MAHKEMESİ : Yargıtay 8. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2024/1 E., 2025/2 K.
1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 8. Hukuk Dairesince davanın reddine karar verilmiştir.
2. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi
4. Davacı dava dilekçesinde; Sason, Bitlis, Batman, Muş, Van, Siirt ve T.C. Hudutları İçerisindeki İlleri, İlçeleri, Köyleri … Sosyal Yardımlaşma Dayanışma ve Kültürel Vakfına ait İstanbul 13. Noterliğinin 03.08.2009 tarih ve … yevmiye numaralı vakıf senedinin tescili nedeniyle açtığı davanın reddi sonrası Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurduğunu (…/Türkiye, Başvuru Numarası:31898/11), Hükümetin davayı kabul etmesi neticesinde AİHM tarafından dosyanın kesin hükme bağlandığını, ancak İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/73 Esası üzerinden yeniden görülen davada mahkeme hâkimi …’ın kasıtlı olarak üç yıl davayı sürüncemede bıraktığını, davalı … Genel Müdürlüğünün etkisinde kaldığını, yanlı olarak hareket ettiğini, duruşmadan sonra yokluğunda oluşturduğu ara karar ile dava dosyasını bilirkişiye gönderdiğini, vakıf kurma hakkının Kanun hükümlerine aykırı şekilde ihlal edildiğini, ayrıca 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 101/4. fıkrasının Anayasa Mahkemesince iptali için başvuru taleplerini duruşma tutanağına geçirmediğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 46. maddesi gereğince Hazinenin tazminat ödemesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 500.000 Avronun 26.02.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı
5. Davalı … Hazinesi vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, talebe konu yargılamanın henüz sonuçlanmadığını, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, HMK’nın 46. maddesinde sınırlı olarak sayılan hâkimin hukuki sorumluluğunu gerektirecek nedenlerin hiçbirinin bulunmadığını, hâkimin özel amaç ile hareket etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Görevsizlik Kararı
6. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) 29.02.2024 tarihli ve 2024/19 Esas, 2024/19 Karar sayılı kararı ile; Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 18.01.2024 tarihli ve 2024/1 sayılı iş bölümüne ilişkin kararı gözetildiğinde davaya bakma görevinin Yargıtay 8. Hukuk Dairesine ait olduğu gerekçesiyle davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine, dosyanın görevli Yargıtay 8. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Özel Daire Kararı
7. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 22.04.2025 tarihli ve 2024/1 Esas, 2025/2 Karar sayılı kararı ile; “…Dava, HMK’nın 46. ve 47. maddeleri uyarınca açılan hakimin sorumluluğuna dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Ön İnceleme duruşmasında da davanın HMK 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (c) ve (e) bentlerine dayalı tazminat davası olduğu belirlemesi yapılmıştır.
HMK’nın 46. maddesinde hakimlerin yargılama faaliyetlerinden dolayı belirli sınırlı sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendin uyaınca “Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması”, (c) bendi uyarınca “Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması”, (e) bendi uyarınca ise “Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması” hallerinde Devlet aleyhine tazminat davası açılabilecektir.
Somut olayda eldeki tazminat davasının dayanağı İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/4 Esas ve 2022/73 Esas sayılı dava dosyalarıdır. Anılan dava dosyalarına konu olan sürece ilişkin olgular şöyle özetlenebilir:
Davacı …; İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu 10.01.2008 havale tarihli dava dilekçesi ile “Bitlis, Batman, Muş, Van İlleri, İlçeleri ve Köylerinin Ermenilerin, Sason ve Köylerinin … Sosyal Yardımlaşma ve Kültürel Vakfı” adlı Vakfın tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmüş ve Mahkemece 26.11.2009 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Kararda; Vakıf Senedinde yer alan Vakfın gayesine ilişkin hükümlerden belirli yerlerdeki kiliselerin Ermeni cemaatinin ibadetine açılması, din adamlarının eğitim ve öğretiminin sağlanması, çocukların Ermenice ve Türkçe dillerinde eğitim görmesini sağlamak gibi faaliyetlerin Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 101. maddesinin (4) numaralı fıkrasına aykırı olduğu belirtilmiştir. Mahkeme ayrıca Vakfın yalnızca cemaat esasına dayandığı, din ve etnik kökenin öne çıkarıldığı, amaç ve faaliyetlerin Türk hukukuna ve kamu düzenine aykırı olduğu değerlendirmesinde bulunmuştur.
Yerel Mahkeme hükmü, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince 13.07.2010 tarihinde onanmıştır. Kararda; TMK’nın 101. maddesi uyarınca belirli bir ırk ya da cemaat mensuplarını desteklemek amacıyla vakıf kurulamayacağı, somut olayda Vakfın doğrudan doğruya Türkiye topraklarının bir bölümünde yaşadıkları iddia edilen Ermeni ırk ve cemaatinin mensuplarını desteklemek amacıyla kurulmak istendiği hususlarına vurgu yapılmıştır. Anılan karara yönelik karar düzeltme istemi de aynı Daire tarafından 23.12.2010 tarihinde reddedilmiştir.
Davacı bunun üzerine 04.04.2011 tarihinde AİHM’e bireysel başvuruda bulunarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 11. ve 14. maddeleri kapsamında örgütlenme özgürlüğü ile ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Türkiye Cumhuriyeti Hükumeti 12.05.2021 tarihinde Tek Taraflı Deklarasyonla başvurunun kayıttan düşürülmesini talep etmiştir.
Davacı (başvurucu) bu Deklarasyona razı olmamışsa da AİHM; bir kısmı Türkiye’ye karşı yapılan başvurular olmak üzere birçok kararda örgütlenme özgürlüğüne dair ilkelerini belirlediğini ve bu koşullarda başvuruyu incelemeye devam etmenin gerekli olmadığını ifade ederek örgütlenme özgürlüğüne ilişkin başvurunun kayıttan düşürülmesine karar vermiştir. Kararda ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddiası bakımından ise ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek duyulmadığı belirtilmiştir (…/Türkiye, B. No: 31898/11, 16.12.2021).
Davacı; AİHM’in bu kararı üzerine HMK’nın 375. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi için 09.02.2022 tarihinde İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesine başvurmuştur. Mahkemece başvurucunun yargılamanın yenilenmesi talebi kabul edilmiş (2022/73 Esas); akabinde AİHM kararının tercümesinin istenilmesi, … Genel Müdürülüğünden görüş sorulması, Vakfedilen taşınmazlara ilişkin kayıt ve belgelerin temini, bilirkişi raporu alınması gibi işlemler tesis edilmiştir.
Yargılama devam ederken davacı 05.042023 tarihli dilekçesi ile yargılamayı yürüten (eldeki tazminat davasında ihbar edilen) Hâkim …’ın (…) reddini talep etmiştir. Hâkim de davadan çekildiğini belirten görüş sunmuştur. İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi 10.042023 tarihinde hâkimin çekilme talebinin reddine karar vermiştir.
Davacı tarafından yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava halen derdesttir.
Yapılan bu tespitler ışığında ihbar olunan Hakimin yargılama faaliyetinden dolayı, HMK 46. maddesi uyarınca Devletin tazminat sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için (davacının istem sebepleri dikkate alındığında) kayırma veya taraf tutma ya da taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması yahut farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması ya da hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması hallerinden birinin bulunması gerekmektedir.
Bu bağlamda davacı tarafından açılan Vakfın tescili davasının halen İlk Derece Mahkemesinde derdest olduğu görülmektedir. Dolayısıyla ortada HMK’nn 46. maddesi kapsamında verilmiş bir hüküm bulunmamaktadır. Öte yandan davacının tazminat talebine dayanak olarak ileri sürdüğü yargılamada gerekli olmayan usulü işlemlerin yapıldığı ve kasıtlı olarak yargılamanın sürüncemede bırakılarak vakıf kurma hakkının yerine getirilmediği iddiasını destekleyen hiçbir olgunun mevcut olmadığı önemle vurgulanmalıdır.
Eldeki davaya dayanak İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesindeki dava dosyasında AİHM tarafından verilen karar sonrası yargılamanın yenilenmesi talebi Mahkemece kabul edilmiş; Vakıf Senedindeki eksikliklerin tamamlanması ve vakıf mevzuatına aykırı hükümlerin ayıklanması için gerekli süreçlerin işletilmesi için birçok kez duruşma yapılmış, ara kararlar tesis edilmiştir. Mahkemece henüz davanın esasıyla ilgili verilmiş bir karar mevcut değildir. Bu bağlamda davacının örgütlenme özgürlüğünün ve vakıf kurma hakkının keyfi olarak engellenmesi veya hakkın yerine getirilmesinden kaçınılması da söz konusu değildir. Bu itibarla eldeki davada HMK 46. maddesi kapsamında tazminat koşullarının oluştuğu söylenemez.
Bu nedenlerle davanın reddine ve HMK’nın hükmü uyarınca, davacının takdiren 1.000,00 TL disiplin para cezası ile mahkûmiyetine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda yazılı bulunan gerekçelerle;
1. Davanın REDDİNE,
2. HMK’nin 49. maddesi gereğince, takdiren 1.000,00 TL disiplin para cezasının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3. Dava adli yardımlı olarak görüldüğünden, alınması gereken 615,40 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca Hazine vekili için reddedilen dava değerine göre 46.500,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5. Yargılama aşamasında yapılan toplam (14) adet tebligat ücreti olan 2.335,00 TL’nin adli yardımdan faydalanan davacıdan tahsili ile Hazineye verilmesine…” karar verilmiştir.
Kararın Temyizi
8. Özel Daire kararı davacı asıl tarafından temyiz edilmiştir.
II. GEREKÇE
9. Dava, HMK’nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
10. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesinde sorumluluk nedenleri sınırlı olarak sayılmıştır. Anılan maddede “(1) Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir:
a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması.
c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması.
ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması.
d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması.
e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması” düzenlemesi bulunmaktadır.
11. Somut olayda HMK’nın 46. maddesinde sınırlı sayıda belirtilen sorumluluk sebeplerinden hiçbiri bulunmadığından ve hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı tazminat şartları oluşmadığından Özel Dairece davanın reddine karar verilmesi yerindedir.
12. Hâl böyle olunca, yapılan açıklamalara, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, Daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir.
III. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacının temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın ONANMASINA,
Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe