Kefaletten dönme kanunda özel olarak düzenlenmiş sınırlı bir imkândır ve ancak koşulları gerçekleştiğinde sonuç doğurur; kefaletten vazgeçme beyanında bulunulduğu sırada cari hesap ilişkisinde bakiye borç bulunmaması, tek taraflı irade beyanı ile kefaletin geri alınması hakkını kefile tek başına vermez.
Detaylı özeti gör
Davacı, davalı banka ile dava dışı bir kişi arasındaki 100.000 TL limitli genel kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalamış, ayrıca kendisine ait mesken üzerinde banka lehine 10.03.2009 tarihli resmi senetle, asıl borçlunun asaleten veya kefaleten doğmuş ve doğacak tüm borçlarını kapsayan 200.000 TL bedelli üst sınır ipoteği kurulmuştu. Asıl borçlu, kullandığı 50.000 TL krediyi 10.03.2011 tarihinde ödeyip kapattı. Banka dava dışı bir şirketle 28.09.2011 tarihli kredi sözleşmesi imzaladı ve bu krediye asıl borçlu müteselsil kefil oldu; davacı 03.10.2011 tarihli ihtarnameyle kefillikten vazgeçtiğini bildirdi. Şirketin borcu ödenmeyince 70.445,19 TL için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip başlatıldı. Davacının menfi tespit davasını yerel mahkeme kabul etti; Özel Daire ipotek senedindeki taahhüdün davacıyı bağladığı gerekçesiyle bozdu, mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu, takibin kefaletten değil ipotekten kaynaklandığını belirterek direnme kararını oy çokluğuyla bozdu.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe