T.C.
ADANA
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOZAN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/10/2022
DAVACI :
K1
–
N1
VEKİLİ :
Av.
K2
DAVALI :
K3
–
N2
VEKİLİ :
Av.
K4
DAVANIN KONUSU : Tapu İptali Ve Tescil (Önalım Hakkından Kaynaklanan)
Kozan 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 10/12/2022 tarih ve 2021/40 Esas 2022/388 Karar sayılı dosyasında verilen karara karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Müvekkili K1’nun Adana İli Kozan İlçesi A1 Mahallesi’nde kain 102 ada 17 parsel sayılı taşınmazda 1/2 oranında pay sahibi olduğunu, davalının ise diğer 1/2 hisseyi 29/12/2020 tarih ve 23156 yevmiye numaralı resmi satış işlemi ile önceki hissedar K5’tan satın aldığını belirterek TMK 732.madde hükmü gereği ön alım hakkının tanınarak davalı hissesinin tapudan iptal olunup davacı müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Açılan davayı kabul etmediklerini, dava konusu taşınmaz hissesinin fiili taksimle ayrıldığını, tarafların taşınmazları arasında sınır bulunduğunu, zaten taşınmazın şu anda müvekkilinin davacının yeğeni olduğunu, bu nedenle davacının dava açma hakkının olmadığını, yapılacak keşifte fiili taksimin olduğunun görüleceğini, zeminde de müvekkilinin almış olduğu yeri bahçe olduğunu, yıllardır da sınırlarının belirli bir şekilde kullanıldığını, davacının açmış olduğu haksız hukuka aykırı ve kötü niyetli davanın reddine, vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Yerel Mahkeme yaptığı yargılama neticesinde;
”
Davanın
KABULÜ ile;
Davaya konu Adana ili, Kozan ilçesi, A1 Mahallesi 102 Ada 17 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline
Karar kesinleştiğinde önalım bedeli olarak depo edilen
14.106,60 TL bedelin davalıya
ÖDENMESİNE,
Yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine
,” dair hüküm tesis etmiştir.
Kararı davalı vekili istinaf etmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Dava konusu taşınmazı müvekkili babasından devraldığını, hissedarların kardeş olduklarını, müvekkilin babası zeminde herhangi bir değişiklik yapmadan davacı ile fiilen taksim edip ayrı kullandığı alanı K5 isimli bir kişiye sadece tapuda devir yapmış olduğunu, gerçek anlamda bir satış olmadığını, taşınmazın maliki fiilen yine müvekkilin babası K6’na ait olduğunu davacılar da kötüniyetli olarak bu durumu fırsat bilerek bu durumu bilmesine rağmen şufa davası açmış olduklarını, dava konusu parselde fiili taksim yapılmış olup dava devam ederken davacı kendi hissesine ev inşaatına başlamış olduğunu, bu duruma ilişkin yapılan keşif ve duruşmada dinlenen bir kısım tanık beyanları da dava konusu taşınmazın fiilen taksiminin yapıldığını gösterdiğini belirterek usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;
Davalılar söz konusu dilekçesinde dava konusu taşınmazın devrini bildiğini söylese de bu husus gerçeği yansıtmadığını, dava konusu parselin evveliyatında K6’ndan müşterek 1/2 tapusunun K5’a geçtiğini, müşterek tapunun kendilerine bildirilmeden başkasına satıldığını, ev yaptırmak için başvurduğunda Tapu Müdürlüğünden öğrendiğini, davalı taraf söz konusu iddialarında fiili taksimin varlığında söz etse de söz konusu hurma, incir nar ağaçları bir bütünlük içerisinde yaklaşık 30-40 yaşında ağaçlar olduğu, eskiden beri K6 ile ortaklaşa kullanımı içerisinde olduğu, davalı tarafından istinaf edilen mahkeme kararında toplanan deliller neticesinde net bir sınır ayrımı olmadığı, tanıkların da net bir sınır ayrımı olmadığını ifade ettiğini bilirkişi incelemesinde dosyada mevcut olarak bulunan fotoğraflardan anlaşıldığını, davalının asılsız sebeplerle de davayı uzatmaya yönelik istinaf taleplerinin reddine ve davamızın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dairemizce HMK’nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere yapılan inceleme neticesinde;
Dava, TMK 732 ve devamı maddelerinde düzenlenen ön alım hakkından kaynaklı tapu iptal ve tescil davasıdır.
Yerel mahkemece, davanın niteliğinin gerektirdiği beyan ve delillerin toplanarak davanın kabulüne karar verildiği, kararın davalı vekilitarafından istinaf edildiği görülmektedir.
Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.
TMK’nın 733.maddesi gereğince yapılan satışın alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilmesi zorunludur. Önalım hakkı, satışın hak sahibine bildirdiği tarihin üzerinden üç ay ve herhalde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir. TMK’nın 733/3.maddesi gereğince üç aylık hak düşürücü sürenin başlaması için öğrenme yeterli olmayıp yapılan satışın, alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilmesi gerekir. Noter aracılılığıyla bildirimde bulunulmamışsa iki yıllık hak düşürücü süre içerisinde önalım hakkına dayanılarak tapu iptali ve tescil istenebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21/09/2005 tarihli, 2005/6-358 Esas, 470 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Önalım davasında dava konusu payın satış bedeli ile ödenmesi zorunlu harç ve masrafların toplamından ibaret olan önalım bedelinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 734/2. maddesi gereğince hükümden önce mahkemece belirlenecek uygun bir zaman içinde depo edilmesi için davacıya süre verilmesi gerekir.
Davalı, davanın her aşamasında fiili taksim savunmasında bulunabilir. Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.2.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Somut olayda; Davalı tarafın yargılama aşamasında fiili taksim iddiasını ileri sürmesi üzerine keşif yapılmış olup, keşif mahallinde dinlenilen tanık beyanları ile keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporları bir arada değerlendirildiğinde taşınmazda fiili taksim olgusunun bulunduğu inancına varılmıştır. Mahalli bilirkişi ve taraflarca dinletilen tanık beyanları bir arada değerlendirildiğinde, davacı ve davalının babasının kardeş olup taşınmazın babalarından kaldığı, öncesinde davcı ve kardeşi K6’nın taşınmazı birlikte kullandıkları, bir kısım beyanlara göre taşınmazın bölünerek kullanıldığı, taşınmaz kısımlarının tel çekilerek sınır oluşturulduğu, tarafların taşınmaz üzerinde bulunan kendilerine ait ağaçların bakımını kendilerinin yaptırdığı, bu ağaçların ayrı ayrı taşınmaz bölümlerinde bulunduğu, davacının taşınmazın bir bölümünde ev yaptırmaya başladığı, bu husustaki fotoğrafların delil olarak dosyaya konulduğu, bu eylemlerin fiili taksimin kanıtını oluşturduğu inancına varılmakla fiili taksim nedeniyle davanın reddi gerekirken davanın kabulüne yönelik yerel mahkeme kararı yerinde bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile HMK 353/1-b-2 madde hükmü gereği yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine ilişkin hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM/: Gerekçesi Açıklandığı Üzere;
1-
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun
KABULÜ ile HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince Kozan 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 10/12/2022 tarih ve 2021/40 Esas 2022/388 Karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA,
2-
Davacının davasının
REDDİNE,
3-
Ön alım bedeli olarak depo edilen
14.106,60 TL’ nin davacıya
İADESİNE,
4-
Alınması gereken 269,85 TL karar harcından davacı tarafça yatırılan toplam 241,64 TL harcın mahsubu ile bakiye 28,21 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-
Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
6-
Davalı tarafça yapılan toplam 127,00 TL’ yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-
Davalı taraf kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden dava değeri nazara alınarak 14.106,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-
Davalı tarafça yatırılan toplam 461,70 TL istinaf harcının talebi halinde kendisine iadesine,
9-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
10-
Harcanmayan gider avanslarının yatıran tarafa iadesine,
11-
HMK nın 359/3. maddesi gereğince tebliğ işlemlerinin yapılması için dosyanın mahkemesine iadesine,
Dair; dosya üzerinden tarafların yokluğunda oy birliğiyle HMK 362/1-a maddesi gereği kesin olmak üzere karar verildi. 29/12/2023
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe