T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
REYHANLI 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ :
17/06/2020
NUMARASI :
2019/356 Esas, 2020/177Karar
DAVACI:
K1 – N1
VEKİLİ:
Av. K2 – A3
DAVALILAR:
1 -K5 – A4
2 -K4 – A4
VEKİLİ:
Av. K11 – A5
DAVANIN KONUSU :
Yolsuz Tescil ve Genel Muvazaa Hukuksal Nedenine Dayalı Tapu İptali ve Tescil
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kardeşi olan K3’nun kullandığı krediye karşılık kefalet sunduğunu, adına kayıtlı Reyhanlı ilçesi A2 mahallesi, 6620 parsel sayılı taşınmaz üzerine 30/03/2007 tarihinde ipotek tesis edildiğini, alacaklı bankanın ödemenin yapılmaması nedeniyle 30/10/2007 tarihinde Reyhanlı İcra Dairesi’nin 2007/622 sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, anılan icra dosyasında yapılan satış nedeniyle taşınmazı F2 Taş. Ltd. Şti.’nin aldığını, söz konusu icra dosyasında ödeme emrinin tebliğinin müvekkilinin kardeşinin imzasına yapıldığını, bunun üzerine müvekkilinin Reyhanlı İcra Hukuk Mahkemesi’ne ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmemesinden ve kıymet takdiri yönünden itiraz ettiğini, söz konusu icra hukuk dosyasının itirazın süresinde olmamasından dolayı reddedildiğini, müvekkilinin söz konusu icra hukuk mahkemesinin kararını temyiz ettiğini, dosyanın temyiz aşamasında iken davalı F2 Taş. Ltd. Şti. yetkilisi K4 tarafından kuzeni K5’a devredildiğini, bu satışın müvekkilini mağdur etmeye yönelik olduğunu belirterek muvazaalı satış işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı F3 vekilinin ilk derece mahkemesine vermiş oldukları cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda 28/03/2018tarihinde verilen kararda özetle; ihalenin feshi davasının kesinleşmesiyle yolsuz kalan ilk tescilden sonra K5’a yapılan satışta davalı tarafların kötüniyetli bulunduklarını, davacının açtığı davada haklı olduğunu gerekçe olarak belirtip davanın kabulüne yönelik karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin 28/03/2018tarihli kararına karşı istinaf yoluna başvurandavalılar F4 ve F1 Taşımacılık Briket San. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın önce müvekkili davalı K4’e karşı açıldığını, sonrasında K4’in hiçbir zaman malik sıfatı kazanmadığını, davada taraf olmadığını cevap dilekçesinde bildirmiş olduklarından yargılama devam ederken diğer müvekkili F2 Taşımacılık Briket San. Ltd. Şti.’nin dahili davalı olarak davaya dahil edildiğini, davanın husumet yönünden reddi gerekirken sonradan davalı olmayan tarafın davaya dahil edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira ortada bir maddi hata olmayıp esaslı bir hata olduğunu ve davalı sıfatı olmayan bir kişiye dava açıldığını, buna rağmen gerekçeli kararda müvekkili yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmediğini ve yine vekalet ücretine de hükmedilmediğini, yargılama aşamasında dava konusu yerde keşif icra edilmediğini, taşınmazın harca esas değeri ve hali hazır durumunun tespit edilmediğini, müvekkili davalı şirketin taşınmazı icra dairesinin ihalesinden satın aldığını ve sonrasında da diğer davalıya sattığını, bu satış işleminde de davalı tarafların bir kötü niyeti bulunmadığını, yargılama aşamasında dinlenen davalı tanıklarının satış aşamasında tarafların pazarlık dahi yaptığını dile getirdiklerini, satışın gerçek bir satış olduğunu gösteren bir delilinde dava dışı bir şirket ile davalı K5 arasında yapılan 10.06.2013 ve 15.06.2015 tarihli ve İlçe Tarım Müdürlüğünce de onaylanmış kira sözleşmeleri olduğunu, ortada bir muvazaalı satış olmadığının göstergelerinden birinin de bu kira sözleşmesi olduğunu, dosya içerisinde yapılan satış işleminin muvazaalı bir satış olduğunu gösterir hiçbir somut delil olmadığını, müvekkilinin taşınmazı iktisap ettiğinde ihalenin feshi davasının henüz ikame edilmediğini, müvekkilinin taşınmazı piyasa değerinde ve muvazaasız iyi niyetli bir şekilde sattığını, mahkemece davacı tarafın netice talebinin de dışına çıkılmak suretiyle karar verildiğini, davacı tarafın satış işleminin iptalini istediğini, fakat mahkemece davacı adına tescil kararı verildiğini belirtip kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesinin 28/03/2018tarihli kararına karşı istinaf yoluna başvurandavalı K5 vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçeli kararda dava türünün istirdat yazdığını oysa davanın dava tapu iptal tescil davası olduğunu, taşınmazın dava tarihi itibarıyla harca esas değerinin tespiti ve halihazır durumunun tespiti açısından davada keşif yapılması gerektiğini, tapu iptali davalarında bunun zorunlu bir unsur olduğunu, kararda müvekkili adına olan kaydın iptal edilerek, direk davacı adına tesciline karar verildiğini, Reyhanlı ilçesi, A2 mahallesinde müvekkilinin maliki bulunduğu 6620 parsel sayılı taşınmazın 2007 yılında bir borçtan dolayı Reyhanlı İcra Dairesi’nin 2007/622 sayılı dosyasından ihaleye çıkartıldığını, bu ihaleye katılan F2 Ltd. Şti.’nin ihaleye katılarak resmi şekilde ihale bedelini ödediğini ve taşınmazı aldığını, müvekkili K5’nin 2011 yılında taşınmazı satın aldığında bu taşınmazın yaklaşık 4 yıldır F2 firmasının mülkiyetinde olduğunu, tapuda herhangi bir şerh veya tedbir olmadığından hiçbir şüphe veya sakınca görmeden 4 yıllık ve edinme sebebi ile resmi ihale olan tapu kaydına güvenerek satın aldığını, tapu kütüğüne güven ilkesini zedeleyecek en ufak bir objektif ve sübjektif unsurun mevcut olmadığını, taşınmaza ödenen bedelle taşınmaz üzerindeki kabul edilen borç meblağı toplandığında piyasa fiyatının dahi üzerinde bir bedelle alındığını, kendisi taşınmazı satın aldıktan sonra bir kısmını kiraladığını, bir kısmında ise arıcılık ve ambar olarak kullanmaya devam ettiğini, durumun İlçe Tarım Müdürlüğü’ne sunulduğunu, 2013 tarihli (davadan 2 yıl önce) ve dosyada mevcut kira kontratıyla görüleceğini, müvekkilinin taşınmazı satın aldıktan 2 yıl sonra ve bu davadan 3 yıl önce, 2013 yılında taşınmazı kiralaması ve bu kontratın İlçe Tarım Müdürlüğü’ne ibrazı karşısında muvazaalı alımdan bahsedilemeyeceğini, dinlenen tanıkların buranın müvekkili tarafından arıcılık ve iş makinaları konularak kullanıldığını, mahallenin eski muhtarının dahi yeri iyi bildiğini ve gerçek bir satış olduğunu hatta F2 Ltd. Şti. ile aralarında önce pazarlığın olumsuz sonuçlandığına şahit olduğunu belirttiğini, tapu iptali davasının ihale feshinden 5 yıl sonra açılarak hukuki istikrara muhalif davranıldığını, bu arada ihale ile davacının borcunun ihale bedeliyle bankaya ödendiğini ve aslında kendisinin bir zararı veya bu davada bir yararının kalmadığını, bu tür davalarda en önemli hususun son tapu malikinin iyiniyetli olup olmaması olduğunu, müvekkilinin yaptığı meslek icabı alım gücü olduğunun açık olduğunu, taşınmazı kısmen kiralayıp kısmen arıcılık ve depo olarak kullanmasının da iyiniyetli gerçek satışın açık deliller olduğunu, dinlenen mahalli ve tarafsız tanıkların, müvekkilinin taşınmazı alırken önce pazarlık yaptığını ve anlaşamadığını ve taşınmazı kullanmakta olduğunu açıkça ifade ettiklerini, müvekkilinin taşınmazı kuzeninden veya uzak hısmından almış olmasının bir muvazaa sebebi olmadığını, küçük yerlerde pek çok kişi arasında yakınlık ve tanışlık olduğunu, alış verişlerin tanışlar arasında yapılmasının normal olduğunu belirtip kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dairemizin 2019/364Esas, 2019/373Karar sayılı kararında özetle
; “…dava açılırken dava değeri 5.000,00 TL olarak gösterilmiş, bu bedel üzerinden harç alınarak yargılamaya devam edilmiş, yargılama aşamasında talep olmasına karşın mahallinde keşif yapılarak taşınmazın gerçek değeri tespit edilip gerçek değer üzerinden eksik harcın tamamlanarak yargılamaya devam edilmesi gerekirken, bu işlemler yapılmadan esasa ilişkin karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bunun dışında davalı K4’in davada taraf sıfatının bulunmamasına karşın bu davalı yönünden taraf sıfatıyla ilgili değerlendirmenin yapılmaması da usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenlerle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının, esasa ilişkin inceleme yapılmaksızın 6100 sayılı HMK. nun 353/1-a-4 ve 6 bendi uyarınca, kabul edilip kararın kaldırılması gerektiği…” şeklindeki gerekçeyle kararın kaldırılmasına yönelik karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ TARAFINDAN YENİDEN VERİLEN KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılan yargılama sonucunda
; taraf beyanları, tapu kayıtları, Reyhanlı İcra Dairesinin 2007/622 Esas sayılı dosyası ve bu dosyadan yapılan taşınmaz satışına yönelik açılan Reyhanlı İcra Hukuk Mahkemesinin 2010/ 23 Esas sayılı dosyası, dava konusu taşınmaza yönelik bu dosyadan yapılan satış işlemleri için açılan “ihalenin feshi” davasının davacı olan dosya davacısı K6 tarafından yine davalı / alıcı F4 Taşımacılık Biriket San. Tic. Ltd. Şti. ile F7bank A.Ş’ye karşı açıldığını ve yargılama sonunda ihalenin feshi kararı verilerek bu kararın 24.01.2012 tarihinde kesinleşmesiyle davalı F4 Taşımacılık Biriket San. Tic. Ltd. Şti. için tapudaki tescilin yolsuz olduğunun anlaşılması, ihalenin feshi davası sürerken dava konusu taşınmazın K5 isimli davalıya satılmasına rağmen yapılan kolluk araştırmasında dava konusu taşınmaz olan Reyhanlı ilçesi, A1 mahallesi, 6620 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan fabrikanın “F4 Taşımacılık” şirketi tarafından F7’a satıldığının fakat taşınmaz üzerindeki yapının çevreden yapılan sorgusunda hala “X1” soy isimli aile tarafından büyükbaş hayvan besiciliği yapılmak suretiyle kullanıldığının bildirilmesi, Reyhanlı İlçe Nüfus Müdürlüğü tarafından K4 ile K5’ın akraba (kuzen) oldukları yönünde bilgi verilmesi, tanık beyanları, özellikle davalı tanıklarından K7 isimli tanığın
“…daha sonra
K5 taşınmazı satın aldı. Fakat ne zaman alındığını ve ne kadar satıldığını bilmiyorum. Dava konusu taşınmaz üzerinde büyükbaş hayvanlarda bulunmaktadır. Bu hayvanlar
F8
‘in sahibi olduğu firmaya ait diye biliyorum. Çünkü duyduğum kadarıyla
K8 bu taşınmazı
K5
‘dan kiralamış.
K8
K4
‘in kardeşidir…” şeklindeki son malik ve K4 (doğal olarak F4 Taşımacılık Ltd. Şti) arasındaki münasebet ve akrabalık ilişkisi nedeniyle dava konusu taşınmazın K5’a tapudan satılmasında son malik/ davalı K5’ın iyiniyetli 3. kişi olamayacağına mahkemece kanaat getirildiğini, bahsi geçen ihalenin feshi davasının kesinleşmesiyle yolsuz kalan ilk tescilden sonra K5’a yapılan satışta davalı tarafların iyi niyetli olarak işlem tesis etmediklerini, gerçekleştirdikleri satış işlemi ile davacının ihalenin feshi davası ile elde ettiği hukuki korumayı sonuçsuz bırakmaya yönelik hareket ettiklerini, ilk tescilin (F4 Taşımacılık adına yapılan) yolsuz olduğu ikicisinin (K5 adına yapılan) de bu husustan haberdar olunarak yapılmış olduğunu ve hukuk düzenince korunmayacağını gerekçe olarak belirtip davanın kabulü ile davacının davada taraf değişikliği yapılması talebinin HMK 124/3-4 hükümleri gereği kabulüne karar verildiğinden davalı K4’in davada taraf olmaktan çıkarılmasına, davalı K5 üzerine kayıtlı Reyhanlı ilçesi, A1 mahallesi 6620 parsel sayılı taşınmazın tamamının tapu kaydının iptali ile davacı K1 adına kayıt ve tesciline yönelik karar vermiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna başvuran davalılar vekili istinaf dilekçelerinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava önce dava konusu taşınmazla hiçbir ilgisi olmayan müvekkili davalı K4’e açıldığını, dava konusu taşınmaza hiçbir zaman malik olmadığı anlaşıldığında davacı tarafın talebi üzerine diğer müvekkili F2 Taşımacılık Briket San. ve Tic. Ltd. Şti. davaya dahil edildiğini ve en son gerekçeli kararda da F4’in davada taraf olmaktan çıkarılmasına karar verildiğini, ortada maddi hata olmayıp esaslı bir hata varken husumet yönünden davanın reddi gerekmekte iken ve yine K4 yönünden davanın reddine karar verilip vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nihai kararla K4’in davadan taraf olmaktan çıkarılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme gerekçeli kararında “K6 adına kayıt ve tescil” kararı verdiğini, fakat bu satış işlemlerinden önce F2 Taşımacılık Şirketinin Reyhanlı İcra Müdürlüğü’nün icra dosyasından taşınmazı satın alması işlemi bulunduğunu, F2 Taşımacılık’ın icra dairesi dosyasından ipotekli olan taşınmazı satış bedeli ve vergilerini ödemek suretiyle yaptığı işlem bulunduğunu, bu işlem neticesinde ipotek alacaklısına ihale bedeli ödenmiş taşınmaz üzerindeki tüm takyidatların kaldırıldığını, fakat yeniden dava konusu taşınmazın K6’na kaydedilmesi halinde taşınmaz üzerindeki ipotek, haciz ve diğer şerh ve kayıtlar ne olacağı hususlarında hususunda hiçbir netlik olmadığını, kaldı ki dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere davacı tarafın da talebi K5’a yapılan satış işleminin iptaline ilişkin olduğunu, dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında dahi “Muvazaalı satış işleminin İptaline” yazdığını, fakat gerekçeli kararda “K5 adına kayıtlı taşınmazın tamamının iptali ile K6 adına kayıt ve tesciline” karar verilmiş olduğunu, netice ve talebin dışına çıkılmak suretiyle karar verilmiş olduğunu, bu durumun açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya içerisindeki bilgi, belge ve tanık beyanlarına bakıldığında ortada muvazaalı bir satış olduğunu gösterir hiçbir maddi delil bulunmadığının görüleceğini, davacı tarafın tanıklarının da dinlenilmiş olup tanıkların satış işlemine ilişkin çok bir bilgi sahibi olmadığının görüldüğünü, davacı taraf tanıklarının satış işlemine ilişkin hiçbir bilgi ve görgüsünün olmadığını, bu yerin geçmişte K9’na ait olduğu dışında bilgileri olmamakla birlikte duruşmada tanık sıfatıyla dinlendiklerinde dahi taşınmazın o anda kime ait olduğu hakkında fikirlerinin bulunmadığını, dava konusu yerin kimin tarafından kullanıldığının ne amaçla kullanıldığı hususunda hiçbir bilgileri olmadığını, hatta tanık K10 “Antakya’ya gidip gelirken bu yeri gördüğünü kimin işlettiğini bilmediğini hatta mahkemede tanık olarak dinlendiğinde dahi bu yerin K9’na ait olduğunu bildiğini” beyan ettiğini, açıkça görüleceği üzere davacı taraf tanıklarının dava konusu yer ile ve davanın tarafları hakkında hiçbir bilgileri olmadığını, fakat F2 Taşımacılık şirketinden F5’a yapılan satış işleminin muvazaalı olmadığının bedeli mukabilinde ve gerçek bir satış olduğunun ortada olduğunu, sadece bir kolluk araştırma tutanağı dikkate alınarak satış işleminin muvazaalı olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, kaldı ki kolluk araştırma tutanağının ne kadar doğru olduğunun da tartışmalı olduğunu, dava konusu taşınmazın komşu işyerinin de bulunmadığını, yakınlarda olanlara sorulduğunu, satılmış olan bir yerin komşuları tarafından halen eski malikiyle ilişkilendirilmesinin de normal olduğunu, satış işleminden sonra aynı yerde yeni bir işletme kurulmamasından dolayı etraftakilerin halen eski malikin ismini söylemesinin normal olduğunu, dosyada dinlenen davalı tanıklarının da beyanlarından anlaşılacağı üzere F2 Taşımacılık şirketinden F5’a yapılan satış işleminin gerçek bir satış işlemi olduğunu ve muvazaalı olmadığını, tarafların kimseye zarar verme kastı gütmediklerini, dinlenilen davalı taraf tanıklarının tarafların pazarlık dahi yaptığına şahit olduklarını, bedeli mukabilinde ihaleden alınan ve yaklaşık dört yıl sonra başka birine satılan taşınmazın satışında muvazaa iddiasından bahsetmenin mümkün olmadığını, taraflar arasındaki uzaktan akrabalık ilişkisinin taşınmazın satışında muvazaa olduğunu göstermeyeceğini, sadece bu sebeple ve gelişi güzel tutulan bir kolluk tutanağıyla muvazaa iddiasının ispatının mümkün olmadığını, K4 yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerekirken nihai kararla davalı taraf olmaktan çıkarılmasının, netice ve talebin dışına çıkılmak suretiyle karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, muvazaa iddiasını ispat edecek dosya içerisinde hiçbir somut delil bulunmamasına rağmen davanın kabulüne karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Taraflar arasındaki dava, Yolsuz Tescil ve Genel Muvazaa Hukuksal Nedenine Dayalı Tapu İptali ve Tescilistemine ilişkindir.
Türk hukuk sisteminde tapu kayıtlarının oluşumunda “illilik”, diğer bir anlatımla “sebebe bağlılık” prensibi esas alınmıştır. Ayni haklar tescil ile doğmakla beraber (TMK. m.705/1, 1021), tescilin ayni bir hüküm ve sonuç doğurabilmesi için geçerli bir hukuki sebebe dayanması gerekir. Bu bakımdan tescil illi bir hukuki muameledir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 1015. maddesinin birinci fıkrasına göre tapu sicilinde tescil, terkin ve değişiklik gibi tasarruf işlemlerinin yapılabilmesi, istemde bulunanın, tasarruf yetkisini ve hukuki sebebi belgelemiş olmasına bağlıdır.
Tescilin geçerli ve haklı bir sebebe dayanması zorunluluğu, TMK’nın 1024. maddesinin ikinci fıkrasında “Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur” şeklinde açıklanmıştır. Yasa maddesindeki bu tanımdan anlaşılacağı gibi gerçek hak durumuna uymayan tescil, yolsuz tescildir. Bu yolsuz tescil durumu, tescilin kurucu unsurlarından biri veya birkaçının eksik olması nedeniyle başlangıçtan itibaren söz konusu olabileceği gibi sakat bir terkin veya tadil yüzünden sonradan da oluşabilir. Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya bir tescil yolsuz olarak terkin olunmuş ya da değiştirilmiş ise bu yüzden ayni hakkı zedelenen kimse, TMK’nın 1025. maddesine göre tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir.
(Bknz. YargıtayHukukGenelKurulu’nun 2017/1-1208Esas, 2020/294Karar sayılı ilamı)
Hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla 4721 s. Türk Medeni Kanununun (TMK) 2.maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988 ve 989., tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesinin özel hükümleri getirilmiştir.
Diğer taraftan, bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır. İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur. Belirtilen ilke TMK’nin 1023. maddesinde aynen “tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan 3 ncü kişinin bu kazanımı korunur” şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024.maddenin 1. fıkrasına göre “Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken 3 ncü kişi bu tescile dayanamaz” biçiminde öngörülmüştür.
(Bknz. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2017/335Esas, 2020/2469Karar sayılı ilamı)
Somut olayda
; davacı tarafça yolsuz tescil ve muvazaa hukuksal nedenlerine dayalı olarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunulduğu, mahkemece dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda taşınmaz bedelinin tespit edilerek eksik harcın tamamlatıldığı ve davanın kabulüne yönelik kararın verildiği, davalılar vekili tarafından kararın istinafa taşındığı anlaşılmaktadır.
Davalı F2 Taşımacılık şirketi tarafından taşınmaz alınan ihalenin iptal edilmiş olması nedeni ile bu davalının taşınmaz alımına ilişkin işlem yolsuz hale gelmiştir.
İhalenin feshi davasının sonuçlanacağı sırada taşınmazın davalı şirket tarafından diğer davalı K5’ye devredilmesi, devre karşıntaşınmaz üzerindeki yapının hala “X1” soy isimli aile tarafından büyükbaş hayvan besiciliği yapılmak suretiyle kullanıldığının emniyet araştırması sonucu tespit edilmesi, K4 ile K5’ın akraba (kuzen) olduklarının anlaşılması hususları dikkate alındığında davalılar arasında yapılan devrin iyiniyetle yapılmadığı, muvazaalı olduğu, davalı K5’nin iyi niyetle taşınmazı satın almadığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafça dava dilekçesinde taşınmaz maliki olarak yanılgıya düşüldüğü ileri sürülerek K4 yerine F2 Taşımacılık Briket San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin davalı olarak gösterilip taraf değişikliği yoluna gidildiği, mahkemece davacının davada taraf değişikliği yapılması talebinin HMK 124/3-4 hükümleri gereği kabulüne yönelik karar verildiği, davalı K4’in davada taraf olmaktan çıkartıldığı görülmektedir.
Bu nedenlerle davalılar vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürmüş olduğu hususlar yerinde değildir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi gereği istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesine ait kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından, istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK.nun 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
Reyhanlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 17/06/2020 tarih, 2019/356 Esas, 2020/177 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalılar vekilininistinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca,ESASTAN REDDİNE,
2-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli
78.267,53
TL istinaf karar harcından peşin alınan
19.566,89
TL harcın mahsubuyla bakiye
58.700,64
TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine’ye irat kaydına,
3-
Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
4-
Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
5-
Kararın taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 Sayılı HMK’nun 361/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde,
Yargıtay’da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.20/12/2021
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe