T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu 23/12/2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacının 1876 nolu parselin, davalının da 1877 nolu parselin maliki olup parsellerin bitişik olduklarını, davalının 1877 sayılı parselinde bulunan yapının proje ve komşuluk hukukuna uygun olmadığını, bu yapının davacının parseline tecavüz ettiğini, bitişik nizama aykırı pencereler yaptığını, kapatılması gerektiğini, davalının pis su boruları, baca boruları ve yağmur suyu borularının da açıktan geçtiğini, kendi binası içinden geçirmesi gerektiğini, parsele de tecavüzünün olduğunu, hemde koku yaptığını, bu nedenlerle varsa parsele tecavüzlerin önlenmesi, hukuka aykırılıkların komşuluk hukuku kurallarına uygun hale getirilmesini, binanın ruhsata ve projesine uygun hale getirilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddialarının asılsız olduğunu, kötüniyetli olarak açılmış bir dava olduğunu, müvekkiline ait binadan çıkan gerek pis su ve tahliye boruları, gerekse bacı borularının müvekkiline ait parselin içerisinde kaldığını, bunun yanında davacı kendisine ait evine başka yerden girmesi mümkün iken müvekkiline ait binaya bitişik merdiven yaptığını, binasına zarar verdiğini, binasının üst katına çıkmak için bu merdiveni kullandığını, davacının pencerelerle ilgili iddialarının da yersiz olduğunu, müvekkilinin binanın ışıktan faydalanması için pencereler açtığını, davacının da balkon ve pencerelerinin kendisinin evini rahatsız ettiğini, davacının parseline tecavüz olmadığı gibi komşuluk hukukuna aykırı bir durumda olmadığını, açılan davanın haksız olduğunu, davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen Dosyada: Davacı vekili 09/02/2017 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacının A1 Mahallesi 1877 nolu parselin maliki olduğunu, davalının ise davacıya ait parsele komşu olan 1876 nolu parsele malik olduğunu, bu parsellerde öngörülen yapı nizamının biçiminin bitişik nizam olduğunu, davalının evini inşaa ettiği sırada üst katına çıkmak için merdiveni davacıya bakan parsel tarafından, dışarıdan inşaa ettirdiğini, davalının öncesinde binanın batı yakasında evine giriş yaptığını, hiç ihtiyacı olmamasına ve eski merdivenini rahatça kullanabiliyor olmasına rağmen herhangi bir hakka dayanmadan, kötü niyetle, anayol kısmından istifade etmek, yani binasının değerini arttırmak niyetiyle, eskisinden bağımsız ikinci merdiveni inşaa ettiğini, bu merdivenin davacıya ait parsele tecavüzlü olduğunu, ayrıca davalıya ait balkonun bir kısmı ve evine ait foseptik çukurunun da davacının parselinin sınırları içerisinde olduğunu, foseptik yüzünden etrafa kötü kokular yayıldığı gibi hastalık tehlikesinin de oluştuğunu, komşuluk hukukuna aykırı bulunan foseptiğin ivedilikle kaldırılması gerektiğini, davalının, davacıya ait parsel tarafına bakan binasının üç kapısı ve dört penceresinin bulunduğunu, bunun yanında balkonunun da davacının tarafına baktığını, pencereler, kapılar ve balkonun bitişik nizam hükümlerine aykırı olduğunu ve kapatılması gerektiğini, davalı tarafından davacı hakkında Hatay 4. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde 2016/479 Esas numaralı dosya ile komşuluk hukukuna ve bitişik nizam hükümlerine aykırı davranıldığı iddiasıyla dava açıldığını, görülmekte olan davanın açılan bu dava ile bağlantılı olması nedeniyle birleştirilmelerini talep ettiklerini, davacıya ait 1877 nolu parsele kötü niyetli, haksız ve hukuka aykırı tecavüz dolayısıyla el atmanın önlenmesine, taşınmazın eski hale getirilmesine ayrıca haksız kullanım dolayısıyla fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 3.000,00 TL ecrimisil, 100,00 TL maddi ve 100,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına, davalı tarafça bitişik nizam hükümlerine aykırı olarak inşaa edilen pencere, balkon ve kapıların kapatılmasına, davalıya ait foseptiğin kaldırılmasına, davalıya ait tahliye su borularının kendi binası tarafına geçirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı/karşı davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu 11/10/2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davalı K1’nin açmış olduğu davaya süresinde cevap verdiklerini, merdiven ve giriş üstü teras davalı ve davacı K1’nin geçmişte verdiği rıza ile yapıldığını, davalı/karşı davacıya zarar da vermediğini, bu yapıyı yıkmaya da hazır olduklarını, davalı/ karşı davacı tarafından açılan men-i müdahale ve ecrimisili kabul ettiklerini, diğer talepleri kabul etmediklerini beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;
Asıl Dava yönünden, komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve kal istemine ilişkin olduğu, tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle; davacı ve davalıların komşu olup aynı mevkide komşu parsellerde yaşadıkları, Hatay ili Antakya ilçesi A1 Mahallesi 348 ada 9 nolu parselin (eski 1876) davacı / karşı davalı K2’a ait olup aynı yer 348 ada 9 nolu parselin (eski 1877) sayılı taşınmazın da davalı-karşı davacı K1’ye ait olduğu, davacının ve davalının karşılıklı olarak bitişik nizama aykırı olarak dilekçelerinde belirttikleri eylemlerle komşuluk hukukuna aykırı davranıldığı iddialarının bulunduğu, alınan bilirkişi raporuna göre Davacı-karşı davalı K2’nin iddia ettiği Davalı-karşı davacı K1 tarafından yapılan pis su borusu ve tahliye borusunun uçları kapalı olup taşınmazda kanalizasyon alt yapısı bulunduğundan herhangi bir zarara neden olmadığı, açılan baca borusunun gerekli yükseklikte bulunduğundan zarara neden olmadığı, be-4 harfiyle gösterilen inşaat haldeki binanın 3 adet pencere ve fen bilirkişi raporunda be-3 harfiyle gösterilip inşaat bilirkişi raporunda belirtilen 1. kattaki büyük pencere ile (2 nolu demir korkuluk+perdeli) ve yine 2. kattaki 5 nolu büyük pencerenin komşuluk hakkına aykırı olup aile mahremiyetine zarar verdiği anlaşıldığından kapatılmalalarının gerektiği, K1 tarafından açılan diğer pencerelerin aydınlatma ve havalandırma olarak kullanılıp aile mahremiyetine zarar verecek nitelikte bulunmadığından harhangi bir zarara sebep vermediği, komşululuk hukukundan kaynaklanan hoşgörü sınırlarını aşan taşkın bir kullanmanın olmadığı, davacının katlanma yükümlülüğünün bulunduğu, kapatılmalarının gerekmediği, mülkiyet hakkı ilgili hak sahibine en geniş kullanım yetkileri veren ayni hak olsa bile mk.nun 683 ve 737. maddeleri gereğince hukuk düzeni içerisinde bu hakka sınırlamalar getirilebileceği ve yine davalının parselindeki bahse konu eylemler ruhsata aykırı olduğu bildirilmişse de salt ruhsatsız ve imara aykırı bulunmasının tmk’nun 737. maddesi uyarınca yapının kal’ini gerektirmediği, yapının imara aykırı olması yanında bir zararın doğmasının gerektiği, salt imara aykırılığın idari mercileri ve idare mahkemelerini ilgilendiren bir husus olduğu anlaşıldığından Asıl Davanın Kısmen Kabulüne;
Birleşen dava yönünden: Alınan bilirkişi raporuna göre; Davalı-karşı davacı K1’in iddia ettiği Davacı-karşı davalı K2 tarafından yapılan davaya konu kapı ve pencerelerin K2’ın binasının aydınlatılması ve havalandırılması için gerekli olup K1’in kör duvar cephesine baktığından aile mahremiyetini etkilemediği ve herhangi bir zarar doğurmadığı, foseptik çukuru atıl olup üzeri kapalı olduğu, komşululuk hukukundan kaynaklanan hoşgörü sınırlarını aşan taşkın bir kullanmanın olmadığı, K1’in katlanma yükümlülüğünün bulunduğu, kapatılmalarının gerekmediği, K2 tarafından yapılan teras ve merdivenin 01/06/2017 tarihli fen bilirkişi raporunda taralı olarak yeşil renkle gösterilen 2,37 m²’lik alana tecavüzlü olduğu anlaşıldığından müdahalenin menine, bu kısımdaki yapının kal’ine, ecrimisil talebine ilişkin istemin; ecrimisil talep edilebilecek yerin toplam alanının 2,37 m² olması, emsal yargıtay ilamlarında “ecrimisil bedeli tayin edilebilmesi için el atma nedeniyle davacıların bu yeri kullanamamasından dolayı kazanç kaybına uğramasının gerektiğinin” belirtilmesi, mahkememizdeki davada ise 2,37 m² alanın kullanılamamasından dolayı davacıların kazanç kaybına uğramasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu değerlendirilerek reddine ve yine K1’in davaya konu eylemler dolayısıyla maddi ve manevi zararı oluşmadığından talebinin reddine, yine davacının parselindeki bahse konu eylemler ruhsata aykırı olduğu bildirilmişse de salt ruhsatsız ve imara aykırı bulunmasının TMK.nun 737. maddesi uyarınca yapının kal’ini gerektirmediği, yapının imara aykırı olması yanında bir zararın doğmasının gerektiği, salt imara aykırılığın idari mercileri ve idare mahkemelerini ilgilendiren bir husus olduğu anlaşıldığından Birleşen Davanın Kısmen Kabulüne karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN:
1- Asıl dava dosyası yönünden davacı ve davalı ayrı ayrı istinafa başvurmuştur.
2- Birleşen dava dosyası yönünden davacı ve davalı ayrı ayrı istinafa başvurmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
A-) Davacı/Karşı Davalı K2 vekili istinaf dilekçesinde özetle;
* Davalı ve karşı davacı K1’nin açmış bulunduğu dava tarafıflarına yasal olarak 10.10.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, ertesi günü vermiş oldukları 11.10.2017 tarihli dilekçede davalı ve karşı davacının davasını meni müdahale ve ecrimisil yönlerinden kabul etmiş olduklarını, Davalı ve karşı davacı K1’nin açmış olduğu dava sadece meni müdahale yönünden kabul edilmiş olup, diğer taleplerinin tamamının reddedildiğini, Bu durumda: Yarı miktarında olması gerekirken tam vekâlet ücretine hükmedilmesi ile dava masrafları ve harç yönünden davalı ve karşı davacı K2 aleyhine takdir edilen ücret, harç ve masraflar yasal sınırların üzerinde olup yasalarla ve hakkaniyetle bağdaşmamakta olduğunu, bu meblağların hak ve nesafete göre yasal ölçülere çekilmesi gerektiğini, Bu nedenle takdir edilen harç, mahkeme masrafı ve vekâlet ücretine itiraz etmekte olduklarını, Her halükârda bu rakamlar dava değeri, kabul edilen istemler, karşı davanın süresi içerisinde tarafımızdan kabulü dikkate alınarak takdir edilerek taraflara hak ve nesafet ilkelerince paylaşılması gerektiğini,
* Davalı ve karşı davacının meni müdahale ile yıkılmasını istediği merdiven 2004 yılında davalı ve karşı davacının rızası ile yapılmış olup o günden beri hiç itiraz edilmediğini, kendileri dava açtıktan sonra böyle bir iddia ileriye sürülmesinin iyi niyetlede bağdaşmadığını, Kaldı ki, yıkılmasına karar verilen merdiven davalı ve karşı davacının binasına zarar vermediği gibi inşaat yönünden de bir engel teşkil etdiğini, Bu nedenle merdivenin yıkılması kararının yerinde olmadığını,
* Bilirkişi raporlarına itirazlarımız hiç incelenmediğini, Bitişik nizamlarda gerek havalandırma ve gerekse baca ve pis su borularının binanın içinde ayrılan havalandırma yerlerinden geçirilmesi yasal zorunluluk olduğunu, Hatta bitişik nizam nedeni ile karanlıkta kalacak oda ve havalandırmalar için imar yasası ve uygulaması gereğince bina içerisinde olmak kaydı ile en az 1,5 * 3 m genişliğinde bir bölüm ayrılmasının zorunluluk olduğunu, buna rağmen mahkemin açıktan geçirilen baca hakkında bir karar vermemiş olmasının önemli bir eksiklik olduğunu, kendileri dava açtıktan sonra davalının yaptığı düzeltmelerin kötüniyetin göstergesi olduğunu, karanın hüküm fıkrasında belirtilen “fen bilirkişisinin Be-4 de belirttiği üç adet pencere” cümlesi uygulamada infaz sırasında sorun yaratabilecek olup durumun açıklanması gerektiğini düşündüklerini,
* İnşaat biçimi bitişik nizam olduğundan bitişik parsel tarafına açılan tüm pencereler kullanım amacına, büyüklük küçüklük durumuna, zarar verip vermediğine bakılmaksızın kapatılması gerektiğini, Bu nedenle bir kısım pencereler hakkında 2. Bendde bahsettiğimiz havalandırma bölümü ilkesi gereğince kapatılma kararı verilmemiş olmasının da eksik karar niteliğinde olduğunu,
Yukanda arz ettikleri ve duruşmalarda belirttikleri hususlar, dava dilekçesi, yargılama aşamasındaki dilekçeler, bilirkişi raporuna karşı yapılan itiraz dilekçeleri, davalı/karşı davacının dava dilekçesine karşı sundukları cevap dilekçesi, dosyaya sundukları fotoğraflar ve duruşmalardaki beyan ve savunmaları dikkate alınarak: Hatay 4. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilme 16.11.2017 tarih ve E:2016/479 K: 2017/495 sayıh karam evrak üzerinden yâda duruşmalı yâda duruşmasız yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını; icabında yeniden yargılama yapılarak yâda evrak üzerinden dava dilekçesindeki talepleri doğrultusunda yeniden karar verilerek davalarının kabulüne karar verilmesini, bunlar olmadığı takdirde kararın bozulmasına; olmadığı takdirde yerel Mahkeme kararının bozularak bozma yönünde karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine iadesine, karar verilmesini talep etmiştir.
B-) Davalı/Karşı Davacı K1 vekili istinaf dilekçesinde özetle;
– Yerel Mahkemece verilen karara esas teşkil eden bilirkişi raporunun bir çok yönü ile fahiş hatalar içerdiğini, talep edilenin dışında, eksik incelemelerle dolu bir değerlendirme olduğunu, raporuda verilen süre içerisinde vermediklerini, bilirkişinin hakim kadar sorumluluğu bulunduğunu,
• Rapora karşı itirazlarımızı sıralayacak olursak;
-Raporda Be.4 nolu müvekkilime ait inşaatta projede olmayan 3 adet pencerenin açıldığı belirtildiğini, Mezkur 3 adet pencereye ait proje örneği ve resimlerin dosyaya sunulduğunu, Havalandırma ve ışıktan yararlanma amacıyla açılan bu pencerelerin davacıya zarar vermesi kesinlikle söz konusu olamadığını, inşaatın köşesinde bulunan ve alt alta olan o iki adet pencere havalandırma boşluğuna ait olduğunu, Amaç sadece aydınlık ve havalandırma olduğunu ve bu husus konutta yaşayacak olan insanların sağlığı açısından önemli olduğunu, Kaldı ki, yükseklikleri zeminden 250 cm civarında olup bakılmak istense bile, sadece gökyüzü görülebileceğini,
* Bilirkişi talep edilenin dışına çıkmış olduğu ve hukukumuzda taleple bağlılık ilkesi hakim olduğunu, gerek hakimi ve gerekse de bilirkişiyi bağladığını, Davacı-karşı davalının dava dilekçesinde, şikayet konusu müvekkilinin yapmakta olduğu inşaatı olduğunu, Davacının dava konusu yeni yapılan inşaat iken bilirkişinin raporunda, müvekkilime ait ve yıllardır oturduğu binaya ait raporda 1 ve 2 nolu pencereler hakkında da değerlendirme yapmış olduğunu, Bu değerlendirmelerin dikkate alınamayacağını, talep edilenin dışında bir değerlendirme olduğunu, Kaldı ki; müvekkilimin davacıya zarar vermemek amacıyla gerekli önlemleri aldığını,
* Raporda 5 nolu pencere olarak belirtilen pencere ile alakalı değerlendirmeyi kabul etmdiklerini, pencerenin zeminden yüksekliği yaklaşık olarak 190 cm civarında olduğu ve karşıyı gözetleme durumunun mümkün olmadığını, mezkur pencere buzlu cam diye tabir edilen, sadece ışıktan yararlanmaya yarayan camdan olduğunu, Açılmadığı ve gözetleme tehlikesinin de söz konusu olmadığını, geriye kalan 3 ve 4 nolu pencerelerin ise zeminden yükseklikleri 220 cm civarında olduğu, 3 nolu pencerenin de buzlu camdan olduğu, 4 nolu pencere ise havalandırma amaçlı olduğunu,
* Müvekkilince yapılan bu pencerelerin hiçbir şekilde imar mevzuatına aykın olmadığını, Zira, yerleşik Yargıtay içtihatlarından anlaşılacağı üzere; komşuluk hukukundan kaynaklanan bu tip davalar da; Mahkemece yapılacak araştırmalarda somut olayın özelliği, komşu taşınmazların yerleri, nitelikleri, konumları ve kullanma amaçları gözönünde tutularak, normal bir insanın hoşgörü ve tahammül sınırlarını aşan bir elatmanın bulunup bulunmadığı tespit edilmesi gerektiğini, ayrıca; davacının sübjektif ve aşırı duyarlılığı ile değil, objektif her normal insanın duyarlılığına göre elatmaya katlanıp katlanamayacağı araştırılması gerektiği ve öylece hüküm tesis etmesi gerektiğinin altını birçok kararında çizdiğini,
* Müvekkilinin başından beri davacı K2 ile istişare halinde olup, normal bir insanın hoşgörü ve tahammül sınırlanın aşacak herhangi bir eylemde bulunmadığını,
* Raporda ayrıca, foseptik çukuru ile alakalı değerlendirme ile alakalı olarak; foseptik çukuru bilindiği üzere yer altında oda şeklinde en az 4 metre derinlikte inşa edilen bir yer olduğunu, taşınmazların bulunduğu yerde kanalizasyon sistemi olduğu, davalı K2’a ait foseptik çukuru yola sıfır vaziyette olduğu, K2’ın evine ait bütün pis su giderleri foseptiğe bağlıyken, kanalizasyon sistemi döşendiğinde, K2 sadece foseptiğinden bir boru çekmek sureti ile kanalizasyon sistemine bağladığını, dolayısıyla K2’m foseptik çukur halen faal durumda olduğunu, Müvekkilinin mezkur foseptik yüzünden evini ilaçlattığı, evde neme sebeb olduğunu, ilaçlatmak zorunda kaldıklarını, Bu yapının boş olsa bile kaldırılmasını talep ettiklerini,
* Raporda; dava konularımızdan biri olan karşı davalı K2’a ait kapı ve pencereler hususuyla alakalı değerlendirmeyi kabul etmediklerini, Raporun değerlendirme kısmının ilk cümlesinde bitişik nizamlarda komşu parsele cepheli duvarlarda pencere açılamaz denmesine rağmen, bu pencerelerin imar mevzuatı aykırı olduğu belirtilmediğini,
Dosya kapsamından anlaşılacağı üzere, davaların birleştirildiğini, açmış oldukları davada dava dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmediğini, Davalı tarafa dava dilekçesi tebliğ edilmeden, cevabı gelmeden, dilekçeler aşaması tamamlanmadan ayrıca dava konusu K2’a ait pencere ve terasın projesinin, ruhsatının ilgili belediyeden sorulmadan, deliller toplanmadan keşfe çıkılmış olması usule ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini,
Davacı-Karşı davalının davalarında haksız olduklarının açık olduğunu, davalarının reddi gerekirken yerel mahkemece kısmen kabulüne karar verilmesinin ciddi bir mağduriyeti beraberinde getirdiğini,
Arz ve izah ettikleri ve Re’sen öngörülecek nedenlerden ötürü, taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak ve süresinden 50 gün sonra hazırlanan, bitişik nizam mevzuatı dikkate alınmadan eksik ve fahiş hatalar ile talep edilenin dışında değerlendirmelerle dolu bilirkişi raporunu hükme esas alan mahkeme kararının usul ve esastan bozulmasına, yeniden yargılama yapılarak davacının davasının reddine, karşı davalarının kabülüne karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Asıl dava; Komşuluk hukukuna aykırı olarak yapılan inşaatın projesine ve komşuluk hukukuna uygun hale getirilmesi, varsa parsele tecavüzlerin önlenmesi,
Birleşen dava; Elatmanın Önlenmesi ve kal (Yıkım), Maddi ve Manevi Tazminat ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
Asıl davada davacı; bitişik nizama aykırı pencerelerin kapatılması, pis su boruları, yağmur suyu borular ve bacı borularının tecavüzlü olduğundan davalının kendi binasının içerisinden geçirilmesi, varsa parsele tecavüzün önlenmesini ve yeni yapılan binanın ruhsata ve projeye uygun hale getirilmesi talebinde bulunmuştur.
Birleşen dosyada davacı: davalının evinin üst katına çıkan merdivenin kendi tarafında yaptırdığı ve tecavüzlü olması nedeniyle kaldırılması, bitişik nizama aykırı 3 kapı ve 4 pencerenin bulunduğu ve kapatılması, bahçesine akacak şekilde davalının yağmur suyu borularının açıkta bulunduğu ve kapatılması, davalıya ait foseptik çukurunun davacı yerinde olup kaldırılması, yine davacı tarafa bakan balkon bulunduğundan kapatılması talebinde bulunmuş, ayrıca (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyle) merdiven tecavüzlü kısmının yeri için 3.000 TL ecrimisil, foseptik çukurunun koku yayması v.s.nedenlerden ötürü de 100 TL maddi ve 100 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiği, Buna göre de: Asıl dava yönünden; davanın kısmen kabulü ile davalı K1’nin inşaat halindeki, raporda Be.4 harfi ile gösterilen binasının 3 adet penceresinin ve Be 3 harfi ile gösterilen binasının 2 ve 5 nolu pencerelerinin komşuluk hukukuna aykırı olduğundan kapatılmasına, davacının fazlaya ilişkin diğer tüm taleplerinin reddine, Birleşen dava yönünden; davanın kısmen kabulü ile fen bilirkişi raporunda yeşil renkle gösterilen 2,37 m² lik alana yapılan müdahalenin menine, bu kısımdaki yapının kal’ine, men-i müdahale ile ilgili fazlaya ilişkin istemlerin reddine, davalı-karşı davacının komşuluk hukukuna ilişkin diğer tüm taleplerinin reddine, davalı-karşı davacının ecrimisil ile ilgili talebinin 2,37 m² lik yerin kullanılmasının kazanç kaybına neden olmadığından talebin reddine, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, karar verildiği görülmüştür.
Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda mahallinde keşfin yapıldığı, asıl dava birleşen dava yönlerinden men-i müdahale ve komşuluk hukuku açısından katlanılabilir durumların değerlendirildiği, bilirkişilerin raporlarını dosyaya sundukları, mahkemeninde buna göre değerlendirmesini yaparak kararının vermiş olduğu görülmüştür.
Davalı-karşı davacının ecrimisil talebi, maddi tazminat talepleri miktarı itibariyle kesinlik sınırı içerisinde kalmakta olup temyizi kabil değildir. İstinafa tabi olup olmaması yönünden El atılan kısım ile ecrimisil istenilen yerin değeri ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.
Manevi tazminat talebinde temyiz sınırı yok ise de, Manevi tazminat açısından ise şartların oluşmadığı, manevi tazminatı oluşturacak şekilde davacıya fiili bir saldırı ve haksız eylem, hakaret v.b. kişilik haklarına bir saldırı bulunmadığından manevi tazminat talebinin reddinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Birleşen dosya davalısı her ne kadar el atmanın önlenmesi ve ecrimisil yönünden kabul beyanında bulunduğunu belirtmiş ise de, diğer tüm taleplerin reddini talep ettiği, yine istinaf aşamasında merdivenin kal’i ile kısmı kabul etmediklerini beyan ettiği anlaşıldığından yargılama giderleri ile ilgili talepleri ve istinaf talebinin yerinde olmadığı, her iki tarafında taleplerinin kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği, tecavüzlü merdiven ve kal değerinin miktarının düşük olduğu, vekalet ücreti yönünden maktu vekalet ücreti verilmiş olup usule aykırılık bulunmadığı, yine davalı-karşı davacının kapatılmasına karar verilen pencerelerinin kapatılma bedelleri hesaplanmamış olsa da zaten davalı-karşı davacının sorumluluğunda olması ve değer hesaplanmamasının bir eksiklik olmadığı kanaatine varıldığından, yine verilen vekalet ücreti ve harçların yerinde olduğu kanaatine varıldığı ve usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından 6100 sayılı HMK.nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca tarafların istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmektedir.
Tüm bu nedenlerle; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından, maddi tazminat ve ecrimisil talebi miktarı kesinlik sınırı içerisinde kaldığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK.nun 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan ve 352.maddesi uyarınca kesinlikten dolayı reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- a) Hatay 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 16/11/2017 tarih 2016/479 Esas 2017/495 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, taraf vekillerinin men-i müdahale, kal ve manevi tazminatla ilgili istinaf başvurularının tamamının, 6100 Sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
b) Birleşen dosya yönünden davacının Ecrimisil talebi ve Maddi tazminat talebi reddolunduğu ve kesinlik sınırı içerisinde kaldığı anlaşıldığından davalı-karşı davacının bunlara yönelik İstinaf Talebinin Kararın kesin olması nedeniyle REDDİNE.
2- A) Asıl davada:
Davacı K2 yönünden; Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
Davalı K2 yönünden; Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 683,10 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 512,32 TL harcın davalıdan alınarak Hazine’ye irat kaydına,
B) Birleşen davada:
Davacı K1 yönünden; Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
Davalı K2 yönünden; Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 683,10 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 512,32 TL harcın davalıdan (K2 alınarak Hazine’ye irat kaydına,
3- Talep eden taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4- Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
5- Kararın Mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.20/03/2018
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe