Adana BAM, 9. HD., E. 2021/1917 K. 2024/2305 T. 30.12.2024

İlgili TBK madde: TBK Madde 122

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.

ADANA

9. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/1917

KARAR NO : 2024/2305

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : … (…)

ÜYE : … (…)

ÜYE : … (…)

KATİP : … (…)

MAHKEMESİ : …. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 07/10/2020

NUMARASI : … ESAS-… KARAR

DAVACI : … –

VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … – ….İcra Müdürlüğü İflas Masası … İflas Dosyası. …

DAVA : Murzam Zararın Tespiti İle Sıra Cetveline Kaydı)

İSTİNAF KARARININ

YAZIM TARİHİ : 30/12/2024

…. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 07/10/2020 tarih ve … Esas … Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, yapılan istinaf incelemesi sonucunda;

İDDİALARIN ÖZETİ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; …. İcra Müdürlüğünün … iflas sayılı dosyasında müflis … Tarım A.Ş olan dosyada iflas işlemlerine esas olmak üzere kendilerine tebliğ edilen yazı gereğince müvekkilinin güncel alacak tutarının dosyaya bildirilmesinin istendiğini, müflis şirketin iflasından sonra borçlarının bir kısmının müvekkili şirket tarafından ödendiği, 50.767.047.000,00.TL’nin çeşitli tarihlerde ödendiği, makbuzunu sundukları 48.764.047,00.TL’nin işlemiş yasal faizinin 184.546.756.058,21.TL ile birlikte toplam 233.310.803.058,21.TL olduğu, söz konusu alacağın USD cinsinden alacağı olup tarihlerdeki kurdan hesaplanması halinde toplam 48.764.047.000,00-TL (91.588,18-USD), bu alacağa ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince hesaplanan faizin ise 259.881,04.USD olduğu, USD cinsinden toplam alacağın ise 351.469,22.USD olduğu, dava tarihindeki kur itibariyle alacaklarının 1.327.674,98.TL olup ülkenin ekonomik durumu, alacak sürecinde yaşanan develüvasyon gibi nedenlerle yasal faizin müvekkilinin zararını karşılayamayacağı, bu hususun TBK.nın 122. maddesinde düzenlendiği, müvekkilinin faizi aşan zararının olduğu ve munzam zarar hesaplanması gerektiği, borçlunun bu zararı karşılamakla yükümlü olup munzam zararın hesaplanarak alacağın sıra cetveline kayıt edilmesi gerektiği, icra müdürünün iş bu taleplerini incelemeden bilirkişi raporu aldığını ve raporda faizi aşan bir zararın oluşmadığı gerekçesi ile munzam zarar ve temerrüt faizinin hesaplanmadığını, raporun eksik olması nedeniyle itiraz ettiklerini müvekkili şirketin alacağına uygulanan yasal faizin müvekkilinin zararını karşılamadığından munzam zararının bilirkişiye hesaplattırılarak alacaklılar sıra cetveline kaydı konusunda taleplerinin kabulüne karar verilmesi talep edilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :

…. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 07/10/2020 tarih ve … Esas … Karar sayılı kararı ile; davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu; munzar zarar nedenini ispat edecek her hangi bir delil ibraz etmediği bu itibarla Türk Borçlar Kanununun 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan zararın, somut ve davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gerektiği ancak davacı tarafça somut vakıalara dayanılarak bir zararın gerçekleştiği ileri sürülüp, kanıtlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı istinaf talebi ile; mahkeme kararının gerekçesinde davacı tarafça somut vakıalara dayanılarak bir zararın ileri sürülmediğinin belirtildiğini, mahkemenin somut vakılara dayanılarak bir zararın ileri sürülmediği yönünde gerekçenin kabul edilebilir olmadığını, mahkeme kararının gerekçesinde davacı tarafça, faizi aşan zararın somut vakıalarla ispatlanması gerektiğini, ancak davacı tarafça bir zararın gerçekleştğinin kanıtlanamadığının belirtildiğini, talebin somut olarak kanıtlanamaması sebebiyle davanın reddine karar verildiğini, müvekkil şirketin temerrüt faizini aşan bir zararının mevcudiyetinin bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, bu zararın hesabı teknik bir konu olduğundan bilirkişiler tarafından hesaplama yapıldığını ve bu zararın varlığının ispatının başka bir ispat şekli de bulunmadığını, bilirkişiler tarafından hesaplama yapılması zararın varlığı için yeterli olduğunu, burada ispat yükü borçlu/müfliste olduğunu, borçlu müflis kendisinin hiç bir kusuru olmadığını ispat etmek durumunda olduğunu, borçlu müflis şirketin kusuru dosya içeriğine göre ortada iken ve yasada eğer borçlunun kusuru bulunması halinde, zararı gidermekle yükümlü olduğu emredici olarak düzenlenmişken, mahkemenin davacıdan ispat beklemesi yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle İstinaf başvurunun kabulü ile yerel mahkeme kararının itirazları doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER :

…. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 07/10/2020 tarih ve … Esas … Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :

Dava munzam zararın hesaplanarak sıra cetveline kaydedilmesi istemine ilişkindir.

Davacı tarafından, icra müdürlüğünce iflas işlemlerine esas olmak üzere güncel alacak tutarının iflas dosyasına bildirilmesinin istendiği, icra dosyasına sunulan dilekçe ile müflis şirketin iflas ettikten sonra borçlarının bir kısmının ödendiği, 50.764.047.000,00 TL nin çeşitli tarihlerde kendileri tarafından ödendiği, makbuzu sunulan ödeme miktarının 48.764.047.000,00 TL olduğu, miktarların dilekçe tarihindeki kur üzerinden kura çevrildiğinde alacağının 1.327.674,98 TL olduğu, yasal faizin müvekkilinin zararını karşılamadığı, müvekkilinin faizi aşan zararının olduğu ileri sürülerek munzam zararın bilirkişiye hesaplattırılarak sıra cetveline kaydına karar verilmesi talep edilmiştir.

İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş ve iş bu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

İstinaf incelemesi, HMK’nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

TBK’nın 122. maddesinde “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” düzenlemesi bulunmaktadır.

Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır.

Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır.

Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez.

Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz . (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29/03/2022 tarihli, 2021/11-938 Esas, 2022/401 Karar sayılı kararı).

Somut olayda davacı tarafından müflis şirketin iflas ettikten sonra bir kısım borçlarının ödendiği, ancak yasal faizin zararını karşılamadığı, alacaklının temerrüt faizini aşan zararının giderilmesi gerektiğinin ileri sürüldüğü, ancak ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlar dışında geç ödeme nedeniyle şahsen ve somut olarak uğranılan zararın ispatı gerektiği, ilk derece mahkemesince de belirtildiği üzere davacının dava dilekçesinde munzam zarar nedenini ispat edecek herhangi bir delil ibraz etmediği, davacı tarafça somut vakıalara dayanılarak bir zararın gerçekleştiği ileri sürülerek, bu iddiayı ispatlar deliller sunulmadığı, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :

1)-…. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 07/10/2020 tarih ve … Esas … Karar sayılı kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60.TL karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30.TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 368,30.TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,

3)-6100 sayılı HMK’nın 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,

4)-6100 sayılı HMK’nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

5)-6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İADESİNE,

6)-6100 sayılı HMK’nın 359/4 maddesi gereğince kararın Dairimizce taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı Kanun’un 7’nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361’inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 30/12/2024 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi.

Başkan

¸e-imzalıdır

Üye

¸e-imzalıdır

Üye

¸e-imzalıdır

Katip

¸e-imzalıdır

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!