Adana BAM, 4. HD., E. 2019/609 K. 2020/876 T. 15.10.2020

İlgili madde: TMK Madde 713

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN

DAVACI : K1- -N1

VEKİLİ :

Av.
K2

DAVALI :

1
-ANAMUR
BELEDİYE
BAŞKANLIĞI

VEKİLİ :

Av.
K3

DAVALI :

2
-MALİYE
HAZİNESİ-ANAMUR

VEKİLLERİ :

Av.
K4
Av.
K5

DAVANIN KONUSU : Tapu İptali Ve Tescil (Zilyetliğe Dayalı)

Anamur 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 09/10/2018 tarih, 2017/156 Esas, 2018/397 Karar sayılı kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
766 sayılı Tapulama Kanunu uyarınca Anamur İlçesi, A7 mahallesinde 1973 yılında kadastro çalışmaları yapıldığını, kadastro tutanaklarının 30/03/1974 tarihinde kesinleştiğini, bu çalışmalar sırasında davaya konu A7 mahallesindeki 134 ada 519 parsel sayılı taşınmazın olduğu yerlerin tespit ve tescil harici bırakıldığını, 3402 sayılı Kadastro Kanununun geçici 8. Maddesine göre 2012 yılında yapılan çalışmalar sırasında söz konusu yerin belirtilen ada parsel numarasını alarak kadastroya tabi tutulduğu ve Maliye Hazinesi adına tespit gördüğünü, müvekkili K1’ın davaya konu A7 mahallesi 134 ada 519 parsel sayılı bu taşınmazın krokide belirtilen yaklaşık 1465,178 m²’lik kısmını nizasız ve fasılasız ve en az 30 yıldır malik sıfatıyla kullandığını ve ekip diktiğini, müvekkilinin masraf ve emek sarfıyla hafriyat çalışması yapmak suretiyle taşlarını temizleyip toprak dahi çekerek ekim dikime müsait hale getirdiğini, ayrıca istinat duvarı da yaparak imar ve ihya ettiğini, davaya konu yerin malik sıfatıyla uzun yıllardır müvekkili tarafından kullanıldığını, davaya konu Anamur ilçesi, A7 mahallesindeki 134 ada 519 parsel sayılı taşınmazın krokide belirtilen yaklaşık 1465,178 m²’ik kısmının tapusunun iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

Yerel Mahkeme yaptığı yargılama neticesinde; ” Dava konusu Mersin İli, Anamur İlçesi, A7 Köyü, A8 Mevkii, 134 ada 519 parsel sayılı taşınmazın 20/02/2013 tarihinde yapılan kadastro tespiti sırasında 3402 sayılı Kadastro Kanunun ek 8. Maddesi uyarınca çalılık vasfı ile davalı Maliye Hazinesi adına tespit edildiği, 01/04/2013 tarihinde kesinleşen kadastro tespiti sonucu davalı Hazine adına tescil olunduğu, mahallinde uzman bilirkişi heyetiyle yapılan keşif sonucu keşifte görev alan bilirkişilerce düzenlenen 10/04/2018 havale tarihli rapor gereğince, 1990 tarihli hava fotoğrafları incelenmiş, dinlenilen mahalli bilirkişi, tanık, incelenen hava fotoğrafları ve taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların yaşı itibariyle tescile konu taşınmazın imar ve ihyasının tamamlandıktan sonra kadastro tespiti tarihine kadar geçen sürenin 20 yıllık zilyetlik koşulunu sağlamadığı, bu durumda 3402 sayılı Kanunun 17. maddesindeki zilyetlikle kazanım koşullarının davacı lehine oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine ” dair hüküm tesis etmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

Müvekkilinin dava konusu taşınmazı uzun yıllırdır kullandığını, zilyetliğin 24 yılı aşmasına karşın yerel mahkemece 20 yılında olduğu gerekçesiyle reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, yerel mahkemenin yeterince inceleme yapmadan çelişkili bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu bu nedenle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı istinaf dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiş cevap dilekçesi sunmadıkları anlaşılmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:

Dava Tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir.

Dairemizce HMK’nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere yapılan inceleme neticesinde;

Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve imar-ihya hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tapu iptali tescil istemine ilişkindir.

Dava konusu Mersi ili Anamur ilçesi kızılaliler köyü 134 ada 519 parsel sayılı taşınmazın tapu ve kadastro tespit tutanağının incelenmesinde; taşınmazın 01.04.2013 tarihinde kesinleşen tesis kadastrosu ile çalılık vasfı ile Maliye Hazinesi adına tescil edildiği tespit edilmiştir.

İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Tapu iptali tescil davaları tapu maliğine karşı açılır. Dava konusu taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde tapu maliği Maliye hazinesidir. Davacı dava dilekçesi ile Anamur Belediye Başkanlığına karşı da dava açılmıştır bu durumda tapuda malik olmayan Anamur Belediye Başkanlığına karşı açılan davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken bu davalı hakkında hiç hüküm tesis edilmemesi doğru olmamıştır.

İlk derece mahkemesince mahallinde fen bilirkişisi, orman mühendisi, ziraat, inşaat, jeoloji mühendisi bilirkişi heyeti ile keşif yapılarak davanın reddine karar verilmişse de mahkemece yapılan araştırma hüküm kurmak için yeterli değildir.

Alınan bilirkişi raporlarında özetle; dava konusu parsellerin Anamur ilçesi A7 mahallesi sınırları içerisinde kaldığı, taşınmazın belediye ve mücavir alan sınırları dışında kaldığı, bulunduğu yerde imar planı olmadığı, davaya konu her iki parselinde mera, yaylak, kışlak ve kıyı vb. gibi yerlerle ilgisinin olmadığının belirlendiği, 3402 sayılı kadastro kanunun 17. Maddesinde Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfi ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz maların 14. Maddedeki şartlarının mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına aksi takdirde hazine adına tespit edilir denmekte, yine TMK. 713. maddesinde tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazın nizasız ve fasılasız olarak 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mükiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir hükmünü taşımaktadır. Dosya muhteviyatında dava onusu yerde herhangi bir nizaya rastlanmadığı, keşif tarihi itibarı ile davaya konu krokide A ve B harfleri ile gösterilen kısımların tarımsıl olarak işlenmediği, rapor ekinde sunulan 1990 yıllarına ait hava fotoğrafları MP-I Stereoskope aleti ile incelendiği ve 1990 yıllarında tarımsal amaçlı işlenmediğinin tespit edilmiş olduğu, üzerinde bulunan muhdesatlarda incelendiğinde dava tarihi itibarı ile tescile konu krokide A ve B harfleri ile gösteilen kısımların imar ve ihyasının tamamlandıktan sonra geçen sürenin 20 yıllık zilliyet koşullarını taşımadığı kanaatine varıldığı, davaya konu kısımların zirai ve inşai muhtesatları ile birlikte toplam değerinin 22.856,85-TL olduğu rapor edilmiştir.

Ancak 1990 tarihli hava fotoğrafı uygulanmış ise de tek hava fotoğrafı ile sonuca ulaşılması da yeterli bulunmayıp yargıtayın istikrar kazanmış uygulaması, iki ayrı zamanda çekilen hava fotoğrafları ile sonuca ulaşmak yönündedir Ayrıca davacı iddiası ve tanık anlatımlarına göre zilyetliğin 1993 tarihinde başladığı nazara alındığında 1993 sonrası zilyetlik olup olmadığı ve dava konusu taşınmazda yapılan sekilerin yapılma tarihleri tespit edilerek sekiler yapılmadan önceki eğiminin memleket haritasındaki izohips eğirileri kullanılarak tespit edilmesi gerekirken bu yönde bir araştırma yapılmamıştır.

O halde, sağlıklı sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle; dava konusu taşınmaza ilişkin dava tarihinden geriye doğru 15- 20– 25 yıl öncesine ait en az iki farklı tarihli hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından; fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar ile dava konusu yerin bileşik paftası ise İl Kadastro Müdürlüğünden getirtilerek dosyaya eklenmesi, bileşik paftadan belirlenecek dava konusu taşınmazın komşularına ait kayıt, tutanak ve dayanak belgeler Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmesi, çekişmeli taşınmazı geniş çevresiyle birlikte gösteren eski tarihli memleket haritası varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler Harita mühendisi ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, hava fotoğrafları ve memleket haritaları özel aletlerle incelenerek dava konusu taşınmazın bu belgelerde nasıl nitelendirildiği, kullanılan yerlerden olup olmadığı belirlenmeli, taşınmazın imar ve ihyasının hangi tarihte tamamlandığı belirlenmeli, taşınmaz üzerindeki sekilerin ne zaman yapıldığı tespit edilmeye çalışılmalı taşınmazın sekiler yapılmadan önceki eğim durumunun memleket haritasındaki eğrilerden faydalanılarak tespit edilmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

Tüm bu anlatılanlar ışığında mahkemece alınan bilirkişi raporları ile yapılan araştırmalar hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Mahkemece alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olmadığı gibi eksik inceleme ve araştırma yapıldığı, bu nedenle HMK’ nın 353/1-a-6. bendine göre davanın esasıyla ilgili olarak gereken delillerin yeterince toplanmadığı anlaşıldığından açıklanan nedenlere dayalı davacı tarafın istinaf talebinin kabulüyle kararın kaldırılarak dosyanın mahalline gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-
Davacı tarafın istinaf başvurusunun
KABULÜ ile,
Anamur 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.10.2018 tarih 2017/156 Esas 2018/397 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca
KALDIRILMASINA,

2-
Dosyanın davanın yeniden görülmesi için
MAHALLİ MAHKEMESİNE İADESİNE,

3-
Davacı tarafın yatırmış olduğu toplam 44,40 TL istinaf karar harcın talep halinde yatıran tarafa iadesine,

4-
Taraflarca yapılan yargılama giderinin yeniden yargılama yapacak ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,

5-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6-
HMK nın 359/3. maddesi gereğince tebliğ işlemlerinin yapılması için dosyanın mahkemesine iadesine,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/1 maddesi uyarınca kesin olarak 15/10/2020günü oybirliği ile karar verildi.

  • İlk yayınlanma tarihi: 14 Haziran 2026
  • Yazar Hakkında: Avukat Saim İncekaş

    Av. Saim İncekaş portre fotoğrafı
    Av. Saim İncekaşAvukat, İncekaş Hukuk
    Adana Barosu Sicil No: 4293 · Seyhan / Adana

    Av. Saim İncekaş, Adana Barosu'na kayıtlı bir avukattır. Kurucusu olduğu İncekaş Hukuk'ta 15 yıldan bu yana danışmanlık ve dava takibi yürütmektedir. Yüksek lisans eğitimine sahip olup başlıca çalışma alanları; aile/boşanma, velayet ve çocuk hakları, ceza yargılaması, ticari uyuşmazlıklar, gayrimenkul–tapu, miras ve iş hukukudur. Adana Barosu, Avrupa Hukukçular Derneği, Türkiye Barolar Birliği ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim gibi oluşumlarda aktif görev almış; güncel içtihat ve mevzuatla, anlaşılır ve güvenilir hukuki yönlendirme sunmayı ilke edinmiştir.

    Bize WhatsApp'tan ulaşın!