T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
DAVACI : K1- N1
VEKİLLERİ :
Av.
K2
A1
Av.
K3
A2
DAVALILAR :
1
-ANAMUR
BELEDİYE
BAŞKANLIĞI
Anamur/ MERSİN
VEKİLİ :
Av.
K4
A3 Belediye Binası-Hukuk İşleri Müdürlüğü Anamur/ MERSİN
:
2
-HAZİNE-İ
MALİYEYE
İZAFETEN
MAL
MÜDÜRLÜĞÜ
Hükümet Konağı Anamur/ MERSİN
VEKİLİ :
Av.
K5
Anamur Kaymakamlığı Mal Müdürlüğü Hazine Avukatı Anamur/ MERSİN
:
3
-MERSİN
BÜYÜKŞEHİR
BELEDİYE
BAŞKANLIĞI
–
A4
VEKİLİ :
Av.
K6
Büyükşehir Belediye Başkanlığı Akdeniz/ MERSİN
DAVANIN KONUSU :Zilyetlik ve İmar İhyaya Dayalı Tescil
Anamur 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.10.2018 tarih ve 2017/255 Esas 2018/411 Karar sayılı dosyasında verilen karara karşı taraf vekillerince yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Müvekkilinin Mersin İli, Anamur İlçesi, A5 Mahallesinde bulunan Güneyi davacı K1 adına kayıtlı 156 ada 2 parsel ve 156 ada 1 parsele dayalı, kuzeyi ve doğusu hali arazi ile çevrili, batısı yol ile çevrili yaklaşık 20.000,00 m² civarındaki taşınmazı en az 20 yıldır nizasız ve aralıksız olarak zilyet ve tasarruf ettiğini, söz konusu yerde kadastro çalışmalarının 1974 yılında geçtiğini ve bu yerin kadastro sırasında tespit harici bırakıldığını, müvekkilini tescil harici bırakılan bu yeri 1992 yılından bu yana imar ve ihya ederek kullanmaya başladığını, dozer ve diğer makinelerle bu yeri sekileyerek taş ve otlardan ayıklayarak toprağı işleyerek ve tam olarak tarım arazisi haline getirdiğini ve bu yeri önceleri buğday, arpa ekerek kullandığını, daha sonra ise bir kısmında yine buğday arpa ekimi bir kısmına da çilek tarımı yaparak 20 yıldan fazla süredir ekip diktiğini, tarım arazisi olarak kullandığını taşınmazın bir kısmında davacının bitişik taşınmazı içinde mevcut evinin bir kısmının da bulunduğunu, taşınmazın imar ve ihyasının en az 20 yıl önceden tamamlandığını ve o günden bu yana tarım arazisi olarak aralıksız ve nizasız olarak müvekkilinin zilyet ettiğini ve kullandığını, taşınmazın orman mera ile ilgisini olmadığını tüm belirttikleri durumlar yapılacak keşif bilirkişi, tanık beyanları ile ve ilgili kadastro müdürlüğüne, Tapu Müdürlüğüne İlçe Tarım Müdürlüğüne, Orman İşletme Müdürlüğüne yazılacak müzekkerelerle de anlaşılacağını taşınmazın tarım arazisi olup hazinenin ve üçüncü şahısların ilgisinin olmadığını, müvekkilinin zilyet tasarrufundaki bu yerin müvekkili adına tapuya tescili için iş bu davayı açma zarureti doğduğunu sonuç olarak belirtilen nedenlerle Mersin İli, Anamur İlçesi, A5 Mahallende bulunan Güneyi yine davacı K1 adına kayıtlı 156 ada 2 parsel ve 156 ada 1 parsele dayalı ve çevrili kuzeyi ve doğusu hali arazi ile çevrili, batısı yol ile çevrili yaklaşık 20.000,00 m² civarındaki taşınmazın MK 713 mad. ve ilgili kanunlar gereği müvekkili adına tapuya tesciline yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Mersin Büyküşehir Belediye Başkanlığı sunduğu cevap dilekçesinde özetle;
Açılan davanın haksız ve mesnetsiz olup davanın reddini talep ettiklerini, herşeyden önce dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ve zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığının göründüğünü, sonuç olarak mahkemece resen göz önüne alınacak husular karşısında davanın reddine, davada yasal hasım olmaları nedeniyle Belediye aleyhine yargılama gideri ve harç ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Anamur Belediye Başkanlığı vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle;
Haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi gerektiğini dava dilekçesinde geçen iddiaları kabul etmediğini tescil şartları oluşmadığını, dava konusu yerin tescil harici bırakılmış devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olup kanadırıcı zamanaşımı ile dahi iktisap edilmeyecek olan yerlerden olduğunu ayırca davacı tarafından insan emeği ile imar ihya edilip tarıma elverişli hale getirilmediğini, iş bu davanın yasa gereği yasal hasım olduklarını bu nedenle aleyhlerine yargılama giderine hükmedilmemesi gerekmekte olup açılan davaya itirazlarını bildirdiklerinin sonuç olarak açıklanan nedenlerle ve resen tespit edilecek başkaca sebeplerle binaen haksız olarak müvekkili aleyhine açılmış olan davanın reddine, yargılama giderleri ile yasal vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Yerel Mahkeme yaptığı yargılama neticesinde;
”
Davanın KISMEN KABULÜ ile; Mersin İli, Anamur İlçesi, A5 Mahallesinde bulunan Fen Bilirkişisi Hüseyin Büyük tarafından tanzim olunan 06/07/2018 tarihli krokide “A” harfi ile gösterilen 10.752,08 m² yüzölçümündeki tescil harici taşınmazın tarla vasfı ile davacı adına TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE, bu hususta fazlaya dair taleplerin REDDİNE,
Dava konusu Mersin İli, Anamur İlçesi, A5 Mahallesinde bulunan Fen Bilirkişisi Hüseyin Büyük tarafından tanzim olunan 06/07/2018 tarihli krokide “B” ve “C” harfi ile gösterilen toplam 8.112,34 m² yüzölçümündeki tescil harici taşınmazın TMK 713/6 maddesi gereğince hali arazi vasfı ile davalı Hazine adına TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE,
Yargılama harç ve masrafları ile nispi olarak hesaplanan vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine,
” dair hüküm tesis etmiştir.
Kararı taraf vekilleri istinaf etmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Tescil koşullarının tüm taşınmaz kısımları yönünden gerçekleşmesi nedeni ile sadece A harfi ile gösterilen kısmın kendilerine verilmesinin hatalı olduğunu, davalılar yasal hasım olduğundan lehlerine verilen vekalet ücretinin nispi değil maktu hesaplanması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının itirazları doğrultusunda kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı
Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Davacının, dava dilekçesinde imar ihyaya 1992 yılında başladığını beyan etmişken raporda 1990 yılında imar ve ihyanın tamamlandığının belirtilmesinin çelişki yarattığını, taşınmaza ağaç dikmenin imar ve ihya sayılamayacağını, kaldı ki ağaç yaşlarının 12-15 olduğunu, davalılar lehine verilen vekalet ücretinin sarfedilen emek ve mesai gözetilerek eşit değil hakkaniyetli bir şekilde paylaşılması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının itirazları doğrultusunda kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı
Büyükşehir Belediye vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;
Davacı lehine TMK 713. Maddede belirtilen zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılıp davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dairemizce HMK’nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere yapılan inceleme neticesinde;
Taraflar arasındaki dava, TMK 713 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. Maddesi hükümlerine dayanan tapusuz taşınmazın zilyetlik ve imar ihya sebebine dayalı tescil istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece davanın niteliğinin gerektirdiği tüm beyan ve delillerin toplanarak davanın kısmen kabul kısmen reddine dair hüküm kurulduğu görülmektedir. Yerel mahkeme yukarıda belirtilen yasal düzenlemelerdeki tüm araştırmaları eksiksiz biçimde yerine getirmiştir. Dosya kapsamındaki deliller incelendiğinde davacı adına başkaca zilyetlikten tescil edilen taşınmaz olmadığı, 3. Kişilerin haklarının korunması için gazete ve yerel imkanlarla gerekli ilanların usulünce yapıldığı, dava konusu taşınmazın imar planları içinde yer almadığı, mahalli bilirkişi isim listesinin getirtildiği, Orman İdaresine yazılan yazıya verilen cevapta taşınmazın orman sınırları dışında yer aldığı ve ormanla bir ilgisinin bulunmadığı, aynı şekilde Mera Kanunu kapsamında da olmadığı, Devletçe sulanan arazi niteliğinde de bulunmadığı anlaşılmıştır.
Taşınmazda keşif icra olunarak taşınmaz üzerinde yer yer çilek ve buğday ekili olduğu, bir kaç çeşit meyve ağacının bulunduğunu, kıraç tarım arazisi görünümü taşıdığı, mahalli bilirkişi ve davacı tanıklarının ayrıntılı beyanlarında davacı lehine imar ve ihya ile zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği hususunda beyanda bulunulduğu görülmektedir.
Uzman heyet raporu incelendiğinde,dava konusu taşınmazın krokide A, B ve C harfleri ile kısımlara ayrıldığı, A = 10752,08 m2, B = 3353,95 m2 ve C = 4758,39 m2 olmak üzere taşınmazın toplam yüz ölçümünün 18864,42 m2 olduğu, taşınmazın bulunduğu bölgede 1974 yılında arazi kadastrosu yapılarak kesinleştiği, dava konusu taşınmazın taşlık vasıfta görülerek tescil harici bırakıldığı, taşınmazın imar planları dışında olup orman ve mera parsellerine yaklaşık 300-575 m mesafede yer aldığı, taşınmazın, mera, yaylak, kışlak, orman gibi Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer niteliğinin bulunmadığı, aynı şekilde kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında yer alıdğı, 1990 yılına ait hava fotoğraflarında açık alan niteliğinde, B ve C ile gösterilen kısımlarının ortalama % 25 – 35 eğime sahip olduğu, bu kısımların toprağının işlenmemiş ve doğal halde olup tarımsal emareye rastlanmadığı, A ile gösterilen kısmın ise tarım aletleri ile tarıma el verişli hale getirildiği, tarıma engel taş ve çalılıkların temizlendiği, toprak yapısının komşu tarım parselleri gibi kuru tarıma el verişli olduğu, teraslama yapılarak eğiminin % 3 – 5’lere düşürüldüğü, erozyon tehdidinin bulunmadığı, üzerinde çilek ve hububat ekili olup ayrıca değişik cins ve yaşlarda en yaşlısı 20-25 yaşında olan davacıya ait meyve ağaçlarının yer aldığı, ağaçların tamamının bakımlı ve verimli halde olduğu, bu kısımda kültür tarımı yapıldığı, her türlü bitki yetiştirilmesine uygun olduğu, üzerinde davacıya ait sulama havuzu nedeniyle sulu tarım arazisi vasfında bulunduğu, 1990 yılına ait hava fotoğraflarının da belirtilen hususları teyit ettiği, tarım arazisi vasfında görüldüğü,2004 yılı uydu görüntülerinin de yukarıda belirtilen nitelikleri tamamen doğruladığı, sonuç olarak A harfi ile gösterilen taşınmaz kısmındaki imar ve ihyanın 25 yıl önce tamamlanmış olup o tarihten beri tarım arazisi olarak kullanıldığı görüş ve mütalaasında bulunulmuştur. Taşınmazın 1 m2’si 50 TL’den toplam değeri 943.221,00 TL olarak hesaplanmıştır.
Davacı tarafça keşiften sonra taşınmazın tespit olunan değeri üzerinden tamamlama harcı yatırılmıştır. Hazine vekili duruşmalardaki beyanlarında TMK 713/6. Madde hükmü gereği taşınmazın kendileri adına tescilini talep etmiştir.
Tüm bu açıklamalar karşısında dava konusu taşınmazın A harfi ile gösterilen 10752,08 m2’lik kısmı üzerinde davacı lehine kazandırıcı zaman aşımı ve imar ihya şartlarının gerçekleştiği açık şekilde görülmekle taşınmazın bu kısmının davacı adına, taşınmazın B ve C harfleri ile gösterilen toplam 8112,34 m2’lik kısmında ise herhangi bir tarımsal faaliyette bulunulmadığı ve toprak yapısının doğal halde olduğu tespitleri karşısında TMK 713/6. Madde hükmü gereği Hazine adına tesciline karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından bu yöne değinen taraf istinafları yerinde bulunmamıştır. Ancak davanın niteliği gözetildiğinde Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10.06.2020 tarih ve 2017/8960 Esas 2020/1751 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi davanın kısmen veya tamamen reddi halinde davalı yasal hasımlar lehine verilecek vekalet ücretinin tek ve maktu olması gereğine değinen içtihadı karşısında davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur.
Sonuç olarak yerinde bulunmayan davalı tarafların istinaf taleplerinin reddine, davacı tarafın istinaf talebinin kabulüne, HMK 353/1-b-2. Fıkra hükmü gereği belirtilen hata yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün diğer kısımları aynen benimsenerek vekalet hususundaki hata düzeltilip hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM/: Gerekçesi Açıklandığı Üzere;
1-
Davalı tarafların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1. Maddesi gereği
ESASTAN REDDİNE,
2-
Davacı tarafın istinaf talebinin HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince
KABULÜ İLE,
Anamur 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.10.2018 tarih ve 2017/255 Esas 2018/411 Karar sayılı kararının
KALDIRILMASINA,
3-
Davanın
KISMEN KABULÜ ile; Mersin İli, Anamur İlçesi, A5 Mahallesinde bulunan Fen Bilirkişisi Hüseyin Büyük tarafından tanzim olunan 06/07/2018 tarihli krokide “A” harfi ile gösterilen 10.752,08 m² yüzölçümündeki tescil harici taşınmazın tarla vasfı ile davacı adına
TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE, bu hususta fazlaya dair talebin
REDDİNE,
4
–
Dava konusu Mersin İli, Anamur İlçesi, A5 Mahallesinde bulunan Fen Bilirkişisi Hüseyin Büyük tarafından tanzim olunan 06/07/2018 tarihli krokide “B” ve “C” harfi ile gösterilen toplam 8.112,34 m² yüzölçümündeki tescil harici taşınmazın TMK 713/6 maddesi gereğince hali arazi vasfı ile davalı Hazine adına
TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE,
5-
Fen Bilirkişisi Hüseyin Büyük tarafından tanzim olunan 06/07/2018 tarihli krokinin kararın eki sayılmasına,
6-
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 36.723,73 TL nispi karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 102,47 TL harç ile ıslah/tamamlama harcı olarak alınan 16.005,39 TL’nin mahsubu ile bakiye 20.615,87 TL’nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
7-
Davanın mahiyeti gereği davacı tarafça sarf edilen yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına ve davacı taraf lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-
Davanın niteliği gereği davalılar lehine takdir olunan 3.400,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
9
–
Kararın kesinleşmesine müteakiben bakiye gider avansının ilgilisine iadesine,
10-
Davacı tarafça yatırılan 9.181,00 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talebi halinde kendisine iadesine,
11-
HMK 359/3. madde hükmü gereği karardan birer suretintaraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361/1. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde gidilebilecek temyiz yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 02/10/2020
Adana Avukat Saim İncekaş | Adana Boşanma Avukatı, Ceza Avukatı, Şirketler ve Miras Avukatı Adana Avukatlık Hizmetlerinde Güven ve Tecrübe