TBK Madde 600 Kefaletin sona ermesi: Süreli kefalette

Özet 1 fıkra · ~1 dk okuma

TBK 600, süreli (belirli süreli) kefalette kefil, kefalet için kararlaştırılan sürenin sona ermesiyle kefaletten doğan sorumluluğundan kurtulur; sürenin bitmesiyle alacaklıya karşı yükümlülüğü sona erer.

Resmi Metin

Süreli kefalette

Madde 600- Süreli kefalette kefil, sürenin sonunda borcundan kurtulur.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu madde, kefaletin en rahatlatıcı çıkış kapılarından birini anlatır: kefil, ister gerçek kişi ister işletme olsun, sorumluluğunu baştan belli bir süreye veya tarihe bağlamışsa, kural olarak o sürenin sonunda borcundan kurtulur. Düşünün ki bir arkadaşınızın kredisine yalnızca bir yıllığına kefil oldunuz; kararlaştırılan sürenin bitiminde, alacaklının ayrıca ihtar çekmesine veya sözleşmeyi feshetmesine gerek kalmadan sorumluluğunuz sona erer. Özellikle sürenin dolmasından sonra doğan borçlardan kefil sorumlu tutulamaz. Yalnız şu inceliğe dikkat edin: sürenin sözleşmede neyi sınırladığı (kefilin sorumluluk süresini mi, yoksa borcun doğabileceği dönemi mi) önemlidir; bu yüzden süre içinde doğmuş borçlar bakımından somut sözleşmeyi ve alacaklının zamanında hareket edip etmediğini değerlendirmek gerekir. Bunu, hiç süre konulmamış (süresiz) kefaletle (TBK m.601) karıştırmayın; orada sona erme bambaşka kurallara ve kefilin alacaklıyı takibe zorlamasına bağlıdır. Pratikte sözleşmeye net bir bitiş tarihi koymak, kefilin elindeki en güçlü güvencelerden biridir.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 600. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 493 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 600 üncü maddesinde, süreli kefalette kefaletin sona ermesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 493 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Mahdut zaman için kefalet” şeklindeki ibare, Tasarıda “III. Süreli kefalette” şekline dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 493 üncü maddesi ile kaynak İsviçre Borçlar Kanunundan farklı olarak, süreli kefaletin, sürenin geçmesiyle kefilin sürenin sonunda borcundan kurtulacağı belirtilmiştir. Böylece, diğer sözleşmelerde olduğu gibi, sürenin geçmesi kefalet sözleşmesinde de mutlak bir sona erme sebebi olarak kabul edilmiştir. Kefaletin süreli yapılması alacaklı ile kefil arasında gerçekleşmiş bir anlaşma sonucu olduğundan bu şekilde sona ermenin kabulünde alacaklının iradesine aykırı bir durum söz konusu değildir. Üstelik kefalet sözleşmesi, tek tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir ve kefil bu sözleşmeyle karşı bir edim elde etmeksizin borç altına girmektedir. Bu durumda karşıt iki menfaatten kefilinkinin korunmasının yeğlenmesi gerektiğinden madde bu şekilde düzenlenmiştir.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.600 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2020/6073 K. 2021/3487 Onama

Kefalet sözleşmesi önceki kanun döneminde kurulmuş olsa bile, kefalet süresi 6098 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra dolmuşsa sona ermeye yeni kanun uygulanır; bu durumda kefilin sorumluluğu sözleşme süresinin dolmasıyla kendiliğinden son bulur ve kefil borçtan kurtulmuş sayılır.

Detaylı özeti gör

Davacı şirket, varlık devir sözleşmesiyle kendisine aktarılan 25.02.2010 tarihli bayilik sözleşmesinden doğan alacağı için, sözleşmeyi 80.000 TL ile sınırlı müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davalı aleyhine 77.053,39 TL bakiye cari hesap borcu nedeniyle icra takibi başlatmış, borca itiraz üzerine itirazın iptalini ve icra inkar tazminatını istemiştir. Davalı, kefalette sorumluluk miktarının belirli olmadığını ve sözleşmenin sona ermesinden itibaren bir aylık sürede takip yapılmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, sözleşmenin 25.02.2015 tarihinde sona erdiğini, icra takibinin ise 20.12.2016 tarihinde başlatıldığını belirterek davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, kefaletin 818 sayılı Kanun döneminde kurulduğunu ancak sürenin 6098 sayılı Kanun döneminde dolduğunu, bu nedenle kefilin sorumluluğunun sona erdiğini ve borçtan kurtulduğunu belirterek kararı onamıştır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2015/10421 K. 2016/5616 Bozma

Süreli kefalette kefilin sürenin sonunda borcundan kurtulması, yalnız kefalet süresi dışında doğan borçlara ilişkindir; takibe konu alacak kefilin sorumlu olduğu kefalet dönemini kapsıyorsa kefil bu borçtan sorumlu olmaya devam eder, bu halde kefilin takibe itirazı haksız sayılarak takip kefil yönünden de sürdürülür.

Detaylı özeti gör

Davacı kiraya veren, 25.03.2012 başlangıç tarihli iki yıl süreli kira sözleşmesine dayanarak ödenmeyen kira ve ortak gider alacağı için kiracı şirket ile sözleşmeyi müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davalı hakkında icra takibi başlatmış, itiraz üzerine itirazın iptalini istemiştir. Takip konusu alacak 25.09.2013 ile 25.03.2014 arasındaki dönemi kapsamaktadır. Yerel mahkeme, kiracı şirket yönünden toplam 24.404,00 TL üzerinden takibin devamına karar vermiş, kefil yönünden ise kefilin bu sıfatla kefalet altına girdiğini el yazısıyla belirtmediği, şekil şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, sözleşmenin 6098 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 01.07.2012'den önce imzalanıp 818 sayılı Kanun'un 484. maddesine göre geçerli olduğunu, takibe konu kiraların kefilin sorumlu olduğu dönemi kapsadığını belirterek hükmü bozmuştur.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2015/6560 K. 2016/2185 Bozma

Süreli kefalette sürenin dolması, kefalet sözleşmesi bakımından mutlak bir sona erme sebebidir; önceki kanunun aradığı, süre bittikten sonra bir ay içinde icraya veya mahkemeye başvurma koşulu kaldırıldığından kefil sürenin sonunda kendiliğinden borcundan kurtulur ve bu tarihten sonra başlatılan takibe dayalı dava reddedilir.

Detaylı özeti gör

Davacı kiraya veren, 01.04.2011 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşmesine dayanarak, aylık 1.750,00 TL kira bedeli üzerinden ödenmeyen kira alacağının tahsili için 29.08.2013 tarihinde kiracı ve onunla birlikte sözleşmeyi kefil sıfatıyla imzalayan davalı aleyhine icra takibi başlatmış; takipte Şubat 2012 ayına ilişkin 520,00 TL kira farkı ile Mart ve Ekim 2012 arası aylara ait bedeller dahil toplam 14.520,00 TL kira alacağı ve 1.563,68 TL işlemiş faizle birlikte 16.083,68 TL talep edilmiştir. Takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında sulh hukuk mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş, karar davalı kefil tarafından temyiz edilmiştir. Daire, iki yıl süreli kefaletin 01.04.2013 tarihinde sona erdiğini, kefilin bu tarih itibarıyla borcundan kurtulduğunu, bu tarihten sonra başlatılan takibe dayalı davanın reddi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2015/5465 K. 2016/1149

Süreli kefalette kefalet süresinin sonu, kefilin sorumluluğunu ortadan kaldıran hak düşürücü nitelik taşır; kefalet süresi dolduktan sonra alacaklı tarafından başlatılan icra takibinde kefil artık borcundan kurtulmuş olduğundan, kefile yöneltilen kira alacağı istemi bu nedenle reddedilmelidir.

Detaylı özeti gör

Davacı, 1.1.2006 başlangıç tarihli ve altı yıl süreli kira sözleşmesine dayanarak, kiracı ve sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davalı hakkında 5.5.2014 tarihinde icra takibi başlatmış; 2013 yılı yıllık kirası ile 2014 yılı ocak ayı kirası olan 3.033 Avro karşılığı 9,181.19 TL'nin tahsilini istemiştir. Borçluların süresinde itirazı üzerine itirazın iptali davası açılmış, Sulh Hukuk Mahkemesi davanın kabulüne karar vermiştir. Daire, kiracı yönünden delillerin takdirinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle hükmü onamış; kefil yönünden ise sözleşmede kefalet süresi ile kefilin sorumlu olacağı azami tutar açıkça kararlaştırılmadığından kefaletin ancak kararlaştırılan kira süresi için geçerli sayılacağını, sözleşme süresinin 01.01.2013 tarihinde bitmesiyle kefilin borçtan kurtulduğunu belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2014/8893 K. 2015/5344

Müteselsil kefil sıfatıyla kira sözleşmesini imzalayan kişi kiracıyla birlikte kira borcundan sorumlu olsa da bu sorumluluk sözleşmede kararlaştırılan süreyle sınırlıdır; süreli kefalette kefil sürenin sonunda borcundan kurtulacağından, kefalet süresi bittikten sonra başlatılan takipte kefil hakkındaki dava reddedilir.

Detaylı özeti gör

Davacı kiralayan, ödenmeyen kira bedellerinin tahsili için kiracı ve müteselsil kefil aleyhine icra takibi başlatmış, itirazın iptali ve tahliye istemiştir. Kiracı ile davacı arasında 15.11.2009 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli kira sözleşmesi düzenlenmiş, diğer davalı bu sözleşmeyi müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. Alacaklı 30.07.2013 tarihinde başlattığı takiple 2011 ve 2012 yıllarına ait toplam 8.000 TL kira parasını istemiştir. Yerel mahkeme davayı kabul etmiş; kiracı yönünden itirazın iptaline, takibin devamına, tahliyeye ve yüzde yirmi icra tazminatına, kefil yönünden ise itirazın kısmen iptali ile 4.400 TL üzerinden takibin devamına karar vermiştir. Daire, kiracı hakkındaki hükmü onamış; kefil bakımından ise sorumluluğun sözleşmede kararlaştırılan üç yıllık süreyle sınırlı olduğunu, sözleşme süresinin 15.11.2012 tarihinde sona erdiğini, takip bu tarihten sonra başlatıldığı için kefilin borcundan kurtulduğunu belirterek kefil hakkındaki hükmü bozmuştur.

Diğer kararlar (3)
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2014/13825 K. 2015/649

Süreli kefalette kefil kefalet süresinin sonunda borcundan kurtulur; sözleşmede kefilin sorumlu olduğu süre ve kefalet miktarı açıkça kararlaştırılmadıkça kefalet uzayan döneme sirayet etmez, bu nedenle kefil ilk kira süresinden sonra yenilenen döneme ait kira parasından sorumlu tutulamaz.

Detaylı özeti gör

Davacı kiraya veren, 1 Ekim 2010 başlangıç tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesine dayanarak, biri kiracı diğeri müteselsil kefil olan davalılar aleyhine 31.05.2013 tarihli takip talebiyle Eylül 2011 ile Mayıs 2013 arasındaki 7.350 TL kira alacağı için icra takibi başlatmış; 12.06.2013 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrine davalılar 19.06.2013 tarihinde itiraz ederek yalnız beş aylık 1.750 TL borcu kabul etmişlerdir. Davacı 03.09.2013 tarihinde itirazın kaldırılması ve tahliye istemiyle dava açmıştır. İcra mahkemesi davayı kabul etmiş, dava tarihinden önce yapılan 1.060 TL ödeme mahsup edilerek 6.290 TL asıl alacak ve 471,45 TL işlemiş faiz üzerinden takibin devamına karar vermiştir. Daire, kiracının tahliyesine ilişkin bölümü onamış; kiracının kabul ettiği 1.750 TL mahsup edilmediği için alacak yönünden, kefil bakımından ise sözleşmede kefalet süresi ve azami tutar gösterilmediği ve kira süresi 01.10.2011 tarihinde sona erdiği için hükmü bozmuştur.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2014/6841 K. 2014/8421

Kefalet sözleşmesinin yürürlükten önce düzenlenmiş olması, sona ermesine yeni kanunun uygulanmasına engel değildir; yürürlük kanunu uyarınca sona erme yeni hükümlere tabi olduğundan süreli kefalette kefil kefalet süresinin sonunda borcundan kurtulur ve sürenin bitiminden sonra başlatılan takipte kefile yönelik istem reddedilir.

Detaylı özeti gör

Davalı kiracılar ile kefiller hakkında kira alacağının tahsili için icra takibi başlatılmış, takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın kaldırılması istenmişti. Takibe dayanak yapılan belge, 01.01.2012 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli ek kira sözleşmesiydi; davalı kefiller bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalamışlardı. İcra mahkemesi itirazın kaldırılmasına, kiralananın tahliyesine ve inkar tazminatına karar verdi; kararı davalılar temyiz etti. Daire, kefalet süresinin ve azami tutarın gösterilmediği hallerde kefaletin ancak kararlaştırılan kira süresi için geçerli olduğunu, sözleşme süresinin 31.12.2012 tarihinde sona erdiğini, icra takibinin ise 10.05.2013 tarihinde başlatıldığını saptadı. Bu nedenle kiracılar yönünden hükmü onadı, kefil olan davalılar yönünden ise itirazın kaldırılması isteminin reddi gerektiğini belirterek bozdu.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2014/2785 K. 2014/3754

Süreli kefalette kefil, kefalet süresinin sonunda borcundan kurtulur; kefalet süresi ve kefilin sorumlu olacağı azami tutar sözleşmede gösterilmediği için kefalet kira sözleşmesindeki süreyle sınırlı sayıldığında, bu sürenin bitiminden sonra başlatılan takipte kefile yöneltilen alacak istemi reddedilir.

Detaylı özeti gör

Davacı, 01.06.2012 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesine dayanarak kira alacağının tahsili için icra takibi başlatmış, kiracı ile sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davalının itirazı üzerine itirazın kaldırılması ve tahliye istemiyle icra mahkemesine başvurmuştur. İcra mahkemesi davayı kabul etmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Daire, kiracı yönünden itirazın kaldırılması ve tahliye kararını yerinde bulmuş; kefil bakımından ise kefalet süresi ile kefilin sorumlu olacağı azami tutar sözleşmede gösterilmediğinden kefaletin ancak kira sözleşmesinde kararlaştırılan süre için geçerli sayılacağını, TBK'nın 600 üncü maddesi uyarınca sürenin sonunda kefilin borcundan kurtulacağını belirtmiştir. Sözleşme süresi 01.06.2013 tarihinde bitmiş, takip ise 29.08.2013 tarihinde başlatılmıştır. Daire, kefil hakkındaki kira alacağı isteminin reddi gerektiğini, ayrıca kefil aleyhine tahliye davası açılamayacağını belirterek kararı kefil yönünden bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!