T.C.
ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
TARSUS 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVACI:
MALİYE HAZİNESİ – A1
VEKİLİ:
Av. K1
DAVALI:
K2
– N1 – A2
VEKİLİ:
Av. K3
DAVANIN KONUSU :
Gaipliğe Karar Verilmesi
DAVA TARİHİ :
08/03/2018
DAİRE KARAR TARİHİ :
10/02/2021
KARAR YAZIM TARİHİ :
17/02/2021
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalı kayyım vekili istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle;
Mersin İli, Tarsus İlçesi, A3 Mah. 69 parsel sayılı taşınmazda 2/4 ölü K4 hissesine, 1/4 ölü K5 hissesine, 1/4 ölü K6 hissesine, Tarsus 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 17/09/2007 tarihli ve 2007/788E. – 2007/969 K. Sayılı kararı ile o zamanki mahallin en büyük mal memurunun kaylım atanmasıyla söz konusu kayyımlık mahkeme kararına istinaden dava konusu taşınmaza Milli Emlak Müdürlüğü Kayyımlık Bürosunca 10 yıl süre ile yönetildiğini, Tarsus 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12/09/2009 tarihli ve 2004/511 E. ve 2009/458 K. Sayılı ilamıyla dava konusu taşnımazın 395,69 m²’lik kısmı üzerinden davacı Botaş lehine daimi irtifak hakkı tesisine, bu şekilde tapuya tesciline karar verilmesine müteakip söz konusu taşınmazın kamulaştırılmasına karar verilen kısmın daimi irtifak hakkı kamulaştırma bedeli olan 3.720,11 TL’nin icra dosay masrafları düştükten sonra kalan 2.960,32 TL miktar 22/10/2010 tarhinde F1 Banka Tarsus şubesindeki vadeli hesaba yatırıldığı, Tarsus Milli Emlak Müdürlüğü Kayyımlık Bürosunca vadeli hesapta yönetildiğini, 29/01/2018 tarihi itibariyle Ölü K5, Ölü K4, Ölü K6’e düşen güncel 5.205,66TL’nin Tarsus F2 Bankası N2 nolu vadeli hesapta değerlendirildiğini, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın maliki olan ve kayyım atanan Ölü K4, Ölü K5, Ölü K6 ‘in gaipliklerine, 10 yıldan fazla süredir kayyımlıkça idare edilen taşınmazın Hazine adına tesciline, Botaş lehine kurulmuş olan daimi irtifak hakkı kamulaştırma bedeli olan Tarsus F2 Bankası Şubesinde bulunan hesaptaki 5.205,66TL’nin bedelin işlemeye devam edecek bedelinin tüm faiz ve ferileriyle birlikte Hazineye ödenmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;
Dava dilekçesi, gazete ilanı nüshaları, kolluk tarafından yapılan araştırmalara verilen cevaplar ve kurumlarla yapılan tüm yazışmalar ile tüm dosya kapsamı bir bütün olarak ele alındığında;
Ölü K5, Ölü K4, Ölü K6’den yıllardan beri haber alınamadığı hususunda mahkememizde tam bir kanaat oluşmakla yukarıda yer verilen kanun maddelerindeki düzenlemeler ışığında Mersin İli Tarsus İlçesi, A3 Mah. 69 parsel sayılı taşınmaza 2/4 hisse ile malik olan ölü K4, 1/4 hisse ile malik olan ölü K5, 1/4 hisse ile malik olan ölü K6’in gaipliğine, taşınmazdaki hisselerinin tapu kaydının iptali ile davacı hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, yönelik karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna başvuran davalı kayyım vekili dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu parselle ilgili olarak kayyım atama kararı Tarsus 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 17.09.2007 tarihli 2007/788 E. ve 2007/969 K. Sayılı kararı ile en büyük mal memuru ilgili şahıslara kayyım atanmış olduğunu, 3561 sayılı Kanun kapsamında kayyım atanması ve kayyımlıkla ilgili yürütülecek işlemler hususunda Mili Emlak Genel Müdürlüğü’ne verilmiş bir görev veya yetki bulunmadığından, Milli Emlak Genel Müdürlüğünün Çevre ve Şehircilik Bakanlığına devri ile kayyımlık dosyalarının devrinin gerçekleşmesinin yürürlükteki mevzuata göre sorun oluşturacağı değerlendirildiğinden, bu aşamada vesayet makamınca verilen kayyımlık kararı değişmedikçe kayyım olarak illerde defterdarın ilçelerde ise malmüdürünün kayyımlıkla ilgili iş ve işlemleri yürütmeye devam etmesi gerektiği, diğer yandan devam eden kayyım atanması taleplerine ilişkin işlemlerde de mevcut mevzuat hükümlerine göre kayyım olarak Çevre ve Şehircilik İl Müdürlerinin atanmasının mümkün olmadığı Hazine ve Maliye Bakanlığı (BAHUM)’un 08.01.2019 tarih ve 713 sayılı yazıları bildirildiğini, bu nedenlerle davalı taraf Kayyımın Mersin Defterdarı olarak değiştirilmesi gerektiğini, ayrıca tapu kayıtları incelendiğinde, davaya konu taşınmaz malikleri ölü olarak belirtilmiş olup, ölü olan kişiler hakkında da gaiplik kararı verilemeyeceğinden dolayı istinaf ettiklerini, açıklanan nedenlerle Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 14.01.2020 tarih ve 2018/58 E ve 2020/5 Karar Sayılı Kararının KALDIRILMASINA karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Bilindiği üzere; 3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun’un 1. maddesinde “Bu Kanunun amacı, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi nedeniyle malvarlıkları üzerinde Hazine menfaatinin korunmasını sağlamak üzere; mahallin en büyük mal memurunun kayyım olarak atanması, yetkileri, yetki devri, kayyımlık mallarının yönetimi ve giderleri, kayyım ve görevli personele ödenecek ücretler ile diğer hususlara ilişkin usul ve esasları düzenlemektir”, aynı Kanun’un 2. maddesinde ise “22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 427 nci maddesine göre, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamı; bu kimselerin malları üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştırır. Hazinenin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin eder.” hükmü öngörülmüştür. 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 431. maddesi uyarınca vasinin atanması usulüne ilişkin kurallar, kayyım tayin edilmesinde de uygulanır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 382/b-19. maddesinde vesayet işlerinin çekişmesiz yargı işi olduğu, 385. maddesinde niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargılama usulünün uygulanması gerektiği, 388. maddesinde kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, çekişmesiz yargı kararlarının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceği düzenlenmiştir. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2015/14807 Esas, 2018/12630 Karar sayılı ilamı)
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 32. ve devamı maddelerinde düzenlenen gaiplik kararı verilmesi istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere; Yerleşik Yargıtay İçtihatları doğrultusunda, iş bu talebin kabul edilebilmesi için ilgili ye kayyım tayin edilmesi ve kayyımlık ile idarenin 10 yıl sürdürülmesi yeterli olmayıp, adı geçen kişinin gaiplik şartlarının oluşup oluşmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle adı geçen kişinin kim olduğu belli ve ölü ya da yaşıyor ise gaipliğe karar verilemeyecektir. Nitekim
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2015/13897 E 2018/11669 K, 2015/12958 E 2018/11244 K ve 2015/13344 E 2018/11245 K sayılı emsal kararlarında, ilgilinin kim olduğunun belli olduğu ve ölü olduğu durumlarda davanın reddine dair verilen yerel mahkeme kararlarının onanmasına karar verilmiştir.
“…gaip kişilere ait olan taşınmazların TMK’nın 588.maddesi gereğince Hazine adına tescili için 10 yıl kayyım ile idare edilmesi gerektiği, temsil kayyımının idare görevi olmadığı, 2001 yılında atanan kayyımın temsil kayyımı olduğu bu nedenle taşınmazın 10 yıldır kayyım tarafından idare edilmesi koşulunun gerçekleşmediği gözetilerek, davanın reddi bu gerekçe ve sonucu itibariyle doğrudur “(Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2016/16083 E. 2020/1193 K. 24.02.2020)
“Mahkemece, kayyımın yönetim kayyımı değil, temsil kayyımı olarak atandığı TMK’nun 588. maddesindeki koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir… delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davacının yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA
”
(Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2016/15321 E. 2020/550 K. 05.02.2020)
“Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 588. maddesinden kaynaklanan gaiplik, tapu iptali ve tescil isteklerine ilişkindir.
Hemen belirtilmelidir ki; eldeki davanın hasımsız olarak görülmesi mümkün olmadığından, mahkemece gaip olduğu ileri sürülen kişilere kayyım atanmasının ardından kayyımın davaya dahil edilmek suretiyle taraf teşkili sağlanmış olmasında bir isabetsizlik yoktur.Ne var ki; kayyımın karar başlığında davalı olarak yer alması ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinden ötürü lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiği de kuşkusuzdur
.
Hal böyle olunca, davalı yararına AAÜT uyarınca vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
” (Yargıtay 1.H.D. 18/06/2020 tarih 2017/2111 Es. 2020/2829 Karar)
Somut olayda
; Mersin İli, Tarsus İlçesi, A3 Mah. 69 parsel sayılı taşınmazda 2/4 ölü K4 hissesine, 1/4 ölü K5 hissesine, 1/4 ölü K6 hissesine, Tarsus 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 17/09/2007 tarihli ve 2007/788E. – 2007/969 K. Sayılı kararı ile o zamanki mahallin en büyük mal memurunun kayyım atanmasıyla söz konusu kayyımlık mahkeme kararına istinaden dava konusu taşınmaza Milli Emlak Müdürlüğü Kayyımlık Bürosunca 10 yıl süre ile yönetildiğini, Tarsus 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12/09/2009 tarihli ve 2004/511 E. ve 2009/458 K. Sayılı ilamıyla dava konusu taşınmazın 395,69 m²’lik kısmı üzerinden davacı Botaş lehine daimi irtifak hakkı tesisine, bu şekilde tapuya tesciline karar verilmesine müteakip söz konusu taşınmazın kamulaştırılmasına karar verilen kısmın daimi irtifak hakkı kamulaştırma bedeli olan 3.720,11 TL’nin icra dosya masrafları düştükten sonra kalan 2.960,32 TL miktar 22/10/2010 tarhinde F1 Banka Tarsus şubesindeki vadeli hesaba yatırıldığı, Tarsus Milli Emlak Müdürlüğü Kayyımlık Bürosunca vadeli hesapta yönetildiğini, 29/01/2018 tarihi itibariyle Ölü K5, Ölü K4, Ölü K6’e düşen güncel 5.205,66TL’nin Tarsus F2 Bankası N2 nolu vadeli hesapta değerlendirildiğini, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın maliki olan ve kayyım atanan Ölü K4, Ölü K5, Ölü K6 ‘in gaipliklerine, 10 yıldan fazla süredir kayyımlıkça idare edilen taşınmazın Hazine adına tesciline, Botaş lehine kurulmuş olan daimi irtifak hakkı kamulaştırma bedeli olan Tarsus F2 Bankası Şubesinde bulunan hesaptaki 5.205,66TL’nin bedelin işlemeye devam edecek bedelinin tüm faiz ve ferileriyle birlikte Hazineye ödenmesine karar verilmesi talep edilmiş, mahkemece ölü K5, Ölü K4, Ölü K6’den yıllardan beri haber alınamadığı hususunda mahkememizde tam bir kanaat oluşmakla yukarıda yer verilen kanun maddelerindeki düzenlemeler ışığında Mersin İli Tarsus İlçesi, A3 Mah. 69 parsel sayılı taşınmaza 2/4 hisse ile malik olan ölü K4, 1/4 hisse ile malik olan ölü K5, 1/4 hisse ile malik olan ölü K6’in gaipliğine, taşınmazdaki hisselerinin tapu kaydının iptali ile davacı hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, yönelik karar verilmiş, istinaf yoluna davalı kayyım vekili başvurmuştur. Dava konusu Mersin İli, Tarsus İlçesi, A3 Mah. 69 parsel sayılı taşınmazda Botaş tarafından irtifak kamulaştırması ve davacı lehine daimi irtifak hakkı tesisi için dava açıldığı, taşınmaz maliklerine ulaşılamaması nedeniyle davacı vekilinin aldığı, yetki ile 69 parsel sayılı taşınmazda malik olan 2/4 ölü K4 hissesine, 1/4 ölü K5 hissesine, 1/4 ölü K6 hissesine Tarsus 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 17/09/2007 tarihli ve 2007/788E. – 2007/969 K. Sayılı kararı ile o zamanki mahallin en büyük mal memurunun Tarsus 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2004/511 Esas sayılı dosyasında temsil etmek üzere kayyım atandığı, dava konusu taşnımazın 395,69 m²’lik kısmı üzerinden davacı Botaş lehine daimi irtifak hakkı tesisine karar verildiği anlaşılmakla, davacı kayyım olarak atandığını iddia ettiği, mahkemece gaip kişilere ait olan taşınmazların TMK’nın 588.maddesi gereğince Hazine adına tescili için 10 yıl kayyım ile idare edilmesi gerektiği, temsil kayyımının idare görevi olmadığı, Tarsus 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 17/09/2007 tarihli ve 2007/788E. – 2007/969 K. Sayılı kararı ile atanan kayyımın temsil kayyımı olduğu bu nedenle taşınmazın 10 yıldır kayyım tarafından idare edilmesi yönetim kayyımı olma koşulunun gerçekleşmediği gözetilerek, davanın reddi yerine kabul kararı hatalı olmakla, istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 bendi uyarınca yeniden karar verilmesi ile davanın reddi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
Davalının istinaf başvurusunun, HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca
KABULÜNE, Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 14/01/2020 tarih ve 201
8
/
58 Esas,
20
20
/
5 Karar sayılı kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, yerine aşağıda hükmün tesisine:
2)a-
Davacının davasının
REDDİNE, b
-Davacı hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, c-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, d
-Artan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde talep aranmaksızın davacı tarafa iadesine ( HMK 333 maddesi ile HMK Yönetmeliği’nin 47. maddesine istinaden )
3
–
Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
4-Davalı tarafından yatırılan istinaf gider avansından arta kalan tutarın HMK’nun 333 maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davalıya iadesine,
5- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ye hesap edilen
4.080, TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine.
6
–
Kararın taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 Sayılı HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde,
Yargıtay’da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.10/02/2021
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe