TBK Madde 295 Bağışlamanın geri alınması

Özet 1 fıkra · ~2 dk okuma

TBK 295, bağışlayan; bağışlananın kendisine veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi, kendisine veya ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranması ya da yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmemesi durumlarından biri gerçekleşmişse, elden bağışlamayı veya yerine getirdiği bağışlama sözünü geri alabilir ve bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde bağışlama konusunun geri verilmesini isteyebilir.

Resmi Metin

Bağışlamanın geri alınması

Madde 295- Bağışlayan, aşağıdaki durumlardan biri gerçekleşmişse, elden bağışlamayı veya yerine getirdiği bağışlama sözünü geri alabilir ve bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde, bağışlama konusunun geri verilmesini isteyebilir:

  1. 1. Bağışlanan, bağışlayana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse.
  2. 2. Bağışlanan, bağışlayana veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranmışsa.
  3. 3. Bağışlanan, yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmemişse.

↪ Bu kanunda başka maddeye git

Avukat Yorumu

Pratikte bu hüküm, bağışlayana tanınan tek taraflı bir bozucu yenilik doğuran hak niteliğindedir; elden bağışlama (TBK m.289) ya da yerine getirilmiş bağışlama sözünde (TBK m.288) devir tamamlandıktan sonra, sınırlı ve sayılı üç sebepten biri varsa devreye girer. Sebeplerin ağırlığına dikkat edilmeli: sıradan bir kırgınlık değil, bağışlayana veya yakınına karşı ağır suç, aileye karşı kanuni yükümlülüğe önemli aykırılık, ya da yüklemeli bağışlamada (TBK m.291) haklı sebep yokken yüklemenin yerine getirilmemesi aranır. Uygulamada sık karşılaşılan bir hata, iade kapsamının abartılmasıdır: bağışlanan malın tam değerini değil, yalnızca istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde iadeyle sorumludur; bu, sebepsiz zenginleşme mantığına (TBK m.77 vd.) dayanır ve malı iyiniyetle elden çıkaran bağışlananı korur. Bir diğer yaygın hata, henüz ifa edilmemiş sözden dönmeyi düzenleyen TBK m.296 ile karıştırmaktır; orada ifadan kaçınma söz konusudur. Bağışlananın önce ölmesiyle otomatik geri dönüşü öngören TBK m.292 dönme koşulundan da farklıdır; burada kusura dayalı iradi bir geri alma vardır. Ayrıca hak düşürücü süre ve mirasçılara geçiş için TBK m.297 mutlaka gözetilmelidir.

Gerekçe

Türk Borçlar Kanunu’nun 295. maddesinin gerekçesi şu şekildedir:

818 sayılı Borçlar Kanununun 244 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının tek fıkraya bağlı üç bentten oluşan 294 üncü maddesinde, bağışlamanın ortadan kalkması yollarından biri olarak bağışlamanın geri alınması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 244 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “F. İptal / I. Bağışlanılan malların istirdadı” şeklindeki ibareler, Tasarıda “E. Bağışlamanın ortadan kalkması / I. Bağışlamanın geri alınması” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin kenar başlığında kullanılan “E. Bağışlamanın ortadan kalkması” şeklindeki ibare, hem bu maddede düzenlenen elden bağışlama ile yerine getirilmiş bağışlama sözü vermenin geri alınmasını hem de bir sonraki maddede düzenlenen henüz yerine getirilmemiş olan bağışlama sözü vermenin geri alınmasını ifade etmek üzere kullanılmıştır.

818 sayılı Borçlar Kanununun 244 üncü maddesinde kullanılan “bağışlananın elinde halen ne kalmış ise” şeklindeki ibare, Tasarıda “bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 244 üncü maddesinin ilk cümlesinin sonunda “dava edebilir” şeklinde bir ibarenin kullanılması hatalıdır. Çünkü, bağışlamanın geri alınması için dava açılması zorunlu değildir. Bağışlayanın, geri alma konusunda, bağışlanana varması gerekli tek taraflı bozucu yenilik doğurucu irade açıklaması yeterlidir.

Metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

İlgili Yargıtay Kararları - TBK m.295 uygulaması

Aşağıdaki ilkeler, ilgili kararlardan derlenmiştir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2025/6439 K. 2026/4182 Bozma

Kamu kurumuna imar planındaki amacında kullanılmak üzere yapılan bağışta, taşınmaz üzerinde henüz yapı bulunmaması tek başına yükleme ihlali sayılmaz; taşınmaz planda aynı amaçla ayrılmış ve bu amaçla ilgili idareye tahsis edilmişse bağış amacına aykırılık ve dolayısıyla geri alma koşulu bulunmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı, 23.10.2002 tarihli akitle parseldeki payını okul yeri olarak kullanılması şartıyla İl Özel İdaresine bağışlamış; aradan yirmi yılı aşkın süre geçtiği halde taşınmaz üzerine okul yapılmadığını, bağıştan rücu şartlarının oluştuğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir. İl özel idarelerinin kapatılması üzerine taşınmaz 23.10.2014'te Hazine adına tescil edilmiş, 09.03.2015 tarihli tahsis kararıyla okul yeri olarak Milli Eğitim Bakanlığına süresiz tahsis edilmiştir. İlk derece mahkemesi, keşifte herhangi bir okul binasına rastlanmadığı gerekçesiyle davayı kabul etmiş; Bölge Adliye Mahkemesi davalının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire ise taşınmazın imar planında lise alanı olarak planlı olması ve bu amaçla Bakanlığa tahsis edilmiş bulunması karşısında bağış amacına aykırılık ve rücu koşulu bulunmadığını, ayrıca taşınmaz dava dışı Hazine adına kayıtlıyken iptal ve tescil kararı verilmesinin de doğru olmadığını belirterek kararları kaldırıp bozmuştur.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2024/3411 K. 2025/6137 Bozma

Bağışlamanın geri alınması istemi incelenirken bağışın koşula bağlanıp bağlanmadığı yalnız resmî senetteki ifadelerle belirlenmez; sözleşmede yer almasa ve sözleşmenin eki olmasa dahi mülkiyetin naklinin dayanağını oluşturan idari karar veya sair belgelerden temlikin koşula bağlandığı anlaşılıyorsa bu olgulara değer verilmesi zorunludur.

Detaylı özeti gör

Davacı Kooperatif, üzerinde bodrum ve iki kattan oluşan binanın kaba inşaatını yaptırdığı taşınmazı, sağlık ocağı yapılması amacıyla 18.02.1994 tarihinde davalı Hazineye bağışlamış; resmi akitte bağış kayıtsız şartsız gösterilmiş, taşınmaz 20.04.1994 tarihinde davalı Bakanlığa tahsis edilmiştir. Bağış amacının gerçekleşmediğini ileri süren Kooperatif 15.05.2018 tarihinde tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemiştir. İlk Derece Mahkemesi bağışın koşulsuz olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi protokol ve resmi yazışmalardan bağışın koşula bağlandığı, TBK'nın 297 nci maddesindeki bir yıllık sürenin de aşılmadığı gerekçesiyle davayı kabul etmiştir. Daire, hayırsever yardımıyla 2008 yılında kısmen onarılan binanın 2019 yılında yürürlüğe giren deprem yönetmeliği uyarınca beton dayanımı yetersiz bulunup yıkım dosyasının hazırlandığını, bu nedenle davalıya kusur atfedilemeyeceğini belirterek kararı bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2024/571 K. 2025/582 Direnme Bozuldu

Yüklemeli bağışlamada geri alma hakkı, yüklemenin haklı bir sebep olmaksızın yerine getirilmemesine bağlıdır; yüklemenin yerine getirilememesi bağışlananın iradesi ve tasarrufu dışındaki idari işlemlerden kaynaklanıyorsa, bağışlanana yüklemeye aykırı bir davranış yüklenemez ve bağıştan dönme koşulları gerçekleşmez.

Detaylı özeti gör

Davacı, 1990 yılında taşınmazı üzerine ilköğretim okulu yaptırmış; 1616 sayılı parselin tamamını 16.11.1990, ifrazla oluşan 1615 sayılı parselin tamamını ise 02.03.2001 tarihli akitle kayıtsız ve şartsız olarak köy tüzel kişiliğine bağışlamıştır. İkinci devirden önce muhtarlığa verdiği 28.02.2001 tarihli dilekçede taşınmaz gelirinin bir bölümünün köy camisine, diğer bölümünün okula harcanmasını istemiş, köy ihtiyar heyeti 12.03.2001 tarihli kararla şartları aynen kabul etmiştir. Trabzon'un büyükşehir olmasıyla köy tüzel kişiliği son bulmuş, taşınmazlar 21.11.2014 tarihinde davalı belediye adına tescil edilmiş, okul da kapatılmıştır. Davacı bağıştan rücu ile tapu iptali ve tescil istemiştir. İlk Derece Mahkemesi davayı kabul etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinafı esastan reddetmiş, Özel Daire önce hak düşürücü süre sonra esas yönünden bozmuş, mahkeme iki kez direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, bağışlamaların yüklemeli olduğunu ve taşınmazları devralan belediyenin de yüklemelerle bağlı olduğunu kabul etmiş; ancak okulun kapatılmasının Millî Eğitim Bakanlığı işlemi, devrin ise kanun gereği olduğunu, fındık gelirlerinin hâlen cami giderleri ile okul bakımında kullanıldığını gözeterek rücu koşullarının gerçekleşmediği sonucuna varmış ve direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2024/3052 K. 2025/3097 Onama

Bağışlamanın geri alınmasına ilişkin sebepler yalnızca bağış yoluyla yapılan kazandırmalarda uygulanır; temlik satış suretiyle gerçekleşmişse, ön inceleme aşamasında uyuşmazlık bağıştan rücu olarak nitelendirilmiş olsa bile bağıştan dönme sebeplerinin uygulama alanı bulunmaz.

Detaylı özeti gör

Davacı, maliki olduğu 3233 parseldeki 31 numaralı tripleks mesken nitelikli bağımsız bölümü, ölene kadar kendi kullanımında kalmak üzere davalı oğluna bağışlamak istediğini, ancak davalının kredi kullanabilmek için satış gösterilmesini talep etmesi üzerine taşınmazı 05.07.2018 tarihinde 158.000,00 TL bedelle satış suretiyle devrettiğini, 31.07.2020 tarihinde davalı tarafından kötü muamele görerek evden gönderildiğini ileri sürerek bağıştan rücu nedeniyle tapu iptali ve tescil istemiştir. Davalı, iddianın yazılı delille ispatı gerektiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi, devir satışla yapıldığından bağıştan dönme koşullarının incelenemeyeceğini, muvazaa iddiasının yazılı delille kanıtlanamadığını belirterek davayı reddetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi istinafı esastan reddetmiştir. Daire, ön incelemede uyuşmazlık bağıştan rücu olarak nitelendirilmiş olsa da temlik satışla yapıldığından TBK'nın 295. maddesinin uygulama alanı bulunmadığını belirterek kararı onamıştır.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2024/1449 K. 2025/2026 Bozma

Resmî senette bağışın kayıtsız, şartsız ve bedelsiz yapıldığı yazılı ise, bağışın koşula bağlandığını ileri süren taraf bunu yazılı delille ortaya koymalıdır; maddi delillerle desteklenmeyen soyut tanık anlatımları koşullu bağışın ispatına yeterli olmadığından bağıştan rücu koşullarının oluştuğu kabul edilemez.

Detaylı özeti gör

Davacı, arsa nitelikli taşınmazını 22.12.2011 tarihinde davalı vakfa bağış yoluyla devrettiğini, bağışı taşınmaz üzerinde Kur'an kursu açılacağı yönündeki söze güvenerek yaptığını, kursun yapılmayacağını 2022 yılı sonunda öğrendiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini, olmazsa bedelini istemiştir. Davalı vakıf, hak düşürücü sürenin geçtiğini, resmi senette bağışın kayıtsız, şartsız ve bedelsiz yapıldığını, herhangi bir yüklemeyi kabul etmediklerini savunmuştur. İlk derece mahkemesi, tanık anlatımlarına dayanarak bağışın koşullu olduğunu, yüklemenin haklı sebep olmaksızın yerine getirilmediğini ve 15.02.2023 tarihli davanın süre içinde açıldığını kabul ederek davayı kabul etmiş; Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, resmi senet karşısında yazılı delille desteklenmeyen soyut tanık beyanlarının yeterli sayılamayacağını ve rücu koşullarının gerçekleşmediğini belirterek istinaf kararını kaldırıp ilk derece kararını bozmuştur.

Diğer kararlar (2)
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2023/4027 K. 2024/4379 Onama

Bağışlananın, bağışlayana veya ailesinden birine karşı kanundan doğan yükümlülüklerine aykırı davranmasının geri alma sebebi sayılabilmesi için aykırılığın önemli ölçüde olması gerekir; basit nitelikteki olaylar geri alma sebebi kabul edilemeyeceği gibi, maddi delillerle desteklenmeyen soyut tanık anlatımları da aykırılığın ispatına yeterli değildir.

Detaylı özeti gör

Davacı, maliki olduğu 1076 parsel sayılı taşınmazı 29.07.2014 tarihinde davalı oğluna kayıtsız şartsız bağış yoluyla devretmiş; davalının kendisine ölünceye kadar bakacağı ve evde oturabileceği yönündeki sözü üzerine bu devri yaptığını, oysa davalının bakmadığı gibi 2019 yılında kendisini evden çıkardığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir. Davalı, annesine 23 yıl baktığını, devrin minnet duygusuyla yapıldığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi hilenin ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, uyuşmazlığın bağışlamadan dönme hukuki nedenine dayandığını belirterek kararı bozmuş; bozmaya uyularak yapılan yargılamada dava yeniden reddedilmiştir. Daire bu kez, davalının yükümlülüklerini kanunun aradığı ölçüde aksattığından söz edilemeyeceğini ve maddi delille desteklenmeyen tanık anlatımlarının yeterli olmadığını belirterek kararı onamıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/2027 K. 2021/956 Direnme Bozuldu

Koşullu bağışlamada geri alma koşulları değerlendirilirken yüklemenin fiilen sağlanıp sağlanmadığı ile bağışlayanın sonraki tutumu birlikte gözetilir; bağışlayan, koşulun gereği olarak oluşan sonuçları benimseyip bunlar üzerinde tasarrufta bulunmuşsa şartlı bağıştan rücu için aranan koşullar gerçekleşmiş sayılmaz.

Detaylı özeti gör

Davacılar, paydaşı oldukları taşınmazda ıslah imar planı yapılması şartıyla 02.10.1990 tarihli protokol uyarınca 53.585 hisselik paylarından 13.396 hissesini davalı belediyeye 18.10.1990 tarihli şartlı hibe akdiyle devretmiş, sonradan imar planının idare mahkemesince iptal edildiğini öğrenince bağıştan rücu ederek tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa 1.300.000 TL bedelin tahsilini istemiştir. Davalı belediyeler hak düşürücü sürenin dolduğunu savunmuştur. Yerel mahkeme, davayı bir davalı yönünden husumet yokluğundan reddetmiş, diğer davalı yönünden bağış koşulunun yerine getirilmediği gerekçesiyle bedel talebini kısmen kabul etmiş, Özel Daire bozmasına karşı direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, imar parsellerinin dayanağı olan 19.09.1991 tarihli encümen kararının idari yargıda iptal edilmediğini, uygulamanın geçerliliğini koruduğunu ve davacıların adlarına oluşan imar parsellerini üçüncü kişilere satarak benimsediğini belirterek direnme kararını bozmuştur.

İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır. Yargıtay içtihadı zamanla değişebilir.

İlgili Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Kararları - TBK m.295 uygulaması

Adana Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları. Aşağıdaki ilkeler ilgili kararlardan derlenmiştir.

Adana BAM · İstinaf · 1. Hukuk Dairesi E. 2020/586 K. 2020/961 İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

Bağıştan dönmenin, bağışlayanın bağışlanana varması gereken tek taraflı beyanıyla geriye etkili biçimde hukuki ilişkiye son veren yenilik doğurucu bir hak olduğu ve dönme sebebinin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde kullanılabildiği belirtilmiştir.

Detaylı özeti gör

Karar özeti: Adi yazılı hibe/bağışlama sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istenmiştir. İlk derece mahkemesi, BAM'ın ilk kaldırma kararı sonrası yeniden yargılama yaparak davayı kısmen kabul etmiş; bir kısım davalı bu kez istinafa başvurmuştur. Adana BAM, taşınmaz devrine ilişkin sözleşmenin geçerlilik şekli yönünden uyuşmazlığı incelemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) kararları bölgesel niteliktedir; bağlayıcı içtihat değildir, Yargıtay denetiminde değişebilir. İlkeler ilgili kararlardan derlenmiştir; tam karar metni esas alınmalıdır.

Bize WhatsApp'tan ulaşın!