MAHKEMESİ : Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2025/2 E., 2025/9 K.
1. Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı Yargıtay 4. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmiştir.
2. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi
4. Davacı adli yardım talepli dava dilekçesinde; Türk Ceza Kanunu’nun 245. maddesi gereğince yargılandığı Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/15 Esas, 2018/619 Karar sayılı dosyasında mahkemenin tüm taleplerini reddettiğini, kamu gücünü kullanarak ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 147. maddesine aykırı davranarak mahkûmiyet kararı verdiğini, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 22.11.2019 tarihli ve 2018/3468 Esas, 2019/1358 Karar sayılı ilâmı ile mahkûmiyet kararını onadığını, mevzuat ve içtihatlara aykırı kararlar verildiğini, dosyada katılan olarak yer alan kişinin şikâyeti üzerine daha önce kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini ve bu kararın da göz ardı edildiğini ileri sürerek gerçeklerin ortaya çıkartılabilmesi için menfi tespit davasının kabul edilmesini talep etmiştir.
Özel Daire Kararı
5. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 14.01.2025 tarihli ve 2025/2 Esas, 2025/9 Karar sayılı kararı ile; “…Dava, hakimlerin yargısal faaliyetleri nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.
Dava şartı niteliğindeki görev sorunu, kendiliğinden ve öncelikle irdelenmeli ve ön inceleme aşamasında bu konuda bir karar verilmelidir. (HMK m.114, m.115 ve m.138)
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesinin, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile eklenen ek 3. fıkrasında “…. Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk halleri de dahil olmak üzere hakimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.” hükmü yer almakta olup, 142. maddesi ile de bu davalarda zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinin yetkili olduğu düzenlenmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında mahkememiz görevsiz olduğundan aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6545 sayılı Yasa’nın 70. maddesi ile değişik 1 41… . maddeleri ile HMK’nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava dilekçesinin mahkememizin görevsizliği sebebiyle usulden reddine,
2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli Ankara Batı Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine,
3- Husumet ve CMK’nın 124. maddesi uyarınca değerlendirmenin görevli mahkemece yapılmasına,
4- Verilen kararın niteliği dikkate alındığında para cezası tayinine yer olmadığına,…” karar verilmiştir.
Kararın Temyizi
6. Özel Daire kararı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmiştir.
II. ÖN SORUN
7. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında öncelikle davacının 84… ay 674 gün hapis cezasına hükümlü olarak hâlen cezaevinde olduğu ve emsal dosya içeriklerinden birden fazla (iki) vasisinin bulunduğunun anlaşılmasına rağmen Özel Dairece kararın davacı asıla Sungurlu T Tipi Kapalı Ceza infaz Kurumu Müdürlüğü aracılığıyla tebliğ edilerek davacı asıl tarafından sunulan temyiz dilekçesi üzerine dosyanın temyiz incelemesi için Hukuk Genel Kuruluna gönderildiği dikkate alındığında davacıya yapılan tebligatın ve davacı asılın temyiz başvurusunun geçerli olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre vesayet kararı da celbedilerek Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 451. maddesi uyarınca davacı tarafından yapılan temyiz başvurusuna vasinin icazet verip vermediği hususunda gerekli usuli işlemlerin yapılması için dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
III. GEREKÇE
8. Öncelikle medeni hakları kullanma ehliyeti konusunda açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır.
9. Davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak elde edebilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez (Hukuk Genel Kurulu, 07.02.2018 tarihli, 2017/4-3121 Esas, 2018/111 Karar).
10. Nitekim TMK’nın “Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir.” şeklinde kaleme alınan 9. maddesindeki düzenlemeyle Kanun hak elde edebilmeyi ve borç (yükümlülük) altına girebilmeyi fiil ehliyetine bağlamış, 10. maddesinde de fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırt etme gücüne sahip olmayı ve ergin (reşit) olmayı kabul ederek “Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.” hükmünü getirmiştir.
11. “Ayırt etme gücü” aynı Kanun’un 13. maddesinde “Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” şeklinde açıklanmış, ayrıca ayırt etme gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir.
12. Türk Medeni Kanunu’nun 14. maddesinde ise ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyetinin bulunmadığı belirtildikten sonra 15. maddede Kanun’da gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere ayırt etme gücüne sahip olmayan kimsenin fiillerinin hukuki sonuç doğurmayacağı hüküm altına alınmış olup bu düzenleme uyarınca ayırdetme gücü olmayan kimsenin yaptığı işlemlerin, hiçbir hukuki hüküm ifade etmeyeceği söylenebilir (YHGK, 07.02.2018, 2017/4-3121 Esas., 2018/111 Karar).
13. Öte yandan TMK’nın 16. maddesi uyarınca ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremezler ise de karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekli değildir.
14. Vesayeti gerektiren hâllerin düzenlendiği TMK’nın İkinci Ayrımında yer alan 407. maddede;
“Kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği üzerine kısıtlanır veya kendisine kayyım atanır.
Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabilir…” hükmü bulunmaktadır.
15. Türk Medeni Kanunu’nun 451. maddesinde ise “Ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi, vasinin açık veya örtülü izni veya sonraki onamasıyla yükümlülük altına girebilir veya bir haktan vazgeçebilir.
Yapılan işlem diğer tarafın belirlediği veya başvurusu üzerine hâkimin belirleyeceği uygun bir süre içinde onanmazsa, diğer taraf bununla bağlı olmaktan kurtulur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
16. Somut olayda dosya içeriğine ve aynı gün temyiz incelemesi yapılan diğer dosyalardaki bilgi ve belgelere göre davacının 84… ay 674 gün hapis cezasına hükümlü olarak cezaevinde olduğu, Ankara Batı 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/269 Esas, 2021/422 Karar sayılı ve 03.06.2021 kesinleşme tarihli kararı ile kısıtlanarak kızı …’in vasi olarak atandığı, Ankara Batı 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.11.2024 tarihli ek kararında ise … isimli vasinin dava açma ve husumete izin talebi kabul edilerek vasiler … ve …’ya izin ve yetki verildiği, Özel Daire kararının ise davacı asıla Sungurlu T Tipi Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü aracılığıyla tebliğ edildiği, davacının kararı temyiz etmesi üzerine dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderildiği anlaşılmıştır.
17. Yukarıda yapılan açıklamalar ile somut olaya ilişkin maddi ve hukuki olgular kapsamında ön sorun değerlendirildiğinde; davacının cezaevinde hükümlü olarak bulunduğu ve kısıtlı olduğu, birden fazla vasisinin mevcut olduğu anlaşılmakla vesayet kararı da celbedilerek davacının vasisine veya vasilerine“kanuni süre içinde mahkeme hükmünü ayrıca temyiz edebileceği, bu süre içinde temyiz hakkını kullanmadığı takdirde kısıtlı tarafından yapılmış olan temyize icazet vermiş sayılacağı, temyizi kabul etmiyorsa bunu açıkça bildirmesi gerektiği” açıklama ve ihtaratı içerir biçimde tebligat çıkarıldıktan sonra sonucuna göre işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesi gerekmiştir.
IV. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yukarıda belirtilen eksikliklerin tamamlanması için dosyanın YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNE GERİ ÇEVRİLMESİNE,
25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe