Yargıtay 1.HD E.2024/5665 K.2025/4928

İlgili madde: TMK Madde 677

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1877 E., 2024/2177 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ereğli(Konya) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2023/152 E., 2024/419 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar; mirasbırakanları …’in hurda ticaret işiyle uğraştığını, herhangi bir ihtiyacı olmayıp mallarını satmasını gerektiren bir durumun bulunmadığını, ancak adına kayıtlı 9 56… parsel sayılı taşınmazdaki 1, 2 ve 3 nolu bağımsız bölümlerini satış göstermek suretiyle davalı ikinci eşine temlik ettiğini, muris …’in kazanımı ile satın alınan ve üzerine üç adet daire yapılan taşınmazları davalı …’nin muris …’e tapuda devir ve temlik ettiğini, muris tarafından ise … isimli kişiye devir ve temlik edildiğini, …’ın da bedelsiz olarak üzerine devir aldığı taşınmazları davalıya yine bedelsiz olarak devrettiğini, yapılan tüm satış işlemlerinin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, satış bedeli ile gerçek bedel arasındaki farkın da satışın muvazaalı yapıldığını gösterdiğini, davalının taşınmazları devir aldığı tarihlerde ev hanımı olup gelir getiren işi ve malvarlığı bulunmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.

II. CEVAP
Davalı; murisin ölümünden sonra tarafların bir araya geldiğini ve aralarında yaptıkları görüşmeler neticesinde tarafların sulh olup davacıların dava haklarından feragat ettiklerini, anlaşmalarının 05.04.2023 tarihinde tanıklar huzurunda yazılı sözleşme düzenlenerek imza edildiğini, tanzim edilen sulh ve dava hakkından feragate ilişkin sözleşme ile davacıların dava konusu ettikleri taşınmazlarla ilgili dava açmayacaklarını kabul ettiklerini, davacıların iddialarının aksine muvazaa olmadığını, dava konusu taşınmazın kendisinin ziynetleri ile şahsi malı olarak … isimli kişiden 15.09.2005 tarihinde satın alındığını, daha sonra 27.12.2006 tarihinde kat mülkiyetine çevrildiğini, murisin talebi ile bir süre sonra taşınmazların muris adına intikal ettirildiğini, daha sonra murisin bir suça karışması üzerine … isimli kişiye devir edildiğini, daha sonra tekrar muris üzerine, muristen de gerçek hak sahibi olan davalı üzerine intikal ettirildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen tanık beyanları ve dosyaya kazandırılan kayıtlardan murisin düzenli bir gelirinin bulunmadığı, özellikle hurdacılık işiyle ilgili olan tanıkların beyanları dikkate alındığında evin geçiminin davalının emeği ve sermayesi ile yapmış olduğu hurdacılık işinden kazanılanlarla sağlandığı, tapu kayıtları incelendiğinde dava konusu taşınmazların kat mülkiyeti kurulmadan önce hali hazırda davalı tarafından satın alındığı, sonradan davacıya devredildiği, davacının da inşaat tamamlanıp bağımsız bölümlerin tapusu oluşturulduktan sonra davalının emeği ile elde edilen ve zaten davalının olan taşınmaz üzerine inşa edilen evlerin tapusunu davalıya geçirdiği, burada murisin amacının mirasından mal kaçırmak olmayıp hali hazırda davalının olan bir şeyi ona teslim etmekten ibaret olduğu, muvazaa iddialarının bu kapsamda davacılarca ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; murisin ölümünden sonra bir kısım mirasçılar arasında düzenlenen ve geçerliliği tartışma konusu edilmeyen “tutanak” başlıklı yazılı belgede çekişme konusu taşınmazlar bakımından davalıdan hak talep edilmeyeceğinin bildirildiği, söz konusu belgenin Türk Medeni Kanunu’nun 677. maddesi anlamındaki sözleşme niteliği taşıdığı, değinilen belgedeki ifadeler dikkate alındığında, davacı mirasçıların mirasbırakanlarının yaptığı işleme icazet vererek anılan işlemle temlik konusu yapılan taşınmazlardaki hak ve taleplerinden yine aynı sözleşmede kendilerine verilenler karşılığında vazgeçtiği, sözleşmeye karşı öne sürülen gabin iddialarının kanıtlanamadığı sonucuna varıldığı, davanın değinilen gerekçe ile reddedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile red kararı verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine, HMK’nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca anılan mahkeme kararının gerekçe yönünden düzeltilerek yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesi ile; İstinaf Mahkemesince verilen kararın eksik araştırma ve inceleme neticesinde verildiğini, usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazların satışına ilişkin işlemlerin muvazaalı olduğunu, murisin durumunun iyi olduğunun ve taşınmazları satma ihtiyacı bulunmadığının tanık beyanları ile sabit hale geldiğini, bedeller arasında fahiş fark bulunduğunu, dosya kapsamında yer alan sulh ve feragat sözleşmesinin geçersiz olduğunu, sözleşmenin gabin kastı ile hazırlandığını, davalı tanık beyanlarının hükme esas alınmasının doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1956 doğumlu mirasbırakan …’in 30.03.2023 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak ilk evliliğinden olma davacı kızları … ve …, dava dışı oğlu … ve davalı ikinci eşi … ile ondan olma dava dışı çocuklarının kaldığı, dava konusu kök 9 56… parsel sayıl arsa vasıflı taşınmaz dava dışı … isimli şahıs adına kayıtlı iken 15.09.2005 tarihli satış işlemi ile davalı …’ye devredildiği, 27.12.2006 tarihinde söz konusu taşınmazın kat mülkiyetine çevrildiği ve oluşan 1, 2 ve 3 nolu bağımsız bölümlerin davalı … adına kayıtlı hale geldiği, bu bağımsız bölümlerin 26.02.2007 tarihli satış işlemi ile muris Muammer’e temlik edildiği, onun tarafından ise 28.01.2011 tarihinde satış yolu ile dava dışı …’a devredildiği, daha sonra 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerin dava dışı … tarafından 27.05.2011 tarihinde davalı …’ye, davalı tarafından 24.10.2017 tarihinde murise, onun tarafından da 17.12.2020 tarihinde tekrar davalıya devredildiği, 3 nolu bağımsız bölümün ise dava dışı … tarafından 07.10.2011 tarihinde murise, onun tarafından da 17.12.2020 tarihinde davalıya temlik edildiği anlaşılmaktadır.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;

Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 187,80 TL bakiye onama harcının ayrı ayrı davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 07 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!