Adana BAM, 6. HD., E. 2022/238 K. 2025/220 T. 17.2.2025

İlgili TBK madde: TBK Madde 475

T.C. ADANA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.

ADANA

6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/238

KARAR NO : 2025/220 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : …(…)

ÜYE : … (…)

ÜYE : … (…)

KATİP : … (…)

MAHKEMESİ : …. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 29/09/2021

NUMARASI : … Esas – … Karar

DAVACI : …

VEKİLLERİ : Av.

DAVALI : …

VEKİLLERİ : Av

DAVA : Eser Sözleşmesinden Dönme ve Bedelin İadesi

DAVA TARİHİ : 19/06/2017

Birleşen …. Asliye Ticaret Mahkemesinin … Esas-… Karar sayılı dosyası:

DAVACI : …

VEKİLLERİ : Av.

DAVALI : …

VEKİLLERİ : Av.

DAVA : Eser Sözleşmesinden Dönme ve Bedelin İadesi ve Tazminat

DAVA TARİHİ : 09/10/2017

İSTİNAF TALEP TARİHİ : 26/10/2021

İSTİNAF KARAR TARİHİ : 18/02/2025

KARARIN YAZIM TARİHİ : 18/02/2025

…. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 29.09.2021 tarih ve … Esas-… Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı/birleşen dosya davacısı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede:

Davacı vekili 19.06.2017 tarihli dava dilekçesinde; davacının işveren, davalının yüklenici olduğunu ve taraflar arasında 06.11.2014 tarihli sözleşme ile … Organize Sanayi Bölgesinde davacıya ait fabrikada kullanılmak üzere davalı firmaya 2 adet PLC Kontrollü, 18 ton/h kapasiteli, 12 bar işletme basınçlı, 900 m2 ısıtma yüzeyli, tam otomatik döner ızgaralı, su borulu hederli buhar kazanı sipariş ettiğini ve davacının davalıya 2.117.842,00 TL ödediğini, sözleşmeye konu ilk buhar kazanı kurulumunun 2015 yılı Ağustos ayı sonlarında gerçekleştirildiğini ve buhar kazanının devreye alınmasından bir süre sonra 12 bar basınç, 18 ton/h buhar kapasitesine ulaşmadığı görüldüğü gibi makina ve ekipmanların veriminde de sorunlar bulunduğu, baca gazında bir çok kez siyah duman attığı, kül kalorilerinin çok yüksek olduğunun fark edildiğini, buhar kazanı ve ekipmanlarındaki sorunların gerek mail yolu ile, gerekse sözlü olarak davalı firmaya bildirildiğini, defalarca yapılan uyarıya rağmen buhar kazanı ve ekipmanlarındaki sorun giderilerek sözleşmeye uygun hale getirileceği söylenmesine rağmen yerine getirilmediğini, davalı firma tarafından …’ya teknik personel gönderilmesine rağmen sorunun giderilmediğini, buhar kazanı ve ekipmanlarındaki sorun giderilemediğinden davacıya ait fabrikada üretimin durma noktasına geldiğini, bunun üzerine davacının müşteri kaybetmeme adına ikinci kazan üretim ve montajının hızlandırılmasını istediğini, bu şekilde ikinci kazanın kurulumundan sonra da benzer sorunlarla karşılaşıldığını, yine davacının gerek mail yolu ile, gerekse sözlü olarak davalı firmaya bildirildiğini, davalı firma tarafından yine teknik personel gönderilmesine rağmen sorunun giderilmediğini, davalı tarafından gönderilen mailde ayıp giderimi için uğraşıldığı belirtilmesine rağmen bir sonuç alınamadığını, davacının üretimin aksamaması adına 07.10.2015 tarihli leasing sözleşmesi ile … A.Ş. firmasından üçüncü bir hederli buhar kazanı kiralamak zorunda kaldığını, ancak alınan 3. kazanın 19.02.2017 tarihinde infilak ettiğini, …. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan tespitte patlamanın gaz sıkışması sonucu meydana geldiği, sıkışması sonucu meydana geldiği, patlama sırasında patlayan kazan dışında kalan davalı firmaya ait diğer 2 adet kazanın kullanılmamakta olduğunu, tespite konu dava dışı makine ve ekipmanın ise ayıplı olduğu, patlamanın da sözkonusu ayıplar yüzünden gerçekleştiği ve müvekkilinin ayıplı ifa nedeniyle zarar ettiğinin ortaya çıktığını, infilak eden dava dışı kazan ve ekipman için, hukuki çerçevede kiracılık hakları çerçevesinde ortaya çıkabilecek dava ve talep haklarını saklı tutuklarını, patlamanın davalıdan alınan kazanın ayıplı olmasından kaynaklandığından ayıplı ifa nedeniyle sözleşmeden dönerek 2.117.842,00 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek reaskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istediği, 02.08.2017 tarihli delil dilekçesi ile, …, …, … ve …’yi tanık olarak bildirdiği,
Davalı vekili cevap lahiyasında; müvekkiline yapılmış usulüne uygun bir ayıp ihbarı bulunmadığını, isteğin zamanaşımına uğradığını, üretilen kazanlarda olduğu söylenen problemlerin tek nedeninin davacının sözleşmede belirtilen dışında kötü kalite kömür kullanması, cüruf temizliğini yapmaması ve üretilen kazanlarda davacı tarafından tek taraflı ve davalının onayı olmadan yapılan değişiklikler olduğunu, ekonomizer, baca fanı ve buhar hattında yapılan değişiklikler ile üretime dair projenin tamamen bozulduğunu, sistemin garanti dışı kaldığını, ürün bu haliyle kabul edildiğinden artık sözleşme feshinin istenemeyeceğini, yine 2 buhar kazanının çok küçük rötuşlarla çalışması her halukarda mümkün olduğundan yine sözleşme feshinin istenemeyeceğini, davalı tarafından yapılan üretimin, davacının müvekkiline verdiği vaziyet planlarına göre butik olarak ve sadece davacının fabrikasında çalışacak şekilde yapılan özel bir üretim olduğunu, müvekkili tarafından ilk kazan kurulumunun 2015 yılı mayıs ayında başladığını, basınç testlerine tabi tutulmasından sonra 2015 yılı haziran ayında ilk kazanın çalışmaya başladığını, ilk kazanın ayıplı olduğunu kabul etmediklerini ve ilk kazan yönünden talebin zamanaşımına uğradığını, davalıya gönderilen 27.08.2015 tarihli mail yolu ile siyah duman atımı ve 2000 kalorilik kül oranı ile ilgili sorun iletildiğinde … ve … ile şirket yetkilisi … ve personel …’ın …’ya gönderildiğini, 30.09.2015 tarihinde 4 gün süre ile …’da kalındığını, kullanılan kömürün sözleşmede belirtilen evsafta olmadığı, 0,5-10 mm ebatında olmayan yıkanmamış toz kömür kullanıldığı, kömürün yanmamış halde döner ızgaradan çıktığı ve bacadan siyah duman atıldığının tespit edildiğini, yangın söndürme hortumu ile kömürler yıkanarak uygun kömür haline getirildiğini ve daha fazla buhar elde etme amacı ile değiştirilen ayarların yeniden fabrika ayarlarına döndermek suretiyle sorunun giderildiğini, davacının bu şekilde iki kazan için durumu kabullendiğini, ikinci kazanın montajı tamamlanıp çalışır vaziyette iken 3. kazan siparişinin verildiğini, 07.07.2015 tarihinde davalı çalışanı … tarafından davacı genel müdürü …’a gönderilen mail ile kullanılacak kömürün nem oranı % 12, kül oranı % 10-20, uçucu madde oranı % 30, alt ısıl değeri minimum 4.500 kcal/kg olan kömür evsafının yeniden hatırlatıldığını, ancak davacının ekonomik nedenlerle yine kötü vasıflı yıkanmamış toz kömür kullanmaya devam ettiğini, buhar kazanlarında kullanılan kömürün toz oranı yüksek, yıkanmamış ithal kömür olması nedeniyle yüksek oranda partikül oluştuğunu ve baca fanı pervanesinin hızlıca aşındığını, yine aynı dönemlerde pompaların tıkanması sonucu döner ızgaralı yakma sisteminin yanma odasının takriben 3 gün susuz kaldığını, hemen akabinde su takviyesi yapılması nedeniyle yanma odası sacında yırtılmalar meydana geldiğini, bu durumun yanma odası çakma beton ve ateş tuğlalarına zarar vererek su sızıntalarına neden olduğunu, kullanıcı kaynaklı hasarın garanti kapsamı dışında olduğunu, ateş tuğla, çakma beton ve baca fanı pervane millerinin davacının bilgisi dahilinde fatura karşılığı ve ücretli olarak gönderildiğini, sözleşmeye aykırı kötü kömür kullanımı nedeniyle buhar kazanlarında gerekli temizliğe önem verilmediğinden cürufların duman kanallarını tıkadığını, kazan boruları arasından alev geçişi olmadığını, bu yüzden de kazan veriminin düştüğünü, davacının dikkat göstermemesi nedeniyle kazanın 1,5 m uzağındaki rediktörün dahi yandığını, kullanıcı hatası nedeniyle döner ızgaralı katı yakıt yakma sisteminde bulunan dökümler zarar gördüğünden davacı tarafından garanti kapsamı dışında olduğu kabul edilerek müvekkilinden döküm teklifi alındığını ve ücreti mukabilinde hasarın giderildiğini, yine davacının isteği dorultusunda döner ızgaralı paletin 3 m uzatılıp bedeli mukabilinde tamir edildiğini, davacının kazanlara proje dışı vana, boru hattı ve ekonomizer ilavesi yaptığını, 3. kazandaki sorunun da ilave edilen ekonomizer vanalarının kapalı olması nedeniyle döner ızgaralı yakma sisteminde bulunan yanma odasının çift cidarında patlama meydana getirdiğini, bunun da garanti kapsamı dışında olduğunu, davalı firma yetkilisi ile yapılan yazışmaların bağlayıcı olduğunu, davacının 2 yıllık süreç içinde kazanlara kullanıcı hatası olduğunu kabul ederek 18 defa ücretli müdahale yaptırdığını ve sözleşmenin feshini istemediğini, bu aşamadan sonra sözleşmenin feshini istemenin mümkün olmadığını, davanın reddine karar verilmesini savunduğu ve …, …, …, … ve …’ın tanık olarak bildirildiği,
Birleştirilen davanın 09.10.2017 tarihli dava dilekçesinde; davacının işveren, davalının yüklenici olduğunu ve taraflar arasında 07.10.2015 tarihli sözleşme ile … Organize Sanayi Bölgesinde davacıya ait fabrikada kullanılmak üzere davalı firmaya PLC Kontrollü, 18 ton/h kapasiteli, 12 bar işletme basınçlı, 900 m2 ısıtma yüzeyli, tam otomatik döner ızgaralı, su borulu hederli buhar kazanı sipariş ettiğini ve davacının davalıya 1.040.300,00 TL ödediğini, sözleşmeye konu makina ve ekipmanların dava dışı … A.Ş.‘den 12.10.2015 tarihli finansal kiralama sözleşmesi ile alındığını, dava dışı leasing firmasının davalıya karşı yöneltilecek her türlü dava ve talep hakkı için davacıya muvafakat verdiğini, makina ve ekipmanların sözleşmede taahhüt edilen 12 bar basınç, 18 ton/h buhar kapasitesine ulaşmadığı, makina ve ekipmanların veriminde de sorunlar olduğu görülmesi üzerine durumun davalıya bildirildiğini, gerek mail ve whatsapp yolu ile, gerekse sözlü bildirime rağmen sorunların giderilmediğini, sözleşmeye konu makina ve ekipmanlarda kapasite ve verim dışında da sorunlar çıktığını, örneğin döner ızgaralı palet kırılarak rulmanların dağılmasına ve paletin kilitlenmesine neden olduğundan üretimin 2-3 gün durduğunu, fabrikada ciddi üretim kayıpları yaşandığını, sözleşmenin “Sistemin Avantajları“ başlıklı bölümünde,“Su borulu kazanlar olduğundan dolayı sistemin patlama riski yoktur. Kazan patlamaları sadece bir boru delinmesinden ibaret olacağından dolayı işletmede tahribat etkisi yaratmaz, can ve mal kayıplarına yol açmaz.“ şeklinde düzenleme bulunmasına rağmen sözleşmeye konu kazanın 19.02.2017 tarihinde patladığını, patlama nedeniyle kazan binası ve çevresindeki çelik konstrüksiyon bina ve kaplamalarda büyük hasar meydana geldiğini, …. Asliye Hukuk Mahkemesinin … D.İş-… K. sayılı tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda mevcut kazanda yeterli sensör bulunmadığını, kazandaki PLC Kontrol Sisteminin kazanın güvenli çalışmasını sağlamak için yeterli olmadığını, makaraların yeterli sertlikte olmadığını, bu nedenlerle ortaya çıkan gaz sıkışması sonucu patlamanın meydana geldiğinin belirlendiğini, davalının ise kendi personeline hasar tespit raporu hazırlattırmasından sonra …. Noterliğinin 01.03.2017 tarih ve … yevmiye sayılı ihtarını müvekkiline göndererek kazandaki patlama nedeniyle davacıyı suçladığını, davacının da …. Noterliğinin 13.03.2017 tarih ve … yevmiye sayılı cevabi ihtarnameyi davalı göndererek iddianın aksine patlamanın ayıplı kazan üretilmesinden kaynaklandığının bildirildiğini, sözleşme şartları yerine getirilmediğinden müvekkilinin sözleşmeden dönme hakkı bulunduğunu, sözleşmeden dönme isteğinin kabul ile ayıplı makina ve ekipmanlar geri alınarak ayıplı mal bedeli olan 1.040.300,00 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek reaskontl faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, olmadığı taktirde ayıp oranında bedelde indirim yapılamasına, ayıplı ifa nedeniyle müvekkilinin uğradığı zarar nedeniyle şimdilik 10.000,00 TL tazminatın ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istediği,
Birleşen davada birleşen dava davalı vekili cevap lahiyasında; yetkili Mahkemenin … Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, müvekkiline yapılmış usulüne uygun bir ayıp ihbarı bulunmadığını, üretilen kazanlarda olduğu söylenen problemlerin tek nedeninin davacının sözleşmede belirtilen dışında kötü kalite kömür kullanması, cüruf temizliğini yapmaması ve üretilen kazanlarda davacı tarafından tek taraflı ve davalının onayı olmadan yapılan değişiklikler olduğunu, ekonomizer, baca fanı ve buhar hattında yapılan değişiklikler ile üretime dair projenin tamamen bozulduğunu, sistemin garanti dışı kaldığını, kullanıcı hatasının bilincinde olan davacının farklı zamanlarda yapılan ve kullanıcı hatası nedeniyle garanti kapsamı dışında çeşitli tamir, bakım ve masraf toplamı olan 30.534,27 TL faturanın ihtirazi kayıt olmaksızın ödendiğini ve ticari defterlere işlendiğini, ürün bu haliyle kabul edildiğinden artık sözleşme feshinin istenemeyeceğini, davacı, davalıdan satın aldığı 2 adet buhar kazanından sonra davaya konu 3 .buhar kazanını satın aldığını, 0,5-10 mm ebatında olmayan yıkanmamış toz kömür kullanıldığı, kömürün yanmamış halde döner ızgaradan çıktığı ve bacadan siyah duman atıldığının tespit edildiğini, yangın söndürme hortumu ile kömürler yıkanarak uygun kömür haline getirildiğini ve daha fazla buhar elde etme amacı ile değiştirilen ayarların yeniden fabrika ayarlarına döndermek suretiyle sorunun giderildiğini, 19.02.2017 tarihinde davacıya ait işletmede gerçekleşen patlananın buar kazanından değil izolasyonlu yanma odası içeren yakıt yakma sisteminin ön yanma odasında gerçekleştiğini, patlamının gaz sıkışmasından değil sistemin cehennemlik/yanma odasını çevreleyen çift cidarlı duvarların arasındaki suyun atmosfer ile bağlantısını kesen ve davacı tarafından sonradan eklenen vanaların kapalı tutulmasından kaynaklandığını, davacının tek taraflı şekilde çift cidarın içinde bulunan suyun devir daim sistemini ekonomizere bağlayarak araya vanalar koyduğunu, sistemin orjinalinde bu kısımda ayrı bir ekonomizer bulunmadığını, sonradan eklenen bu vanaların bir biçimde kapalı unutularak yada bilerek kapatılarak kazanın çalıştırılıdığını, çift cidarın içindeki suyun devir daim yapmaması nedeniyle buhar fazına geçen suyun sürekli artan bir basınç meydana getirdiğini, oluşan bu basıncın çift cidardaki pimleri kopartarak sacı yırtıp atmosfere açıldığını, kömür bunkerinin mevct yerinden ayrıldığını, …. Asliye Hukuk Mahkemesinin … D.İş-11 K. sayılı tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda alınan raporu kabul etmediklerini, 22.02.2017 tarihinde olayın bildirilmesi üzerine ertesi gün işletme yetkilisi …, makina mühendisi …, teknisyen … ve elektrik teknisyeni …’ın olay yerinde tespitler ve incelemeler yaptığını, buhar kazanında herhangi bir hasar/patlama meydana gelmediğini, patlamanın izolasyonlu yanma odası içeren yakıt yakma sisteminin ön yanma odasında meydana geldiğinin tespit edildiğini, finansal kiralama yolu ile satın alınan kazan … Sigorta tarafından sigortalanmış ise de patlamadan sonra gelen sigorta ekspertizinin davacı tarafın sistemde yaptığı tek taraflı değişiklik nedeniyle patlama meydana geldiğinden bahisle tam kusurlu kabul ederek ödeme yapmadığını, bu kazandaki sorunun ilave edilen ekonomizer vanalarının kapalı olması nedeniyle döner ızgaralı yakma sisteminde bulunan yanma odasının çift cidarında patlama meydana getirdiğini, bunun da garanti kapsamı dışında olduğunu, davalı firma yetkilisi ile yapılan yazışmaların bağlayıcı olduğunu, davacının 2 yıllık süreç içinde kazanlara kullanıcı hatası olduğunu kabul ederek 18 defa ücretli müdahale yaptırdığını ve sözleşmenin feshini istemediğini, bu aşamadan sonra sözleşmenin feshini istemenin mümkün olmadığını, davanın reddine karar verilmesini savunduğu ve …, …, …, … ve …’ın tanık olarak bildirildiği,

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : “ Her iki tarafın karşılıklı layihaları, sundukları mailler ve tanık beyanlarından sözleşme konusu ilk kazanın kurulumundan bir iki ay sonrasında bacadan siyah duman, contalarda kaçak şikâyeti şeklinde ihbar yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu bildirimler üzerine davalı taraf değişik tarihlerde kendi elemanlarını göndererek kazanlar üzerinde işlemler yaptırmıştır. Sonuç itibariyle dava tarihi dikkate alındığında davalı tarafın zamanaşımı savunmasında bulunduğu ilk kazan için dava 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmıştır. Bu nedenle bu savunma yerinde görülmemiştir.

Davalı taraf siyah duman çıkmasının davacı tarafın kalitesiz ve sözleşmeye aykırı kömür kullanmasından kaynaklandığını beyan etmiştir. Dinlenen davalı tanıkları da kendi gözetimlerinde yıkanan kömür kullanıldığında bu sorunun sona erdiğini beyan etmiştir. Dava kapsamında alınan bilirkişi raporundaki görüşler davalı tanıklarının anlatımını teyit ettiğinden bu vakıaya dayalı ayıp iddiası yerinde görülmemiştir. Esasen bu ve conta patlamasına dayalı ayıp iddiası özellikle son bilirkişi raporundaki buhar kazanları ile periyodik bakımları hakkındaki açıklamalara göre sözleşmeden dönmeyi gerektirecek vakıalar değildir.

Davacı taraf davalı tarafından imal edilen kazanların hiçbir zaman taahhüt edilen 18 ton/saat buhar kapasitesine ulaşmadığını ileri sürmüştür. Bu konuda her iki tarafın tanıkları zıt beyanlarda bulunduğundan tanık beyanları tek başına dikkate alınmamıştır. Buhar kapasitesi konusunda …; kazan sisteminin veriminin net olarak belirlenmesi için … raporunda belirtilen yöntem ve ölçümlerin yapılması gerekmekle birlikte davacı tarafın sunduğu cüruf raporuna göre yanma odasındaki yanmanın tam olmadığını ve bunun sonucu olarak taahhüt edilen % 90 verim değerine ulaşılamayacağı belirtmiştir. İlk keşif sonrası düzenlenen … ve arkadaşları tarafından düzenlenen bilirkişi kurulu raporunda; davacı tarafın kapasite raporlarına göre kazanın en fazla % 75 kapasite ve % 60-70 verimle çalıştığı belirtilmiştir. Bunun dışındaki diğer 4 bilirkişi raporunda ise bu konuda görüş belirtilebilmesi için mutlaka bilimsel yöntem ve standartlara göre testler yapılması gerektiği, cüruf analizleri ve hangi kapasite ve işletme şartlarında çalışıldığı belli olmayan, test sonuçları, çalışma performansları raporları ve tutanaklar ile kazanların kapasite edimini yerine getirip getirmediği konusunda teknik bir değerlendirme yapılamayacağı belirtilmiştir. Bilirkişi raporlarında, mevcut kazanlar uzun süre kullanılmadığından kazanların yeniden kurularak çalıştırılmasının iş sağlığı/güvenliği açısından güvenli olmayacağı da belirtilmiştir. Bu görüş dikkate alınarak kazanların tekrar kurulumunun yapılarak bilimsel testlerle buhar kapasitesinin ölçümü yaptırılamamıştır. Az önce belirtildiği gibi eserin ayıplı olması durumunda Kanun, işsahibine bazı yükümlükler getirmiştir. İşsahibi tacir olduğunda TTK’da tacire bazı yükümlükler getirmektedir. Bunun en tipik örneği tacirin bütün faaliyetlerinde basiretli hareket etme yükümlülüğüdür. Eserin ayıplı olduğunu ispat yükü işsahibine düşmektedir. TBK 474/2 maddesinde “Taraflardan her biri, giderini karşılayarak, eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteyebilir” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre mahkememiz, dava konusu iki kazanın sözleşmede taahhüt edilen 18 ton/saat buhar kapasitesini taşımadığı yönündeki iddia konusunda; tanık anlatımlarının delil olmayacağı, … ve … ve arkadaşları tarafından belirtilen görüşün herhangi bir bilimsel test ve sonuca dayanmaması nedeniyle delil olmayacağı kanaatine varmıştır. Tacir olan davacının basiretli hareket etme yükümlüğü kapsamında kazanları sökmeden önce delil tespiti yoluyla ehil bilirkişiler vasıtasıyla bilimsel testlere göre rapor aldırması gerekirdi. Sonuç itibariyle davacı tarafça kazanların ayıplı olduğu ispatlanmadığından asıl dosyadaki davanın reddi gerektiği kanaatine varılmıştır.

3. Birleşen dosyadaki davanın konusunu 07.10.2015 tarihli sözleşme ile imal ve montajı yapılan üçüncü kazanın sözleşmedeki teknik özelliklere (kazanların 18 ton/saat buhar kapasitesine ulaşmadığı), 19.02.2017 tarihinde imalat ayıbı nedeniyle patladığı iddiası oluşturmaktadır. Davacı taraf; kazanın ayıplı olması nedeniyle sözleşmeden dönme hakkı kapsamında bedel iadesi, bu kabul görmediği taktirde ayıp oranında bedelden indirim yapılması ve 10.000 TL tazminat isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili 19.02.2019 tarihli dilekçe ile 10.000 TL tazminat isteminden feragat etmiştir. Bu nedenlerle bu istem reddedilmiştir.

Bu kazan Aralık 2015 tarihinde montajı tamamlanarak işletmeye alınmıştır.
… Emniyet Müdürlüğü görevlileri ile … Organize Sanayi Bölgesi tarafından düzenlenen İtfaiye Yangın Raporuna göre; 19.02.2017 Pazar günü saat 20.15 sıralarında … Nişasta San. ve Tic. AŞ’de yangın olduğu tespit edilmiştir. Kömürlü buhar kazan alanında meydana gelen patlama neticesinde çıkan yangın itfaiye personeli ve … Nişasta personeli ile birlikte söndürülmüştür. Davacı taraf bu patlamanın eserin ayıplı olmasından kaynaklandığını, davalı taraf ise kullanıcı hatası sonucu gerçekleştiğini ileri sürmüştür. Patlamanın imalat ayıbı nedeniyle meydana geldiğini ispat yükü işsahibi olan davacı tarafa düşmektedir.

Her iki tarafın karşılıklı beyanları, tanık anlatımları, ekspertiz raporu ve bilirkişi raporlarından dava konusu kazanın tesliminden sonra davacı tarafça kazanda eklentiler (ekonomizer ve vana) yapılmıştır. Bu konu sabit ve ihtilafsızdır. Ancak kazanın yanma odası çift cidarında bulunan ve davacı tarafça sisteme sonradan eklenen su sirkülasyon boru devresi vanalarının patlama öncesi kapalı unutulup unutulmadığı taraflar arasında çekişme konusudur. Öncelikle davacı taraf kazan sisteminde yapılan değişiklerin davalı tarafın bilgisi dahilinde yapıldığını ileri sürmüş, davalı taraf ise bu değişikliklere onaylarının olmadığını savunmuştur. Davacı taraf değişiklik konusunda davalı tarafın onayına ilişkin belge sunmamıştır. Bununla birlikte her iki tarafın tanık anlatımlarından kazan sistemine sonradan yapılan değişikliklerden davalı tarafın bilgisinin olduğu sabittir. Ancak bu öğrenme yapılan değişikliklerden kaynaklı sorunlara davalı tarafça garanti verildiği sonucunu doğurmamaktadır. Tacir olan işsahibinin yükleniciye karşı sahip olduğu hakları korumak için kazan sistemine yaptıracağı değişikliklere yüklenicinin yazılı onayını alması gerekirdi.

Kaza sonrası ilk incelemeyi yapan itfaiye raporunda belirtilen vanaların açık/kapalı olduğu konusunda bir tespit bulunmamaktadır. Keza …. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 20.02.2017 tarihinde yapılan keşif ve … tarafından düzenlenen 07.04.2017 tarihli raporda da bu yönde bir tespit bulunmamaktadır. … Sigorta Ekspertiz Hiz. Ltd. Şti. tarafından 15.05.2017 tarihli ekspertiz raporunda ise vananın kapalı olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili belirtilen vananın patlama sonrası kapatıldığını açıklamıştır. Mahkememizce yapılan ilk keşifte yer alan … ve arkadaşları tarafından düzenlenen ek raporda belirtilen vananın patlama öncesi kapalı olmadığı görüşüne yer verilmiştir.

Bununla birlikte …, … ve arkadaşları ile … raporunda patlamanın, kazanda CO gazı birikmesi sonucu meydana geldiği belirtilmiştir. Buna karşılık ekspertiz raporu, …, … ve …, … ve … raporunda ise başlangıçta atmosfere açık olarak tasarlanan sistemde sonradan yapılan değişiklikle soğutma suyu çeviriminde vanaların açılması unutulmuş vananın açılmasıyla buhar basıncının kontrolsüz bir şekilde artması sonucu meydana geldiği belirtilmiştir. Kazandaki patlamanın nedeninin ne olduğu tamamen teknik bir konu olmakla birlikte hasara ilişkin fotoğraflardaki buhar/su borularının geçtiği çift cidarlı çerçevesinin birbirinden ayrılmış olması patlamanın yüksek buhar basıncı ile önce buradan başladığını gösterdiği, buna kapalı unutulan ve sonra açılan vananın neden olduğu sonucuna varılmıştır.

Kazanın sözleşmede taahhüt edilen kapasiteyi sağlamadığına yönelik iddia konusunda ise asıl dosyadaki açıklamalar bu kazan için de geçerlidir.

Bu nedenlerle ayıplı olduğu ispatlanamayan üçüncü buhar kazanına ilişkin davanın da reddi gerektiği kanaatine varılmıştır.“ gerekçesiyle,
Davanın ve Birleşen Davanın reddine karar verilmiştir.

DAVACI-BİRLEŞEN DAVA DAVACI VEKİLİ İSTİNAF NEDENLERİ: Birleşen dava yönünden: Yerel Mahkemece iki kez kazan üzerinde keşif yapılıp tanıkların dinlendiğini ve bilirkişi heyetlerinden 4 kez rapor alındığını, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda mevcut kazanda yeterli sensör bulunmadığını, kazandaki PLC Kontrol Sisteminin kazanın güvenli çalışmasını sağlamak için yeterli olmadığını, makaraların yeterli sertlikte olmadığını, bu nedenlerle ortaya çıkan gaz sıkışması sonucu patlamanın meydana geldiğinin belirlendiğini, yargılama aşamasında alınan 03.04.2018 tarihli rapor ve 05.11.2018 tarihli ek raporlarda,“Kazanlarda patlama kapakları bulunmamaktadır. Mevcut hava ayar kapakları ve klipsli bakım kapakları patlama kapağı görecek vasıfta değildir. Kazan içinde vakumu ölçecek bir sistem bulunmamaktadır. Sıcaklık ve basınçla bağlantılı fan otomasyonu yetersizdir. Kazanlarda kurum üfleme sistemi bulunmamaktadır. Ekonimizer sisteminde su ve duman giriş-çıkış sıcaklıklarını takip edecek sistem bulunmamaktadır. Kömür serme yükseklik otomasyonu yoktur. Davalı tarafın iddia ettiği gibi vanalar kapalı olsaydı yanma odasının iç tarafları ve özellikle kazana yakın olan çıkış bölgesi daha sıcak olacağı için buharlaşma bu bölgede başlayacaktı ve yanma odasının üst bölgesi daha geniş saç ile imal edildiği için patlayan bölgeye göre daha az rijit olduğu için patlamanın bu bölgede olması beklenirdi. Bu sebeple patlamadan önce vanaların kapatılmadığı değerlendirilmiş ve kazandaki patlamanın nedeni yanma odasında eksik yanmadan dolayı gazların tahliye edilmemesi, vakum kontrolü ve emniyet olmadığından sürekli içeriye basılan yakma havası ve içeride biriken CO’nun ani olarak parlayıp infilakıyla patlama meydana gelmiştir.“ şeklinde açıklandığını, bu raporların bilimsel verilere dayalı ve afaki olmaması nedeniyle hükme esas alınması gerektiğini, yerel Mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi kurulu raporlarının ise tamamen kişisel kanaate dayalı olması nedeniyle hükme esas alınamayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişilerin kazanları görmediğini, yerel Mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunun 19. sayfasındaki tespitlerin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu bilirkişi kurulunun kazan sistemi çalışırken sistemdeki su akışının kesildiğini, patlamanın olduğu cehennemlikten geçen suyun sıcaklığı düşürmek amacı ile giden ve o sebeple soğutma suyu olarak tabir edildiğini, sistem çalışırken vanaların kapatılması sonucu cehennemliğe gelen soğutma suyunun gelmemesi sebebiyle sıcaklık düşürülemediği için cehennemlikte sıcaklığın olması gereken derecenin çok üzerine çıktığını, vanaların tekrardan açılmak suretiyle sisteme su verildiğinde verilen suyun cehennemlikte çok hızlı ve kontrolsüz şekilde buharlaşarak yüksek basınçlara çıkarak patlamaya meydan verdiği iddiasının dava konusu kazanın çalışma şartlarına uymadığını, sistem üzerinde bulunan vanaların kapatılması sebebiyle sistemin susuz kalmasının mümkün olmadığını, bahsi geçen vananın yanma odasına su verilen su hattı üzerinde değil, yanma odasından çıkan suyun kondens tankına giden yolu üzerinde bulunan bir vana olduğunu, kazan çalışırken vananın kapatılmış olduğunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, vanaya her isteyenin elini uzatıp müdahale edemeyeceği bir yerde bulunduğunu, cehennemliğe giren su sıcaklığının 110 derece olduğunu, suyun önce ekonomizer denilen kısma girdikten sonra yanma odasında 130 dereceye çıktıktan sonra çıktığını, hükme esas alınan raporun bir an için yerinde olduğu kabul edilse dahi kazanın mevcut patlama dışında patlamalara karşı güvenlik durumu ile ilgili hiç bir değerlendirme yapılmadığını, davalının sözleşmede kazanlar arasındaki en güvenlikli, patlaması mümkün olmayan kazan şeklinde taahhüdü bulunduğunu,
Asıl dava yönünden; kazanlar üzerinde fiziki olarak inceleme yapan bilirkişi heyeti tarafından kazanlardaki ayıplar, taahhüt edilen verim ve kapasiteye ulaşamama sebepleri ayrıntılı olarak belirtilmesine rağmen aksi istikametteki raporun kabulü ile taleplerin reddinin yerinde olmadığını, taraflar arasındaki yazışmalarda kazanlarda sorun yaşandığı, taahhüt edilen kapasite verimine ulaşmadığının bildirildiğini, davalı tarafından da defalarca sorunun giderilmesi için çalışıldığını, 03.04.2018 tarihli rapor ve tespit raporunda kazanlarda bulunması gereken bazı özelliklerin eksikliği ve tasarım yanlışlığının detaylı olarak izah edilerek kazanların gizli ayıplı olduğunun belirlendiğini, yerel Mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi kurulu raporunun ise tamamen kişisel kanaate dayalı olması nedeniyle hükme esas alınamayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişilerin kazanları görmediğini, davacının kullandığı tüm kömürü … Ticaret A.Ş.‘den fatura ile aldığını ve satın alınan kömürlerin davalı firmanın önerdiği 0,5-10 mm ebatında, 4.500 k.cal/kg ve üzeri ısıl değere sahip yıkanmış toz-pirinç kömür olduğunu, bilirkişi heyetinin fiziki gözlemi, kömür faturası ve analiz raporlarına rağmen tanıkların kullanılan kömürlerin sözleşmeye uygun olmadığı yönündeki beyanlara itibar etmesini anlayamadıklarını, problemin kullanılan kömürden değil kazanların tasarımı ve kazanlardaki imalat eksikliğinden kaynaklandığını, yerel Mahkemenin bilirkişileri duruşmaya davet etmediğini ve soru sormalarına, açıklama yapmalarına imkan tanımadığını,
Sonuç olarak: …. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.09.2021 tarih ve … E.-… K.sayılı kararının kaldırılmasına, davanın ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle:

Birleşen dosya yönünden: Mahkeme tarafından dört ayrı heyetten rapor alınmış olup bu raporların üçünde birleşen davadaki patlama yaşanan yakma sistemi ve patlamanın nedeninin değerlendirilmiş olduğunu,
-03/04/2018 tarihli … Üniversitesi Öğretim üyesi …, Makine mühendisi …, Mali Müşavir, Bağımsız denetçi …‘den oluşan heyetin raporunda patlamanın gaz sıkışmasından kaynaklandığı sonucuna ulaşıldığını,
-09/10/2019 tarihli … öğretim üyeleri …, Doç. …, … (… Üni. SBF Borçlar Hukuku) SMMM B. Denetçi …’den kurulu bilirkişi heyetinin, kazandaki patlamanın cehennemlikte bulunan çift çidardaki soğutma suyunun genleşmesinden kaynaklandığı sonucuna ulaştığını,
– 03/03/2021 tarihli … öğretim üyeleri …, …, … (Ticaret Hukuku)den oluşan bilirkişi heyeti raporunda ilk iki rapor arasındaki çelişki üzerine dosyanın incelenmiş ve aynen:
“Heyetimiz, 3. Kazandaki patlamanın su soğutmalı çift cidarlı çerçevesinde olan patlamanın neden olduğu, patlama sonrası hasar bulgu ve fotoğrafları incelendiğinde, çift cidarlı çerçevesinin biribirine bağlayan pimlerinin biribirinden ayrılmış olduğunu tespit ederek, pimlerle birbirine bağlı çelik çerçevesinin ancak içindeki su cebinde oluşacak ani buhar oluşmasının neden olacağı yüksek basınç artışlarının patlamaya sebep olabileceği kanısına varılmış, sisteme davacıtarafından sonradan ilave edilen soğutma suyu çevriminin (yapılan değişikle soğutma suyufabrikanın sıcak su ihtiyacını karşılamak için yararlanmış) vanalarının kazan çalışırken kapatılmış/açılmış olmasından dolayı bu kusurun kullanım kaynaklı davacının bir hatası olarak değerlendirilmiş, dolayısıyla 3.kazanın patlamasının tasarım ve imalatından kaynaklı bir ayıp olmadığı değerlendirmesi yapıldığı kanaat ve sonucuna varıldığına dair tarafımdan tanzim edilip imzalanan iş bu bilirkişi raporumuzu Sayın Mahkeme’nize saygı ile arz ederiz.”

Gerekçesi ile imalattan kaynaklı bir ayıp olmadığı ve patlamanın kazan çalışırken vananın açılması veya kapatılmasından kaynaklandığı sonucuna ulaştığını,
Yerel mahkemenin, raporlarda çoğunluk oluşturan ve dört adet Makine Mühendisi profesörün düzenlediği iki farklı raporda da ulaşılan ortak sonuca göre karar vermiş olmakla davacının itirazlarının yersiz olduğunu,
Asıl dosya yönünden: Buhar kazan sistemlerinde verimliliğin kazanın yapısı ve tasarımı kadar işletme koşullarına da bağlı olduğunun dosyaya sunulan tüm uzman görüşlerinde vurgulandığını, hatta bu hususun davacı tarafın sunduğu, … tarafından düzenlenen uzman görüş raporunda bile tespit edildiğini,
Bilirkişi raporlarında, kazanların yeniden çalıştırılarak verimli olup olmadığını test etmenin imkansız olduğu sonucuna varıldığını,
Davacının dayandığı cüruf analizlerinin hangi koşullarda elde edildiğinin belirsiz olduğunu, davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER : Tüm dosya.

ESASTAN İNCELEME RAPOR SONUCU:

Asıl dosyadaki davanın konusunu 06.11.2014 tarihli sözleşme ile imal ve montajı yapılan iki kazanın sözleşmedeki teknik özelliklere uygun olmadığı iddiası oluşturmaktadır. Davacı taraf kazanların ayıplı olması nedeniyle sözleşmeden dönme hakkı kapsamında bedelin iadesini talep etmiştir.

Birleşen davada ise, davanın konusunu 07.10.2015 tarihli sözleşme ile imal ve montajı yapılan üçüncü kazanın sözleşmedeki teknik özelliklere uygun olmadığı ve 19.02.2017 tarihinde imalat ayıbı nedeniyle patladığı iddiası oluşturmaktadır. Davacı taraf; kazanın ayıplı olması nedeniyle sözleşmeden dönme hakkı kapsamında bedel iadesi, bu kabul görmediği taktirde ayıp oranında bedelden indirim yapılması ve 10.000 TL tazminat isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili 19.02.2019 tarihli dilekçe ile, 10.000,00 TL tazminat isteminden feragat etmiştir.

Mahkemece, dava konusu kazanların bulunduğu yerde iki kez keşif yapılmış, bilirkişi heyetlerinden raporlar almış, heyet raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla son olarak İstanbul Teknik Üniversitesinden seçilen 2 makine mühendisi öğretim üyesi ve 1 ticaret hukukçusundan oluşan bilirkişi heyetinden rapor almıştır.

Tarafların tanıkları mahkemece dinlenmiştir.

Taraflarca alınan uzman görüşleri mahkeme dosyasına sunulmuştur.

Dosyada yer alan bilirkişi raporlarında aşağıdaki tespitlere yer verilmiştir.

Bilirkişi kurulu tarafından 03.04.2018 tarihli rapor ile 05/11/2018 tarihli ek raporda: Kazanlarda patlama kapakları bulunmadığı, mevcut hava ayar kapakları ve klipsli bakım kapaklarının patlama kapağı görevi görecek vasıfta olmadığı, kazan içindeki vakumu ölçecek bir sistem bulunmadığı, kazan için sıcaklığı ölçen sıcaklık transmitterleri bulunmadığı, sıcaklık ve basınçla bağlantılı fan otomasyonunun yetersiz olduğu, kazanlarda kurum üfleme sistemi bulunmadığı, ekonomizer sisteminde su ve duman giriş çıkış sıcaklıklarını takip edecek sistem bulunmadığı, kömür serme yükseklik otomasyonunun mevcut olmadığı,
Patlayan kazanın 1 yıl, diğer kazanların 1,5 yıl çalıştırıldığı, kapasite raporlarına göre patlayan kazanın en fazla % 75 kapasite ve % 60-70 verimle çalıştığı, kazanların beklenen faydayı sağlamadığından gizli ayıplı olduğu, kazandaki ayıbın kullanım hatasından kaynaklanmadığı, yapılacak tadilat ve onarımla buhar basınç ve kapasitesinin istenilen seviyeye getirilemeyeceğinin düşünüldüğü,
Davalı tarafın ileri sürdüğü gibi vanalar kapalı olsaydı, yanma odasının iç tarafları ve özellikle kazana yakın olan çıkış bölgesi daha sıcak olacağı için buharlaşmanın bu bölgeden başlayacağı ve yanma odasının üst bölgesi daha geniş sac ile imal edildiği için, patlayan bölgeye göre daha az rijit olduğu için patlamanın bu bölgeden olmasının bekleneceğini, bu nedenle patlamadan önce vanaların kapatılmadığının değerlendirildiğini,
Kazandaki patlamanın, yanma odasında eksik yanmadan dolayı gazların tahliye edilmemesi, vakum kontrolü ve emniyeti olmadığından sürekli içeriye basılan yakma havası ve içeride biriken CO’nun ani olarak parlayıp infilakıyla gerçekleştiği görüşünün bildirildiği,
… Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından seçilen (ikisi …’den) bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 09.10.2019 tarihli raporda: Kapasitenin, buhar kazanlarında elde edilen buhar miktarını gösteren bir büyüklük olduğu, dava konusu kazanlara ilişkin sözleşmede 18 ton/h olarak belirlendiği ancak verimin tanımlanmadığı, bu tür sistemlerde verimi artırmak için ekonomizer gibi ek sistemlerin sisteme entegre edilebileceği, davacı tarafça sunulan ve kazanların tam kapasitede çalıştırılmadığı zamanlara ilişkin test sonuçlarının, performans raporları ve tutanaklar üzerinden değerlendirme yaparak kazanların taahhüt edilen kapasitede olmadığı kanaatine ulaşmanın mümkün olmadığı, kazan kapasitesinin tespiti için performans testlerinin bilimsel bir şekilde yapılması gerektiği,
Patlama sonrası fotoğraflardan görüldüğü üzere kazan borularının bulunduğu bölgenin patlamadan etkilenmediği, döner ızgaraların çalıştırılması sonucu cehennemlik olarak tanımlanan yanma odasının çift cidarlı çerçevesinde eksik kalan suyun aniden beslenmesi ve ardından çok hızlı buharlaşarak genleşip patlaması şeklinde olayın gerçekleştiğinin düşünüldüğü, iki cidar arasındaki su cebinin birbirinden ayrılması ve aradaki pimlerin kopmasının bu görüşü kuvvetli olasılık yaptığını, bu tespite göre eserin ilk tasarımında ayıplı olduğunun söylenemeyeceğini, ancak sistem üzerinde sonradan yapılan değişiklikle açılması unutulmuş bir vananın sonradan açılmasıyla patlamanın gerçekleştiği kanaatinin en güçlü ihtimal olarak değerlendirildiği,
Mahkemece dava konusu buhar kazanlarının bulunduğu işletmede 26.02.2020 tarihinde ikinci kez yapılan keşif sonucunda düzenlenen 27.05.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda: Sistemde ekonomizer ve baca fanının deriştirilme işleminin, sistemin işletmeye alındığı zamanki taahhüt edilen verimi sağlamadığı için yapıldığını söylemenin mümkün olmadığı, zira kazan veriminin sadece tasarım değerlerine değil, işletme koşullarına da (kullanılan besi suyu özellikleri, yakıtın özelikleri vb.) bağlı olduğu, bu çerçevede, bileşenlerin sistem verimi üzerine etkilerinin raporun değerlendirme kısmında detaylı bir şekilde açıklandığı, sistemin tekrar çalıştırılması durumunda ise ilk kurulum aşamasında elde edilen verim değerine ulaşılamayacağının açık olduğu, bunun nedenlerinin, sistemde borularda oluşan kireç taşının etkili bir şekilde temizlenemeyecek olması, kazan duvarlarında, borularda ve bacada meydana gelen, kazanda yakıt olarak kullanılan kömür nedeni ile oluşan kurum tabakasının tamamen temizlenmesinin zor olması olarak ifade edilebileceği, kazanlarda başlangıçta verilen ısıl verim değerlerinin herhangi bir kir tabakasının oluşmadığı, temiz yüzeyli yeni kazanlar için olduğu, davalı tarafından dosyaya sunulan TMMOB Makina Mühendisleri Odası … Şubesinden alınan raporda sunulan hesaplamaların nominal veya maksimum tasarım değerleri üzerinden yapıldığını, bununla birlikte, ölçüm yapılmadan elde edilmesi mümkün olmayan ısıl verim hesabını da içermediğini, hesaplanan kazan kapasite değerinin ise, kazanların tasarım değeri olan 20 ton/saat buhar ürettiği varsayımına dayanarak yapıldığını, bu sebeplerden dolayı, ilgili raporda sunulan değerlerin, kazanların mevcut çalışma kapasiteleri olarak kabul edilemez nitelikte olduğu, özetle, tarafların talep ettiği, dava dosyasında bulunan teknik bilgi ve çizimlere dayanarak yapılacak hem verim hem de kapasite hesaplarının teorik değerler olup, gerçek çalışma şartlarına ait değerler olmadığı, kazanın çalıştırılması halinde, ele alınacak ölçümler ile ısıl verim ve buhar kapasitesinin hesaplanabileceği, ancak, ölçümlere göre yapılacak verim hesabının, raporda detaylıca belirtilen sebeplerden dolayı kazanın ilk kurulumuna ait bilgiyi verme potansiyeline sahip olmadığı, dava konusu eser sözleşmesinde ifanın ayıplı olup olmadığı, meydana gelen zararın ayıp kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, ayıp olarak nitelendirildiği takdirde ayıp miktarının tespiti sorusunun cevabına gelindiğinde; ayıptan doğan hakların kullanılmasında ve eğer talep edilecekse indirim miktarının tespitinde öncelikle ayıbın tespiti gerektiği, teknik bilirkişilerin yukarıda yer verilen tespitleri doğrultusunda bunun tespiti için gerekli şartların sağlanamadığının görüldüğü, ayıbın tespiti olmadan zararın tespiti ve sözleşmeye uygun eserin yapılıp yapılmadığının tespitinin de mümkün olmadığı,
İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından seçilen (ikisi …’den) bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 03.03.2021 tarihli raporda: Hederli kazanlarda su borularında buhar üretildiği, yanma odasından gelen yüksek sıcaklıktaki yanma sonu gazlarının, su borularının dış yüzeyinden 3 kez dolaşımlı olarak geçerken suyun buharlaşmasını sağladığı, bunun, buhar kapasitesini ve verimi belirleyen ana unsur olduğu, kazan tasarımında su borularının geometrisi, boyu/çapı ve dizilimi, yanma sonu gazlarının hızı, su boruları içerisinde akan suyun hızı, sıcaklığının önemli olduğu, bu nedenle kazanın çalışması sırasındaki işletme şartlarının (yakıt cinsi, yakıt debisi, yanma sonu gazların sıcaklığı, hızı, dolaşım yönleri, kazan basıncı vs.) buhar kapasitesi ve verim için çok önemli olduğu, zamanla kazanın su boruları üzerinde yanma sonu gazları ile birlikte is ve kurum birikmesi olacağı, ayrıca su borularının iç tarafında da kireç tabakası oluşacağı, böylece ısı geçişinin kötüleşeceği, bu nedenle kazanın periyodik bakımlarının yapılmasının önemli olduğu, bununla birlikte hiçbir zaman başlangıçtaki ilk halini tekrar sağlamasının mümkün olmayacağı, kazan veriminin yıllar içerisinde düşmesinin normal olduğu,
Asıl dosyada dava konusu olan iki kazanın sözleşmede belirlenen özelliklere uygun olup olmadığının belirlenebilmesi için mutlaka bilimsel yöntem ve standartlara göre testler yapılması gerektiği, dosyaya sunulan cüruf analizlerinin hangi işletme şartlarında alındığı belli olmadığından buna dayanarak yanma ve verim analizi yapılamayacağı, mevcut kazanlar uzun süre kullanılmadığından kazanların yeniden kurularak çalıştırılmasının iş sağlığı/güvenliği açısından güvenli olmayacağı, ayrıca kazanlar başlangıçtaki durumunu kaybettiğinden (duman yollarındaki ve kazan borularındaki is kurum birikmesi, su borularındaki kireçlenme vs.) yapılacak testlerin kazanların teslim anında ayıplı olup olmadığı konusunda veri olmayacağı, sonuç itibariyle hangi kapasite ve işletme şartlarında çalışıldığı belli olmayan, bilimsel şekilde yapıldığı belli olmayan test sonuçları, çalışma performansları raporları ve tutanaklar ile kazanların kapasite edimini yerine getirip getirmediği konusunda teknik bir değerlendirme yapılamayacağı,
Patlama sonrası elde edilen hasar bulgu ve fotoğraflarına göre çift cidarlı çerçevesini birbirine bağlayan pimlerin bağlantı yüzeylerinden ayrılmasının, su cebinde oluşacak ani buhar oluşumunun neden olacağı yüksek basınç artışını düşündürdüğü, böylece 3. kazandaki patlamanın su soğutmalı çift cidarlı çerçevesinin patlamasının neden olduğu görüşene varıldığı, muhtemelen su cebini besleyen soğutma suyunun vanaları ile kesilmiş iken tekrar açılması ile suyun burada çok hızlı ve kontrolsüz bir şekilde buharlaşarak yüksek basınçlara çıkmasının patlamaya neden olduğu,
Tespit ve görüşlerine yer verilmiştir.

Dava konusu kazanlar davalı tarafından imal ve montaj edildiğinden taraflar arasındaki sözleşmeler TBK 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi (yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği) niteliğindedir. Kanun, eserin ayıplı olması durumunda işsahibine eseri gözden geçirme ve bunu uygun bir süre içerisinde yükleniciye ihbar yükümlüğü getirmiştir. TBK 475. maddesinde de eserin ayıplı olması halinde işsahibine seçimlik haklar vermiştir. Bunlar sözleşmeden dönme, bedelde indirim ve ücretsiz onarım haklarıdır. Sözleşmeden dönme hakkının kullanılabilmesi için eserin işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması gerekmektedir. Eserin ayıplı olduğunu ispat yükü iş sahibine düşmektedir.

Dosya kapsamında taraflarca sunulan deliller ve alınan bilirkişi raporlarına göre davacı taraf, eserin ayıplı olduğunu ve birleşen davaya konu kazandaki patlamanın, kazanın ayıplı imal ya da montajından kaynaklandığını ispat edememiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporları bilimsel verilere uygun ve konusunda uzman kişiler tarafından hazırlanmış olup hüküm kurmaya elverişlidir.

İlk derece mahkemesinin, asıl ve birleşen dosya yönünden davanın reddine ilişkin kararı ve gerekçesi usul ve yasaya uygundur.

Davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde değildir.

Sonuç olarak: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 maddesi uyarınca davacı/birleşen dosya davacısı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,

1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı/birleşen dosya davacısı vekili İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine,

2-İstinaf talep eden davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30-TL’nin mahsubu ile bakiye 556,1‬0 TL’nin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,

3-İstinaf talep eden davacıdan peşin alınan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,

4-İstinaf talep eden birleşen dosya davacısından alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30-TL’nin mahsubu ile bakiye 556,1‬0 TL’nin birleşen dosya davacısından alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,

5-İstinaf talep eden birleşen dosya davacısından peşin alınan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,

6-İstinaf masraflarının, başvuran davacı/birleşen dosya davacısı üzerinde BIRAKILMASINA,

7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

8-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 359/4.maddesi uyarınca, kararın Dairemizce TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair,6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1, 361/1, 362/1-a ve 365/1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Dairemize veya hükmü veren İlk Derece Mahkemesi’ne veya temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesi’ne verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/02/2025

Başkan

*e-imzalıdır.*

Üye

*e-imzalıdır.*

Üye

*e-imzalıdır.*

Katip

*e-imzalıdır.*
” Bu Belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununa Göre Elektronik Olarak İmzalanmıştır.”

  • İlk yayınlanma tarihi: 30 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!