Adana BAM, 9. HD., E. 2019/948 K. 2020/1190 T. 18.12.2020

İlgili TBK madde: TBK Madde 420

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACILAR
:

1-
K1
-T.C.

N1
-A1

2-
K2
-T.C.

N2
-A2

3-
K3
-T.C.N3-
A1

VEKİLİ:Av.

K4
– A3

DAVALI :

F1
SÜTÜRÜNLERİHAYVANCILIKGIDASANAYİVETİCARETLİMİTEDŞİRKETİ
– A4

VEKİLİ:Av.

K5- A5

DAVA : Menfi Tespit(Bonodan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARARININ

YAZIM TARİHİ : 18/12/2020

Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 06/02/2019 tarih ve 2016/425 Esas, 2019/79 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;

İDDİALARININ ÖZETİ :

Davacılar vekili dava dilekçesi ile; Mersin 3. İcra Müdürlüğü’nün 2016/7813 Esas sayılı dosyası ile aleyhlerine davalı şirket tarafından icra takibi başlatıldığını, takip dayanağının taraflar arasında imzalanan 09.05.2015 tarihli Rekabet Yasağı Sözleşmesi kapsamında alınan 75.000,00.TL değerindeki teminat senedi olduğunu, davalının söz konusu icra takibi başlatmasındaki asıl sebebin davacının işçilik alacaklarını kendisine ödenmediği için açmış olduğu Adana 5. İş Mahkemesi’nin 2015/966 Esas sayılı davası olduğu, davacının davalı şirkette 05.05.2011 tarihinde işe başladığı ve 17.08.2015 tarihnie kadar pazarlamacı olarak çalıştığı, davacının sözleşmesini emeklilik nedeniyle 17.08.2015 tarihinde feshettiğini ancak davacının bir kaç ay sonra süt ürünleri satan bir başka şirkette çalışmaya başladığını, Rekabet Yasağı Sözleşmesi ve icra takibinin dayanağı olan bononun davacıya işten çıkarılma baskısı altında imzalatıldığını, davacının iradesinin fesada uğratıldığını, bu nedenle taraflar arasında imzalanmış olan Rekabet Yasağı Sözleşmesi’nin geçersiz olduğunu, sözleşmenin sadece davacıya sorumluluk yüklediğini, Yargıtay 9. HD’nin 2008/24493 Esas, 2010/10480 Karar sayılı kararında Rekabet Yasağının ihlale bağlı taraflarca kararlaştırılmış olan belli bir ödemeyi öngören yaptırım niteliği itibarı ile bir cezai şart hükmü olduğunun belirtildiğini bu nedenle taraflar arasında imzalanan Rekabet Yasağı Sözleşmesindeki cezai şart ve 75.000,00.TL değerindeki teminat senedinin geçersiz olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilecek olsa bile rekabet yasağının ihlalinden söz edebilmek için gerekli olan şartların gerçekleşmediğini, davacının yeni bir şirkette çalışmaya başlaması nedeniyle davalı şirketin herhangi bir zarara uğramadığını ayrıca davalı şirketin herhangi bir sırrını öğrenebilecek bir görevde de çalışmadığını belirterek Mersin 3. İcra Müdürlüğü’nün 2016/7813 Esas sayılı takip dosyasında davacının borçlu olmadığının tespiti ile davalının asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ile tahmiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :

Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 06/02/2019 tarih ve 2016/425 Esas, 2019/79 Karar sayılı kararı kararı ile; müteveffa davacının sözleşmede kararlaştırılan rekabet yasağına aykırı hareket ettiğinin mahkemece sabit görüldüğü, alınan cezai şartın fahiş olduğu hususundaki değerlendirmede ise davacı işçinin dava dışı firmada çalıştığı süre, rekabet yasağına aykırı fiillerinin ağırlığı ve davalı firmanın kaybettiği müşteri çevresi dikkate alınarak alınan cezai şartın fahiş olmadığına kanaat getirilip davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

DAVACILAR TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacılar vekili istinaf talebi ile; müteveffa müvekkili K6 aleyhine, davalı şirket tarafından icra takibi başlatıldığını, takip dayanağının, taraflar arasında imzalanan Rekabet Yasağı Sözleşmesi kapsamında alınan 75.000,00.TL değerindeki teminat senedi olduğunu, davalının bu icra takibini başlatmasındaki sebebin müteveffa müvekkilinin işçilik alacakları kendisine ödenmediği için açmış olduğu Adana 5. İş Mahkemesi’nin 2015/966 Esas sayılı davası olduğunu, sözleşmenin ve icra takibinin dayanağı olan bononun müteveffa müvekkiline işten çıkarılma baskısı altında imzalatıldığını, sözleşmede sadece müteveffa müvekkiline sorumluluk yüklendiğini, bir an için taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilecek olsa bile rekabet yasağının ihlalinden söz edebilmek için gerekli şartların gerçekleşmediğini, davalı şirketin herhangi bir zarara uğramadığını, mahkeme tarafından müteveffa müvekkilinin kusurlu olduğu kanaatine varılmış olsa bile davalının rekabet sözleşmesine aykırılık nedeniyle oluşan zararı hesaplatılmadan ve müteveffa müvekkili K6’nun ölmüş olduğundan dolayı ölüm tarihi itibarıyla davalı şirkete zarar verme imkanının bulunmadığı gözetilmeden tehlike esasına dayanarak haksız ve hukuka aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLER :

Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/425 Esas, 2019/79Karar sayılı dosyası.

Mersin 3. İcra Müdürlüğü’nün 2016/7813 Esas sayılı dosyası.

GEREKÇE :

Dava hukuki niteliği itibarıyla “Menfi Tespit (Bonodan Kaynaklanan)” talebine ilişkindir.

Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının daha önce davalı firmada çalıştığını, daha sonra emekli olup bir ay sonra başka bir firmada çalışmaya başladığını, davacının dava konusu senedi işten çıkarılma baskısı nedeniyle davacıya zorla imzalatıldığını, senedin geçersiz olduğunu, davacının rekabet yasağı sözleşmesini de imzalamak istemediğini ancak işten çıkarılacağı baskısı ile sözleşmeyi imzaladığını, sadece davacıya sorumluluk yükleyen iş bu sözleşmenin geçersiz olduğunu, ayrıca davacının rekabet yasağını da ihlal etmediği gerekçesiyle, teminat olarak alınan bonodan dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacının ölümü üzerine mirasçılarınca davaya devam edilmiştir.

Davalı vekili savunmasında dava konusu senedin sebepten mücerret olduğunu, teminat senedi olmadığını, zorla imzalatılmadığını, davacının rekabet yasağını ihlal ettiğini davanın reddine karar verilmesini talep etmiş olup, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği ve iş bu karara karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

Taraflar arasında çözümlenmesi gereken sorun dava konusu senedin rekabet yasağı sözleşmesi kapsamında teminat olarak verilip verilmediği, rekabet yasağı sözleşmesinde süre ve bölge sınırının olup olmadığı, sözleşmenin geçerli olup olmadığı, rekabet yasağı sözleşmesinde davacılar murisine tek taraflı cezai şart yüklendiği nazara alınarak, davacılar murisinin işe giriş tarihi itibariyle 6098 TBK’nun 420.maddesinin uygulama olanağı olup olmadığı, davacının rekabet sözleşmesini ihlal edip etmediği, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali halinde zararın tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasının gerekip gerekmediği ve dava konusu senedin bedelsiz kalıp kalmadığına ilişkindir.

İlk derece mahkemesince taraflar arasında rekabet yasağı sözleşmesi imzalandığı bu sözleşmenin geçerli olduğu ve dava konusu senedin bu sözleşme kapsamında düzenlenen senet olduğu, davacının rekabet yasağını ihlal ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, dairemizce de rekabet sözleşmesinde süre ve bölge sınırının olduğu sözleşmenin geçerli olduğu, davacılar murisinin davalı iş yerinden ayrıldıktan 1 ay sonra aynı coğrafi bölgede faaliyet gösteren rakip firmaya geçerek çalışmaya başladığı, tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere, davacılar murisinin davalının müşteri çevresini yeni çalıştığı firmaya kazandırmak için faaliyetlerde bulunduğu ve bu hareketleri ile davacılar murisinin rekabet yasağını ihlal ettiği, her ne kadar davacılar vekili rekabet yasağı sözleşmesinde tek taraflı olarak işçi aleyhine cezai şart düzenlendiğini bu nedenlerle sözleşmenin geçersiz olduğunu iddia etmiş ise de, davacılar murisinin işe giriş tarihi itibariyle 818 sayılı BK’nın 348 vd hükümlerinin uygulanması gerekmekte olup, 6098 sayılı TBK’nun 420.maddesinin uygulanması mümkün olmadığı, öte yandan işçinin rakip bir firmada çalışıp işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali için yeterli olup, ayrıca işçinin eylemleri nedeniyle işverenin zararının doğması da şart değildir.

Davacılar murisinin 2 yıllık rekabet yasağı süresi içinde aynı coğrafi bölgede aynı sektörde davalının sırlarına vakıf olarak ona zara verebilecek bir başka firmada pazarlamacı olarak çalışmaya başladığı ve buna göre davalı bakımından cezai şartın talep koşullarının oluştuğu, ancak sözleşme ile kararlaştırılan cezai şartın davacılar murisinin ekonomik mahvına neden olacak şekilde fahiş olduğu anlaşılarak, bu durumda hakkaniyete uygun olarak senet bedelinden 1/4 oranında indirim yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince davanın tümden reddi kararı doğru olmamıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu senet bedeli olan 75,000,00.TL üzerinden 1/4 oranında indirim yapılarak, davacılar bu senet bakımından davalılara 18.750,00.TL borçlu olmadıklarının tespitine karar verilerek hüküm fıkrasının aşağıdaki şekilde kurulması uygun görülmüştür.

H

ÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :

1)
-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun
KABULÜNE
,

2)-
Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 06/02/2019 tarih ve 2016/425 Esas, 2019/79 Karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA
,

3)-YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,

4)-DAVANIN KISMEN KABULÜNE,
Mersin 3. İcra Müdürlüğü’nün 2016/7813 Esas sayılı dosyasında takibe konulan 11.04.2012 düzenleme tarihli, 09.09.2014 vade tarihli 75.000,00.TL bedelli sen e tten dolayı davacıların davalıya 18.750,00.TL BORÇLU OLMADIKLARININ TESPİTİNE,
Fazlaya ilişkin talebin
REDDİNE
,

a)

492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 1.280,81.TL nispi karar ve ilam harcının peşin yatırıldığı anlaşılmakla yeninden harç alınmasına yer olmadığına.

b)-
Davacılar tarafından yatırılan 1.280,82.TL peşin harcın davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,

c)-
6100 Sayılı HMK’nın 326/2 maddesi gereğince davacılar tarafından yapılan 29,20.TL başvurma harcı, 173,50.TL tebligat gideri, 35,80.TL müzekkere gideri, 105,00.TL talimat gideri olmak üzere toplam 343,50.TL yargılama giderinden kabul ve red oranı dikkate alınarak 85,87.TL’sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, kalan yargılama giderinin davacılar üzerinde
BIRAKILMASINA,

c)

6100 Sayılı HMK’nın 330 maddesi gereğince davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan
4.080,00.TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,

d)-
6100 Sayılı HMK’nın 330 maddesi gereğince davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre red edilen miktar üzerinden hesap edilen
8.112,50.TL nisbi vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
İstinaf incelemesi yönünden,

1)
-Davacılar tarafından yatırılan 44,40.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacılara
İADESİNE,

2)

6100 sayılı HMK’nun 326/1 maddesi gereğince davacılar tarafından yapılan 121,30.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 21,00.TL tebligat gideri, 35,00.TL posta gideri olmak üzere toplam 177,30.TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,

3)-
6100 sayılı HMK’nun 330. maddesi gereğince inceleme dosya üzerinden yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine
YER OLMADIĞINA,

4)-
Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara
İADESİNE
,

5)-
6100 sayılı HMK’nın 359/3 maddesince karar tebliğ işlemlerinin
Dairemizce YAPILMASINA,
Dair, 6100 Sayılı HMK’nun 353/1-b maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle; 6100 Sayılı HMK’nun 362/1-a maddesi gereğince kabul ve red edilen dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 72.070,00.TL’nin altında olması nedeniyle kesin olmak üzere18/12/2020 tarihinde karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!