Adana BAM, 5. HD., E. 2020/1489 K. 2022/1623 T. 9.6.2022

İlgili TBK madde: TBK Madde 347

T.C.

ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :

ANAMUR SULH HUKUK MAHKEMESİ

DAVACILAR:

1-K1 – N1

2-K2 – N2

3-K3 – N3

VEKİLİ:

Av. K4- A1

DAVALI:

K5
– N4

VEKİLİ:

Av. K6

DAVANIN KONUSU :

KİRALANANIN TAHLİYESİ
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN
DAVALI
:

K5 – N4
VEKİLİ
:

Av. K6

TALEP KONUSU :

Mahkeme Kararının Kaldırılması

İSTİNAF KARAR TARİHİ :

09/06/2022
Anamur Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 12/02/2019 tarih ve 2017/624 Esas 2019/133 sayılı kararı ile kurulan hüküm nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili yapılan esas incelemesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE :

Müvekkillerinin dava konusu manifaturacılar caddesi 23/A adresinde bulunan taşınmazda müşterek malik olduklarını, davalı kiracısının bu taşınmazı müvekkillerinin babaları ile imzalamış olduğu 15.06.1992 tarihli kira sözleşmesine istinaden kiracı olarak kullandığını, davalıya dava konusu taşınmazı kiraya vermek istemediklerini sözlü olarak söylediklerini, ancak davalının bu hususları dikkate almadığını ve taşınmazı tahliye etmediğini, davacılar tarafından Kadıköy Noterliğinin 18 Ocak 2017 tarih ve 0063 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 347. Maddesi gereğince taşınmazı tekrar kiraya vermek istemediklerini, kira aktinin sona erdiğini ve taşınmazı tahliye etmesi için ihtar gönderdiklerini, davalının dava konusu taşınmazdan tahliyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:

Davacılardan birinin kısıtlı olduğunu, kira sözleşmesinin feshi ve kiracının tahliyesinin kısıtlının aktif malvarlığında eksilmeye sebep olacağını, bundan dolayı iş bu davayı açabilmesi için öncelikle vesayet makamından husumet izin belgesi alması gerektiğini, bu nedenle davanın usulden reddini talep ettiklerini, ayrıca kira sözleşmesinin feshinin maddi olarak kısıtlının zararına olacağını, yani aktif malvarlığında noksanlaşma oluşacağından vesayet makamından izin alınmadan feshedilemeyeceğini, bu nedenle 18 Ocak 2017 tarihli 00963 yevmiye numuralı noter ihtarının hukuken geçersiz olduğunu, aynı dava sebebine dayanılarak daha önce çeşitli davalar açıldığını ve o davaların reddolduğunu, bu sebeple kesin hüküm itirazında bulunduklarını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI :

“1-Davanın KABULÜNE, Taraflar arasındaki kira sözleşmesinin TBK 347/1 maddesi uyarınca feshedildiğinin TESPİTİNE, 2- Davalı kiracının A2 adresinde bulunan taşınmazdan TAHLİYESİNE,” şeklinde karar verildiği görülmüştür.

DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

İlk derece mahkemesinin yanılgıya düştüğünü, davacılardan birinin kısıtlı olduğu, kira sözleşmesinin feshi ve kiracının tahliyesi, kısıtlının aktif malvarlığında eksilmeye sebep olacağının belli olduğu, bundan ötürü işbu davayı açabilmesi için öncelikle vesayet makamından husumet izin belgesi alması gerekirken buna riayet edilmeden işbu davanın açıldığı, vesayet makamından izin alınmadan kira kontratının feshedilemeyeceğini, dosyada bulunan 18 Ocak 2017 tarihli 00963 yevmiye nolu noter ihtarının hukuken geçersiz kaldığı, usul kurallarına riayet edilmediğini, davacıların usul ve esas yönünden böyle bir dava açmaya menfaat ve hakları bulunmadığını, davada 6098 sayılı yasanın 347.maddesindeki kuralları uygulama imkanı olmadığı, 15.06.1992 tarihli sözleşmede 10’ar yıllık süreler ve yasanın yürürlüğe girişinden sonraki süreler hesaplandığında 347. madde şartlarının oluşmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkeme kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, yargılama masrafları ile ücreti vekaletin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER :

Yazılı beyanlar ve tüm dosya kapsamı.

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:

Dava, tahliye istemine ilişkindir.

İstinaf incelemesi
HMK 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen de kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmış olup,
Davacı tarafça TBK’nın 347. Maddesi uyarınca on yıllık uzama süresinin dolduğu belirtilerek eldeki tahliye davası açılmış, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

Taraflar arasında görülmekte olan Anamur Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/753 E. Ve 2016/118 K. Sayılı dosyasında davanın dayanağı ihtarnamenin ve kira döneminin farklı dönemler olduğu bu nedenle eldeki dava bakımından kesin hüküm oluşturmadığı anlaşıldığından talep esastan incelenmiştir.

Davacılardan kısıtlı K3 için İstanbul Anadolu 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 27.05.2013 tarihli husumet izin belgesi düzenlediği görülmüştür.

Davacılar kök murisi K7 ile davalı K5 arasında 15.06.1992 başlangıç tarihli bir yıl süreli dükkan niteliğindeki taşınmazın kiralanması için kira sözleşmesi imzalandığı anlaşılmaktadır.

Davacılar tarafından Kadıköy 14. Noterliği’nin 18.01.2017 tarih ve 963 Yevmiye nolu ihtarnamesi ile kira döneminin 15.06.2017 tarihinden itibaren sona erdirileceğinin davalıya ihtar edildiği, bu ihtarnamenin davalıya 31.01.2017 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.

Türk Borçlar Kanunu’nun 347. maddesinde;

Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir.

Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde, kiracı her zaman, kiraya veren ise kiranın başlangıcından on yıl geçtikten sonra, genel hükümlere göre fesih bildirimiyle sözleşmeyi sona erdirebilirler.

Genel hükümlere göre fesih hakkının kullanılabileceği durumlarda, kiraya veren veya kiracı sözleşmeyi sona erdirebilir.
” düzenlemesi bulunmaktadır.
6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunu’nun Geçici 2. maddesinde bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce Türk Borçlar Kanunu’nun 347. maddesinin son cümlesinde öngörülen kira sözleşmelerinden on yıllık uzama süresi dolmamış olmakla birlikte geri kalan süre beş yıldan daha kısa olanlar hakkında, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl, on yıllık uzama süresi dolmuş olanlar hakkında da yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl sonra uygulanacağı belirlenmiştir.

Davalı kiracının tarafların murisi ile akdettiği kira sözleşmesinin 15.06.1992tarihli ve 1 yıl süreli olduğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.

Kira sözleşmesi geçerli olup tarafları bağlar. 10 yıllık süre 15.06.2003 tarihinde dolmuş, dava ise 17.07.2017 tarihinde açılmıştır.

Somut olayda; ihtarname yeni dönemin başladığı 15/06/2017 tarihinden 3 aydan daha uzun bir süre önce tebliğ edilip dava yeni dönem başladıktan sonra açıldığına göre dava süresinde olup fesih ve tahliye koşulları oluşmuştur.

Mahkemenin dosyada toplanan delillere göre istinaf talebinde bulunanın istinaf başvurusunun HMK.’nun 353/1-b-1 maddeleri uyarınca reddine dair aşağıdaki kararın verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM:

Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1-İstinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b(1) maddesi gereğince
ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 204,93.-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 54,40.-TL harcın mahsubu ile bakiye 150,53.-TL harcın istinaf talebinde bulunan davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-İstinaf ile ilgili yapılan masrafların istinaf talebinde bulunan üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın tebliği, harç ve diğer işlemlerin Hukuk Muhakemeleri Kanunu 359/3 md. uyarınca İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/1-b maddesi gereğince
KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 29 Temmuz 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!