T.C.
ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:
KADİRLİ
1.
ASLİYE
HUKUK
MAHKEMESİ
DAVACI:
K1
–
N1
VEKİLİ:Av.
K2
DAVALILAR:1-Maliye Hazinesi-
A1
VEKİLİ : Av.
K3
2-
K4
–
N2
DAVANIN KONUSU
:
Tapu İptali ve Tescil (TMK.m.713/2)
Dava Tarihi
: 14.10.2019
Karar Tebliğ Tarihi(Davacı )
: 13.02.2021
İstinaf İstek Tarihi(Davacı)
: 15.02.2021 (süresinde)
Karar Tebliğ Tarihi(Davalı Maliye)
: 13.02.2021
İstinaf İstek Tarihi(Davalı Maliye)
: 01.03.2021 (süresinde)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
:
15
.
06
.
2021
KARARIN YAZIM TARİHİ
:
15
.
06
.
2021
Kadirli
1.
Asliye
Hukuk
Mahkemesi
‘nin
08.10.2020 tarih ve 2019/321 E.-2020/186 K. sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davacı ve davalı Maliye Hazinesi vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan incelemede;
Davacı vekili 14.10.2019 tarihli dava dilekçesinde,Osmaniye ili, Kadirli ilçesi,
A2 mahallesinde tapuya kain 277 ada 12 parsel sayılı taşınmazın davacının babası muris
K5 ile K4 adına tapuda kayıtlı iken muris
K5
’ın vefat ettiğini, davacının diğer hissedarlardan hisselerini satın aldığını, dava konusu yerin 47 yıl muris
K5
’ın zilyetliğinde iken davacıya geçtiğini ve yerin tamamını davacının kullandığını, başkaca kullanan bulunmadığını, davalı
K4 veya mirasçılarının zilyetliğinin söz konusu olmadığı gibi bu kişinin yaşayıp yaşamadığının da tespi edilemediğini,Osmaniye ili, Kadirli ilçesi,
A2 mahallesinde tapuya kain 277 ada 12 parsel sayılı taşınmazın davalı
K4 adına kayıtlı ½ hissesinin iptali ile davacı adına tapuya tescilini istediği, 04.11.2019 tarihli dilekçe ile,
K6
,
K7
,
K8 ve K9
’nın tanık olarak bildirildiği,
Davalı Maliye Hazinesi vekili cevap lahiyasında, hak düşürücü süre ve zamanaşımı definde bulunduklarını, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, bu davada ilçenin en büyük mal memurunun kayyım atanması gerektiğini, haksız davanın reddini savunduğu,
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
; Hak Düşürücü Süre Nedeniyle Davanın Reddine, harca, vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmettiği,
DAVACI VEKİLİ İSTİNAF NEDENLERİ
; Hak düşürücü süreden davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın TMK. 713/2 maddesine dayandığını, Mahkemece bu madde nedeniyle değerlendirme yapılmadığını, K4’ün kim olduğunun belli olmadığını, Kadirli 1 Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.10.2020 tarih ve 2019/321 E.-2020/186 K.sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesini istediği,
DAVALI Maliye Hazinesi VEKİLİ İSTİNAF NEDENLERİ
; 08.10.2020 tarihli duruşmada yokluklarında davanın reddine karar verilmiş ise de bu kararı istinaf etmekte hukuki yararları bulunduğunu, TMK.m.713/6 ve Kadastro Kanunu 18.maddesi uyarınca dava konusu taşınmazın hazine adına tescili gerektiğini, Kadirli 1 Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.10.2020 tarih ve 2019/321 E.-2020/186 K.sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesini istediği,
DELİLLER
: Tüm dosya.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Tapu kaydına göre, Osmaniye ili, Kadirli ilçesi, A2 mahallesinde tapuya kain 277 ada 12 parselin 195,15 m2 mesahalı ve avlulu kargir ev vasfı ile ½ hissesinin K4, ½ hissesinin K1 adına kayıtlı olduğu,
Kadastro Tespit Tutanağına göre,
Osmaniye ili, Kadirli ilçesi, A2 mahallesinde tapuya kain 277 ada 12 parselin ½‘şer hisse ile K5 ve K4 adına tespit gördüğü ve tutanağın 27.03.1992 tarihinde kesinleştiği,(K4’ün kim olduğunu gösterir açık kimlik bilgilerinin yer almadığı)
Görülmüştür.
Dava
, hukuki niteliği itibariyle TMK. M.713/2 uyarınca tapu iptali ve tescili isteğidir.
Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde, yargılama aşamalarındaki beyanlarında, davada TMK’nun 713/2. maddesindeki hangi nedene dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunduğu açıkça belirtilmemiş,
Mahkeme gerekçesinde de TMK’nun 713/2. maddesinde yazılı üç sebepten hangisine göre talebin değerlendirildiği ve hüküm kurulduğu anlaşılamamıştır. Gerekçede üç sebepten de bahsedilmektedir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanun’un açıkça izin verdiği hallerden biri de
TMK’nun 713/2 maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya yirmi yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” hükmüne yer verilmiştir.
Her ne kadar, TMK’nun 713/2. maddesinin 2.fıkrasında yer alan “…ölmüş…” sözcüğünün, Anayasa Mahkemesinin 17.3.2011 gün ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmişse de; Anayasasının 153/5. fıkrasında “iptal kararlarının geriye yürüyemeyeceği” açıklanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de, 12.12.1989 gün ve 1989/11 Esas-1989/48 Karar sayılı kararında iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralını kabul etmek suretiyle, hukuksal ve nesnel alanda sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar ki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bu açıklamalar ışığında; TMK’nun 713/1 ve 2. fıkralarına dayalı olarak açılan tapu iptal ve tescil davalarında, koşullarına uygun olarak 20 yıllık zilyetlik süresinin tamamlandığı anda mülkiyetin kazanıldığının ve zilyet lehine kazanılmış (müktesep) hak doğduğunun kabulü gerekmektedir. Şu halde, Anayasa Mahkemesince yürürlüğün durdurulması kararının verildiği 17.3.2011 tarihi ya da davanın açıldığı tarihten hangisi önce ise, o tarihe kadar kazanma koşulları tamamlanmışsa, tapunun iptaliyle zilyet adına tesciline karar verilmesi gerekmektedir. Bu gibi hak sahiplerinin 17.03.2011 tarihinden önce veya sonra dava açmalarının bir önemi bulunmamaktadır. TMK’nun 713/2. maddesinde yazılı üç hal birbirinden ayrı birer dava sebebi olup, her birinin taraf teşkili, toplanacak deliller ve ispat koşulları birbirinden farklıdır. O halde Mahkemece, davacı tarafa süre ve imkan verilerek 4721 sayılı TMK’nun 713/2. maddesinde yazılı hukuki sebeplerden hangisine dayanıldığının HMK’nun 31.maddeside gözönünde bulundurularak açıklattırılması, dayanılan dava sebebine göre taraf teşkilinin değerlendirilmesi, Hazine hasım gösterilmek suretiyle açılacak mirasçıların tespiti davası ile belirlenecek mirasçılarına dava yöneltilerek taraf teşkilinin sağlanması, malikler hiç mirasçı bırakmadan ölmüş iseler, T.M.K’nun 501.maddesinin gözönünde bulundurularak Hazine’nin hasım gösterilmesi, dava konusu taşınmaza ilişkin tapu kaydının tüm geldi ve gittilerinin Yerel Tapu Müdürlüğü’nden, burada bulunmaması halinde Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığı’ndan getirtilerek dosya arasına konulması, iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanması, yapılacak yargılama sonunda hasıl olacak sonuç çerçevesinde sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 06.06.2017 tarih ve 2016/7267 E.-2017/8386 K. sayılı kararı)
Tapu iptali davalarında, davanın, kayıt malikine, kayıt maliki ölmüşse mirasçılarına yöneltilmesi gereklidir. Ayrıca, kural olarak TMK’nin 713/2.maddesine dayalı olarak açılan davalarda kayyımın yeri bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla, kayıt malikine kayyım tayin edilerek bu tür davaların yürütülmesi mümkün değildir. Kayıt malikinin mirasçılarının bilinmesi halinde davaya dahil edilerek mirasçılar aleyhine yargılamaya devam edilmesi, aksi halde gerek tapu sicilinin tutulmasından sorumlu olması ve gerekse TMK’nin 501.maddesi hükmü uyarınca son mirasçı sıfatıyla Hazine aleyhine yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması gereklidir. (
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 25.06.2020 tarih ve 2016/18424 E.-2020/3980 K. sayılı kararı)
Somut olayda, davacı vekilinin ölmüş mü, yoksa tapu kütüğünden maliki anlaşılmayan mı nedenine dayalı olarak TMK.713/2 uyarınca dava açtığı net değildir.
“Ölmüş“ nedenine dayalı olarak işbu davanın açıldığı kabul edildiği taktirde;
Dava konusu parselde kadastro tutanağının 27.03.1992 tarihinde kesinleştiği, Anayasa Mahkemesince yürürlüğün durdurulması kararının verildiği 17.3.2011 tarihine kadar 20 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresi gerçekleşmediği gibi tapudaki K4’nın sağ olması nedeniyle davanın reddi,
“Tapu kütüğünden maliki anlaşılmayan“ nedenine dayalı olarak işbu davanın açıldığı kabul edildiği taktirde; kadastro tutanağına göre muris
K5
’ın bu yeri 09.03.1972 tarihli meyane senedi ile resmi nikahı bulunmayan karısı
K4 ile birlikte satın aldığı ve üzerine müşterek olarak kargirr ev inşa ettiğinden tapunun yarı yarıya yazılmasını talep ettiğine dair 28.11.1989 tarihli beyanı nazara alındığında
K4
’ün kim olduğu da bellidir. 15.03.2021 tarihli polis tutanağına göre
K4
’ün TC kimlik numarasının
N2 olduğu ve K10 ismiyle yaşadığı anlaşıldığından
K4
‘ün kim olduğu da belli olduğundan bu yönden de davanın reddi, gerekeceğinden yerel Mahkemece hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi yerinde değildir.
Keza tapuda hissedar olan K4’ün kim olduğu belli olduğuna göre davada davalı olarak yer alması sağlandıktan sonra davanın esastan reddi değerlendirilmelidir. Yine davalı olarak gösterilen Maliye Hazinesi dava konusu parselde hissedar olmadığından ve davalı K4’ün kim olduğu belli olmasına göre davalı sıfatı yoktur. Bu davalı yönünden davanın husumet yokluğundan reddi değerlendirilmelidir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu 355.maddesine göre, istinaf incelemesinin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılabileceği, ancak kamu düzenine aykırılık görülmesi halinde bu husus resen nazara alınabileceğinden taraf teşkili de kamu düzenindendir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-.b.1 maddesi uyarınca davacı ve davalı Maliye Hazinesi vekili istinaf başvurusunun esastan reddine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 355 ve 353/1-a.6 maddesi uyarınca kamu düzeni nedeniyle kararın kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda gerekçeleri açıklandığı üzere,
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-.b.1 maddesi uyarınca davacı ve davalı Maliye Hazinesi vekili İstinaf Başvurusunun Reddine,
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 355 ve 353/1-a.6 maddesi uyarınca kamu düzeni nedeniyle Kadirli 1 Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.10.2020 tarih ve 2019/321 E.-2020/186 K.sayılı kararının
KALDIRILMASINA
,
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren yerel Mahkemeye
GÖNDERİLMESİNE
,
Davacıdan peşin alınan
162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 59,30 TL maktu istinaf karar harcı nın hazineye irat kaydına,
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 359/3 maddesi gereğince, kararın ilk derece Mahkemesi tarafından TARAFLARA TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1, 355, 353/1-a.6 bendi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda
KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16.06.2021
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe