Adana BAM, 9. HD., E. 2026/31 K. 2026/443 T. 3.3.2026

İlgili TBK madde: TBK Madde 620

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.

ADANA

9. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/31

KARAR NO : 2026/443

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : … (…)

ÜYE : … (…)

ÜYE : … (…)

KATİP : … (…)

MAHKEMESİ : ADANA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 29/07/2025

NUMARASI : 2025/… Esas – 2025/… Karar

DAVACI : … – …

VEKİLİ : Av. … -…

DAVALILAR : 1-…-…-

2- … TARIM SANAYİ TİC. LTD. ŞTİ.-… –

DAVA : Alacak (Adi Ortaklık Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARARININ
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 29/07/2025 tarihli ve 2025/… Esas- 2025/… Karar sayılı kararı aleyhine davacı vekili tarafından başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili …’ın çiftçilik faaliyeti göstermekte olduğunu, 2022 yılında pamuk ekimi için arazi kiralamak üzere arayışa giriştiğini, davalı … Firması adına yetkili olduğunu beyan eden davalı …’un … firmazı tarafından 25 yıllığına kiralama dahil tüm hakları satın alınmış olan Çukurova Havaalanı içerisinde bulunan 3000 dönümlük tarım arazisinin 300 dönümünü kiralamak istediğini, … Firma yetkilisi …’un yonca ekim işinin pamuk ekiminden daha zahmetsiz ve karlı olduğu öne sürerek müvekkiliyle 25/05/2022 tarihinde sözleşme imzaladığını, sözleşmeye göre 3000 dönüm arazinin 300 dönümlük kısmının 450.000,00-TL karşılığında yonca ekilmek üzere kiralanacağını, yonca ekimi, biçimi, bakımı, satışı … Firması tarafından yapılacağının belirtildiğini, kira bedelinin müvekkili tarafından 25/05/2022 tarihinde peşin ödendiğini, bunun karşılığında davalılar tarafından 1 Temmuz 2022, 1 Ağustos 2022, 1 Eylül 2022, 1 Ekim 2022, 1 Kasım 2022, 1 Aralık 2022 ve 1 Ocak 2023 tarihlerinde 175.000,00’er TL olmak üzere toplamda 1.225.000,00-TL’nin ödeneceği taahhüt edildiğini, ancak müvekkilinin sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen ilk ödeme günü olan 1 Temmuz 2022 tarihine geldiğinde … Firmasından ve …’dan hiçbir ödeme gelmediğini, akabinde müvekkilinin … tarafından sürekli oyalandığını ve ilk ödemeyi 11 Kasım 2022 tarihinde 250.000,00-TL olarak banka kanalı ile “yonca ekim iadesi” açıklaması ile gerçekleştirdiğini, sonraki ödeme Nisan 2023 tarihinde 150.000,00-TL olarak “fesih edilen kiralama bedelinin iadesi” açıklaması ile son olarak ise 25 Kasım 2023 tarihinde 50.000,00-TL olarak “kira iadesi” açıklaması ile yaptığını, farklı tarihlerde müvekkiline toplamda 450.000,00-TL ödeme yapıldığını, bu nedenlerle, sözleşme bedeli olarak şimdilik 9.000,00-TL ve Mahkemece ileride tespit edilecek gecikme faizine yönelik talep arttırmak üzere şimdilik 1.000,00-TL maddi olmak üzere toplamda 10.000,00-TL’nin ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek faizler ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.

Davalı herhangi bir cevap dilekçesi sunmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ’NİN KARAR ÖZETİ :

İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; “… Her ne kadar davacı … tarafından, davalılardan … firması ve yetkilisi olduğu belirtildiği davalı … ile Çukurova Havaalanı içerisinde bulunan ve 25 yıllığına kiralama dahil tüm haklarını uhdesinde bulundurduklarını belirttiği davalılardan 3000 dönümlük tarım arazisinin 300 dönümlük kısmına ilişkin kira sözleşmesi akdolunduğu, davacının kiracı, davalıların kiralayan sıfatıyla bulunduğu 25/05/2022 tarihli sözleşme uyarınca davalıların üzerilerine düşen edinimleri yerine getirmedikleri ileri sürülerek mahkememize dava açılmış ise de; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın kiralayan ve kiracı ilişkisinden kaynaklı olduğu, 25/02/2022 tarihli sözleşmede de açıkça bahsedildiği üzere sözleşme konusunun kira akdine ilişkin olduğu anlaşıldığından uyuşmazlığın çözümünde Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik nedeniyle HMK’nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.” gerekçesiyle “6100 sayılı HMK.nun 114/1-c maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK.nın 115/2 maddesi gereğince davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle Dava Şartı Yokluğundan Usulden Reddine…” şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.

DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklandığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş olsa da uyuşmazlık kira sözleşmesinden değil tarımsal üretime dayalı ortaklık sözleşmesinden kaynaklandığını, davanın adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğunu iddia ederek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLER :

Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :

Dava, Tarımsal Üretim Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi’nce görevsizlik nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.

İstinaf incelemesi, HMK’nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
6098 sayılı TBK’nın 620. maddesinde adi ortaklık sözleşmesi, iki veya daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleşmeyi üstlendikleri sözleşme olarak tanımlanmıştır.

Adi ortaklık sözleşmesi geçerlilik yönünden herhangi bir şekle tabi olmayıp, sözlü yapılan adi ortaklık sözleşmesi geçerli ise de; inkarı halinde, bu ortaklığın varolduğunu ileri süren kişinin, bu ortaklığı, 6100 sayılı HMK’nın 200. maddesi gereğince kesin delillerle ispat etmesi gerekir.

Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleriyle alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır.

Somut olayda, davacı tarafından, Çukurova Havaalanı içerisinde 3.000 dönümlük tarım arazisinin kiralama dahil tüm haklarının davalı şirket tarafından satın alındığı, bu arazinin bir kısmının tarımsal faaliyet için kiraya verileceğinin ilan edildiği, bunun üzerine davalı şirketin yetkilisi olan diğer davalı ile yapılan görüşmeler sonucunda imzalanan 25.05.2022 tarihli sözleşmeyle tarafların sözkonusu alan içerisindeki 300 dönümlük kısmın 450.000,00 TL bedel karşılığı davacı tarafından kiralanması ile kiralanan bu alanda ekimi, bakımı, biçimi ve satışı davalı şirkete ait olmak üzere yonca üretimi yapılması, davacının kira bedelini 25.05.2022 tarihinde peşin olarak ödemesi ile bunun karşılığında davalılar tarafından davacıya 01.07.2022, 01.08.2022, 01.09.2022, 01.10.2022, 01.11.2022, 01.12.2022 ve 01.01.2023 tarihlerinde 175.000,00’er TL olmak üzere toplam 1.225.000,00 TL ödemeyi taahhüt ettiği, taraflarca davacının bu ödemeler dışında başkaca bir talepte bulunmamasını kararlaştırıldığı, davacının sözleşmeden doğan yükümlülüğünü derhal yerine getirdiği, ancak davalı tarafın sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmediği, davalı tarafın davacıya banka aracılığıyla 11.11.2022 tarihinde “yonca ekimi iadesi” açıklamasıyla 250.000,00 TL, Nisan 2023’de “kiralama bedelinin iadesi” açıklamasıyla 150.000,00 TL ve son olarak 25.11.2023 tarihinde “kira iadesi” açıklamasıyla 50.000,00 TL ödeme yaptığı iddiasıyla sözleşme bedeli olarak şimdilik 9.000,00 TL ve gecikme faizi olarak şimdilik 1.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL’nin HMK’nın 107.maddesi kapsamında davalılardan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmakta olup, davaya konu iddia ve talebin ileri sürülüş biçiminden, davacının, taraflar arasında imzalandığı belirtilen 25.05.2022 tarihli sözleşmeye dayanarak yonca üretimine ilişkin adi ortaklık ilişkisinden doğan alacağının davalıdan tahsilinin amaçlandığı, buna göre davaya uyuşmazlığın esasen kira sözleşmesinden değil, adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası mahiyetinde olduğu anlaşılmaktadır.

Öte yandan, 6102 sayılı TTK. 4.maddesine göre bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan sayılması gerekir.

Somut olayda, davalı şirketin tacir olduğu aşikar olmakla birlikte, dosya kapsamında davacının tacir olup olmadığı konusunda herhangi bir bilgi ya da belge yoktur. Bu durumda, ilk derece mahkemesince, adi ortaklık ilişkisi 6102 sayılı TTK’da düzenlenmediğinden bu ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlığın mutlak ticari niteliğinde olmadığı, bir davanın nispi ticari dava niteliğinde olması için her iki tarafın tacir ve uyuşmazlık konusunun da ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğmuş bulunmasının gerektiği, bu sebeple davacının tacir sıfatının bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak davacının adresi itibariyle Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden ticaret sicilinde kayıtlı olup olmadığı sorulması, ayrıca bağlı bulunduğu Vergi Dairelerine yazı yazılarak davacının ticari faaliyetleri dolayısı ile vergi mükellefi olup olmadığı, varsa faaliyet alanı ve vergi kayıt tarihinin sorulması, ticari faaliyeti nedeniyle vergi mükellefi ise bilanço esasına göre mi yoksa işletme hesabı esasına göre mi defter tuttuğunun sorulması, ticari faaliyetleri nedeniyle vergi mükellefi ise vergi usul kanunun 177 maddesi ve ilgili sair mevzuat hükümlerine göre alış-satış ve gayrisafi iş hasılatı yönünden birinci sınıf tüccar mı, yoksa ikinci sınıf tüccar (esnaf) mı olduğu sorulup tüm bu belgeler geldikten sonra ve belgeler değerlendirilmek suretiyle, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi’nin mi, yoksa Asliye Ticaret Mahkemesi’nin mi görevli olduğu hususları açıklığa kavuşturulduktan sonra oluşacak sonuca göre görev hususunun değerlendirilmesi ve uyuşmazlığın ilk derece mahkemenin görevi kapsamında olması halinde yargılamaya devam olunması gerekirken, yazılı gerekçeyle görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin istinaf başvurusu bu sebeple yerinde görülmüştür.

Yukarıda açıklanan sebeplerle İlk Derece Mahkemesi’nce verilen kararın usul ve yasaya uygun olmadığı, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olduğu anlaşıldığından istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur

HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :

1-Davacı vekili tarafından Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 29/07/2025 tarihli 2025/… Esas 2025/… Karar sayılı kararı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun KABULÜNE,

2-Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 29/07/2025 tarihli ve 2025/… Esas- 2025/… Karar sayılı kararının HMK’nin 353/1-a-3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3-Dava dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Adana 2. Ticaret Mahkemesi’ne GÖNDERİLMESİNE,

4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak alınan 615,40.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacıya İADESİNE,

5-Davacı tarafından istinaf için yapılan yargılama giderlerinin esas hüküm ile birlikte İlk Derece Mahkemesince karara BAĞLANMASINA,

6-6100 Sayılı HMK’nin 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi’ne İADESİNE,

7-İnceleme dosya üzerinden yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

8-6100 sayılı HMK’nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi’nce taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK’nin 353/1-a/6 maddesi gereğince 03/03/2026 tarihinde KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.

Başkan

¸

Üye

¸

Üye

¸

Katip

¸

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!