Adana BAM, 2. HD., E. 2018/1986 K. 2020/1582 T. 28.10.2020

İlgili madde: TMK Madde 6

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: TARSUS 2. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ
: 07/06/2018
NUMARASI
: 2017/299 E 2018/457K
DAVACI
:K1-TC.NO: -N1 A1
VEKİLLERİ
: Av. K2 A2
Av. K3 A3
DAVALI
:K4-TC.NO: -N2 A4
VEKİLİ
: Av. K5 A5
DAVANIN KONUSU
:Ziynet Eşyalarının Bedelinin Ödenmesi
KARAR TARİHİ
: 28/10/2020
KARAR YAZMA TARİHİ
: 28/10/2020
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen mahkemenin kararına karşı, davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiği ve istinaf isteminin süresi içerisinde yapıldığı anlaşılmakla dosya incelendi.Gereği düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 21/11/2012 tarihinde evlendiklerini, 01/10/2015 tarihinde Mersin 5. Aile Mahkemesinin 2014/486 Esas, 2015/548 Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, evlilik sırasında davacıya ait olan ziynet eşyalarının davalı tarafından tehditle alınarak bozdurulduğunu ve davalının şahsi borçlarının ödenmesine ve ailesine yardımda kullanıldığını, 8 adet bilezik, 6 adet çeyrek, 1 adet taşlı yüzük, 1 adet set (bileklik, kolye, küpe, yüzükten oluşan) 5 adet kıvratmalı bileziğin F1 kuyumcudan alınıp aynı kuyumcuda bozdurulduğunu, ziynet eşyalarının kadının kişisel mallarına girdiğini ve davacının rızası dışında alınarak davalının şahsi borçlarının ödenmesinde ve davalının ailesine yardımına kullanıldığını bu nedenle ziynet eşyalarının bedelinin davacıya iadesi gerektiğini, fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak şimdilik davacının ziynet eşyalarının bedeli olan 20.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacının iddialarının doğru olmadığını, tehdit olayı nedeniyle yasal bir müracaat yapılmadığını davalıya hiçbir tartışma yaşanmadan davacının uzaklaştırma kararı aldığını, davacıyı eğer davalı tehdit etmiş olsaydı, davacının şikayette bulunacağını iddia edilen ziynet eşyalarının davacının evinde kaldığını ve evlilik süresince hiç müşterek haneye getirilmediğini bir kısım ziynet eşyalarının ise her zaman davacının üzerinde olduğunu evlilik süresinde davalının evden uzaklaştırıldığını ve 6 Kasım 2017 tarihinde davacının müşterek haneden tüm eşyalarını alarak ayrıldığını davacının o gün gerek ev eşyalarını gerek ziynet eşyalarını alarak haneyi terk ettiğini, davacının iddialarının soyut iddialar olduğunu, tarafların aralarında meydana gelen olay nedeniyle ayrı yaşadıkları dönemde özel harekat şube müdürlüğünde görevli bir bayan polisin tarafları barıştırmak ve uzlaştırmak için davacı ile görüşmeye gittiklerinde davacının kolunda bilezikleri ve elinde altınları gördüğünü bu nedenle davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, 1 adet kolye, 1 adet bileklik ve 1 adet küpeden oluşan 22 ayar 45 gram ağırlığında altın set karşılığı 5.925,00 TL, 2 adet 12 gram ağırlığında 22 ayar altın bilezik karşılığı 3.160,00 TL,2 adet 20 gram ağırlığında 22 ayar altın bilezik karşılığı 5.266,00 TL, 2 adet 10 gram ağırlığında 22 ayar altın bilezik karşılığı 2.632,00 TL, 1 adet 5 gram ağırlığında 22 ayar altın yüzük karşılığı 658,00 TL, 1 adet 8 gram ağırlığında 22 ayar altın bilezik karşılığı 1.053,00 TL, 2 adet 6’şar gram ağırlığında altın yüzük karşılığı 1.580,00 TL, 5 adet çeyrek altın karşılığı 1.152,00 TL, olmak üzere toplam 162,75 gram 22 ayar altın karşılığı 21.430,00 TL olarak tespit edilen ve hesaplanan ziynet eşyası alacağının taleple bağlı kalınarak 20.000,00 TL’sinin dava tarihi olan (25/05/2017) tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği görülmüştür.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı vekili özetle; yerel mahkeme kararında gerekçe bulunmadığını, ispat yükü ile ilgili HMK.’nun kurallarının uygulanmadığını, davacı tanıklarının beyanlarının çelişkili olduğunu, dinlettikleri tanıkların polis memuru olduğunu, uzaklaştırma kararı nedeni ile davacının evine gittiklerinde takıları davacının üzerinde gördüklerini hatta uzaklaştırma kararı sona erdiğinde davacının eşyalarını taşırken yardım ettiklerini, takıların yine davacının üzerinde olduğunu söylediklerini, davacının takıların elinden tehditle alındığını ispatlayamadığı gibi tanık beyanlarının da çelişkili olduğunu, mahkemenin kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılması talebiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:

HMK 355 maddesine göre, resen gözetilecek kamu düzenine aykırı haller dışında istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Dava; ziynet eşyasının bedelinin ödenmesi talebine ilişkindir.

Tüm dosya kapsamına göre; davacının davalı aleyhine düğünde takılan 8 adet bilezik, 6 adet çeyrek, 1 adet taşlı yüzük, 1 adet set (bileklik, kolye, yüzük, küpe), 5 adet kıvratmalı bileziğin tehditle elinden alınarak bozdurulduğu, davalının şahsi borçlarının ödenmesine ve ailesine yardımda kullanıldığını, söz konusu ziynet eşyalarının kişisel eşya olduğunu, davacının rızası dışında elinden alındığı için bedelinin ödenmesi gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ettiği, davalının iddiaları kabul etmediği, ziynet eşyalarının davacının evinde kaldığını, evlilik süresince hiç müşterek haneye getirilmediğini, bir kısım ziynet eşyalarının davacının üzerinde olduğunu, davacının davalı hakkında uzaklaştırma kararı aldığını, 06/11/2014 ‘te müşterek haneden eşyaları alarak ayrıldığını, uzaklaştırma aldığı için eve giremediğini belirterek, davanın reddini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalının davacının rızası dışında ziynet eşyalarının bozdurduğu belirtilerek davanın kabulüne, 1 adet kolye, 1 adet bileklik ve 1 adet küpeden oluşan 22 ayar 45 gram ağırlığında altın set karşılığı 5.925,00 TL, 2 adet 12 gram ağırlığında 22 ayar altın bilezik karşılığı 3.160,00 TL,2 adet 20 gram ağırlığında 22 ayar altın bilezik karşılığı 5.266,00 TL, 2 adet 10 gram ağırlığında 22 ayar altın bilezik karşılığı 2.632,00 TL, 1 adet 5 gram ağırlığında 22 ayar altın yüzük karşılığı 658,00 TL, 1 adet 8 gram ağırlığında 22 ayar altın bilezik karşılığı 1.053,00 TL, 2 adet 6’şar gram ağırlığında altın yüzük karşılığı 1.580,00 TL, 5adet çeyrek altın karşılığı 1.152,00 TL, olmak üzere toplam 162,75 gram 22 ayar altın karşılığı 21.430,00 TL olarak tespit edilen ve hesaplanan ziynet eşyası alacağının taleple bağlı kalınarak 20.000,00 TL’sinin dava tarihi olan (25/05/2017) tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, karara karşı davalı tarafın davacı tanıklarının beyanlarının çelişkili olduğu, davalı tanıklarının kadının evden ayrılırken takıları üzerinde gördüklerine ilişkin beyanlara itibar edilmediği, davacının takılarının elinden tehditle alındığını ispatlayamadığı, kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle kararın kaldırılması talebiyle istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmaktadır.

TMK.’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde gerekse Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kişiye düşer.

Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkartmak isteyen kimsenin iddia ettiği olayları ispatlaması gerekir.

Diğer taraftan, ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen , taşınabilen , götürülebilen türden eşyalardan olduğu için evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi , gizlemesi, her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Hayat deneyimlerine göre, olağan olan bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Bu durumda davacı kadın, dava konusu ziynet eşyalarının varlığını, evlilik birliği içinde elinden zorla alındığını ispat yükü altındadır.

Kadına özgü ziynet eşyaları; eşler arasında aksine bir anlaşma veya bu konuda yerel bir adet bulunmadıkça evlilik sırasında kim tarafından hangi eşe takılmış olursa olsun kadın eşe bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır.

Davalı tarafın istinaf başvurusunun incelenmesinde; davacı taraf düğünde takılan ziynet eşyalarının davalı tarafından tehditle elinden alınarak bozdurulduğu, davalının şahsi borçlarının ödenmesinde ve davalının ailesine yardımda kullanıldığını belirterek altınlarının bedelinin ödenmesini talep ettiği, davalı tarafın iddiaları kabul etmediği, altınların davacıda kaldığını söylediği, davacı kadının ziynet eşyalarının varlığını ve evlilik birliği içinde zorla elinden alındığını ispatlamak zorunda olduğu, mahkemece özellikle davacı tanığı K6’in beyanı dikkate alınarak, davalının ailesine ev almak için altınların davalı tarafından alınıp bozdurulduğu yönündeki beyanına itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de; diğer davacı tanığı K7’ın tarafların Hakkari’ye döndüğünde düğünde takılan altınların K1’de olduğu, altınların hepsini bozdurup yeni eşya aldıkları yönündeki beyanı ve davalı tanıklarının takıların bir kısmının davacı evden ayrılırken davacının üzerinde gördüklerine ilişkin beyanları dikkate alındığında tanık beyanları arasındaki çelişki de dikkate alınarak davacı kadının altınlarını zorla elinden alındığını ve bozdurulduğunu ispatlayamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM
:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile Tarsus 2.Aile Mahkemesi’nin 07/06/2018 tarih ve 2017/299 Esas 2018/457 Karar sayılı ilamının tamamen ortadan KALDIRILMASINA,
6100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince bu konuda yeniden düzenleme yapılması gerektiğinden, a-
Davacı tarafın ispatlanamayan davasının
REDDİNE, b
-Davacı taraftan alınması gereken 54,40 TL karar -ilam harcının peşin alınan 341,52 TL’den mahsubu ile bakiye 287,12 TL harcın davacı tarafa iadesine, c
-Davalı tarafın ilk derece mahkemesi yargılaması için yatırmış olduğu 1.24,65 TL karar-ilam harcının davalı tarafa iadesine, d-
Davacı tarafın ilk derece mahkemesi yargılaması için yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, e-
Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.uyarınca takdir olunan 3.400 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, f-
Davacı tarafın ilk derece mahkemesi yargılaması için yatırmış olduğu gider avansından kullanılmayan kısmının davacı tarafa iadesine,

2-
Davalı tarafın istinaf nedeniyle yatırmış olduğu 341,55 TL istinaf karar-ilam harcının davalı tarafa iadesine,

3-
Davalı tarafın istinaf nedeniyle yapmış olduğu 98,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 1 adet tebligat gideri 14 TL , dosya gidiş-dönüş ücreti 39 TL olmak üzere toplam 151,10 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,

4-
Davalı tarafın istinaf nedeniyle yatırmış olduğu gider avansından kullanılmayan kısmının davalı tarafa iadesine,

5-
Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe çıkarılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK.’ nun 362/1-a maddesi gereğince
KESİN olmak üzere
OY BİRLİĞİYLE karar verildi. 28/10/2020

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!