T.C. ADANA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/141
KARAR NO : 2026/511
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : …(…)
ÜYE : … (…)
ÜYE : … (…)
KATİP : … (…)
MAHKEMESİ : …. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/06/2021
NUMARASI : 2020/24 Esas – 2021/483 Karar
DAVACI : … -…
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Elektrik İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti.
VD: …
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/01/2020
İSTİNAF TALEP TARİHİ : 24/08/2021
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 04/03/2026
KARARIN YAZIM TARİHİ : 04/03/2026
…. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 30/06/2021 tarih ve 2020/24 Esas – 2021/483 Karar sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; inşaat yapım işleri ile uğraşan müvekkilinin … ili … ilçesi … mah. 81 ada 17 parsel sayılı taşınmazda inşa edilen yapının bir kısım işlerinin yapımı konusunda davalı ile sözleşme yaptığını, davalı şirketin bir kısım işleri yaptığını ancak çok fazla eksik iş bıraktığını, inşaattaki daireler satış aşamasında olduğundan, satılan dairelerdeki eksik işleri müvekkilinin başka kişilere yaptırmak suretiyle ek ödemeler yapmak zorunda kaldığını, sözleşmeye göre bu iş karşılığında yapılacak ödemelerin belirtilmiş olup, buna göre işin toplamının 72.500,00 TL olup bu miktarın müvekkilince keşide edilen 28/02/2018 tarih ve 25.000,00 TL, 25/05/2018 tarih 25.000,00 TL ve 30/06/2018 tarih 22.500,00 TL lik çekler ile yapıldığını, ancak davalı şirketin ödemeleri tahsil etmiş olmasına ve sayısız ikazlara rağmen işi tamamlamadığını, ayrıca arabuluculuk başvurusunun da yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılık nedeniyle … ili … ilçesi … mah. 81 ada 17 parsel sayılı taşınmazda inşa edilen yapıda eksik işler nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL nin ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu sözleşmenin şirketle veya şirket yetkilisiyle yapılan bir sözleşme olmadığını, davacıya her hangi bir borç veya borç taahhütlerinin olmadığını, şirketin davacıya üç fatura karşılığı toplam 82.659,00 TL elektrik malzemeleri içerikli mal satışı yaptığını ve malzeme bedellerinin tamamını tahsil ettiklerini, davacıdan her hangi bir alacakları olmadığını, davaya konu sözleşme belgesinin yetkisiz ve geçersiz bir belge olmasından dolayı borcu kabul etmediklerini, ayrıca söz konusu sözleşmede alacağı doğuracak bir taahhütünde olmadığını, ayrıca yapılan alış verişle ilgili sorunların zaman aşımına uğradığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesi’nin 30/06/2021 tarih ve 2020/24 Esas – 2021/483 Karar sayılı kararı ile; “Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı davalı şirket ile imzalanan sözleşme uyarınca çekler verildiğini, dava konusu işlerin eksik yapıldığını beyan ederek alacak talebinde bulunmuş olup davalı şirket yetkili dava konusu sözleşmenin varlığını inkar ederek imzaya itiraz etmiş ve davanın reddini savunmuş olup, dosya kapsamında her ne kadar davalının imza inkarı nedeniyle imza incelemesi yönünde ara karar kurulmuş olsa da davacı vekilinin 30.06.2021 tarihli celsede vermiş olduğu beyan ile imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını kabul ettiği görülmüş olup dava konusu sözleşmenin şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığı yönünde taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamakta ve bu konudaki ara karardan dönülmüş olduğunu, dolayısıyla dava konusu işin davalı şirket tarafından üstlenildiği ve borcu eksik ifa ettiği iddiası dosya kapsamına sunulan başkaca deliller ile değerlendirilmiş olup davacı tarafın delil listesinde tanık, yemin vb. delile de dayanmamış olduğu görüldüğünden dava konusu işin ifası konusunda davalının taahhüt altına girdiğini, davalı şirketin alacak isteminden sorumlu olduğunu ispatlayamadığından …” gerekçeleriyle davanın reddine dair karar verilmiştir
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili 24/08/2021 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; İnşaat yapım işleri ile uğraşan müvekkilinin, tapunun … İli, … İlçesi, … Mah.81 ada 17 parsel sayılı taşınmazda inşa edilen yapının bir kısım işlerinin yapımı konusunda davalı ile sözleşme yapılmış olduğunu, sözleşmeye göre davalı şirketin 16 dairelik inşaatının tüm elektrik işlerini yapacak olduğunu, davalı şirketin bir kısım işleri yapmış ancak çok fazla iş bırakmış olduğunu, davalı şirket bir kısım işleri yapmış ancak çok fazla eksik iş bırakmıştır. İnşaattaki daireler satış aşamasında olduğundan, satılan dairelerdeki eksik işleri kendisi, başka kişilere yaptırmak suretiyle ek ödemeler yapmak zorunda kaldığını, yine ilgili sözleşmeye göre bu iş karşılığında yapılacak ödemeler belirtilmiş olup buna göre işin toplamı 72.500 TL olup bu miktar müvekkilce keşide edilen 28/02/2018 tarih ve 25.000 TL, 25/05/2018 tarih ve 25.000 TL, 30/06/2018 22.500 TL bedelli çekler ile yapılmış olduğunu, ancak davalı şirket ödemeleri tahsil etmiş olmasına rağmen ve sayısız ikaza rağmen işi tamamlamamış olduğunu, davalı şirket yetkilisi sözleşmeye konu çekleri tahsil ettiğini ancak sözleşmede bulunan, şirkete atfen atılan imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiğini, akabinde müvekkil ile yapılan görüşmede imzanın şirket yetkilisinin eşi tarafından imzalandığı, ancak sözleşme imzalanırken müvekkil, şirket yetkilisinin, sözleşmeyi imzalayan eş olduğunu bilerek veya düşünerek imzalamış olduğunu, dosyada bulunan sözleşme incelendiğinde görüleceği üzere yapılacak iş sabit olduğu gibi bu iş karşılığında ödenecek bedel ve miktarı, çek tarihlerinin de sabittir olduğunu, ancak davalı, sözleşme bir bütün olduğu halde çekler/ödemeler ile ilgili kısmı kabul etmekte, işin yapılması ile ilgili kısım için ise imza sahibinin eşi olduğunu fakat şirkette çalışmadığını ve temsil yetkisi olmadığını iddia ederek sorumluluktan kurtulmaya çalışmakta olduğunu, Borçlar Kanunundaki düzenlemeye göre vekaleti olmadan vekil gibi davranarak 3. kişiler ile işlem yapıldığında lehine işlem yapılan gerçek yada gerçek kişinin açık veya zımni kabulü durumunda işlem, lehine işlem yapılan şahsı bağlar nitelikte olduğunu, paralel bir düzenleme ile Türk Ticaret Kanunu da yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemin, lehine işlem yapılan gerçek veya tüzel kişi tarafından kabulü durumunda işlemin lehine işlem yapılanı bağladığını, sözleşmenin bir bütün olduğundan lehine işlem yapılan davalı şirketin, sözleşmede belirtilen ve sözleşmede imzası bulunan yetkisiz Eş tarafından teslim alınan çekleri kabul ederek sözleşme kapsamındaki iş çerçevesinde sorumluluğu almak istememesinin kabul edilemez olduğunu, çeklerin kabulü ve tahsili, yetkisiz temsilcinin yaptığı işleme zımnen onay verildiğini ve bu nedenlerle hukuka aykırı Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davamızın kabulüne, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
İstinaf incelemesine esas; yerel mahkemenin dosyası içerisinde bulunan belge ve kayıtlar.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan eksik işler bedeli nedeniyle alacak isteğidir.
Dosyadaki bilgi ve beyanlardan dava konusu 05.10.2017 tarihli sözleşmenin davacı ve davalı … Elektrik İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında düzenlendiği, sözleşmenin davalı … Elektrik İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi kaşesi ile şirket adına imzalandığı, davacının işveren ve davalı …nin de yüklenici olarak bulunduğu, sözleşme kapsamında 16 dairenin elektrik işlerinin yapılacağı, ayrıca sözleşmede belirtilen diğer işler ve projede belirtilen işlerin yapılacağının düzenlendiği, işin toplam ücretinin 72.500,00 TL olduğu, 28.02.2018 tarihli ve 25.000,00 bedelli, 25.05.2018 tarihli ve 25.000,00 TL bedelli ve 30.06.2018 tarihli ve 22.500,00 TL bedelli çeklerle ödeme yapılacağının anlaşıldığı, davacı tarafından davalının işi eksik yaptığı ve bu nedenle eksik kalan işleri başka yüklenicilere tamamlattığı iddiasıyla alacağın tahsili için eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davalı tarafından sözleşmede şirket kaşesi altındaki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığının bu sebeple sözleşmenin şirketi bağlamayacağının, ayrıca davacıya 10.04.2018 tarih ve 002715 nolu fatura ile 36.875,00 TL, 06.05.2018 tarih ve 002720 sıra nolu fatura ile 35.783,50 TL, 21.09.2018 tarih ve 002749 sıra nolu fatura ile 10.000,50 TL olmak üzere 82.659,00 TL Elektrik Malzemeleri içerikli mal satışı yaptıklarının, mal satışının karşılığında davacıdan dört çek aldıklarının ve tahsil ettiklerinin iddia edildiği anlaşılmıştır.
Davacının istinaf sebeplerine göre istinafa konu uyuşmazlık, yapılan sözleşmeden davalı …’nin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasındadır.
6098 sayılı TBK’nın 40. maddesi 1. fıkrasında, yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçlarının doğrudan doğruya temsil olunanı bağlayacağı hükmü getirilmiştir. Buna göre yetkili temsilci tarafından yapılan hukuki muamelede doğan alacak ve borçlardan, temsil olunan sorumlu olacaktır. Taraf adına hukuki muamelede bulunan kimse yetkili değilse, imzalayan şahsın şahsen sorumluluğu söz konusu olur ise de temsil edildiği taraf sorumlu tutulamayacaktır. Ancak aynı Yasa’nın 46. maddesinde bir kimsenin yetkisi olmadığı halde temsilci olarak bir işlem yapması halinde, bu işlemin ancak onandığı taktirde temsil olunanı bağlayacağı kabul edilmiştir. Bu madde uyarınca bir kimse yetkili olmadığı halde başkası adına bir hukuki işlem yapmış ise temsil olunanın sonradan icazet vermesi ya da yapılan hukuki işlemi benimsemesi halinde, baştan itibaren hukuki işlem geçerli ve temsil olunanı bağlayıcı olacaktır. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2022/6623 Esas-2023/2059 Karar sayılı kararı)
“…Her ne kadar mal satışına ilişkin sözleşmedeki imzaları davalı şirketlerin yetkililerine ait değilse de malın davacı tarafından davalı yana satılıp, davalı … .. Ltd. Şti’ne ait fabrikaya kurulduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hal böyleyken mahkemece, bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir…” (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2014/18002 Esas-2015/14991 Karar sayılı kararı)
“… davacının yetkisiz olarak yapılmış olan işlemden haberdar olmasına rağmen uzun süre sessiz kalması, itiraz etmemesi karşısında, olayın özelliği ve dürüstlük kuralı gözönüne alındığında, davacının dava konusu işlemlere icazet verdiğini ortaya koymaktadır.” (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 19/09/2016 tarih ve 2015/7624 E.-2016/7345 K. sayılı kararı)
“Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin kira sözleşmesini imzalamadığını, sözleşmede imzası bulunan …’ın şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığını iddia etmiş ise de; davacının banka hesap ekstresi incelendiğinde, davacının hesabına 01.10.2009 tarihinden itibaren her ayın 1’i ile 7’si arasında çoğunlukla davalı şirket tarafından bir kez de davalı … tarafından kira bedeli açıklaması ile 3.500TL ödeme yapıldığı, 2010 yılının Ağustos ayından itibaren de sözleşmedeki artış şartı gereğince kira bedelinin 3.800TL’ye yükseltilerek yine ayın 1’i ile 7’si arasında davacıya ödendiği, sonraki yıllarda da kira bedellerinin artırılarak ödenmeye devam edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda her ne kadar kira sözleşmesinde imzaların bulunduğu kısımda davalı şirketin adı ve kaşesi bulunmamakta ise de, davalı şirketin, sözleşmeyi benimseyerek kira bedelini sözleşmede belirtilen sürede ve miktarda ödediğinin, sözleşmeyi kiracı ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan yetkisiz temsilci …’ın imzaladığı sözleşmeye icazet (onay) verdiğinin kabulü gerekir.” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30/11/2021 tarih ve 2017/(6)3-1541 E.-2021/1516 K. sayılı kararı)
Tüm bu açıklamalara göre Mahkemece; tarafların defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak, davaya dayanak sözleşme ile ilgili taraflar arasında yapılmış işlem ve ödemelerin bulunup bulunmadığı, belge altında imzası olan kişinin davalının diğer işleri ve işlemleri ile ilgili işlem yapıp yapmadığı, SGK kayıtları getirtilerek davalı şirket çalışanı olup olmadığı araştırılarak, gerekirse sözleşmeyi davalı adına imzalayan kişi tanık olarak dinlenerek, davalı tarafça cevap dilekçesinde ileri sürülen satım ilişkisine dair faturaların gerçekte var olup olmadığı, defterlerde kayıtlı olup olmadığı, vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği ve dava konusu çeklerin bu satım için alınıp alınmadığı araştırılarak, çeklerin davalı defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, kayıtlı ise ne şekilde kayıt altına alındığı incelenerek davaya konu çekleri alıp bankaya ibraz eden davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmeyi kabul edip etmediği ve bu yönde işlem yapıp yapmadığı değerlendirilerek, sözleşme uyarınca yapılmış işlemler, ödemeler varsa ve belge altında imzası olan kişinin davalının diğer işleri ve işlemleri ile ilgili işlem yaptığı tespit edilirse, davalının, yetkisiz temsilcinin yapmış olduğu sözleşmeye icazet verdiğinin kabulü ile yargılamaya devam edilerek sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak; 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca davacı vekili istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-a.6 maddesi gereğince davacı vekili İstinaf Başvurusunun Kabulü ile, …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 30/06/2021 tarih ve 2020/24 Esas-2021/483 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren yerel mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf başvurusu sırasında davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının talebi halinde DAVACIYA İADESİNE,
4-İstinaf talep eden davacıdan peşin alınan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
5-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 43,00 TL posta masrafı toplamı 205,10 TL’nin DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 359/4. maddesi uyarınca, kararın ilk derece mahkemesi tarafından TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/1-a-g bendi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/03/2026
…
Başkan
…
*e-imzalıdır.*
…
Üye
…
*e-imzalıdır.*
…
Üye
…
*e-imzalıdır.*
…
Katip
…
*e-imzalıdır.*
” Bu Belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununa Göre Elektronik Olarak İmzalanmıştır.”
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe