MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, önalım hakkının kullanılması nedeniyle davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı tarafından temyiz etmiştir.
Davalı vekili 24.1.2011 tarihli temyiz dilekçesi ile, Gölbaşı Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/40 esas ve 1998/203 karar sayılı dosyasında 13.7.1998 tarihli hükme, davalıya ilanen tebligat yapılarak 1.9.1998 tarihinde kesinleşme şerhi verilmiş ise de, davalı …’a dava dilekçesi ve kararın ilanen tebliğine ilişkin tebligatların usulsüz olduğunu, davalının tebligata yarar adresinin yeterince araştırılmadığını, davaya konu satış işlemindeki adresinin ya da nüfustaki adresinin dahi araştırılmadan ve adres araştırması için C.Savcılığı’na yazılan müzekkereye davalının adının yanlış yazılarak adres tespitinin mümkün kılınmadığını, dava dilekçesi ve kararın gazete ilanı ile tebliğ edildiğini ancak tebligattaki davalının bilinen adresinin dahi yanlış yazıldığını, davalının davadan ve hükümden haberdar olmadığını, hükmün usulsüz olarak kesinleştirildiğini, savunma hakkının kısıtlandığını, davadan davalının ancak 18.1.2011 tarihinde haberdar olduğunu belirterek hükmün taraf teşkili yönünden bozulmasını istemiştir.
Gölbaşı Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/40 esas ve 1998/203 karar sayılı dosyası incelendiğinde; davalı …’a adresi tespit edilemediği gerekçesiyle dava dilekçesi ve hükmün ilanen tebliğ edildiği görülmüştür. Ancak, davalının adresi Tebligat Yasasının 13.maddesinde yazıldığı şekilde ayrıntılı bir şekilde adresinin bilinmesi muhtemel kamu kurum ve kuruluşları ile Askerlik Şubesi, Nüfus Müdürlüğü, Tapu Müdürlüğü, Belediye Başkanlığı, Vergi Dairesi, Seçim Müdürlükleri, Sular İdaresi, Elektrik ve Doğalgaz İdareleri vs. gibi kuruluşlardan sorulmadığı, sadece C.Savcılığı’ndan sorulduğu, fakat C.Savcılığı’na adres araştırması için yazılan müzekkereye de davalının adının Kemal olarak yanlış yazılıp adres tespitinin sağlanamadığı, yine ilanen tebligat metinlerinde Tebligat Yasasının 30.maddesinde düzenlenen ilanın ihtiva etmesi zorunlu unsurlarından olan davalı
adresinin “88/7 Balgat” olmasına rağmen “38/7 Balgat” olarak yanlış yazıldığı görülmüştür. Tüm bu eksiklikler ve hatalı işlemler karşısında davalıya dava dilekçesi ve karar tebliğinin Tebligat Yasasının 28 vd. ile Tebligat Tüzüğünün 46 vd. maddelerine uygun bir ilanen tebligat olmadığı anlaşılmıştır. Tebligat Yasasının 32.maddesinde, usulüne aykırı tebliğin sonuçları düzenlenmiş ve “tebliğin usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılacağı ve muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi addolunacağı” kabul edilmiştir. Davalı vekili,davalının davadan ve hükümden 18.1.20011 tarihinde haberdar olduğunu belirterek 24.1.2011 tarihinde temyiz dilekçesi vermiştir. Bu durumda davalıya hükmün tebliğ tarihinin 18.1.2011 tarihi olduğu ve temyiz dilekçesinin süresinde verildiğinin kabulü gerekir. Davalıya hüküm tebliği yanında dava dilekçesi tebliği de Tebligat Yasasının 28 vd. ile Tebligat Tüzüğünün 46 vd. maddelerine uygun değildir. Davada taraf teşkili eksiktir. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup, Hakim re’sen (kendiliğinden) yargılamanın her aşamasında bunu dikkate almalıdır. Bu nedenle mahkemece davalıya usulün uygun şekilde dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ;Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 3.11.2011 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe