T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
CEYHAN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ :
22/01/2020
NUMARASI :
2019/484 Esas, 2020/42Karar
DAVACI:
K1 – N1 – A1
DAVALI:
F1
BANKASI CEYHAN ŞUBESİ MÜDÜRLÜĞÜ
VEKİLİ:
Av. K2
MÜTEVEFFA:
K3
– A2 – A3
DAVANIN KONUSU :
Mirasın Hükmen Reddi
DAVA TARİHİ :
18/10/2019
DAİRE KARAR TARİHİ :
17/12/2020
KARAR YAZIM TARİHİ :
17/12/2020
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK’nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı asil ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; murisi olan K3’in vefat ettiğini, murisin mirasını 3 aylık yasal süre içind reddetmiş bulunduğunu ancak daha sonra murisinin ölüm tarihinde borçlu olduğu ancak geride herhangi bir mal varlığının olmadığını, yani murisin terekesi ölümü tarihinde borca batık olduğunu, murisinin ayrıca icra dairelerine borçlu olduğu başka icra dosyalarının da olduğunu bu nedenle murisi K3’in mirasının hükmen reddinie karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Taraflara usulüne uygun tebligat yapılarak taraf teşkili sağlanmıştır.
Davalı F2 Bankası cevabi yazısında
, K3’in bankaları nezdinde herhangi bir mevduatının bulunmadığını belirtmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; Ceyhan İlçe Emniyet Müdürlüğü’nden gelen cevabi yazıda; muris adına kayıtlı N2 plakalı 2006 model Mototiklet olduğu bildirilmiş olup, üzerinde Anadolu çetelem, Adana 5. İcra dairesi, İstınbul Anadolu 22. İcra dairesi ve Ceyhan İcra dairesinden haciz bulunduğu belirtilmiştir.
Yargılamaya konu talep mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 605. Maddesinde “yasal ve atanmış mirasçılar mirası red edebilirler. Ölüm tarihide miras bırakının ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras ret edilmiş sayılır.” hükmünün yer aldığı, mirasın yasal olarak ret edilmiş sayılması için miras bırakanın ölüm tarihinde terekenin pasifinin aktifinden fazla olması, başka bir ifade ile miras bırakanın ödemeden aczinin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olması gerekir. (Yargıtay 2.HD 18/05/201 tarih ve 2010/18354 Esas 2011/8640 Karar) Davacının murisinin mal varlığı ilgili yerlerden sorularak araştırılmış, Ceyhan vergi dairesine 419,32 TL vergi borcu olduğu, ölüm tarihi itibariyle 20.998,00 TL olduğu, adına kayıtlı 01 VM 359 plakalı 1985 model Renault marka 9 GTL tipinde araç bulunduğu ancak aracın 30/09/2014 tarihinde tescilinin terk olduğu, ayrıca adına kayıtlı N2 plakalı 2006 model Yuki marka LB 190T-8 tipinde motosiklet bulunduğu, gayrimenkul kaydının bulunmadığı tespit edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacıların murisi K3’in mal varlığının pasif aktif dengesi gözetildiğinde terekenin pasifinin aktifinden fazla olması nedeniyle borca batık olduğu, davacının mirası kabul ettiğine terekeyi sahiplendiğine ilişkin herhangi bir tasarrufi işlem yapmadığı anlaşıldığından davanın kabulü ile TMK 605 maddesi nazara alınarak davacı tarafından muris K3’in mirasının ret edildiğinin tesciline, yönelik karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna başvuran davalı
F2
Bankası vekili dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, öncelikle taraflar arsındaki ihtilaf ticari nitelikli bir banka kredi sözleşmesinden kaynaklandığından davacı taraf, dava açmadan önce Arabuluculuğa başvurması gerekirken bu hususun göz ardı edildiğini, davanın bu nedenle usulden reddedilmesinin gerektiğini, mahkeme, davacının, mirası kabul edip etmediğine dair yeterli araştırma yapmadan hukuka aykırı olarak davanın kabulüne karar verilmiş olduğunu, ayrıca murisin terekesinin gerçekten borca batık olup olmadığına dair araştırma yapılmadan davanın kabul edildiğini, yukarıda belirtilen hukuka aykırılıklar sebebiyle söz konusu yerel mahkeme kararının istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması gerektiğini, arz ve izah edilen sebeplerle usul ve yasaya aykırı olan Yerel Mahkeme kararının incelenerek kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini davalı vekili olarak talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Davada 6100 sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış ,ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bu husularda resen inceleme yapılmış olup, HMK’nun 357. maddesi uyarınca da “İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz.” hükmü uyarınca istinaf talepleri sınırlı olarak incelenmiştir.
Dava, terekenin borca batık olduğunun tespitine ve mirasın hükmen reddiistemine ilişkindir.
TMK’nun 605/1 maddesinde gerçek ret, 605/2 maddesinde ise hükmen ret düzenlenmiştir.
Mirasın gerçek reddine ilişkin dava, Türk Medeni Kanununun 606/2. maddesinde belirtilen 3 aylık süre içerisinde, hasım gösterilmeden ve mirasın reddi için herhangi bir sebep ileri sürülmeden Sulh Hukuk Mahkemesine açılmalıdır.
Mirasın hükmen reddi ise süreye tabi olmayıp murisin terekesinin borca batıklığının mirasçılar tarafından ileri sürülmesi halinde, murisin tespit edilebilen alacaklıları hasım gösterilmek sureti ile malvarlığı hakkına ilişkin olduğundan HMK’nun 2/1 maddesi gereğince Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gereken davalardandır.
Borca batıklık iddiası varsa, hasım gösterilmemiş ve 3 aylık süre içerisinde açılmamış olsa dahi hükmen red olarak değerlendirilip gerekirse murisin alacaklıları yargılama sırasında davalı sıfatı ile davaya dahil edilmek, değer gösterilmek sureti ile Asliye Hukuk Mahkemesince yargılama yapılmalıdır.
Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur.(Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2016/7818 Esas, 2017/9582 Karar sayılı ilamı)
Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. (Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2015/18343 Esas, 2017/2890 Karar nolu ilamı)
Somut olayda; davacı, murisi olan K3’in vefat ettiğini, murisin mirasını 3 aylık yasal süre içinde reddetmemiş bulunduğunu ancak daha sonra murisinin ölüm tarihinde borçlu olduğu ancak geride herhangi bir mal varlığının olmadığını, yani murisin terekesi ölümü tarihinde borca batık olduğunu, murisinin ayrıca icra dairelerine borçlu olduğu başka icra dosyalarının da olduğunu bu nedenle murisi K3’in mirasının hükmen reddinie karar verilmesini dava ve talep etmiş,
Davalı F2 Bankası cevabi yazısında
, K3’in bankaları nezdinde herhangi bir mevduatının bulunmadığını 42.900 TL borcu olduğunu belirtmiş, mahkemece davacıların murisi K3’in mal varlığının pasif aktif dengesi gözetildiğinde terekenin pasifinin aktifinden fazla olması nedeniyle borca batık olduğu, davacının mirası kabul ettiğine terekeyi sahiplendiğine ilişkin herhangi bir tasarrufi işlem yapmadığı anlaşıldığından davanın kabulü ile TMK 605 maddesi nazara alınarak davacı tarafından muris K3’in mirasının ret edildiğinin tesciline, yönelik karar verilmiştir.
Davalı vekili, istinaf yoluna başvurmuştur.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; mahkemece ölüm tarihi itibariyle terekesinin tespiti bakımından kurumlara yazı yazıldığı, nüfusa kayıtlı olduğu yer ve yerleşim yeri resmi kurumlar ve Vergi Dairelerinden de araştırma yapıldığı, yapılan araştırma sonuçlarına göre murisin adına kayıtlı N2 plakalı 2006 model Mototiklet olduğu bildirilmiş olup, üzerinde Anadolu Çetelem, Adana 5. İcra dairesi, İstanbul Anadolu 22. İcra Dairesi ve Ceyhan İcra Dairesi’nden haciz bulunduğu, davacının murisinin mal varlığı ilgili yerlerden sorularak araştırılmış, Ceyhan vergi dairesine 419,32 TL vergi borcu olduğu, ölüm tarihi itibariyle 20.998,00 TL olduğu, adına kayıtlı 01 VM 359 plakalı 1985 model Renault marka 9 GTL tipinde araç bulunduğu ancak aracın 30/09/2014 tarihinde tescilinin terk olduğu, gayrimenkul kaydının bulunmadığı tespit edilmiş olup davalı halen hakkın mirasçılarda olduğunu istinafa taşımış ise de yapılan araştırma ölüm tarihi olan 24.03.2014 yılında bedellerinin borcu karşılamaya yetmeyeceği anlaşılmaktadır.
Murisin mal varlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak resmi kurumlara yazı yazılmış, araştırma sonucunda, Ceyhan vergi dairesine 419,32 TL vergi borcu olduğu, ölüm tarihi itibariyle 20.998,00 TL olduğu, adına kayıtlı 01 VM 359 plakalı 1985 model Renault marka 9 GTL tipinde araç bulunduğu, ancak aracın 30/09/2014 tarihinde tescilinin terk olduğu, ayrıca adına kayıtlı N2 plakalı 2006 model Yuki marka LB 190T-8 tipinde motosiklet bulunduğu, kaydında Anadolu Çetelem, Adana 5. İcra dairesi, İstınbul Anadolu 22. İcra dairesi ve Ceyhan İcra dairesinden haciz bulunduğu, dosyada murisin terekesinde alacaklı olarak gösterilen tek davalı banka yönünden inceleme yapılmış bu alacaklı hakkında karar verilmiştir. Mahkemece tespit edilen alacaklı olan vergi daireleri haciz alacaklıları davaya dahil ettirilip taraf teşkili sağlanmadan kararın verildiği, davalı tarafın iddiasının araştırılmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtildiği gibi bu davalar araştırma sonucunda tespit edilen tüm alacaklılara husumet yöneltilerek görülür
.
Bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin inceleme yapılmaksızın, 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-a-4 ve 6 bentleri uyarınca, kabul edilip kararın kaldırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-
Ceyhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 22/01/2020 tarih ve 2019/484 Esas, 2020/42 Karar sayılı kararına karşı, esasa ilişkin inceleme yapılmaksızın, davalı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK’nın
353/1-a-4 ve 6. bentleri uyarınca KABULÜNE,
2-
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının
ORTADAN KALDIRILMASINA,
3-
Davanın yeniden görülmesi için
DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-
İstinaf yoluna başvuran tarafça yatırılanistinaf peşin karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5-
İstinaf yoluna başvuran tarafça yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,
6-
Kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK’nun 353/1-a maddesi uyarınca
KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.17/12/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe