduğu kabul edilerek 3202,11 TL/m² yola terk oranı %21 oranında indirim yapılarak bedelinin 2.525,56 TL/m² bulunduğu, ecrimisile ise 04.09.2018 tarihinde 6730,00 TL bedel ile kiralanan A5 Mahallesi 382 parsel sayılı taşınmazın emsal alındığı, dava konusu taşınmazın konum olarak ecrimisil emsalden dört kat daha değerli olduğu belirlenerek ecrimisil bedelinin hesaplandığı, hesaplanan bu bedellere göre karar verildiği görülmüştür.
Dairemizce HMK’nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere yapılan inceleme neticesinde;
Görülen dava kamulaştırmasız el atma davasıdır.
Kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için kişiye ait gayrimenkulün idarece (kamu hizmetinde kullanılmak amacıyla) işgal edilmiş olması (fiili el atılmış olması) ve bu işgalin kanunda öngörülen usul ve esaslara uyularak tesis edilmiş bir kamulaştırma işlemine dayanmadan gerçekleştirmiş olması gerekmektedir. İdarenin taşınmaza müdahalesi hangi sebeple olursa olsun Hukuk dışı haksız bir eylemdir.
İlk derece Mahkemesince, yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi heyet raporuna göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kamulaştırmasız el atma davaları idarenin 09/10/1956 tarihinden sonra el koyduğu taşınmazlarla ilgili olarak açılabilir. 09/10/1956 – 04/11/1983 tarihi arasındaki el atmalarla 04/11/1983 tarihinden sonraki el atmalara farklı hükümler uygulanır.12/01/1961 tarihinde yürürlüğe giren 221 sayılı kanunun 1. maddesinde, “6830 Sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kamulaştırma işlerine dayanmaksızın kamulaştırma kanunlarının göz önünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkuller ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır.” Yine aynı kanunun 4. maddesinde “gayrimenkulün bedelinin dava hakkı bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 sene sonra düşer.” hükümleri getirilmiştir.
221 sayılı kanunun 4. maddesi hükümleri dikkate alındığında 6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği 09/10/1956 tarihinden önce kamulaştırma işlemi tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el koyma sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere ilişkin dava hakkının 221 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği 12/01/1961 tarihinden 2 sene sonrası olan 12/01/1963 tarihi itibari ile düştüğü, bu tarihten sonra 09/10/1956 tarihinden önce el atılan taşınmazlarla ilgili dava açılamayacağı kabul edilmiştir.
Bu durumda taşınmaza 09/10/1956 gününden önce el atıldığı kabul edildiği takdirde davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Taşınmaza 09/10/1956 ile 04/11/1983 tarihleri arasında el konulduğu kabul edildiği takdirde; Kamulaştırma Kanunu’na 5999 sayılı Kanunla eklenen ve 30.06.2010 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Geçici 6. maddesinde “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9.10.1956 tarihi ile 4.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, malik tarafından ilgili idareden tazminat talebinde bulunulması halinde, öncelikle uzlaşma yoluna gidilmesi esastır” hükmü getirilmiş, 25.02.2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanunun Geçici 2. maddesiyle de “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren onbeş yıl süreyle geçerli olmak üzere; 4.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun geçici 6 ncı maddesi hükmü, 4.11.1983 tarihinden sonraki kamulaştırmasız el koyma işlemlerine de uygulanır” denilmiştir. Anayasa Mahkemesinin 22.02.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 01.11.2012 tarih ve 2010/83 Esas-2012/169 Karar sayılı kararı ile uzlaşma dava şartı sayılmış, 6111 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesi ise iptal edilmiş ancak iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin bu kararından sonra kanunlaşan ve 11.06.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanunun 21. maddesi ile Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6. maddesi değiştirilmiştir. Değiştirilen Geçici 6. maddenin 1. fıkrasında “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9.10.1956 tarihi ile 4.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır.” denilmiş, 10 fıkrasında ise “Vuku bulduğu tarih itibarı ile bu maddenin kapsamında olan kamulaştırmasız el koymadan dolayı bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce tazmin talebiyle dava açmış olanlar; bu madde hükümlerine göre uzlaşma yoluna gitmeyi isteyip istemediklerini bu maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde idareye ve mahkemeye verecekleri dilekçeler ile bildirebilirler. Uzlaşma talebi üzerine, uzlaşma görüşmelerinin neticesine kadar dava bekletilir; uzlaşılamaması hâlinde, uzlaşmazlık tutanağının mahkemeye sunulmasından sonra davaya devam edilir” hükmü getirilmiştir.
Yukarıda açıklanan bu düzenlemeler karşısında 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında el atılan taşınmazlar için 6487 sayılı Yasanın yayımlanmasından sonra açılan davalarda uzlaşma dava şartı olarak kabul edilmektedir. Buna göre 6487 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra açılan davalar için uzlaşmaya gidilmesi dava şartıdır. Geçici 6. maddenin 6.bendinde İdare ve malik arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde, uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde malik veya idare tarafından bedel tespiti davası açılabilir. Hükmü nazara alınarak davanın süresi içerisinde açılıp açılmadığı da değerlendirilmeli ve Taşınmaza 09/10/1956 ile 04/11/1983 tarihleri arasında el konulduğu kabul edildiği takdirde, taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri (arsa-arazi) belirlenerek buna uygun şekilde Kamulaştırma Kanununun 15.maddesi uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu tarafından değeri tespit edilmelidir.
Dava konusu taşınmaza 1983 yılından sonra el atılması sebebiyle bu tarihten sonraki elatmalara uygun usul uyarınca bedel tespit davasının görülmesi gerekmektedir.
Dava konusu taşınmazın şehir planındaki konumu, kullanış amacı ve önemli mesafelere mesafesi gözönünde bulundurulmak üzere bilirkişilerce ecrimisil bedelinin tespitine ilişkin yapılan değerlendirmede herhangi bir usulsüzlük yapılmadığı görülmüştür.
Ancak dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde, dava konusu taşınmazın imar planı kapsamında olmasına rağmen DOP kesintisi yapılmadığı, emsal alınan taşınmazın ise yola terk işlemi sebebi ile yola terk oranında bedelden indirim yapılması sebebiyle dava konusu taşınmazın dosya kapsamında tespit edilen nitelikleri, şehir yerleşimindeki konumu ve önemli merkezlere olan mesafesi gözönünde bulundurularak emsal alınan taşınmaz ile birbirlerine yakın konumda olmadıkları ve benzer özellik taşımadıkları, bu sebeple tazminat bedelinin tespiti için emsalin uygun olmadığı değerlendirilmiştir.
Bu nedenle; taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re’sen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, emsal taşınmazın tapu kaydı, emsal alınan satış akdi temin edildikten sonra; imar planındaki konumu, emsallere olan mesafesini de gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, 24/11/2016 tarihli 29898 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu md. 39 ile değiştirilen 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 15. maddesindeki yeni düzenlemeler de nazara alınarak yasaya uygun şekilde yeniden oluşturulacak bilirkişi kuruluile mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği halde açıklanan hususlara uygun olmayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması yasaya uygun görülmemiştir.
Mahkemece taşınmazın bedelinin tespiti için yeni bir bilirkişi heyeti ile keşif yapılarak;
1-Kamulaştırmasız el atma bedelinin tespiti için bilirkişi raporunda somut emsal olarak alınan taşınmazın tedavüllü tapu kaydı ile emsal satış olarak kabul edilen satış akdinin bir örneğinin temini ile dosyaya eklenmesi,
2-Dava konusu taşınmazın dava tarihi olan itibariyle bilirkişi raporunda somut emsal alınan taşınmazın satış tarihi itibariyle; imar uygulaması sonucu oluşan imar parseli olup olmadığının ve imar uygulaması görmüşse İmar Kanunu md.18 uyarınca (DOP) düzenleme ortaklık payının düşülüp düşülmediğinin düşüldüyse DOP oranına ayrıca İmar Kanunu 15. 16. maddeleri uyarıca rızai terk işlemine tabi tutulup tutulmadığına rızai terk işlemi varsa terk edilen miktara ilişkin bilgi ve belgelerin örneklerinin tapu müdürlüğü ve belediye başkanlığından ayrı ayrı istenmesi,
3-Bilirkişi raporunda somut emsal alınan taşınmaz ile dava konusu taşınmazınbulunduğu cadde, sokak itibariyle Belediyenin Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından re’sen belirlenen 2017 yılındaki emlak vergisine esas asgari m² değerlerinin belediye başkanlığından istenmesi,
4-Emsal alınan taşınmazın satış tarihi itibariyle, kesinleşmiş 1/1000 ölçekli uygulama imar planı içinde bulunup bulunmadığı, bu tarih itibariyle kesinleşmiş imar planı içinde olmadığının anlaşılması halinde, belediye veya mücavir alan sınırları içinde olmakla beraber, belediye ve altyapı hizmetlerinden (yol, su, elektrik, çöp toplama, kanalizasyon, aydınlatma vd. gibi) yararlanıp yararlanmadığı, özellikle etrafının meskûn olup olmadığı, taşınmaz belediye nazım imar planı içinde ise Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 17.04.1998 gün ve 1996/3-1998/1 sayılı kararı uyarınca bu plan kapsamına alındığı tarih ve plandaki konumu, hangi amaçla plan kapsamına alındığı, yerleşim merkezlerine uzaklığı, altyapı hizmetlerinden yararlanma ve ulaşım olanakları, kullanma biçimi itibariyle iskan amacına yönelik yapılaşma olasılıkları vs. hususlarının belediye başkanlığından istenmesi,
5-Emsal taşınmazın satış bedelini güncellemekte kullanılan TÜİK endeksinin temin edilerek dosyaya eklenmesi gerekmektedir.
Mahkemenin kabulü kapsamında yapılan değerlendirmede ise, dava konusu taşınmazın davalı kurum adına tescilinden sonra yol olarak terk edilmesi gerektiği, tescil ve terkin istemine ilişkin hükmün kanun gereğince kesin verilmesi gerektiği, emsal taşınmazda yol sebebi ile rızai terk bulunmakta olup, dava konusu taşınmaz ile kıyaslanması halinde yasal %40 DOP kesintisi yapılması gerektiği görülmüştür.
Tüm bu anlatılanlar ışığında mahkemece alınan bilirkişi raporları ile yapılan araştırmalar hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Kamulaştırmasız el atma bedelinin tespit ve tescil davasındaki en önemli delilin Kamulaştırma Kanunu’nun 11.ve 12. maddelerindeki kriterlere uygun, hükme elverişli ve denetime açık rapor alınması olduğu, mahkemece alınan bilirkişi raporu ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olmadığı, bu nedenle HMK’nın 353/1-a-6. bendine göre davanın esasıyla ilgili olarak gereken delilin usulünce toplanmadığı anlaşıldığından, açıklanan nedenlere dayalı davalı tarafın istinaf talebinin kabulüyle kararın kaldırılarak dosyanın mahalline gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere
1-
Davalı vekilinin istinaf taleplerinin
KABULÜ ile, HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince İskenderun 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/441 esas 2018/287 karar ve 28.06.2018 tarihli kararının
KALDIRILMASINA
,
2-
Dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine,
3-
Davalı kurum tarafından yatırılan 35,90 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
4-
Taraflarca yapılan yargılama giderinin yeniden yargılama yapacak ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,
5-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-
HMK nın 359/3. maddesi gereğince tebliğ işlemlerinin yapılması için dosyanın mahkemesine iadesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu tarafların yokluğunda oy birliğiyle
KESİN olmak üzere karar verildi.03/10/2019
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe