T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACI : K1 -N1 – A1
VEKİLİ : Av. K2 – [16730-37259-85868] UETS
DAVALI : F5-F2 PAMUK SANAYİİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ –
VEKİLİ : Av. K8 A2
DAVANIN KONUSU : İcra Emrine İtiraz
Adana 4. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 08/04/2021 tarih 2020/497 esas 2021/367 karar sayılı mahkeme kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine işin gereği görüşülüp düşünüldü:
DAVA: Davacı borçlu vekili dava dilekçesinde özetle;
Adana 3.İcra Dairesi’nin 2018/12372 esas sayılı dosyası ile Adana 5.Asliye Hukuk Mahkemesi ilamının kesinleşmesi üzerine 16.845,72 TL’lik vekalet ücretine ilişkin olarak müvekkili K1 ile K3 mirasçısı olarak müvekkili ve müvekkilinin kardeşi K4 aleyhine takip başlatıldığını, takibe dayanak davanın taraflarının müvekkili ile müvekkilinin vefat eden annesi olduğunu, bu konu ile ilgili olarak yine aynı sebeplere dayanarak Adana 5.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2018/782 esas sayılı dosyası ile itirazda bulunduklarını, yalnız bu karar kesinleşmeden davalı tarafından taraflarına yeni bir icra emri gönderildiğini, derdest gönderilen icra emrinin iptalinin gerektiğini, müvekkili ile kardeşi arasında Adana 4.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/140 esas sayılı dosyası ile vasiyetnamenin iptali davasının halen devam ettiğini, bu sebeple icra takibinin bu aşamada kime ve ne şekilde başlatılacağın konusunun muallakta olduğunu, icra borcunu ödemek isteseler dahi icra dairesine ne kadar ödeme yapacaklarına karar veremediklerini, miras paylarının halen belli olmadığını beyan ederek icra emrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu takibin Adana 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/667 esas 2015/247 karar sayılı kesinleşmiş kararına dayanan ilamlı takip olduğunu, takipte borçlu olarak ilamda olduğu şekilde K5 K6, K3’ün gösterildiğini, borçlu K7’in annesi borçlu K3’ün ölmüş olması nedeniyle veraset ilamını ibraz ederek itirazda bulunduğunu, ilamda yazılı kişiler aleyhine takip yapıldığını, yapılan işlemlerde hiçbir usulsüzlük ve ilama aykırı hiçbir husus bulunmadığını, ilamda yazılı borçlu K3’ün ölümünün taraflarınca bilinmesi mümkün olmadığından ilamda borçlu olarak yazılı bu şahsa karşı açılan takipte dürüstlük kurallarına aykırı bir durum olmadığını, K3’ün mirasçılarının mirası ret etmemiş olduklarından TMK.’nun 641. maddesine göre murisin borçlarından müteselsilen sorumlu olduklarını, bu durumda mirasçılardan davacı borçlunun da borcun tamamından sorumlu olduğu ve itirazının hiçbir geçerliliği olmadığını, borçlu davacının murisin borcundan müteselsil sorumlu olmadığı varsayılırsa, davacının borcun yarısından doğrudan sorumlu olduğunu, diğer yarısından da miras payı oranı ile yine yarısından sorumlu olacağını, diğer borçlu mirasçı K4’in takibe ve borca itiraz etmeyerek 11/03/2019 tarihi itibariyle miras payı borcun yarısını icra dosyasına yatırdığını, bu durumda da kalan borcun tamamının davacı borçluya ait olduğunu, itirazlarının hiçbir haklı ve yasal dayanağı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece davacı diğer borçlunun ölmüş olması sebebiyle alacaklının ek takip talebi üzerine düzenlenen 15/01/2019 tarihli icra emrinin iptalini talep ettiğini, 15/01/2019 tarihli icra emri davacıya 31/01/2019 tarihinde tebliğ edildiği, itirazını süresinde 07/02/2019 tarihinde yaptığı, alacaklı tarafça 15/01/2019 tarihli ek takip talebi üzerine düzenlenen icra emrindeki birinci sırada belirtilen borçlu K7 yönünden mükerrer icra emri düzenlendiği anlaşılmakla şikayetin kısmen kabulüne, 15/01/2019 tarihli ek takip talebi üzerine düzenlenen icra emrindeki birinci sırada belirtilen borçlu K7 yönünden mükerrer icra emri nedeniyle icra emrinden çıkartılmasına 15/01/2019 icra emrinin bu şekilde düzeltilmesine karar vermek gerekmekle birlikte, bu yanlışlığının icra emrinin düzeltilmesi ile giderilebileceğinden icra emrinin iptaline gerek bulunmadığından mirasçı sıfatıyla belirtilen K7 yönünden icra emrinin iptali talebinin reddine, Adana 4.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/140 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerekmediği, icra emrinin düzeltilmesine karar verildiğinden davacının diğer şikayetlerinin reddine dair karar verilerek şikayetin kısmen kabulüne, 15/01/2019 tarihli ek takip talebi üzerine düzenlenen icra emrindeki birinci sırada belirtilen borçlu K7 yönünden mükerrer icra emri nedeniyle icra emrinden çıkartılmasına 15/01/2019 icra emrinin bu şekilde düzeltilmesine, mirasçı sıfatıyla belirtilen K7 yönünden icra emrinin iptali talebinin reddine, davacının diğer şikayetlerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının eksik ve hatalı olduğunu, davanın tamamıyla kabulüne karar verilmesi gerektiğini, müvekkili K1 ile kardeşi K4 arasında Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’ nin 2016/140 esas sayılı dosyası ile vasiyetnamenin iptali konulu davanın halen derdest olduğunu, dava sonucunda muris K3’ ün yasal ve atanmış mirasçılarının belli olacağını, bu sebeple icra takibinin bu aşamada kime ve ne şekilde başlatılacağı konusu muallak olduğunu, icra takibinden önce iş bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, yine 2. kez tebliği talep edilen icra emrinin, doğru bir şekilde düzenlenip düzenlenmediği ve aynı zamanda ilgililere tebliğ edilip edilmediği hususlarının araştırılmadığını, icra emri düzenlenirken hata yapılmış olduğu kabul edilmişken kısmen red kararı verilmesinin abesle iştigal olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 14/06/2021 tarihli ek istinaf dilekçesinde özetle;
Adana 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/42 esas sayılı dosyasıyla devam etmekte olan tereke davasının da bulunduğunu, mahkemenin atamış olduğu yasal temsilci varken ve tereke defteri tutulurken murise veya mirasçılara hukuki icra takibi ve dava açılamayacağını, bu borçtan dolayı da müteselsilen sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, icra takibine konu olan borcun 1/2’sinin K1 tarafından faiziyle birlikte icra dosyasına ödenmiş olduğunu, devam etmekte olan borcun K3 mirasçılarına ait olduğunu, ancak F3 A.Ş. avukatının icra dosyasına K1’n 1/2 dosya borcunu yatırdığını beyan etmediğini, unutmasının da mümkün olmadığını, K3’ün tüm gayrimenkullerinin halen kendi adına olduğunu, bankada parasının bulunduğunu, ayrıca Adana kira tahsilatlarının mahkemece atanmış tereke temsilcisi tarafından yapıldığını, hal böyleyken F3 A.Ş.’nin müvekkilinin gayrimenkullerine, araçlarına ve banka hesaplarına annesinin borcundan dolayı haciz koymasının hukuka aykırı olduğunu, tereke temsilcisiyle temasa geçilmesi gerekirken hukuksuz hacizlerin devam ettiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; icra takibinin kesinleşmiş ilama dayalı takip olduğunu, takip başlatıldıktan sonra borçlu K3’ün ölümünün ortaya çıkmasının üzerine ek takip talebi yapıldığını ve borçlu müteveffanın mirasçılarının borçlu olarak gösterildiğini, yapılan bu işlemde hiçbir usulsüzlük ve ilama aykırı hiçbir husus bulunmadığını, takipte dürüstlük kurallarına aykırı bir durum olmadığını, maddi hata olduğunu, müteveffanın mirasçılarının davacı borçlu ile birlikte K4 olduğunu, her iki mirasçının da mirası ret etmemiş olduklarından TMK.’nun 641. maddesine göre murisin borçlarından müteselsilen sorumlu olduklarını, davacı borçlunun borcun tamamından sorumlu olduğunu ve itirazının hiçbir geçerliliği olmadığını, borçlu davacının murisin borcundan müteselsil sorumlu olmadığı varsayılırsa, davacının borcun yarısından doğrudan sorumlu olduğunu, diğer yarısından da miras payı oranı ile yine yarısından sorumlu olacağını belirterek mahkemece kararın isabetle verildiğini belirterek davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Uyuşmazlık, ilamların icrası yoluyla takipte 2. kez gönderilen icra emrinin iptali talebine ilişkindir.
Mahkemece daha önce davanın süre yönünden reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından istinafı üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 05/11/2020 tarih 2019/1330 esas 20201604 karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun kabulü ile ” ilk derece 15/01/2019 tarihli icra emrinin iptali talebinin esası değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesine ilişkin kararın kaldırılması gerektiği “gerekçesiylekararının kaldırılmasına karar verildiği, yeniden verilen kararın yine davacı vekili tarafından istinaf edildiği anlaşılmıştır.
Adana 3. İcra Dairesinin 2018/12372 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı F6 Sanayi ve Ticaret Anonim şirketi tarafından borçlular K1 ile K3 hakkında 08/11/2018 tarihinde ilamların icrası yoluyla 22.340,72 TL’nin tahsili için takip başlatıldığı anlaşılmıştır.
İcra emrinin tümden iptal edilmesi gerektiğine ilişkin istinaf sebebinin değerlendirilmesinde,
Davacı diğer borçlunun ölmüş olması sebebiyle alacaklının ek takip talebi üzerine düzenlenen 15/01/2019 tarihli icra emrinin iptalini talep etmiştir.Mahkemece alacaklı tarafça 15/01/2019 tarihli ek takip talebi üzerine düzenlenen icra emrindeki birinci sırada belirtilen borçlu K7 yönünden mükerrer icra emri düzenlendiği anlaşılmakla 15/01/2019 tarihli ek takip talebi üzerine düzenlenen icra emrindeki birinci sırada belirtilen borçlu K7 yönünden mükerrer icra emri nedeniyle icra emrinden çıkartılmasına 15/01/2019 icra emrinin bu şekilde düzeltilmesine karar verilmesi isabetlidir. Bu hata icra emrinin düzeltilmesi ile giderilebileceğinden icra emrinin tümden iptaline karar verilmesi gerekmez. Davacının bu istinaf sebebi yerinde değildir.
Adana 4.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/140 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğine ilişkin istinaf sebebinin değerlendirilmesinde,
TMK’nın “mirasçıların sorumluluğunu” düzenleyen 641. maddesine göre; mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar. Bununla birlikte tereke borcundan sorumluluk; dış ilişkide ( üçüncü kişilere karşı ) müteselsil, iç ilişkide ( mirasçılar arasında) miras payı oranındadır.
Müteselsil sorumluluk; bir kanun hükmü veya irade beyanı dolayısıyla borcun tamamının ya da bir kısmının, sorumluların tamamından ya da bir kısmından talep edilebildiği, borçlulardan birinin ifası veya ifa yerini tutan fiiliyle diğerlerinin bu oranda alacaklıya karşı borçtan kurtuldukları bir birlikte borçluluk halidir.
Davacının mirasçı olarak sorumluluğu müteselsil sorumluluk olduğundan Adana 4.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/140 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına gerek yoktur.
Yukarıda belirtilen nedenlerle; ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı, hükümde kamu düzenine aykırılık da bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm hukuka uygun bulunmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin Adana 4. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2020/497 esas 2021/367 karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,
İstinaf karar harcı peşin alındığından alınmasına yer olmadığına,
İstinaf aşamasında yapılan masrafların istinaf yoluna başvuran üzerinde bırakılmasına,
Gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Kararın taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu miktar itibari ile KESİN olmak üzere 16/09/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe