Adana BAM, 9. HD., E. 2019/837 K. 2020/1109 T. 2.12.2020

İlgili TBK madde: TBK Madde 231

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

DAVACI :

F1
SAĞLIK HİZMETLERİ PAZARLAMA İTHALAT İHRACAT SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.A1

VEKİLİ:Av.

K1
-A2

DAVALI :

F2
OTOMOTİVTİC. VE SAN. A.Ş.
– A3

VEKİLİ:Av.

K2
– A4

İHBAROLUNAN:

F3
OTOMOBİLFABRİKASIA.Ş.
-A5

VEKİLİ:Av.

K3- A6

DAVA :

Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ
: 02/12/2020
YAZIM TARİHİ
: 02/12/2020
Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 18/01/2019 tarih ve 2016/1647 Esas, 2019/80 Kararsayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;

İDDİALARIN ÖZETİ :

Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin N1 plakalı aracı davalı firmadan 31/01/2013 tarihinde, 36.687,50.TL bedelle satın aldığını, aracın alınmasından yaklaşık bir yıl sonra araçta arıza meydana gelmeye başladığını, bir ay içerisinde üst üste dört kez meydana gelen arızalar nedeniyle aracın bir süre sonra kullanılamaz hale geldiğini, bu durumun davalı şirkete bildirildiğinde araç üzerinde yaptırılan tamir ve bakım çalışmalarında kalıcı bir çözüm sağlanamadığını, ayrıca araçtaki arızanın gerçek nedeninin müvekkilinden saklanmış olduğunu, kullanım hatası gibi değişik nedenler ileri sürülerek müvekkilinden tamiri ve bakım masrafları adı altında yüklü miktarda tadilat, bakım, parça değişim masrafları çıkartıldığını, meydana gelen arıza nedeni ile tespit davası açmadan önce davalı firmaya araç tamir ve bakım için götürüldüğünde yaklaşık 11.000,00.TL bakım ve tamir masrafı çıkartıldığını, Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/57 D.iş sayılı dosyasıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda yaklaşık 4.000,00.TL tamir ve bakım masrafının olabileceğinin rapor edildiğini, tüm bu nedenlerle 36.687,50.TL araç değeri için, 7.100,00.TL araç bakım tamir masrafı için, 1.000,00.TL tespit dava masrafı, 144,42.TL noter ihtar masrafı olmak üzere toplam 44.931,92.TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının aracında meydana gelen sıkıntının üretim kaynaklı bir arıza olduğu kabul edilecek olur ise müvekkil firmanın aracın üreticisi olmayıp sadece satıcısı konumunda yer almış bulunmasından dolayı iş bu olayda müvekkile karşı husumetin yönlendirilemeyeceği haklı ve mesnetli husumet itirazının nazara itibaren alınmasını, davacı süresinde ve usulüne uygun bir ayıp ihbarında bulunmadığını, davacının araçta var olduğu iddia ettiği ayıp ister açık ister gizli olsun süresi içinde satıcı müvekkile ihbarda bulunulmadığından mal ayıbı ile birlikte kabul edilmiş sayılacağı ve davanın öncelikle hak düşürücü ayıp ihbar sürelerine uyulmaması nedeniyle ve tüm bu nedenlerle husumet itirazının incelenerek davanın husumet yönü ile reddine, zamanaşımı definin hak düşürücü süre itirazının incelenerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :

Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 18/01/2019 tarih ve 2016/1647 Esas, 2019/80 Karar sayılı kararı ile; dava konusu olayda, araçta gizli ayıp ortaya çıkmakla birlikte, davacının bu durumu en geç tespit bilirkişisi raporunu aldığı 06/11/2015 tarihinde öğrendiği, Adana 7. Noterliği’nin 26/07/2016 ve 14766 nolu ihtarnamesiyle ayıp ihbarında bulunduğu, eldeki davanın 28/09/2016 tarihinde açıldığı, süresi içerisinde usulünce yapılmış bir ihbar bulunmadığı anlaşılmakla davacı tarafından TBK 223/2 maddesi uyarınca hak düşürücü süre içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığından ve böylelikle davacının aracı bu ayıpla birlikte kabul etmiş sayılması gerektiğinden davanın reddine karar verilmiştir.

DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf talebi ile; müvekkilinin seçimlik haklarından olan ücretsiz onarım hakkını kullandığının söylenemeyeceğini, davalı tarafça garanti süresindeki araçta bulunan ayıbı gizlemeye yönelik kötü niyetli olarak ileri sürülen kullanım hatası iddiaları sonucu davacının ücretsiz onarım hakkını kullanmadığını, dosya bilirkişiye tevdi edildikten sonra araçta müteaddit kez arıza olduğunu ve şuan aracın kullanılamaz hale geldiğini, 15/06/2014 tarihinde önceki tamiratlara rağmen tekrarlayan arızalar sonucu yetkili servise gelen aracın 18/08/2014 tarihinde davacı müvekkiline teslim edildiğini, servis faaliyetinin tam 2 ay 3 gün sürdüğünü, ancak binek otomobiller için düzenlenmiş azami tamir süresinin 30 iş günü olduğunu, bu durumda azami tamir süresinin geçtiğini, somut olayda kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunan satıcının ihbar ve zamanaşımı sürelerine dayanamayacağı, dayansa bile TBK’ya göre 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanacağı göz önüne alınmadan hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu bu nedenlerle mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER :

Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/1647 Esas, 2019/80Karar sayılı dosyası.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :

Dava hukuki niteliği itibarıyla ” Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)” davasıdır.

Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalı şirketten 31.01.2013 tarihinde sıfır kilometre araç satın aldığını, aracın alınmasından yaklaşık bir yıl sonra araçta arıza meydana gelmeye başladığını, bir ay içerisinde üst üste dört kez meydana gelen arızalar nedeniyle aracın bir süre sonra kullanılamaz hale geldiğini, bu durumun davalı şirkete bildirildiğinde araç üzerinde yaptırılan tamir ve bakım çalışmalarında kalıcı bir çözüm sağlanamadığını, ayrıca araçtaki arızanın gerçek nedeninin müvekkilinden saklanmış olduğunu, araçta gizli ayıp bulunduğunu ve davacının davalıya ihtar çekerek sözleşmeden dönerek ödediği bedelin iadesini talep ettiği ancak davalıdan olumlu bir yanıt alamadığını, gizli ayıp nedeniyle satış bedelinin davalıdan tahsili ile davacıdan haksız olarak tahsil edilen 7.100,00.TL tamir bedeli ve tespit dosyası masraflarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince davacının ayıp ihbar sürelerine uymadığından bahisle davanın reddine karar verildiği ve iş bu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

Davacı vekilinin istinaf sebepleri bakımından çözümlenmesi gereken sorun ayıbın gizli ayıp olup olmadığı, ayıbın süresi içinde ihbar edilip edilmediği, ayıbın giderilip giderilmediği, davanın zamanaşımı süresi içinde açılıp açılmadığı, davacının seçimlik haklarının ne olduğu ve ilk derece mahkemesince verilen kararın yerinde olup olmadığına ilişkindir.
6102 Sayılı TTK’nun 23/son maddesi, ”

Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” şeklinde olup, öncelikle söz konusu üründeki ayıbın süresi içinde satıcıya ihbar edilip edilmediği üzerinde durulması gerekmektedir.

TBK’nun 223/2 maddesi’
Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.’ şeklinde olup sonradan ortaya çıkan gizli ayıpların derhal ihbar edilmesi gerekir.

İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporuna göre aracın aynı arızaya bağlı olarak 15.06.2014, 04.11.2014,20.11.2014,22.12.2014 tarihleri arasında servise girdiği ve dava konusu aracın soğutma sisteminde meydana gelen arızanın gizli ayıp niteliğinde olduğu belirtilmiş olup, davacı tarafından söz konusu araçtaki gizli ayıp nedeniyle müteaddit defalar aracın yetkili servise tamir edilmesi için götürüldüğü, yetkili servisin aracın ayıplı olduğunu tespit ettiğinden, bu durumda davacının süresi içinde ayıp ihbarında bulunduğunun kabulünün gerektiğ i ( Yargıtay 19.HD’sinin 2018/2947-2020/137 EK sayılı kararı benzer mahiyettedir.) anlaşılarak ilk derece mahkemesince süresi içinde ayıp ihbarında bulunulmadığı gerekçesiyle davanın reddi kararının doğru olmadığı anlaşılmıştır.
6098 sayılı TBK’nin 231. maddesi uyarınca Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.

Dava konusu aracın 31.01.2013 tarihinde satın alındığı, davacının davalıya 26.01.2016 tarihinde ihtar çektiği, iş bu davanın 27.09.2016 tarihinde açıldığı, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu aracın garanti süresinin 3 yıl olduğu, dosya kapsamında garanti belgesi olmadığı garanti süresinin bilirkişi raporunda belirtilenden daha uzun ya da daha kısa olduğuna dair iddianın olmadığı ve aracın garanti süresinin 31.01.2016 tarihinde dolduğu, iş bu davanın garanti süresinden sonra açıldığı anlaşılmış ise de, dava konusu aracın garanti süresi devam ederken ortaya çıkan gizli ayıp nedeniyle servise götürüldüğü, davalının arızayı gidermeyerek aynı arızanın tekrar edilmesine sebebiyet verdiği ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere davalının bu davranışı ile ağır kusurlu olduğu, tüm bu nedenlerle davalı satıcının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

TBK 227. maddesine göre Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir.

1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.

2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.

3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.

4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.

Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.

Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.

Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.

İlk derece mahkemesince keşif sonucu alınan bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere dava konusu araçtaki ayıbın giderildiği ve aracın çalışır halde olduğunun belirlendiği, davacının dava konusu aracı 40000 KM’ye kadar sorunsuz kullandığı, dava konusu aracın keşif tarihi olan 27.10.2017 tarihi itibariyle 84258 KM’de olduğu, dava konusu aracın onarılmış olması nedeniyle artık davacının sözleşmeden dönme isteminde haklı olduğundan söz edilemeyeceği, ancak gizli ayıp nedeniyle davalı tarafça bedelsiz onarım yapılması gerekirken davacıdan 7.100,00.TL onarım bedeli alındığı anlaşılmakla bu nedenlerle davanın kısmen kabulü ile 7.100,00.TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının davasının kısmen kabulü ile 7.100,00.TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aracın onarılmış olması nedeniyle mahkememizce tamir bedeline hükmedildiği anlaşılmakla, dairemizce bu seçimlik hakkının kullanılması davalı yan bakımından vekalet ücreti takdirine yer olmadığı gibi, yargılama giderlerinin de davalı üzerinde bırakılmasına karar verilerek hüküm fıkrasının aşağıdaki şekilde kurulması uygun görülmüştür..

HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :

1-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun
KABULÜNE
,
2

Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 18/01/2019 tarih ve 2016/1647 Esas, 2019/80 Karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA
,

3-YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,

a)

DAVANIN KISMEN KABULÜNE,
7.100,00
.TL’ nin dava tarihi olan 28/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz oranı üzerinden davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

b)-
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 485,00.TL nispi karar ve ilam harcının peşin alınan 767,33.TL’den mahsubu ile bakiye 282,33.TL’nin kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacıya
İADESİNE,

c)-
Davacı tarafından yatırılan 485,00 TL nisbi karar harcının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

d)-
6100 Sayılı HMK’nın 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından peşin yatırılan 29,20.TL başvurma harcı, 161,00.TL tebligat gideri, 1.500,00.TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 1.661,00.TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

d)-
6100 Sayılı HMK’nın 330 maddesi gereğince davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 4.080,00.TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

e)-
Davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İstinaf incelemesi yönünden;

1-
Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 44,40.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacıya İADESİNE,
2

6100 sayılı HMK.nun 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan 121,30.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 13,50.TL tebligat gideri, 35,00.TL posta gideri olmak üzere toplam 169,80.TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

3-
6100 sayılı HMK’nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından davacı vekili lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

4-
6100 sayılı HMK.333 maddesi uyarınca peşin alınan ve harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara
İADESİNE
,

5-
6100 sayılı HMK’nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 Sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle; 6100 Sayılı HMK’nun 362/1-a maddesi gereğince karar tarihindeki dava değerinin 72.070,00.TL’nin altında olması nedeniyle kesin olmak üzere 02/12/2020 tarihinde karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!