MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 1995/550 E., 2002/126 K.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde, 734 ve 582 parsellerde 4/6 pay sahibi olduğunu, davalının kalan payı ……..,’tan satın aldığını yeni tapusunu alırken 14.11.1995 tarihinde öğrendiğini, önalım hakkını kullanarak davalı …………,adına olan payın iptali ile adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … … adına yapılan tebligatların iade gelmesi nedeniyle ilanen tebligat yapılmıştır.
III. MAHKEME KARARI
1.Mahkemenin 12.04.2002 tarihli ve 1995/550 Esas 2002/126 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, 734 ve 582 parsellerin davalı adına olan 2/6 payın iptali ile davacı adına tesciline, şufa bedeli daha önce mahkeme veznesine yatırılmadığından 346.500 TL’nin davacı tarafından mahkeme veznesine depo edilmesine ve kararın kesinleşmesinden sonra davalı …’e ödenmesine karar verilmiştir.
2.Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Mahkemece 16.08.2024 tarihli ek karar ile gerekçeli kararın davalıya 25.07.2002 tarihli gazetede ilanen tebliğ edildiği ve davacının 09.10 2002 tarihli dilekçe ile kararı temyiz etmeyeceğini bildirdiği, kararın 09.10.2002 tarihinde kesinleştiği gerekçesiyle temyiz talebinin süreden reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.Dava dilekçesinde davalı olarak … ………,gösterildiğini, bu ismin müvekkiline ait olmadığını, davacının bu ismi kendisine ulaşılamaması için kötüniyetle değiştirdiğini, tensip zaptında ve gerekçeli karar başlığında da davalının adının hatalı yazıldığını, ilanen yapılan tebligatların da bu isme yapıldığını,
2.Yapılan ilanen tebligatların usule aykırı olduğunu ve müvekkiline yöneltilmediğinden bağlayıcı olmadığını, kararın henüz tebliğ edilmemiş sayıldığını, dava dilekçesinde davalı adresi olarak gösterilen adresten tebligat iade geldikten sonra kolluk araştırması yapılmadığını, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 29/2 maddesine göre kararın ilanen tebliği edildiğine dair askı tutanağı bulunmadığını, ikinci defa ilan yapılması gerektiği hâlde yapılmadığını, müvekkilinin o tarihten bu yana yurtdışında yaşamakta olup yapılan ilanın yurtdışına yapılması gerektiğini,
3.Davacının dava dilekçesinde keşif ve bilirkişi deliline dayanmamasına ve talepte bulunmamasına rağmen Mahkemece resen keşif kararı verilmesinin usule aykırı olduğunu,
4.Dava dilekçesinde dava değeri 3.100.000 TL olarak gösterildiğini, dava değeri olan 346.500.000 TL üzerinden davasını ıslah etmediğini ve harç tamamlanmadığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu iptal edilen toplam pay değerinin 347.166.666 TL olmasına rağmen Mahkemece hatalı olarak 346.500.000 TL olarak hesaplandığını, enflasyon karşısında bu değerin çok düşük kaldığını, karar tarihinden önce davacı tarafından bu bedelin dahi depo edilmediğini,
5.Davaya konu taşınmazların satın aldığı tarihte her ikisinde de fiili taksim bulunduğunu, kullanım olarak müvekkiline ayrılan bölümü görerek satın aldığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup re’sen yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gerekir.
Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddianın ileri sürülmesi, savunmanın yapılabilmesi ile delillerin eksiksiz olarak toplanılıp tartışılabilmesi öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile olanaklıdır. Hasımsız davalar hariç olmak üzere dava dilekçesi ile duruşma gün ve saati karşı tarafa tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan, davaya bakılamaz, yargılama yapılamaz.
Dava ile ilgili olan kişilerin davaya ilişkin bir işlemi öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin muhataba bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın çıkarıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hukuksal dinlenme ve savunma hakkı kısıtlanmış olur.
Savunma hakkı, Anayasa’nın 36. maddesi ile güvence altına alınmış olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde de “hukuki dinlenilme hakkı” başlığı altında ayrıca düzenlenmiştir. Hâkim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Buna göre hâkim iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafları duruşmaya davetle zorunludur.
7201 sayılı Kanun’un 28. maddesinde “Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır. Yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılamayan ve ikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunamayan kimsenin adresi meçhul sayılır.
Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tespit edilir. Bununla beraber tebliği çıkaran merci, muhatabın adresini resmî veya hususi müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir…” hususları düzenlenmiş olup yapılan araştırmalardan sonra ilanen tebligatla ilgili işlemlerin nasıl yapılacağı da Tebligat Kanunu’nun 29 ve 30. maddeleri ile ilanen tebligatın yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğü’nün 46 ve 47. maddelerinde düzenlenmiştir.
Tebligat Kanunu’nun ilana ilişkin 28. maddesi ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 48. maddesindeki hükümler gereği, çok yönlü araştırma (resmi ve hususi müessese ve dairelerden örneğin seçim kurullarından, vergi dairesinden) yapılarak, bundan sonuç alınamaması halinde ilanen tebliğe gidilmesi gerekir. İlanen tebligat, başvurulacak son yoldur. Bu nedenle adres araştırmasının geniş bir çerçeve içerisinde ele alınıp soruşturmanın çok yönlü yapılması zorunludur.
Somut olayda, tapu kaydına göre davaya konu taşınmazın 4/6 payının davacı, 2/6 payının …’e ait olduğu, dava dilekçesinde davalının … … olarak bildirilmesi üzerine Mahkemece dava dilekçesi için aynı isme tebligat çıkarıldığı, tebligatın muhtarlıkta bu kişinin kaydı bulunmaması sebebiyle iade gelmesine rağmen aynı adrese duruşma günü tebligatının da çıkarıldığı, adres araştırması için yazılan müzekkerede davalı adının … … olarak bildirildiği, emniyet araştırmasında böyle bir şahsın bulunamadığının bildirildiği, bunun üzerine Mahkemece dava dilekçesi ve gerekçeli kararın … … adına ilanen tebliğ edildiği görülmektedir. Yukarıda belirtildiği üzere Tebligat Kanunu ve Yönetmelik hükümlerine aykırı şekilde yeterli araştırma yapılmadan ve malik ismi doğru belirtilmeden yapılan işlemler usule aykırı olduğundan dava dilekçesi ve gerekçeli karar tebliği geçersiz olup mahkemenin süre yönünden temyiz dilekçesinin reddine ilişkin 16.08.2024 tarihli ek kararı kaldırılarak hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkemenin temyiz dilekçesinin süreden reddine ilişkin 16.08.2024 tarihli ek kararı kaldırılarak temyiz olunan kararının BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
22.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe