TBK Madde 394 Hizmet sözleşmesi: Kurulması

Özet 3 fıkra · ~3 dk okuma

TBK 394, hizmet sözleşmesi kanunda aksine bir hüküm olmadıkça özel bir şekle bağlı değildir; bir kimse durumun gereklerine göre ancak ücret karşılığında yapılabilecek bir işi belli bir zaman için görür ve bu iş de işveren tarafından kabul edilirse, aralarında hizmet sözleşmesi kurulmuş sayılır. Geçersizliği sonradan anlaşılan hizmet sözleşmesi, hizmet ilişkisi ortadan kaldırılıncaya kadar geçerli bir hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğurur.

Resmi Metin

Kurulması

Madde 394- (1) Hizmet sözleşmesi, kanunda aksine bir hüküm olmadıkça özel bir şekle bağlı değildir.

(2) Bir kimse, durumun gereklerine göre ancak ücret karşılığında yapılabilecek bir işi belli bir zaman için görür ve bu iş de işveren tarafından kabul edilirse, aralarında hizmet sözleşmesi kurulmuş sayılır.

(3) Geçersizliği sonradan anlaşılan hizmet sözleşmesi, hizmet ilişkisi ortadan kaldırılıncaya kadar, geçerli bir hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğurur.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Uygulamada bu madde, yazılı sözleşme yoksa hizmet ilişkisinin kurulmadığı itirazına karşı başlıca dayanaklardan biridir. Hizmet sözleşmesi kural olarak şekle bağlı değildir; sözlü, hatta örtülü irade uyuşmasıyla dahi kurulur. İkinci fıkra pratikte kritiktir: bir kişi ancak ücretle görülebilecek bir işi belli süre yapıyor ve işveren bunu kabul ediyorsa, açık bir ücret pazarlığı kanıtlanamasa bile ilişki hizmet sözleşmesi sayılır. Ücret miktarı tartışmalı kaldığında ise TBK m.401 devreye girer ve emsal/asgari üzerinden belirlenir. Üçüncü fıkra, sonradan geçersizliği anlaşılan sözleşmeyi ilişki fiilen sona erene kadar geçerli saydığından, işçi çalıştığı dönemin ücret, fazla çalışma (TBK m.402, en az yüzde elli zamlı) ve diğer işçilik alacaklarından yoksun kalmaz; bu dönemde tarafların karşılıklı borçları (işçinin sadakat ve özen borcu dâhil) de geçerli sözleşme gibi doğar. Sık yapılan hata, bu genel kuralları 4857 sayılı İş K. kapsamındaki işçiye doğrudan uygulamaktır: İş K. özel ve önceliklidir, TBK m.393 vd. yalnız İş K. dışında kalan ilişkilere ve İş K.’nın boşluklarına tamamlayıcı uygulanır. Dava dilekçesinde ilişkinin niteliğini önce doğru kanuna oturtmak, ispat yükünü ve talep kalemlerini belirler.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 394. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 314 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 393 üncü maddesinde, genel hizmet sözleşmelerinin kurulması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 314 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “B. Teşekkülü / I. Umumiyet itibariyle” şeklindeki ibare, Tasarıda “B. Kurulması” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasında, hizmet sözleşmesinin, kanunda aksine bir hüküm yoksa, özel bir şekle bağlı olmadığı belirtilmiştir. Nitekim, 4857 sayılı İş Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinde “İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tabi değildir.” denilmekle birlikte, ikinci fıkrasında, süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunluluğu öngörülmüştür. Yine, 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununun 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, çıraklık sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması aranmıştır.

Maddenin ikinci fıkrasında bir kimsenin, durumun gereklerine göre ancak ücret karşılığında yapılabilecek bir işi belli bir zaman için görmesi ve bu işin de işveren tarafından kabul edilmesi durumunda da aralarında hizmet sözleşmesinin kurulmuş sayılacağı belirtilmektedir. Böylece, taraflar arasındaki fiili hizmet ilişkisi de, fıkrada açıklanan koşullarla, hizmet sözleşmesi sayılacaktır.

Maddenin son fıkrasında, öğreti ve uygulamada da benimsendiği gibi, geçersizliği sonradan anlaşılan hizmet sözleşmesinin, hizmet ilişkisi ortadan kaldırılıncaya kadar geçerli bir hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğurur. İşçi, geçersizliği sonradan ortaya çıkan bir sözleşme gereğince işveren için bir iş gördüğü takdirde; sözleşmenin her iki tarafı da, sözleşmenin geçersizliği sebebiyle hizmet ilişkisine son verilinceye kadar, geçerli bir sözleşme varmışçasına, hizmet ilişkisinden doğan borçlarını ifa etmekle yükümlüdür.

Maddeye göre işçi, hizmet sözleşmesinin geçersiz olduğunu biliyorsa iyiniyetli sayılmayacak; bu durumda ise, fıkrada da belirtildiği gibi geçersizliği sonradan anlaşılan hizmet sözleşmesinden söz edilemeyeceğinden, bu hükümden yararlanamayacaktır. Belirtilmelidir ki, hizmet sözleşmesinin geçersizliğini bilerek işçi çalıştıran bir işveren, sözleşmenin geçersizliğini ileri süremeyecek ve geçerli bir sözleşme varmışçasına, işçiye karşı sorumlu olacaktır.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 320 nci maddesi göz önünde tutulmuş; ancak, işçinin harcadığı emeğin korunması ilkesi gözetilerek, bu maddenin üçüncü fıkrasında aranan “iyiniyetle işgörme” koşuluna Tasarıda yer verilmemiştir.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.394 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2025/4549 K. 2026/1990 Bozma

Hizmet sözleşmesi, kanunda aksine bir hüküm olmadıkça özel bir şekle bağlı değildir; durumun gereklerine göre ancak ücret karşılığında yapılabilecek bir işi belli bir zaman için gören kişi ile bu işi kabul eden işveren arasında, yazılı bir sözleşme bulunmasa da hizmet sözleşmesi kurulmuş sayılır.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalı şirketin yönetim kurulu başkanıyla 2013 yılında tanışıp 30.05.2019 tarihinden sonra medikal ve endüstriyel kenevir üretimi projesi için neredeyse her gün çalıştığını, bir yılı aşkın süre boyunca şirket işleri için görüşme ve toplantılar yürütüp bütün masrafları kendi cebinden karşıladığını, buna karşılık hiçbir ödeme yapılmadığını ileri sürerek masraflarının, mahrum kaldığı kazancın ve ücretinin tahsilini istemiştir. Davalı, davanın uydurulan bir senaryoya dayandığını savunmuştur. Yerel mahkeme taraflar arasında sözleşme bulunmadığını kabul edip vekaletsiz iş görme hükümlerine göre 31.890,49 TL masrafa hükmetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi ise yönetim kurulu üyeliğinin ve masrafların şirket işi için yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı tümden reddetmiştir. Daire, e-posta ve mesaj yazışmalarının davacının şirket için çalıştığını gösterdiğini, genel hizmet sözleşmesi hükümleri uyarınca masraf ve ücret istenebileceğini belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2022/8180 K. 2023/1146 Bozma

Taraflar arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesi olduğu belirlendiğinde, sözleşmenin kurulması herhangi bir şekle tabi değildir; yazılı sözleşme düzenlenmemiş olması, iş görme ediminin yerine getirildiği ispatlandığı sürece sözleşmenin varlığına ve buna dayalı bedel istemine engel oluşturmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalının bağcılık yapmak amacıyla aldığı iki parseli bağcılığa elverişli hale getirmek üzere davalının talimatıyla hafriyat, dolgu ve tesviye işlerini yaptırdığını belirterek 134.123,60 TL alacağın tahsilini istemiştir. Davalı, HMK 200 uyarınca istemin senetle ispatı gerektiğini savunmuş; ilk derece mahkemesi bilirkişi raporlarına dayanarak 127.123,60 TL yönünden davayı kısmen kabul etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise ilişkiyi vekaletsiz iş görme olarak nitelendirip davacının iddiasını yazılı delille ispat edemediği gerekçesiyle istinafı kabul ederek davayı reddetmiştir. Daire, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesi olduğunu ve TBK 393 ile 394 uyarınca kurulmasının şekle tabi olmadığını, davalının cevap dilekçesinde ilişkiyi açıkça inkar etmediğini, cevap dilekçesinde dayanılmayan belgelerin sonradan dikkate alınamayacağını ve iyileştirme işlerinde bizzat çalışan tanıkların beyanlarıyla iş görüldüğünün ispatlandığını belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2015/31328 K. 2019/3936 Bozma

Kanunun aradığı nitelikleri taşımadığı için yok hükmünde sayılan hizmet sözleşmesi de, hizmet ilişkisi ortadan kaldırılıncaya kadar geçerli bir hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğurur; bu nedenle çalışan, geçersizlik sonradan saptansa bile ispatlanan ücret ve fazla çalışma alacaklarını isteyebilir.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalı dersanede öğretmen olarak çalıştığını, bir kısım ücret, fazla mesai ve ek ders alacaklarının ödenmediğini, iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek ihbar, kötüniyet ve manevi tazminat ile ücret alacaklarını istemiştir. Davalı dersane, davacının öğrenci olduğu hâlde öğretmen olduğu bilgisini vererek çalışmaya başladığını savunmuştur. Yerel mahkeme ihbar tazminatı, fazla mesai ve ücret alacaklarının kabulüne, diğer taleplerin reddine karar vermiş, kararı taraflar temyiz etmiştir. Daire, 5580 sayılı Kanun un aradığı nitelikleri taşımadığı için hizmet akdinin yok hükmünde olduğunu, ancak TBK 394 uyarınca ispatlanan ücret ve fazla mesai alacaklarının hüküm altına alınmasının yerinde olduğunu belirtmiş; buna karşılık davacının öğretmen sıfatını taşımaması nedeniyle feshin haklı nedene dayandığını, ihbar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararı bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!