TBK Madde 386 Tüketim ödüncü: Tanımı

Özet 1 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 386, tüketim ödüncü sözleşmesinde ödünç veren bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alan da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlenir.

Resmi Metin

Tanımı

Madde 386- Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Bu hüküm, günlük hayatta sıkça karşılaşılan para ödüncünün (karz) çerçevesini kurar ve pratikte iki temel sonuç doğurur. Birincisi, ödünç verilen para veya tüketilebilen şey üzerindeki mülkiyet ödünç alana geçer; dolayısıyla ödünç alanın iadesi, alınan bireysel paranın veya malın aynısını değil, aynı nitelik ve miktarda mislî bir şeyi vermekle yerine gelir. Uygulamada sık rastlanan bir hata, bu ilişkiyi âriyetle (kullanım ödüncü, TBK m.379) karıştırmaktır: âriyette mülkiyet geçmez, aynı şey aynen iade edilir ve kullandırma ivazsızdır; karzda ise mülkiyet geçer ve TBK m.387 uyarınca faiz kararlaştırılabilir, ticari işte faiz açıkça kararlaştırılmasa bile istenebilir. İkinci bir ayırt edici nokta, karzın kiradan (TBK m.299 vd.) farkıdır; kirada tüketilmeyen bir şeyin kullanımı ivaz karşılığı devredilir, karzda ise şeyin kendisi tüketilmek üzere temlik edilir. Sözleşmenin nitelendirmesi ispat ve zamanaşımı bakımından belirleyicidir; örneğin verenin teslim yükümü TBK m.389 gereği altı aylık özel zamanaşımına, alacağın iadesi ise TBK m.146 genel süresine tabi olabileceğinden, ödünç türünü baştan doğru saptamak önemlidir.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 386. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 306 ncı maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkradan oluşan 385 inci maddesinde, tüketim ödüncü sözleşmesi tanımlanmaktadır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 306 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan “A. Tarifi” şeklindeki ibare, Tasarıda “A. Tanımı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 306 ncı maddesinde kullanılan “yahut diğer misli bir şeyin mülkiyetini” şeklindeki ibare, Tasarıda “ya da tüketilebilen bir şeyi” şeklinde; “miktar ve vasıfta müsavi aynı neviden şeyleri” şeklindeki ibare ise, “aynı nitelik ve miktarda şeyi” olarak ifade edilmiştir.

Maddede, 818 sayılı Borçlar Kanununun 306 ncı maddesinde kullanılan “bir şeyin mülkiyetini ödünç alan kimseye nakil” şeklindeki ibareye yer verilmemiş; bunun yerine “bir şeyi ödünç alana devretmeyi” şeklindeki ifade kullanılmıştır. Gerçekten, tüketim ödüncü sözleşmesi, mülkiyetin devri amacıyla değil, kullanma amacıyla yapılır. Ancak, ödünç alanın, bu sözleşmenin konusunu oluşturan bir miktar para veya tüketilebilen bir şeyi kullanması, zorunlu olarak bunları tüketmesi suretiyle olmaktadır. Bu sebeple, maddede kullanılan “devretmeyi” sözcüğü, mülkiyetin ödünç alana devri şeklinde anlaşılmamalıdır.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.386 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2025/4013 K. 2026/1207 Onama

Taraflar arasındaki yazılı sözleşmede bir miktar paranın verildiği ve belirli bir tarihte geri ödeneceği kararlaştırılmışsa sözleşme tüketim ödüncüdür; ilişkinin gerçekte inançlı işlem olduğu iddiası yazılı belge veya delil başlangıcı ile kanıtlanmadıkça, banka dekontları ve makbuzlara dayanılarak kabul edilemez.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalıların murisinin engelli raporuna dayanarak ÖTV indirimli araç aldığını, bedelin eşi tarafından ödendiğini ileri sürmüştür. Muris ile aralarında imzalanan 01.01.2018 tarihli sözleşmede 125.000,00 TL borç verildiği, borcun 16.01.2023 tarihine kadar ödeneceği, ödenmemesi hâlinde aracın davacıya devredileceği yazılıdır. Davacı tarafların gerçek amacının inançlı işlem olduğunu savunmuş; muris 12.10.2022 tarihinde vefat edince aracın mülkiyetinin tespiti ile tescilini, mümkün olmazsa 1.000,00 TL kısmi alacağı istemiş, 20.05.2024 tarihli ıslahla talebini 886.831,20 TL ye yükseltmiştir. İlk Derece Mahkemesi davayı kabul etmiş; Bölge Adliye Mahkemesi istinafı kabul ederek davayı reddetmiştir. Daire, inançlı işlem iddiasının yazılı belge ya da delil başlangıcı ile kanıtlanmadığını, sözleşmenin TBK 386 kapsamında ödünç olduğunu ve alacağın dava tarihinde muaccel olmadığını belirterek kararı onamıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2024/304 K. 2025/525 Direnme Bozuldu

Mevduat sözleşmesi, tüketim ödüncü ile misli şeylerin saklanmasına ilişkin saklama sözleşmesinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir; bu nitelendirmenin sonucu olarak ödünç alan konumundaki banka, kendisine yatırılan parayı istendiğinde ya da kararlaştırılan vadede, faiz kararlaştırılmışsa faiziyle birlikte iade etmekle yükümlüdür.

Detaylı özeti gör

Davacı, davalı banka nezdinde vadeli TL ve döviz hesabı bulunan ve internet bankacılığı kullanan mudi olarak, 11.07.2018 tarihinde hesaplarındaki paranın hiç tanımadığı iki şirkete havale edildiğini fark etmiş; aynı gün suç duyurusunda bulunup bankadan iade istemiş, banka sorumluluğu olmadığını bildirmiştir. Islahla talep TL hesabı için 30.000,00 TL, döviz hesabı için 8.883,02 USD olmuştur. Yerel mahkeme, işlemleri şüpheli bulup teyit alamamasına rağmen izin veren bankayı yüzde 80, kişisel bilgilerini koruyamayan davacıyı yüzde 20 kusurlu görerek davayı kısmen kabul etmiş; Bölge Adliye Mahkemesi davacıya kusur yüklenemeyeceği gerekçesiyle davayı tümüyle kabul etmiştir. Özel Daire müterafik kusur bulunduğunu belirterek bozmuş, mahkeme direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, telefona zararlı yazılım yüklendiği kabulünün bilirkişilerce somut verilerle ortaya konulamadığını, mudinin müterafik kusurunun bankaca ispat edilemediğini belirterek direnmeyi yerinde bulmuştur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2023/3673 K. 2024/4441 Bozma

Sermaye koyan tarafın yükümlülüğü sermaye vermekle sınırlıysa ve sözleşme müşterek amaç ile bu amaç için birlikte çaba unsurunu taşımıyorsa, ilişki adi ortaklık değil sonuca katılmalı ödünçtür; bu nitelendirmeye bağlı olarak uyuşmazlığa tüketim ödüncüne ilişkin hükümler uygulanır.

Detaylı özeti gör

Davacı, 01.03.2012 tarihli sözleşmeyle damızlık koyun çiftliği için 75.000 TL, arı çiftliği için 30.000 TL, keçi çiftliği için 55.000 Euro sermaye koyduğunu, davalının ise sermaye koymadığını ve hayvanları telef ettiğini ileri sürerek adi ortaklığın feshini, tasfiyesini ve 150.000 TL'nin iadesini istemiş; davalı karşı davayla ortaklığın feshini ve 100.000 TL kâr ile tasfiye payını talep etmiştir. İlk derece mahkemesi asıl davada sermaye payı istemini reddetmiş, karşı davayı kısmen kabul ederek 100.000 TL tasfiye ve kâr payına hükmetmiş; istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Daire, sözleşme maddelerinin birlikte yorumlanmasından müşterek amaç ve birlikte çaba unsurunun bulunmadığını, davacının yükümlülüğünün sermaye koymakla sınırlı olduğunu, çiftlik işlerini tek başına yürüten davalının kârı yüzde elli oranında paylaşacağını saptamış; ilişkiyi sonuca katılmalı ödünç sayarak TBK m.386 ve devamının uygulanması gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2022/1269 K. 2023/1106

Bir sözleşmenin türü, tarafların kullandığı adlandırmaya göre değil edimlerin içeriğine göre belirlenir; bir miktar paranın karşı tarafa devredilip aynı miktarın geri verilmesi kararlaştırılmışsa, alacak takipte cari hesap alacağı olarak gösterilse bile ilişki tüketim ödüncüdür ve ödünç hükümlerine göre çözülür.

Detaylı özeti gör

Davacılar, davalıya 26.11.2016 ve 27.11.2016 tarihlerinde toplam 500.000 TL karşılığı 142.207,34 ABD doları nakit verdiklerini, bakiyenin taksitlerle ödeneceğinin belgelerle kayıt altına alınmasına rağmen ödenmediğini ileri sürerek 12.12.2018 tarihinde başlattıkları icra takibine vaki itirazın iptalini istemiştir. Davalı, borcun kesin bir vadeye bağlanmadığını, bir-bir buçuk yıl sonra imkanlar dahilinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi belirli bir vade bulunmadığı ve borcun takip tarihinde muaccel olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; bölge adliye mahkemesi 29.04.2017 tarihli "Senettir" başlıklı belgeyi esas alarak 30.341 USD yönünden itirazın iptaline karar vermiş, Özel Dairenin bozması üzerine direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, taraflar arasındaki ilişkinin cari hesap değil tüketim ödüncü olduğunu, ödeme zamanının belirsiz ifadelerle borçlunun inisiyatifine bırakıldığını belirterek direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.386 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 9. Hukuk Dairesi E. 2020/1569 K. 2023/454 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Ödünç verme ilişkisinden kaynaklandığı belirtilen alacak davasında davalı, cevap dilekçesindeki zamanaşımı savunmasını TBK m.386'ya dayandırmıştır; daire, senet bedelinin ödendiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Dava, kambiyo senedine dayalı icra takibi nedeniyle mükerrer tahsilat yapıldığı ileri sürülerek ödenen paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, davacının banka aracılığıyla yaptığı ödemelerin takibe konu bonoya ilişkin olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, bonodan doğan borç ilişkisinin davacı ile davalı gerçek kişi arasında kurulduğunu, takip alacaklısına yapılmış bir ödeme bulunmadığını, davalı şirkete yapılan ödemelerin senede mahsuben yapıldığına dair yazılı belge sunulmadığını ve havalenin kural olarak mevcut bir borcun ödenmesi niteliğinde olduğunu belirterek davacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 1. Hukuk Dairesi E. 2022/1704 K. 2022/937 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Tasarrufun iptali davasında ihtiyati tedbire itirazın reddine karşı yapılan istinafta, borçluya havale edilen paranın TBK m.386 anlamında tüketim ödüncü olduğu ve iadesinin henüz muaccel olmadığı istinaf sebebi yapılmış; daire tedbiri yerinde bularak başvuruyu esastan reddetmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Alacaklı davacı, borçlu davalının limited şirketteki paylarını borcun doğumundan sonra kızına devretmesini muvazaalı sayarak TBK 19 uyarınca tasarrufun iptalini istemiş ve payların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir talep etmiştir. İlk derece mahkemesi 20.000,00 TL teminat karşılığında tedbire hükmetmiş, davalıların tedbire itirazını reddetmiştir. Daire, muvazaaya dayalı iptal davasında icra takibine geçilmesine ve aciz belgesine gerek bulunmadığını, borcun doğum tarihinin tasarruftan önce olduğunu, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini, teminat ve tedbir şartlarının yargılama sırasında incelenebileceğini belirterek ara kararı hukuka uygun bulmuş ve istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 6. Hukuk Dairesi E. 2019/445 K. 2020/143 Düzelterek Esastan Red

Ödünç verildiği ileri sürülen paraya ilişkin, zamanaşımına uğramış bonoya dayalı itirazın iptali davasında daire, gerekçesinde tüketim ödüncünü tanımlayan TBK m.386'nın metnine yer vermiş; senedi yazılı delil başlangıcı sayıp tanık ve yeminle ödünç ilişkisini ispatlanmış kabul etmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Davacı, davalıya 35.000,00 TL ödünç para verdiğini, karşılığında aldığı bononun ceza soruşturması sırasında adli emanette kalarak zamanaşımına uğradığını belirterek yazılı delil başlangıcına dayanıp takibe vaki itirazın iptalini istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı kabul ederek takibin devamına ve 7.000,00 TL icra inkar tazminatına hükmetmiş, iki taraf da istinafa başvurmuştur. Daire, davacı tanığının paranın ödünç verildiğini beyan ettiğini ve davacının yemini eda ettiğini, asıl alacak yönünden takibin devamının yerinde olduğunu; ancak bono kambiyo vasfını yitirdiğinden ve takipten önce temerrüt ihtarı bulunmadığından işlemiş faizin istenemeyeceğini belirlemiştir. Davacının istinafı esastan reddedilmiş, davalının istinafı kabul edilerek karar düzeltilmek suretiyle yeniden kurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!