TBK Madde 587 Birlikte kefalet

Özet 4 fıkra · ~4 dk okuma

TBK 587, birden çok kişinin aynı borca birlikte kefil olması durumunu (birlikte kefalet) düzenler; kefillerden her biri kendi payı için adi kefil, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olur. Kefiller borçluyla veya kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına girmişlerse her biri borcun tamamından sorumlu olur; borcu ödeyen kefil, aksi kararlaştırılmadıkça, kendi paylarını ödememiş olmaları ölçüsünde diğer kefillere rücu edebilir.

Resmi Metin

Birlikte kefalet

Madde 587- (1) Birden çok kişi, aynı borca birlikte kefil oldukları takdirde, her biri kendi payı için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olur.

(2) Borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri, borcun tamamından sorumlu olur. Ancak, bir kefil, kendisiyle birlikte daha önce veya aynı zamanda müteselsilen yükümlü bulunan ve Türkiye’de takip edilebilen bütün kefillere karşı takibe girişilmiş olmadıkça, kendi payından fazlasını ödemekten kaçınabilir. Bir kefil, bu hakkı, diğer kefillerin kendi paylarını ödemiş veya ayni güvence sağlamış olmaları durumunda da kullanabilir. Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen kefil, kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı rücu hakkına sahiptir. Bu hak, borçluya rücudan önce de kullanılabilir.

(3) Alacaklı, kefilin aynı alacak için başka kişilerin de kefil olduğunu veya olacağını varsayarak kefalet ettiğini biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, bu varsayımın sonradan gerçekleşmemesi veya kefillerden birinin alacaklı tarafından kefalet borcundan kurtarılması ya da kefaletinin hükümsüz olduğuna karar verilmesi durumunda kefil, kefalet borcundan kurtulur.

(4) Birbirlerinden bağımsız olarak aynı borç için kefil olanlardan her biri, kefalet borcunun tamamından sorumlu olur. Ancak, borcu ödeyen kefil aksine anlaşma olmadıkça, diğerlerine toplam kefalet miktarındaki payı oranında rücu hakkına sahiptir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Birlikte kefalet, bir borca aynı anda birden çok kişinin güvence vermesidir. Burada işin rengi, kişilerin sözleşmede nasıl bağlandığına göre değişir. Eğer taraflar arasında özel bir vurgu yoksa, herkes yalnızca kendi hissesinden alacaklıya doğrudan, arkadaşlarının hissesinden ise onlara kefil olmuş gibi dolaylı biçimde güvence verir. Buna karşılık kefiller borçluyla ya da birbirleriyle zincirleme (müteselsil) bağlanmışsa, alacaklı tek bir kişiden borcun bütününü isteyebilir. Yine de zincirleme bağlanan bir kefil, Türkiye’de takip edilebilecek diğer tüm zincirleme kefillere icra başlatılmadan, payını aşan kısmı ödemekten geçici olarak kaçınma hakkını ileri sürebilir. Borcu kapatan kefil, hisselerini henüz ödememiş olanlara o oranda dönüp masrafını isteyebilir. Birbirinden habersiz, ayrı ayrı kefil olanlar ise herkes tüm borçtan sorumludur; ödeyen, aksi kararlaştırılmadıkça diğerlerinden payları kadarını geri talep eder.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 587. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 488 inci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının dört fıkradan oluşan 587 nci maddesinde, birlikte kefalet konusu düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 488 inci maddesinin birinci cümlesinde kullanılan “mütecezzi bir borca” şeklindeki ibare, Tasarının 586 ncı maddesinin birinci fıkrasında “aynı borca” şeklinde değiştirilmiştir. Borcun bölünebilir veya bölünemez nitelikte olması önem taşımaksızın, asıl borçlunun borcunu ifa etmemesi durumunda kefilin borcunun, öğretide ve uygulamada hakim olan görüşte, tazminat borcu niteliğinde kabul edildiği göz önünde tutularak, fıkrada böyle bir değişikliğin yapılması yerinde görülmüştür.

Maddenin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 488 inci maddesinin ikinci cümlesini kısmen karşılamaktadır. Buna göre, borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri, kural olarak borcun tamamından sorumludur. Ancak, birlikte kefillerden biri, kendisiyle daha önce veya aynı zamanda birlikte müteselsilen yükümlü bulunan ve Türkiye’de takip edilebilen bütün kefillere karşı takibe girişilmemişse, kendi payından fazlasını ödemekten kaçınabilir. Bununla birlikte, bu kefillerden birinin kendine düşen paydan fazlasını ödemekten kaçınabilmesi için, kendi payına düşeni ödemiş veya kendi payı için alacaklıya ayni güvence sağlamış olması gerekir. Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen kefil, kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı rücu hakkına sahiptir ve bu hakkını, borçluya rücudan önce de kullanabilir.

Maddenin üçüncü fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 488 inci maddesinin üçüncü cümlesini karşılamaktadır. Buna göre, alacaklı, kefilin aynı alacak için başka kişilerin de kefil olduğunu veya olacağını varsayarak kefalet ettiğini biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, bu varsayım sonradan gerçekleşmezse veya kefillerden birinin alacaklı tarafından kefalet borcundan kurtarılması ya da kefaletinin hükümsüz olduğuna karar verilirse, kefil kefalet borcundan kurtulacaktır.

Maddenin son fıkrasına göre ise, birbirlerinden bağımsız olarak aynı borç için kefil olanlardan her biri, borcun tamamından sorumlu olur. Ancak, borcu ödeyen kefil, aksine anlaşma olmadıkça, toplam kefalet miktarındaki payı oranında, diğerlerine rücu hakkına sahiptir. Mesela, kefil olunan asıl borç 150 lira ise ve bu borca da birbirinden bağımsız olarak, (K1) 200 lira için, (K2) 50 lira için ve (K3) de 50 lira için kefil olmuşsa, toplam kefalet miktarı 300 lira olmaktadır. (K1) 150 liranın tamamını ödediğinde, diğer kefillere olan rücu hakkının hesaplanmasında, önce kefil olduğu miktarın toplam kefalet miktarına oranı 2/3 olarak bulunacak ve (K1)’in asıl borçtan sorumluluğu, bu orana denk düşen 100 lira olacaktır. Bu durumda, (K1) fazladan ödediği 50 lira için, yine aynı hesaplamayla bulunacak 1/6 oranında, yani 25’er lira için diğer kefillerin her birine (K2 ve K3’e) rücu edebilecektir.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 497 nci maddesi göz önünde tutulmuştur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.587 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2022/3741 K. 2023/2829

Alacakli, kefilin ayni alacak icin baska kisilerin de kefil oldugunu veya olacagini varsayarak kefalet ettigini biliyor ya da bilmesi gerekiyorsa, kefillerden birinin alacakli tarafindan kefalet borcundan kurtarilmasi halinde diger kefil de kefalet borcundan kurtulur; bir kefil yonunden davadan feragatin oteki kefil bakimindan sonuc dogurup dogurmadigi ayrica degerlendirilmelidir.

Detaylı özeti gör

Davacı şirket, dava dışı bir şirketin banka ile imzaladığı genel kredi sözleşmesinden doğan borcun ödenmemesi üzerine borçlu şirket ve kefiller hakkında başlatılan icra takibinin kefillerin itirazlarıyla durduğunu, bankanın alacağını kendisine temlik ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini istemiştir. Davalı kefiller, şirketten ayrıldıklarını ve kefil oldukları kredinin kapandığını savunmuştur. Yargılama sırasında davacı, 30.11.2015 tarihli beyanıyla kefillerden biri yönünden davadan feragat etmiştir. İlk derece mahkemesi diğer kefil yönünden davayı kısmen kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi takibin 200.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına karar vermiştir. Daire, feragatin öteki kefil bakımından sonuç doğurup doğurmadığının değerlendirilmediği gerekçesiyle bu kararı bozmuş; bozmaya uyan bölge adliye mahkemesi feragatin sirayeti nedeniyle davayı reddetmiş, Daire de bu kararı onamıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2020/4529 K. 2022/1630 Bozma

Aynı borca hem taşınmazını rehnederek hem de kefil sıfatıyla katılan kişinin yaptığı ödemede, rehin veren malik sıfatına dayalı rücu hakkının bulunmaması, birlikte kefillik sıfatına dayalı rücu iddiasını incelemekten muaf tutmaz; mahkeme, kefilin diğer kefillere rücuuna ilişkin istemi ayrıca değerlendirmek zorundadır.

Detaylı özeti gör

Davacı, dava dışı şirketin bankadan kullandığı ticari kredinin teminatı olarak kendi taşınmazı üzerinde ipotek kurulduğunu, davalının da şirket ortağı olup sözleşmede kefil sıfatı bulunduğunu, taşınmazın satılmasıyla 905.000,00 TL tutarındaki banka alacağının ödendiğini belirterek hisse oranına düşen 285.789,47 TL için başlattığı icra takibine vaki itirazın iptalini istemiştir. Genel kredi sözleşmesi 16.04.2014, ipotek tesis tarihi ise 21.04.2014 tarihlidir. İlk derece mahkemesi, ortakların şirket borcundan sorumlu olmadığı ve ödemenin dava dışı şirketten istenebileceği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, rehnin kefil sıfatını taşıyan davacı tarafından verildiğini, TBK'nın 596. maddesindeki üçüncü kişi halinin bulunmadığını ve taraflar arasında rücu anlaşması olmadığını belirterek gerekçeyi değiştirip davayı yine reddetmiştir. Daire, davacının TBK'nın 587. maddesine dayalı kefile rücu iddiasının hiç değerlendirilmemesini isabetsiz bularak kararı bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.587 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2023/689 K. 2026/1068 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Kredi borcunun tamamını ödeyen müteselsil kefilin, ödediği miktarın tümünü asıl borçludan isteyebileceği, ancak kendisiyle aynı durumda bulunan diğer kefile karşı yalnız onun payı oranında rücu edebileceği; kefilin kefile rücusuna uygun kurulan hükmün yerinde olduğu belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Dava, şirketin banka kredi borcuna müteselsil kefil olan iki ortaktan borcu ödeyenin, diğer kefile rücuen başlattığı takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Ödemeyi yapan kefil, müteselsil borçlular arasındaki iç ilişki gereği rücu hakkı doğduğunu; davalı kefil ise kredinin şirket için kullanılıp kullanılmadığının araştırılması gerektiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi bilirkişi hesabına göre kefillerin borçtan yarı yarıya sorumlu olduğunu, ödeyen kefilin kendi payını aşan kısım için alacaklı olduğunu belirleyerek davayı kısmen kabul etmiştir. Daire, borcun tamamını ödeyen kefilin ödediğinin tümünü asıl borçludan isteyebileceğini, aynı durumdaki diğer kefile karşı ise ancak payı oranında rücu edebileceğini belirterek davalının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2020/931 K. 2022/1724 İstinaf Kabulü / Kaldırma

Birlikte kefalette ödeme yapan kefilin diğer kefillere rücu hakkı sınırlandırılmış; ortağı ve aynı zamanda kefili olduğu şirketin kredi borcunu kapatan kefilin, o şirkette ortak olmayan diğer kefillere rücu etmesinin dürüstlük ve iyiniyet kurallarıyla bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Uyuşmazlık, kefil olarak banka kredi borcunu ödeyen şirketin bu ödemeyi diğer müteselsil kefillerden rücuen tahsili için başlattığı takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalılar, kefillerden birinin ölümüyle kefaletin sona erdiğini ve hisse devir sözleşmesiyle sorumluluğun devralana geçtiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiştir. Daire, asıl borçlu şirketin hem ortağı hem kefili olan davacının bu şirketin borcunu kapattıktan sonra şirkette ortak olmayan diğer kefillere rücu etmesini dürüstlük ve iyiniyet kurallarıyla bağdaşmaz görerek istinaf başvurusunu kabul etmiş, kararı kaldırıp davanın reddine hükmetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!